Ahlakçılık yapıyorlar, ahlaksız çıkıyorlar!
Gerçekten insanlar muhafazakarlıktan uzaklaştığı için mi bu muhafazakar kurumların özgürlüklere karşı baskısı, denetimi, planı-projesi? Artık yeni nesil geleneksel ritüelleri formaliteden mi uyguluyor "birilerine" laf anlatmanın zorluğundan, imkansızlığından, gereksizliğinden? "He, he" diyorlar ama her türlü turşuyu kaşıklıyorlar-mı? Muhafazakar kesim de bunun farkında olup, muhafazakarlığı tamamen yitirmenin telaşı içerisinde mi?
Din dersi öğretmeni olabilecek adaylardan % 87'si din öğretmeni olmak istememiş.
Dindarlığıyla tanınmış ünlü şarkıcılarımızdan biri karısının iddia ettiği üzere yıllardır süren nikahsız başka bir beraberliği varmış ve karısından "ikili ilişki" istiyormuş. Aldatılan eş "Şeriatın İkinci hayatı" adını vereceği kitabında her şeyi anlatacakmış.
Bir baba fotoğrafından anladığımız kadarıyla türbanlı olan 13 yaşındaki kızını, hacı-hoca olan 54 yaşındaki bir adama 5 000 lira karşılığında sözleşme yaparak satmış. Kız o adamın işinde de çalışıyormuş anladığım kadarıyla galiba hafta sonları ama, otele götürüyormuş kızın dediğine göre. Otel odasında kalıyorlarmış ve kız ne yaşadıklarını utandığı için anlatamamış ve sadece ağlamış öğretmeninin anlattığına göre. Annesi de kızının yalan söylemiş olabileceğini iddi ediyor kızına inanmak yerine.
Başbakan "Dindar bir gençlik yetiştirmek istiyoruz." demişti ya, Diyanet gençlerden, kadınlara, engellilerden mültecilere bir çok kesime ulaşmak, onları dindar yapmak için dört yıllık bir plan-proje, yol haritası hazırlamış bile. Hatta bu konuyla ilgili müze bile kurulacakmış. Ahlaklı bir gençlik yetiştirmek için dinle ilgili üniversitelerde konferanslar verilecek, gençler için romanlar yazılacak, çocuklar için çizgi filmler hazırlanacakmış. Bu yıl ilk uygulamasını yaptıkları gibi öğrenciler için umre hizmetlerini geliştireceklermiş. Daha say-say bitmez Diyanet'in hizmetlerini.
Başta da söylediğim gibi hayatını yaşamak isteyen bir insanlar topluluğu var ama dinin baskısıyla da çelişen doğal bir yaşam var bastırılamayan. İnsanlar toplumdan dışlanmamak için geleneksel yaşıyormuş gibi görünüp, yaşamak istedikleri hayattan da vazgeçemiyorlar ve bunu ya gizli şekilde yapıyorlar, ya da "şeriatta yeri var" diye yaptıklarına kılıf uyduruyorlar. Tabi bunlar olurken arada masum kurbanlar da veriliyor çocuklar gibi eşcinsellik-eşcinseller gibi.
Farkındaysanız en uç noktada ahlaksızlık tabir edilen davranışlar da hacı-hoca kesimi olan dindarlardan çıkıyor. Tamam seks işçiliği diye bir şey var ama en azından "o" apaçık ortada ve gizlisi-saklısı yok en azından. Nedense de ahlakı seks işçilerine, eşcinsellere her türlü baskı ve ayrımcılığı yaparak korumaya çalışıyorlar, ahlaksız diye onlar kurban ediliyor en önce ve en fazla. Hep diyorum ya, saman altından her türlü suyu yürüttükten sonra senden ahlaklısı yok. Yani ne yaparsan yap, gizli-saklı yap. Doğru, dürüst ve şeffaf olarak heteroseksist sistemi-düzeni bozma! Beklenilen bu yani.
Şeriat ve benzer durumlar gerçekten genetiksel bir çaresizlik mi? Yapısal olarak özgüvensizliğin sığınağı mı? Yoksa insan bu kadar çelişkili olmaz değil mi? İnsan ateşli bir şekilde savunduğu inandıklarıyla bu kadar ters düşmemelidir değil mi? Aslında savundukları özgürlüğü kısıtlayıcı baskı mekanizmaları onları, kendilerini bu çelişkili duruma da düşüren. Bunu bir anlayabilseler, bastırılmışlıklarını ellerine-yüzlerine bulaştırarak rezil olmayacaklar. Yoksa ahlak konusunda bu kadar ahkam kesmeseler, ahlakçı kesilmeseler, kimse ne yaptıklarına karışmayacak bile. Ahlakçılık yapıyorlar, ahlaksız çıkıyorlar. Akıl ve mantık çerçevesinde İnsan bu kadar da bindiği dalı kesmez değil mi? (Pardon, onay beklermişcesine "çok değil mi?" diye sordum.)
Tamam manevi olarak bizi tatmin eden "öteki dünya" için de çalışabiliriz ama içinde yaşadığımız dünyaya sırtımızı bu kadar çevirerek biraz bu dünyaya, kendimize haksızlık etmiyor muyuz? Hem insan kimseye zarar vermeyecek şekilde içinden geldiği gibi hayatını yaşasa, kendini tatmin ederek mutlu etse herkes mutlu olmaz mı? Ahlak insanların doğru-düzgün olması içinse, ahlakçılık baskısıyla onları yalana, kötülüklere itmiş olmuyor muyuz? "Yapma" diyorsun, yapıyor, yapacak da. Yaptığı kendini mutlu ediyor ki yapıyor ve kimseye de zararı yok. Ama sen kalkıp doğru mu, yanlış mı olduğuna bakmadan onun kendini gerçekleştirmesine izin vermiyor ve onu "ahlaksız" ilan ediyorsun. Tutuyor mu bu ahlakçılık? Koskoca bir hayır. Tutmayacak da. Boşuna nefesinizi tüketmeyin bari. "Her şeyi doğasına, doğalına, akışına bırakın." derim. Siz istediğiniz kadar, mesela beni içimden geldiğim gibi eşcinsel olarak yaşamamdan dolayı "ahlaksız" ilan edin. Ahlakın, dinin-imanı kimde olduğu belli olmuyor örneklerde görüldüğü üzere ki ben zaten kendimi muhafazakar ahlakçı yapıya benzemememden dolayı ahlaksız hissetmiyorum ki. Kendiniz çalıyorsunuz, kendiniz söylüyorsunuz. Herkes yapacağından geri kalmıyor ki, kalmaz da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder