2 Eylül 2013 Pazartesi

Modanın cinsiyeti olmaz, olursa moda olmaz


Son günlerde Sibel Can'ın oğlu Engincan'ın giyim tarzı magazin dünyasında bayağı bir gündem yarattı. Özellikle dar pantolonları ve renkli, çiçek fiyonklu ayakkabıları dikkat çekti. Her ay giyimine çok para harcamasıysa konumuz dışı.

Sibel Can oğlunun giyim tarzından memnun olduğunu, (çünkü) kızların oğlunun giyim tarzını beğendiğini söyledi. Ne zaman modacı Gülşah Saraçoğlu "Tayt erkek adama yakışmaz" dedi, sanırım Sibel Can da bu söylemden rahatsız oldu ki, gazetelerin dediğine göre, oğlunun giyim tarzıyla ilgili soru soracaklar diye son konserinden sonra gazetecilerin karşısına çıkmamış.

Heteroseksist bir toplumda insanlar en yakınlarının erkekliklerine laf gelmesini istemezler. İnsanların giyim tarzları iç dünyalarının bir yansımasıdır ayrı mesele ama "erkek böyle giyinmelidir, kadın böyle davranmalıdır" diye modacı da olsa, herhangi bir konuda uzman da olsa, kimsenin kimseyi sınıflandırmaya, bu konuda söz söylemeye hakkı olamaz. Özgürlükler konusunda cesaretlendirebilir ama kimseyi kalıba sokmaya çalışmak haddine değildir.

Çok da abartılacak bir konu gibi görünmeyebilir özellikle moda konusunda birilerinin insanları belli kalıplara sokmaya çalışması. Çünkü insan genç olduktan ve de imkanları olduktan sonra moda tarzlarla varolmaya çalışabilir. İnsanın yapısının çok da belirleyicisi olmayabilir bu modasal akımlar ama cinsiyetçi söylemler insanların cinsiyetçi bir şekilde zırhlanmasına sebep olarak cinsiyetçiliği iyice pekiştirecektir.

Heteroseksizme köle olmamış insanlar hayatlarını belki daha renkli, daha sınıfsız yaşayacaklar ama heteroseksizmden maddi-manevi çıkarı olanlar olaya bir şekilde müdahil olarak insanların özgürlüklerine dolaylı da olsa çelme takmaya çalışıyor. Cinsiyetçi takılanlara sorsan demeçlerinin ifade özgürlüğü olduğunu savunacaklardır laflarının nereye gittiğini ve nelere sebep olabileceğini düşünmedikleri veya düşünmek istemedikleri için. Ama dolaylı da olsa, uzun vadede de olsa başkalarının özgürlüklerini kısıtlayabilecek sözler ifade özgürlüğü değildir.

Heteroseksist dünyanın değerlerinin aleyhine söylenen laflar hakaret oluyor ama heteroseksizmi besleyen, büyüten laflar ifade özgürlüğü oluyor. Gerçi bunları çok görmemek gerekiyor. Çünkü cinsiyetçi söylemde bulunanlar ayrımcılığın, ifade özgürlüğünün ne ve nereye kadar olduğunu biliyorlar mıdır acaba? Zannetmiyorum. Öyle olsaydı ağızlarından çıkanları, kulaklarının duyması gerekirdi. Bir kadın "erkek adam şunu yapmaz, böyle olmalıdır" diyorsa, söylenecek bir söz kalmamıştır demektir.

Modada cinsiyetçilik olursa, o moda, moda olmaz. Çünkü moda bir tasarımdır, yaratıcılıktır ve dolayısıyla da sınırları yoktur. Yaratıcılığa cinsiyetçilik karışırsa, o direkt tüccarlığa girer. O yüzden ben heteroseksist ülkelerde yapılan modanın, moda olduğuna asla inanmıyorum. Kalıpları zorlamayan, yıkmayan moda, moda değildir çünkü.

Beni rahatsız eden bir konuda daha hatırlatmada bulunmak istiyorum. Heteroseksizmle mücadele edenler moda, magazin gibi konuları basit bulup görmezden gelebiliyor. Oysa heteroseksizm insanların kanına basit bulduğumuz bu kanallardan çok daha kolay nüfuz ediyor. Neden mi? Toplumun ana fonuna bir bakarsanız anlarsınız.

Not: Yapılan bir araştırmaya göre (Wapa+Social Indicators Research) dünyanın en süslü erkekleri Türklermiş. Heteroseksist bir toplum olmamıza rağmen niye böyleyiz acaba? Sakın tek tiplilikten, tek renklilikten bıkmış olmayalım.

Modanın cinsiyeti olmaz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder