Denizli'deki "Gezi" mitinginden
Demokrasiyi hazmedemeyenler, olaylardan sonra gerçek yüzlerini sözleriyle de tescilliyorlar. Türkiye Başbakanı, "1 milyon insanı sokağa dökerim" diyor, Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı da, "Vallahi sizi bir kaşık suda boğarız ama dua edin ki biz demokrasiye inanıyoruz.. Biz de kaba kuvvet ve eşkıyalık yok" diyor.
Peki insana demezler mi, "Bu ne perhiz bu lahana turşusu" diye. Çünkü sözlerle uygulamalar birbirini hiç tutmuyor. Sizde o zihniyeti daha fazlasıyla hayata geçirme potansiyeli var ama yürek yok. Eğer halk biraz daha taviz verse, şeriat devletine dönmemek için bir neden göremiyorum şahsen ben. Ama sizin halktan önce "gavur" diye lanetlediğiniz sömürgeci güçlere karşı bile cesaretiniz yok. Amerika, Avrupa olmasa, vatandaşa çok daha kötüsünü yapacağınızdan adım gibi eminim. Şu anda bir kadın ölümle cebelleşiyor devlet güçlerinin saldırısından dolayı. Hem de utanmadan şehir ortasında yapılmış bir zorbalık yüzünden. Neymiş efendim, orantısız güç kullanan polislere cezası verilecekmiş. Geçmiş olsun! Hem kim inanır görevini kötüye kullanan polislere ceza verileceğine? Ayrıca, acaba polisler kendi iradeleriyle mi görevlerinin dışına çıkmışlar, yoksa emir o şeklide mi gelmiş? Bu iktidar resmen vatandaşına savaş açmış durumda. Tek sebep de, hükümdarlık kurallarını uygulamak istemesinden.
Tamam, iktidar olabilirsiniz ama, bu size her istediğinizi yapma hakkı vermez ki? Ne yaparsanız yapın, vatandaşın fikrini almak zorundasınız. Siz ne için iktidarsınız, benim düşüncelerim size ters gelse de, bana hizmet ve benim güvenliğim için iktidarsınız. Eğer tek bir vatandaş dahi sizin uygulamalarınızdan zarar görüyorsa, görevinizi layığıyla yapamıyorsunuz demektir ama sizin, size benzemeyenleri kendinize benzetme amacıyla iktidara geldiğiniz gün gibi ortada. Kim inanır ki sizin demokrasi için insanları bir kaşık suda boğmak istemediğinize. Tek idealiniz zaten o; Size karşı gelenleri öyle veya boğmak. Ama unutmayın ki, siz dünyanın dörtte üçünü kaplayan deniz olup, özgürlükçüleri boğsanız dahi, özgürlük denilen gerçek hep varolacaktır. Çünkü "O" yani özgürlük doğanın, hayatın gerçeğidir. Aslolan özgürlüktür, bireyselliktir, bireydir.
Özgürlüğe karşı verilen savaşı kazandığını zannedenler, kaybettiklerinin farkında bile olamayanlardır. Çünkü onlar kendi kendilerini yok etmenin mücadelesini vermektedirler farkında olmadan. Bu "Gezi" mitingi de onların kendilerine, insanlığa yaptıklarının acı meyvesidir. Eğer insanı düşünen, insanca, eşitlikçi, özgürlükçü bir yönetim olsa, kim neye karşı çıksın ki? Cem Yılmaz'ın tabiriyle, insanlar oksijen için ağaç istiyor, sen doğayı katlederek sopa gösteriyorsun. Ama o sopalar bumerang oluyor farkındaysanız. Milletin iktidar vekillerinden biri de, direnişçilerin gazı hak ettiğini söylemişti ya, baskıcı bir yönetim de direnişi hak ediyor demektir. Gerçekten hala yönetim, kendi yaptığının ceremesini çektiğinin farkında değil mi? Bence akıl ve mantık dahilinde bir açıklaması olamaz bu farkında olmayışlığın. Galiba ağızlarından çıkanları kulakları duymuyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder