3 Haziran 2013 Pazartesi

Muhafazakarlara inananların vicdanları sızlıyor mu şimdilerde?


Gezi olaylarına gelinen sürecin gözardı edilen bir tarafı var. Görünen köy klavuz istemediği halde, vatandaşın bile-bile yanlış ata oynaması. İktidarın durumu, resmen karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu'nun birebir yansıması olmasına ve kaç yılık laiklik deneyimi bir ülke olmamamıza rağmen bu kadar kör müydük? Laiklikten çok mu çekmiştik de, şeriatçılığı susamış gibi, kör gözüme parmağım misali intihara yönelmiştik.

Ne istediğimizin farkında mıydık, biliyor muyduk ne istediğimizi? Zenginlik ve refah bir yaşam mı? Yeter miydi bu insanca yaşamamız için? İçki satışı olmayınca para ne işe yarardı mesela? Bankaya hesap açmak için mi paramız olsun istiyorduk? Özgürlüğümüzü bile-bile satmadık mı muhafazakar bir iktidara?

Hadi seçimlerde kim tarafından yönetileceğinize karar verdiniz de, sanatçısından siyasetçisine referandumda, yargıyı ve lakikliği teslim etmenin amacı neydi? Neyi tamir edecektiniz, neyin intikamını alacaktınız gücü sadece muhafazakar bir iktidara teslim ederek?

Gelinen noktada muhafazakar iktidarı suçlamak kolay. Oysa onlar zaten "O" idi. Sadece siz gerçeklere sırtınızı dönmüştünüz. İktidarı suçlarken günah mı çıkartıyorsunuz acaba? Şahsen ben muhafazakar iktidarı destekleyen biri olsaydım, şimdi karşı çıkmaya yüz bulamazdım. Çünkü adamlar sadece rakamlara güvenerek inatlaşıyorlar. "% 50" diyorlar da başka bir şey demiyorlar. Diğer % 50 düşman kuvvetleri oluyor çünkü!

İktidarın güvendiği ve cesaret bulduğu % 50'nin içine dahil olanların şimdi biraz vicdanları sızlıyor mudur acaba? Ölen ve yaralanan insanların vebalini taşıyabilecekler mi? On küsur yıl sonra gerçeklerle yüzleşmek için fazlasıyla geç kalınmadı mı?

Hala da iktidarın sanıldığı gibi olmadığını savunanlar var. Anlamaları için toplu katliama mı kurban gitmeleri gerekiyor? Bence onlar da aynı kafaya sahipler ama bu kadar sertini kaldıramıyorlar. Zaten pişman olanlar da, baştan beri muhafazakar iktidarı desteklemeyip patlayanlardan cesaret bulup da pişmanlıklarını dile getirenler. Olaylar patlak vermese, hala bir umut, aynı tas, aynı hamam yaşayıp gidecekler.

Laiklik düşmanı zihniyetlerle nereye ve ne zaman kadar gidilebilir ki? Ben hayatım boyunca özgürlüğüme düşkün biri olarak muhafazakarlığın karşısında yer aldığım için, insanın tecrübelere dayanarak kendisini koruması gerektiğine inananlardanım. Eğer sen, yanlışlığa sessiz kalarak veya dayanaksız argümanlarla sebepsizce inanarak sana karşı olanlara cesaret verip kötülüğe zemin hazırlıyorsan, bunun suçlusu en çok sensindir.

Yeşerttiniz, filizlendirdiniz, boy verdirdiniz. Bu taa Cumhuriyet kurulduğundan beri sıçramayı bekleyen ama bir türlü fırsat verilmeyen cemaatin modernize haliydi. Daha önce bu zihniyette olanlar için yapılan darbelerin sebebini hala çözemeyenler var mı? Şimdi çok mu daha iyi oldu? Sessiz kalınsa bunun sonunun şeriat yönetimi olmadığına inananlar var mı hala? Kendinizi kandırmaya devam edin.

Bugün sokağa müdahale edenlerin, yarın sessiz kalındığı takdirde, evlerimizin içine dahi müdahale edeceklerini düşünebiliyorlar mı acaba? Tabi evimize muhafazakar devlet ve birimleri direkt girmeyebilir ama onlardan alınan cesaretle yanıbaşımızdaki güvendiğimiz kişiler hayatlarımıza müdahale edecek. Zaten amaçları bu. İçimizden birilerini başımıza bekçi olabilecek zihniyete dönüştürmek.

İnsan gerçekten biraz hayata karşı sorumluluğunu bilmeli. Çünkü bu hayatta sadece kendimiz yaşamıyoruz. Kendimizden başkalarını da düşünerek uzun vadeli isabetli kararlar almalıyız. Aldığımız kararlar da özgürlükler doğrultusunda olmalı. Çünkü özgürlükten zarar gelmez. Mesela ben özgürüm. Ahlak, din, gelenek, toplum tanımam ama kime zararım olmuş bugüne kadar? Ama bir arkadaşımın da dediği gibi, iktidarın, hele ki muhafazakar bir iktidarın vicdanı bile olmaz. Onlarda vicdan sadece kendilerini iyi hissetmek için vardır. Birilerini gerçekten düşündükleri için değil.

Son olaylarda gördüğümüz gibi, resmen kardeşi kardeşe kırdırıyor bu muhafazakarlık. Düşünün ki, vatandaşı korumakla görevli polis vatandaşın düşmanı yapılmış. Hangi akıl-mantık dahilinde ki özgürlük isteyen savunmasız vatandaşı polisin öldürmesi, yaralaması? Devletin görevi kendisine benzemeyeni yok etmek olsa bile, polisin vatandaşlığını unutmaması gerekirdi. Ama muhafazakar olunduktan sonra ailemizin içindeki, hatta kendi  içimizdeki muhafızların da polisten farkı yok ki.

Tek cümleyle bir şeyin altını çizmekte fayda var. Muhafazakarlıkla özgürlük, eşitlik, demokrasi ve laiklik yan yana olmaz. Olur diyenler muhafazakar olan ama özgürlüğü de kendince yaşamak isteyen iki arada bir derede kalmış, ne yaptığını, ne yapacağını bilemeyen kişilerdir. Çünkü muhafazakarlık din barındırır, gelenek barındırır, tutuculuk barındırır, otorite barındırırken, nasıl özgür olacaksın? Olmaz, olmaz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder