10 Haziran 2013 Pazartesi

Yeşil, doğanın bir vesilesi özgürlüğe

Kendi kafana göre herkesi yönetmek için hayat boyu iktidarda kalma inatçılığı nasıl bir sevdadır ki? "Biz 'yeşil'i seviyoruz, her yeri yeşillendirdik diyorlar" ama hangi tonda o yeşil? Bahar mı, kış mı? Tabi onlara göre tek yeşil var. Kendilerinin içini açan, başkalarının içini kararttığını görmek istemedikleri bir ton. Oysa kendi tonları kendilerini de karartıyor ama farkında değiller veya farkında olmak istemiyorlar veya farkında olmak isteseler de olamıyorlar. Farkında oldukları zaman muhafazakar ideolojilerinden vazgeçmiş olacaklar çünkü.

İdeolojileri iyilik, güzellik, doğruluk ama sözde hepsi de. Niyetleri iyilik, güzellik, doğruluk olsa, niye insanların, hayatlarını nasıl yaşayacaklarına kendilerinin karar vermelerine engel olsunlar ki? Tabi başkalarının nasıl yaşayacağını da en iyi onlar bilir. Çünkü onlar iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun temsilcileridir! Oysa kendilerini bile temsil edemiyorlar. Çünkü kendileri, kendilerinden, doğalarından vazgeçmişler ve bir ideolojiye, heteroseksizme hizmet ediyorlar.

Bunların şiddetlerinin sebebi, kendilerine benzemeyenlere olan nefretleri. Yoksa bir insan kendisinin düşüncesine karşı gelene öldürme emri verir mi? Devlet diyor, "Polis orantısız güç kullanmış", polis diyor, "Biz sadece emirleri yerine geitiriyoruz". Suçu birbirlerine atanların her ikisi de aynı tarafta. İnsanlarla dalga geçiyorlsr sanki. Orantılısını bırakın, yönetime, sisteme kendisine uymadığı için karşı gelene güç kullanılır mı?

Diyorlar ki veya demek istiyorlar ki, "Biz seçimle iktidara geldik, bu süre boyunca bize katlanacaksınız!" Niye katlansın ki insanlar sizin
yasaklarınıza, baskılarınıza? İnsanlara baskı yapmak için mi geldiniz iktidara? İnsanlar bilmiyordu ki sizin vaadlerinizin başka, zihniyetinizin başka olduğunu. Çünkü "özgürlük" diye yola çıkıp kandırdınız insanları. Şimdi pişman olmalarına bile fırsat vermiyorsunuz. Size göre insanlar en fazla sandıktan sandığa pişman olmalılar. O dönem geldiğinde de bir yolunu bulup insanların aklını çelmeyi başarıyorsunuz vaadlerinizle gene.

İnsanlarımız da çelişkili ayol! Kısa vadeli çıkarları için uzun vadeli düşünmeyip geleceklerini doğru hesaplayamıyorlar ve hepsi sözde ahlakçı kesiliyorlar ama iş uygulamaya gelince hepsi zorlanıyor, bocalıyor. "Çıkarlarımız için teslimiyete mecbur bırakılıyoruz" diye bir şey olmaz, olmamalı. Bağımlılık zincirinin bir yerden kırılması için özgürlük adına fedakarlık yapmak, bizlere uzun vadede kazandıracak, heteroseksizme kölelikten kurtaracaktır.

Demokrasiye gelince... Demokrasi tek tiplilik midir? İnandığın doğruları kimseye danışmadan hayata geçirmek, hatta dayatmak mıdır? İnsanlar nerden bilsinler sizin sandıktan sonra ne yapacağınızı? Ancak 4 yılınızı garantiledikten sonra gerçek yüzünüzü gösteriyorsunuz. Ama bir seçim, iki seçim, 3 seçim... Buraya kadar. Dünyanın en iyi yönetimi olsa dahi üç dönemi geçerse, burada bir sorun var demektir. İnsanlar ya uyuyorlardır, ya da uyutuluyorlardır. Şu anda yaşadığımız da budur işte. İnsanlar kandırıldı, uyutuldu, uyanmak isteyenler de baskıyla susturulmaya çalışılıyor. Seçildiler ya, uygulama yaparken bırakın danışmayı, karışılmasını bile istemiyorlar.

Bir de yaptıkları, yapmak istedikleri neye yarayacaksa? Topçu Kışlası olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu AVM dediklerini konduracakları başka yer mi kalmamış ayrıca? Çok keyfi işler bunlar. Hani bilgi adına bir okul yapmak isteseler, evrensel bir kültür sanat merkezi açmak isteseler anlayacağım da, ya doğayı katlederek ticaret merkezi yapmak istiyorlar, ya imam hatip yapıyorlar, ya cami yapıyorlar. Yapsınlar da herkesin maneviyatı, maddiyatı sizinkine uymak zorunda mı? Dünya yönetiminin başına gelseniz bile, size benzemeyenlerin gerçeklerini de göz önünde bulundurmak zorundasınız.

Hani bazıları diyor ya, iktidara gerçeklerin anlatılması gerektiğini falan. Allah aşkına bu kadar iyi niyetli olmayın. Onların en baştan beri ideolojileri, yola çıkış sebepleri belli değil miydi? Şu anda yaptıkları da gerçeklere sırtlarını dönmek ve zorbalıkla fırsattan istifade iktidarda kalabilmek. "Seçime kadar bir kalalım, şu kalabalığı da bir yatıştıralım, ondan sonrası Allah Kerim"dir diye düşünüyorlardır. Zaten hep böyle gıdım-gıdım her şeyi, her yeri, herkesi ele ele geçirdiler. Kimse inanmıyordu laik bir ülkenin bu noktaya geleceğine. Buyrun, işte geldik bile. Akıl var, mantık var. Özgürlüğe muhafazakar bir zihniyet nasıl sahip çıkabilir ki? Umarım şu anda yaşadıklarımız, muhafazakarlıkla özgürlüğün birarada olacağına inananlara bir ders olur.

Yeşil, kirli havayı temizleyip, temiz hava sağlayan bitki yaprakları değildir sadece. Hele gaz maskeleriyle dolaşacak olduktan sonra ne anlamı kalır yeşilin? Gezi Parkı'ndaki yeşil sadece demokrasi mücadelesine bir vesile oldu ama hala demokrasi ağacını kurutan iktidar, resmen dalga geçiyor insanlarla "Yeşili biz sizden daha çok seviyoruz, her yeri yeşillendirdik" diye. Sen bütün çölleri ormana çevirsen kaç yazar içinde özgürlük olmadıktan sonra? Biz sadece manzara istemiyoruz, o manzarayı hayata geçirmek, yaşamak istiyoruz.

Doğa ve yaşam, haremlik-selamlık olmaz! Doğanın kanunlarında ahlakçılık, baskı yoktur. Uymaz çünkü bu yapay heteroseksist yaptırımlar doğaya, ters teper. "Gezi Parkı" doğanın heteroseksizme bir cevabıdır. Doğa, muhafazakar insanların yıkım-felaket dedikleri olaylarla, kendini korur, dengeyi sağlar. Gezi Parkı eylemi de, denge adına doğanın bir hediyesidir değerlendirebildiğimiz ölçüde.

Başbakan son konuşmasında da(Adana'daki) olayların çevrecilikle alakasının olmadığını söylemiş. Zaten çevrecilik olduğunu kim iddia ediyor? Resmen sizin baskıcı sisteminize karşı çıkıyoruz. Çıkamaz mıyız? Yani seçimden seçime bekleyelim öyle mi? Benim düşüncelerim hiçbir zaman iktidar olamayacaksa ne olacak? Ben hayatımı özgür bir şekilde yaşayamayacak mıyım muhafazakar zihniyetler yüzünden? İktidar olmak, sana benzemeyenlere de hizmet etmek, onları memnun etmektir Başbakan!

Not: Heteroseksizm sadece cinsiyetçilik değildir. İçinde erkek egemen sistemin her türlü antidemokratik uygulamasını barındırır. En başta doğa-l karşıtıdır heteroseksizm. Doğa-l da sadece yeşil değildir. İçinde en başta özgürlüğü barındıran müdahalesiz bir yaşam biçimidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder