Şimdi sizinle Kanada'da bir üniversitede yapılan bilimsel bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağım. Eğer düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü diye bir şey varsa, bu herkes için de geçerli olmalı ve kendimize ters düşen şeyleri hakaret ve ayrımcılık olarak algılayıp tahrik olmanın, yobazlık yapmanın hiçbir alemi yok. Hem yarası olan gocunurmuş değil mi?
Araştırma sonuçlarına göre;
Düşük zekalı insanlar, ırkçı ve önyargılarla beslenen ideolojileri daha kolay benimsiyormuş.
Çünkü çocukluğunda I.Q. (zeka katsayısı) testlerinde düşük puan alanların, ileride önyargılı olmaya ve basmakalıp ideolojilere inanmaya daha yatkınmış.
Zeka katsayısı düşük kişilerin önyargı oluşturmaya meyilli olmaları, onları yeniliklere karşı daha tutucu hale getiriyormuş. Yeniliklere direndikçe de yine önyargılara daha müsait oluyorlarmış.
Düşük zekalı insanlar "sistemi ve düzeni" destekleyen ırkçı ve önyargılarla beslenen ideolojilere daha yakın duruyormuş, çünkü bu karmaşık dünyayı algılamada kolaylık sağlıyormuş.
Gerçeklik karmaşık ve düzensiz olduğu için, ideolojiler bu karmaşıklığı giderir ve daha kolay çözümler önerirmiş. Bilişsel kapasitesi düşük olan insanlar kolaylaştırıcı ideolojiler benimsermiş. Bu kişiler hem liberal hem muhafazakar ideolojileri kendilerine daha uygun bulurmuş.
Gerçekten de çevremizde farklılıklara karşı ayrımcılık yapanlar ve önyargılı olanlar ideolojik, ideolojileri de sitemi ve düzeni destekleyen basit, basmakalıp-klişe ve de muhafazakarca değil mi?
Onlara sorsan ideolojileri dünyayı kurtaracak, dünyaya hayat verecektir ama sadece kendi kafalarına yattığı şekilde. Kendilerine uymayanlar zaten zarar görmeyi, yok edilmeyi hak eden kişilerdir. "Acaba başkalarını kabul etmiyoruz, yanlış buluyoruz ama bizde de bir sorun olabilir mi?" diye hiç düşünmüyorlar, düşünmeyi akıl edemiyorlar mı acaba!?
Tabi ki hiç kimseye kapasitesinden dolayı ayrımcılık yapmamak gerek ama ayrımcı kişilerin ayrımcılığına da "Bunların kapasitesi, genetiği böyle, bu kadar." diye mazur görmemek gerekiyor. Kendilerine benzemeyenleri "hasta" ilan eden bir zihniyete ne yapılması gerekiyorsa da o yapılması gerekir. Bu da başlı başına bilimsel bir uzmanlık işidir ehli olmayan kişilere bırakılmayacak kadar.
Şimdi her türlü saldırganlığa sebep olabilecek genetiksel-yapısal davranışlar o kişinin yaptıklarına karşı toleranslı, affedici olmayı gerektirmez. Çünkü bu bozukluk ne kadar iyi veya kötü bir sistematiğe bağlanmış ve artık kimse farkında olmasa da öyle veya böyle herkese zarar veriyordur ama siyaha beyaz denilmesine şartlanılmışsa, zararlar da normalleşmiştir artık. Su testisinin su yolunda kırılmasının sebebi de bu yanlışların, haksızlıkların, ayrımcılıkların normalleştirilmesinden değil midir?
Oysa, bana göre de her şeye, evet her şeye bilimsel yaklaşılması gerekiyor. Çünkü bilimin olmadığı boşluklar yobazlıklarla dolduruluyor kolaycacık, hemencecik.
Ben insanın genetiksel bir yapısı olduğuna ve bilimsel bilgiyle donanımlandırılmadıktan sonra olumsuz taraflarının törpülenemeyeceğine, geleneksel olacağına, empatiden yoksun olacağına, kendisine benzemeyenlerden nefret edeceğine, sorunları konuşarak çözümlemek yerine fiziksel veya iktidar gücünü kullanarak baskı yoluyla halletmeye çalışacağına, yedisinde ne ise yetmişinde de o olacağına inananlardanım.
O yüzden önyargılı olanların, basmakalıp düşünenlerin, yeniliklere kapılarını kapatan muhafazakarların, kendisine benzemeyenlere karşı ayrımcılık yapanların bilimsel bilgiyle donanımlandırılması taraftarıyım. Tabi bu da dayatmacı şekilde değil de bilgiyi, öğrenmeyi, araştırmayı sevdirecek şekilde olmalı.
Ama şiddete eğilimli olanların, homofobik olanların, her türlü ayrımcı olanların sağlık ve güvenlik olarak kontrol altında tutulmaları taraftarıyım.
"O karısıdır, sever de döver de" erkek! zihniyetiyle, namusun cinselliğe indirgenmesiyle, dünyanın erkek iktidarında döndürülmesiyle, saldırganları kontrol altına almayıp seri cinayet işlemesine müsamaha gösteren geleneksel heteroseksist bir yapıyla bu mümkün değil tabi.
Hayatta bilimsel bilgi ve bunu öğrenmek, tatbik etmekten daha önemli bir şey yoktur, olamaz. İnsan bilmediği şeye karşı yabancı kalır, hatta onu düşman beller. Bilgiden yoksun olanlar bilgiyi öğrenmek yerine, bilgiyi küçümserler ve her şeyi bildiklerini zannederler, bilenleri de ahlaksız, sapık, cahil ilan edebilirler.
Eee, ne tavsiye ediyorsun diyebilirsiniz. Öğrenmek, öğrenmek, öğrenmek. Bilgi, bilgi, bilgi ama bilimsel bilgi. Bunu için de eğitim, eğitim, eğitim ama maneviyattan uzak tamamen, yüzde yüz bilimsel bilgi.
Aklıma gelmişken, geçtiğimiz yıl ahlaklı bir toplum için din adamları kanaat önderi olmakla görevlendirilmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. Hollanda Kültür Bakanı da eşcinsellere şiddetin azalması için cami imamlarının sorumluluk almasını, eşcinsellere saygı duyulması için camilerde vaaz verilmesini, eşcinsellere yapılan şiddetin kınanmasını istemiş. "Çünkü o zaman sorun kalkar, herkes mutlu olur." demiş.
E çok doğru söylemiş. Yoksa biz sorunun kalkmasını istemiyor muyuz? İstiyoruz istiyoruz ama her şeyin kendi istediğimiz şekilde olması için, kendi yöntemlerimizle halletmeye çalışıyoruz sorunları. O da tabi daha da işin içinden çıkılmaz hale gelmesine sebep oluyor. Çünkü amaç sorunu çözmek değil, doğru veya yanlış her şeyi kendine benzetmek. Benzetmek! "Biz"de benzetmenin bir anlamı da kendine benzemeyenleri dövmek değil midir? "Benzemezsen benzetiriz!"
Bilgiyle bilgisizliğin arasındaki fark işte bu. Bakın "akıl, zeka" demiyorum. "Bilgi" diyorum. Bilgiyle aşılamayacak bir şey yoktur.
Konuyu bağlamak gerekirse homofobinin altında yatan da ayrımcı, önyargılı, basit, yeniliklere-farklılıklara kapalı geleneksel, muhafazakar gerçek bilgiden uzak bir ideoloji değil mi?
Yeniliklere, farklılıklara direnmek önyargıyı daha da besliyormuş bilgiden yoksun kalındığı sürece. Tabi bu da beraberinde ayrımcılığı, homofobiyi, ırkçılığı, kısaca nefreti, sevgisizliği beraberinde getirecektir.
Biz çok mu seviyoruz, sevgi doluyuz? Acaba öyle zannediyor olmayalım? Sevgi bile acaba bizim sevdiğimiz şekilde midir? Uzaktan ve "hayt-huyt" şeklinde ve de tek taraflı. Karşı tarafın sevgisinin önemi yoktur, erkek dışındakilerin sevgisini göstermesi erkekliğe terstir. Ve de tek biçimde bir sevgi ve sevme şekli!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder