Ben de kendimce açıklama ihtiyacı hissettim bir EŞCİNSEL olarak. Kendimden, kendi eşcinselliğimden bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın!
Zeki Müren neden sevildiyse, Tarkan da o yüzden seviliyor demek geldi aklıma ilk olarak. Çoğunluk tarafından sevilmesinin açıklaması bu.
Ama ben kendim Tarkan'a olan duygularımı açıklamak istiyorum.
"Ben Tarkan'ı seviyorum muyum acaba?" diye sormak gerekiyor önce.
Tarkan'ı seviyorum ama müziğini değil, enerjisini.
O enerjisinin cinsiyetsizliğini seviyorum en çok.
Erkek ve kadın karışımlığını seviyorum.
Sanırım en çok da erkek fiziğinin içindeki kadını seviyorum.
Çünkü dansından konuşmasına, mimiklerinden edasına, tavrına kadar içinde tutmakta zorlandığı bir kadın var sanki.
Cazibeli bir kadın!
İnsanları avuçlarının içine alan, herkesi kendine esir eden, hayran bırakan, ulaşılmaz, dokunulmaz bir kadın.
Hala zirvede olmasının sebebi de bu gizemi zaten bence.
Çünkü insanlar merak ettiklerine hayaranlık besler. Keşfedildikten sonra heyecan kalmaz.
Tarkan bunu bilerek mi yapıyor?
Bilmem.
Belki öyle, belki de heteroseksist koşullar farkında olmadan ona bu yıldız olma fırsatını sunuyor.
Öyle olmasaydı Tarkan bir dünya yıldızı olmaz mıydı şimdiye kadar?
Onu yıldız yapan bizim toplumsal olarak tabularımızın olması olmasın?
Yıldızı yıldız yapan onun ışığıdır ama o yıldızı parlatan zeminin, arka fonun yapısının hiç mi önemi yoktur?
Yoksa yıldız çoktur. Onu anlamlandıranlardır yıldız yapan.
Bence ama...
Tarkan'ı en çok ve sadece ne zaman sevdim biliyor musunuz?
"Kuzu Kuzu" klibindeki cesur dansını yaptığı zaman.
Oradaki Tarkan bir fenomendir benim için.
Bir daha o seviyeyi asla yakalayamadı bana göre.
Ondan sonra ışığı az bir yıldız oldu benim için.
Sanatçılıklarına laf etmek haddime değil ama bir Zeki Müren, bir Bülent Ersoy ve Tarkan sadece yaptıklarıyla yıldız olmayı hak etselerdi, evrensel birer efsane olmazlar mıydı?
O yüzden yıldızların ışıltılarının sebebini çok derinlerde arama zahmetine girmeye gerek yok BENCE...
İçinde yaşadığımız toplumun yapısına bak, o yapının ne kadar kıyısındaysa, al sana YILDIZ!
O kıyı da hayatın gerçeği, doğanın bir parçası, toplumun barışamadığı tarafı.
Yoksa o kıyı ve kıyıdaki farklılığın da bir değeri olmayabilirdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder