6 Şubat 2012 Pazartesi

Eşcinsellik Sadece Cinsellik Değil, Her Anlamıyla Bir Yaşam Biçimidir

Heteroseksüelce yaşayıp eşcinselce ilişkiye girersek tabiki de eşcinsellik kabul edilmez.

"1993’te sahneye çıktım. Fatih, Arto ve Aydın vardı o zamanlar, eşcinsellerden daha çok arkadaşlarım sizlerdiniz. Onların yapabileceği kötülükleri bilecek kadar deneyim sahibi değildim. Çok saf ve temizdim. İnsani duygulara sahiptim."

İnsan nasıl bu kadar bilinçsiz olur da kendi sınıfındaki insanların yaptığı kötülükleri cinsel yönelime yükler? Acaba  kötülüğe maruz kalan eşcinseller, eşcinselleri kötülüğe maruz kaldığı insanlardan-eşcinsellerden mi ibaret sanıyor da yaşadığı bütün kötülükleri tüm eşcinsellere genelleyebiliyor ve bunu da eşcinselliğin sorumlusu yapıyor? İnanamıyorum bazı transseksüel veya eşcinsellerin heteroseksüelliği bu kadar yüceltmesine, sadece heteroseksüellere güvenmesine. Her gün kaç tane kadın erkek cinayetine kurban gidiyor, bu cinayetleri işleyenler heteroseksüeller değil mi? Şimdi kalkıp da biz de burada heteroseksüelliğe karşı cinsiyetçilik mi yapalım? Kötülük dediği de, bunun sahneye çıktığı günlerde başka LGBT sanatçıları sahneye çıkarmışlar. Ama bir başka LGBT şarkıcının işine son verilip, yerine kendisinin çıkartılmasından gururla bahsediyor ve onun sesini bir böğürtü olarak tanımlayıp aşağılıyor, işten atılmasını hak etmiş gibi ifade ediyor.

Bir insan ayrıca heteroseksiszm tarafından dışlanmışlığı yetmiyormuş gibi, bir de kendi sınıfının, cinsel yönelimini, cinsiyet kimliğini bu kadar mı boklar? "Kadınlar kadınlara, erkekler erkeklere nasıl davranıyorsa eşcinseller de birbirlerine aynı şekilde davranıyor. Gay’lerin içinde aynı anda hem erkek hem kadın beyin çalışıyor. Senin düşünemeyeceğini ben 70 kere düşünürüm. İndirir kaldırırım." diyor. O senin düşüncen güzelim. İnsanın fikri neyse, zikri de o olurmuş ama her eşcinsel senin gibi art niyetli ve şüpheci olmayabilir. Olumsuzlukları kendi karakterin adına konuş ve bunu eşcinselliğe, transseksüelliğe yükleme.

"Bir arkadaşım beni, Aydın’ı izlemeye götürdü. Sahnedeki kişiye inanamadım." diyor.

Bunda şaşıracak ne var ki? Sonuçta eşcinseller de insan. Sen kendini kimliğinden dolayı küçümsersen, heteroseksizm tabi ki yok sayacak. Karşı tarafın saygısını da, saygısızlığını da insan biraz da kendi belirler. Sen kendine saygı duymazsan, başkaları niye saygı duysun. Üsteli erkek egemen bir toplumda.

Hem "doğuştan gelen bir durum" diyor eşcinselliğine, hem de "Allahın verdiği bir eksiklik" diyor. Doğuştan gelen bir durum niye eksiklik olsun ki? Eşcinsellerin neresi, nesi eksik Allah aşkına? Fazlası var eksiği yok. Eksik olan şey acaba kendimizle barışamamamız olmasın? Eksiklik olsa bile bu ayrımcılık için bir sebep olabilir mi? Özürlü olanlar nefret cinayetine kurban gidiyor mu veya herhangi bir sağlık problemi olanlar eşcinseller gibi nefretle dışlanıyorlar mı? Kaldı ki cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin fiziksel veya ruhsal bir eksiklikle zerre kadar alakası yok. Eksiklik dediği acaba trans kimliğinden dolayı fazlalık olan penis ve kendini kadın hissetmesinden dolayı eksik olan orjinal vajina mı? Onu da yaptırmış sonuçta. Eksik olan şey cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin kabul edilmemesinden başka bir şey değil ama bunun sorumlusu da en başta eşcinselliği eksiklik olarak gören kendisi.

"Bir gece beni gay kulübe götürdüler. “Allah’ım tek değilmişim” dedim. Yavaş yavaş bilgi sahibi olmaya başladım. Aydın’ı gördüğümde şoke oldum. “Bu işin sonu ” demiştim. Çünkü barlarda gördüklerim gibi değildi. Kraliçe gibiydi."

Önce şu eşcinsellerin dünyada kendilerini tek hissetme meselesine bir değinelim. Bazen bu kadarı olmaz dediğim anlar olmuyor değil. Gören de eşcinselliği % 20'lerde değil de milyonda bir falan zannedecek. Yaşları 20'yi geçiyor, "Aaa, Bülent Ersoy'da varmış, dünyada yalnız değilmişim." diyor. Acaba gerçekten, gerçeklerden bu kadar uzak ve de kopuk yaşayan bir millet miyiz biz? İnsan benzerini göremese bile hislerinide mi kontrol edemez? Bir de bunlar üniversite okuyan LGBT'ler. Nasıl bir insan cinsel yöneliminden dolayı dışlanmayan bir eşcinseli görünce şoke olur anlayamıyorum? Bu kadar kökünden mi içselleştirdiniz eşcinsel nefretini? İlla ki ayrımcılığa maruz kalması, öldürülmesi şart mı eşcinsellerin? Hadi sen böylesin diyelim. İnsan kalkıp bir de bilinçsizliğinin demecini mi verir? Sanki marifetmiş gibi anlatıyor da anlatıyor. Kendini geliştirdiğini iddia ediyor ama gele gele geldiği noktaya bakın.

Çünkü ilk aşık olduğundan bunun doğruluğu konusunda tereddütleri olmuş. Yahu aşık olmuşsun işte içinden geldiği gibi. Biri sana zorla "bir erkeğe aşık ol" diye dayattı mı? İçinden geldiği gibi kendini gerçekleştiriyorsun işte. İnsanın içinden gelen bir şey doğaldır, doğası gereğidir. Doğal olan da "heteroseksizme uymuyor" diye niye yanlış olsun. Altını tekrar çizeyim, bu kişi üniversite mezunu veya o anda okuyor. Ve en önemlisi en başından beri eşcinselliğin günah olduğuna inanıyor.

Herhalde bu noktadan-eşcinsellerin eşcinselliğin günah olmasına inanmasından sonra söylenecek tek kelime bile olamaz değil mi? Tipik bir LGBT düşüncesi ve de çelişkisi. Hem yanlış olacak, hem günah olacak, hem de eşcinseliğinden, tarnsseksüelliğinden geri kalmayacak. İnsan mantıklı düşünüp bunun doğruluğunu, yanlışlığını mukayese edemez mi? Edemiyorlar demek ki!

" 'Allah sana irade veriyorum, yapma' demiş. Evlenmemiş bir kızın ilişkiye girmesi nasıl günahsa benimki de o kadar günah. Benimkinin farklılığı kendi cinsimle olması. İlk ilişkim beş sene sürdü. Çok mutluydum. Ama artık onun ruhuna hitap edemiyordum. O gay yaşamaktan yanaydı. Ben tam tersi sakalsız, kılsız, tüysüz, daha feminen kıyafetler giymek isteyen biriydim."

Bu kadarına da insan pes diyor. Yani nikah defterine atılan bir imza mı cinsel ilişkiyi normalleştiren? Nerden biliyorsun eşcinsel ilişkinin yanlış olduğunu? Sana söyleyenler de yanlış biliyorlarsa, doğru bilseler bile sana "yanlış" diye dayatıyorlarsa n'olacak? Eşcinseller niye eşcinselliğe eşcinsel oldukları halde hep olumsuz tarafından yaklaşırlar? Gerçekten zihinsel bir problemleri mi var? Toplum eşcinselliği kabul etse bile bunlar gene homofobik olacak, gene cinsel yönelimlerinden, cinsiyet kimliklerinden nefret edecekler sanırım? Yoksa bunlar nefretle şov mu yapıyorlar?

Hanımefendi adının bir oyuncu ile anılmasından da rahatsız olmuş. Nedeni de toplumun transseksüelliğe bakış açısı değil de, o oyuncuyu beğenmeyip kendine yakıştıramamasıymış. Ona hiç sormamışlar "oyuncu"yu beğenip beğenmediğini? Alınmakta haklı da olabilir. "Bizler"e hep erkek delisi olarak bakıyorlar, kiminle olursa yatar diye düşünüyorlar ya. Yani onun da düşündüğü gibi düşkün değil, çok seçiciyiz ya!

Burası çok önemli. Dikkatli okuyun lütfen.

"6 senelik ilişkim biterken ihanet yüzünden bitti. Hem de benden çok daha vasat biriyle.

*Kadınla mı aldattı seni?
-Evet. Gay’le aldatacak hali yok ya. Artık o kadarına çıldırırdım."

Nasıl heteroseksistçe bir söylem farkında mısınız? Aynı erkek egemen toplumdaki kadınlar gibi düşünüyor. Yani herkes toplumsal rollerini oynasın da, iyi veya kötü fark etmez. Ama toplumsal rollerin dışına çıkılırsa asla kabul edilemez. Yani erkeği her şeyi yapsın ama eşcinsel ilişkiye asla girmesin. İşte eşcinselliğin en büyük halledilmesi gereken sorunu çok ama çok derinden içselleştirilen faşistçe bir homofobi.

 "Neden evli bir adamla birlikte olayım ki?" cümlesi de tipik ve moda bir toplumsal cinsiyet söylemi.

Transseksüeller alınmasın ama genelde karşılaştıklarımda bir sonradan görmelik havasıyla karşılaşıyorum. LGBT'lerin kendi arasındaki ayrımcılığın sebebi de bu sonradan görmelik olsa gerek. "Ben artık 'bir kadınım', 'ben artık bir erkeğim' anlamında heteroseksizme tamamlanma süreci mi acaba bu durum? Oysa heteroseksist toplumun LGBT'lerin hepsine bakış açısı aynı. "Bu transseksüel, erkek görünümlü eşcinselden daha iyi." demiyorlar herhalde. Ben şahsen transseksüelliğin eşcinsellikten daha çok makbule geçtiğine şahit olmadım. Transseksüeller daha çok ayrımcılığa maruz kalıyorlar. O yüzden heteroseksizme yamanarak heteroseksizmden kimseye fayda gelmeyeceğini anlaması, öğrenmesi gerekir LGBT'lerin. Eşcinseller de biz nasıl olsa göze fazla batmıyoruz diye transseksüellere erkeklik taslamasınalar.

Kişilikleirimizi, karakterlerimizi cinsel yönelimlerimizden, cinsiyet kimliklerimizden bir ayrı tutabilsek, eşcinsellik-transseksüellik bu kadar sorun olmayacak belki de. Ama biz daha cinsellikle cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin bile ayrımına varamamış LGBT'leriz. İçinde cinsellik geçtiği için eşcinsel denilince hemen cinsellik, dolayısıyla ahlaksızlık olarak algılanıyor. Biz eşcinseller gerçekten 365 gün 24 saat seks yapan kimlikler miyiz? Bizim cinsellikten başka yaptığımız hiçbir şey, tanımlanacak başka taraflarımız yok mu? E, eşcinsellerin bile aklına eşcinsellik diyince seks geliyorsa, heteroseksüellerin eşcinselleri seks düşkünü ahlaksız ve sapık görmesi kaçınılmaz. Çünkü biz diğer taraflarımızı, özelliklerimizi heteroseksüelce, heteroseksistçe gösteriyoruz. Geriye bir cinselliğimiz kalınca da tabi cinsel malzeme olarak algılanırız. Heteroseksüelce yaşayıp eşcinselce ilişkiye girersek tabiki de eşcinsellik kabul edilmeyecektir.

Yukarıdaki röportajından alıntı yapıp yorum yaptığım şarkıcı da, diğer LGBT'ler de eşcinselliğe toplumun baktığı gibi cinsellik açısıyla bakıyorlar ne yazık ki? İşin içinde cinsellik olmasa, eşcinsellik diye hiçbir şey olmayacak onlara göre de. Gerçekten eşcinsellerin cinsellikleri olmasa heteroseksüeller gibi yaşayabilirler mi? Eşcinsellik gerçekten sadece cinsellik yaşanarak tatmin edilen, gerçekleştirilen bir şey mi? Öyleyse eşcinseller, transseksüeller cinselliklerini yaşadıkları halde neden hala mutsuzlar? Bu bile eşcinselliğin sadece cinsellikten ibaret olmadığının bir göstergesi değil midir?

Eşcinsel kültür oluşmadığı sürece, eşcinsellerin haklarını elde etmesi ve mutlu olmaları mümkün olmayacaktır. Çünkü eşcinsellik her anlamıyla bir yaşam biçimidir. Bunun içine transseksüelliği de, biseksüelliği de katmalıyız tabiki de. Çünkü onlar da hiçbir zaman heteroseksüel tarafları olsa da, heteroseksizmin egemenliği altındaki bir heteroseksüellikle tam anlamıyla mutlu olamayacaklardır.

Eşcinsel kültür oluşmadığı sürece eşcinsellik sadece cinsellik olarak algılanmaktan başka, şarkıcılar gibi marjinal kesimlere tolerans geçilen, toplumun genelinden uzak tutulan, bulaşmaması gereken bir hastalık, cinsel bir sapıklık gibi görülmeye devam edecektir.

Biliyorum bazıları şimdi "eşcinsel kültür"ün nasıl bir şey olduğunu soracaktır. Kültür dediğimiz şey öyle kalıpsal bir şekilde olup "pat" diye adapte edilen bir şey değildir. Eşcinselce yaşamaya başladıktan sonra o kültür sürecine girilecektir ve kendiliğinden oluşacaktır içinde yaşadığımız coğrafya ve eşcinsel yaşam biçimimize göre. Emin olduğum tek şey eşcinsel kültürün daha yumuşak, daha esnek, daha eğlenceli, daha renkli, daha sanatsal, daha hümanist, daha sevgi ve aşk dolu, daha yenilikçi, daha evrensel ve özgür, biraz abartılı da olsa başlangıçta daha görkemli ve ihtişamlı olacağı. Daha samimi, daha içten, daha kendimiz gibi, eşcinselce olacak işte. Karnaval havasında bir kültür tanımladım değil mi? Karnaval havasında bir kültür olunca sorumsuz değil, sorunsuz bir kültür olacaktır. Sorun dediğimiz şey biraz da yaratılan bir şey değil mi? Kim tarafından mı? Söylememe gerek var mı? Heteroseksizm tabii.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder