Gerçek kimlikleriyle varolamayanlar, nefretleriyle varolmaya çalışırlar
Bütün homofobikler eşcinseldir. Özellikle ayrımcılıklara karşı duyarsız toplumlar, bu tespitin en güzel kanıtıdır. Dünya yansa umurlarında olmaz ama eşcinselliğe karşı çıkarlar. Oysa eşcinsellik onlara hiçbir şey yapmamıştır. Rahatsız ediyorsa da eşcinsellikle ilgili gocundukları bir yaraları vardır. Dediğim gibi dünya yansa umurlarında olmayan duyarsız toplum fertleri, durduk yere niye dünyayı eşcinsellikten korumayı vazife edinsinler ki?
Her ne şekilde olursa olsun eşcinsel karşıtı bir insanın, eşcinsellikle ilgili kendi içinde halledemediği bir sorun vardır. Bu sorun ister farkında bile olmadığı bilinç altında olsun, isterse kendi gerçeğinin farkında olup kaçış şeklinde olsun kişinin kendi eşcinselliğiyle alakalıdır.
Ama heteroseksist bir dünyada bunu itiraf edebilmek hiç de kolay değildir, hatta insanın hayatı boyunca mümkün bile olmayabilir. Eşcinselliğin açıklanabilmesi için kişinin hayatın gerçekleriyle barışabilecek bir özgüvene sahip olması ve heteroseksist dünyaya karşı kendini sağlama almasıyla mümkündür ancak. Yoksa hayatı boyunca kendini-eşcinselliğini tutarak homofobik bir şekilde veya eşcinselliğini saklayarak ve heteroseksüel görünürek yaşar gider.
Çünkü açılanlara da deli gözüyle bakılır, hatta eşcinselliğini gizli yaşayan eşcinseller bile açık eşcinsellere o gözle bakar ki bu da bir homofobidir. Açılan bazı eşcinsellerin açılmalarına rağmen eşcinselliği normal karşılamamaları da homofobiyi pekiştiren homofobinin başka bir seviyesidir.
"Dünyada erkekler, kadınlar vardır" gibi kategorileri oluşturanlar, içlerinde o kategorilere tam olarak dahil olmalarına engel teşkil eden eşcinsellik gibi tereddütleri olan kişilerdir. Kendilerini toplumsal cinsiyete tam olarak ait hissettmedikleri için genellikle içlerindeki gerçek kimliklerine karşı tepkisel olurlar. Bu da korkuyu, nefreti yani homofobiyi doğurur. Gerçekten eşcinsel olmayan birisinin homofobik olması için, aklıyla ilgili sorunu olması gerekir. O yüzden nefretlerini kusan homofobikler iki kere düşünsün, ondan sonra homofobik olsunlar. Çünkü nefretleri gerçek yüzlerinin aynasından başka bir şey değil. Kendileri, kendi gerçeklerini görmekten kaçınırlar ayrı mesele.
Size bir şer söyleyeyim mi, eşcinsel eşcinseli tanır. Mesela bugüne kadar ben eşcinselliğini açıklayanlara ve eşcinsel olduklarını öğendiklerime hiç şaşırmamışımdır. Yumuşak olana kibar derler, homofobik olana maço derler. Oysa ikisi de aynı kapıya çıkar. Eşcinsel olmayan biri de heteroseksist bir dünyada eşcinsel haklarını samimi bir şekilde ne kadar savunur onu da bilmiyorum.
Velhasıl bana göre bu dünyada içinde eşcinsellik barındırmayan kimse yok gibi bir şey. Heteroseksist bir dünyada yaşamamız bile dünyanın aslının eşcinsel olduğunu göstermez mi (Niye ihtiyaç duyulur ki cinsiyetçiliğe. Bu durumu sadece korkaklık ve cahillikle açıklamak eksik olur. Cinsiyetçilik bana göre daha çok, kendi kimliğine inat çoğunluğa dahil olmanın bir kamuflajıdır)? Toplumsal cinsiyet babında veya sosyal çeverede de olsa cinslerin hayatlarının büyük bölümünü kendi aralarında sürmeleri bile bunu göstermez mi? Eşcinselliğe sadece cinsel ilişki gözüyle bakıp eşcinselleri ötekileştirirsen ve kendine, doğana sırtını dönersen, ne kendini ne de dünyanın eşcinsel tarafını görebilirsin tabi.
Homofobik olduğunu düşünemeyeceğimiz Ricky Martin bile eşcinselliğini itiraf ettikten sonra, "Ben de homofobiktim" diyebiliyorsa, açık ve sert homofobiklerin halini, yani cinsel yönelimlerinin bastırılmışlığının seviyesini varın artık siz düşünün. Ama onlar açılımını hiçbir zaman yapamayacaklardır. Çünkü içinde yaşadığımız erkek egemen dünyanın sosyal koşulları bu duruma izin vermeyecektir. Gerçek kimlikleriyle varolamayacaklarına göre homofobileriyle varolmaya devam edeceklerdir.
Not: Yazıp, yayınlamaktan vazgeçtiğim bir yazımdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder