Bugün "Sevgililer Günü" ama benim için gerçekten hiçbir anlam ifade etmiyor. Ben sevginin-aşkın kalıpsal olanına, zorlama olanına, özellikle eşcinsel aşka, sevgiye saygı gösterilmeyen bir güne, aşkı sevgiyi sadece heteroseksüellere hak gören bir güne inanmıyorum ve aşkımı-sevgimi hakkım olduğu halde özgürce ve de içimden geldiği gibi meşrulaştıramadığım sürece niye böyle bir kutlamaya dahil olayım ki? Bu, Sevgililer Günü'ne, aşka-sevgiye karşıtlık değil kesinlikle. Kutlamak isteyen eşcinsel de kendini mutlu edecekse kutlasın bu günü.
Zaten eşcinseller dahil edilse bile bu güne, benim aşk ve sevgi anlayışım gene uymaz bu güne. Çünkü ben toplumsal anlamdaki mülkiyetçi bir sevgi ve aşka da inanmıyorum. Benim aşk-sevgi anlayışım, içimden geldiği zaman ve istediğim kişi ve canımın istediği kadar kişiyle duygularımı, bedenimi veya istediğim her şeyimi özgürce, hesapsızca kısıtlamadan paylaşabilmektir. Beni tanımayanların-kabul etmeyenlerin kendi kültürlerinin ürününü kendimi daha da kısıtlamak için mi besleyeceğim bu kutlamayla.
Hem hangi yüzle kutlayacağım bu günü. İnsanoğlunun bir tarafta ağlarken, bir tarafta gülme kalıbı bana hiç mi hiç uymuyor. Bir yerde acı varsa benim de canım acıyor. Acısız ve de kötülüksüz bir dünyanın olmayacağına ben inanmıyorum. İstedikten sonra neden sadece mutluluk olmasın bu dünyada. Acıların hepsi mi doğal olarak oluşuyor. Hayır, çoğunu insanların kendileri yaratıyor. Dünyayı zalimlerin elinden kurtarmadan, güzelleştirmeden kutlamayı hak ediyor muyuz gerçekten? Duyarsız olunca "diğerleri"nden ne farkımız kalıyor?
Eşcinseller daha bu dünyada birlikteliklerini resmileştiremedikleri için heteroseksüellerin faydalandıkları haklardan faydalanamıyor. Eşcinseller daha kendilerini gerçekleştiremedikleri için kimliklerinden, kişiliklerinden ödün vermek zorunda kalıyor. Ve en önemlisi eşcinseller cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri yüzünden nefret cinayetlerine kurban gidiyorlar, hem de aileleri tarafından katlediliyorlar Sevgililer Günü denilen günün arifesinde. Sevgilinize bu günün anısına kırmızı bir gül alırken iki kere düşünün. Hakkımız var mı bu günü kutlamaya? Burnunuza İzmit'te kardeşi tarafından öldürülen travesti Melda'nın kan kokusu gelmiyor mu?
Çok karamsar bir tablo çizdim değil mi? Kayıplar veriliyor diye diğer eşcinseller hayatlarını yaşamayacak mı diyebilirsiniz? Keşke haklarımız için de sahte bir aşk gününe ayıracağımız gün kadar zaman ayırabilseydik, bu günü de hakkıyla kutlayabilseydik. Kırmızı bir gülün dalından kopartılmasına sebep olacağımıza "ben" de eşcinselim diyebilseydik, bugünün eşcinseller adına da kutlanmasını sağlayabilseydik.
Özür dilerim, gene çok ileriye gittim değil mi? Eşcinsellik dediğimiz cinsellik, cinsel yönelim, ibnelik, top'luk denilen ahlaksızlık sadece yatakta, dört duvar arasında yaşanan anal bir ilişki olarak yaşanmalı ve kalmalı öyle değil mi?! Oysa ahlaksızlık her yerde ve her zaman ahlaksızlıktır, yaşanılan şeyler de yaşanılıyorsa yaşanılması gerektiği için utanılmamalıdır.
Kutlayalım Sevgililer Günü'nü ama eşcinselce kutlayabiliyorsak kutlayalım. Heteroseksüeller gibi el ele tutuşup sevginizi ilan edebiliyor musunuz? Buna ihtiyacınız mı yok? Komik olmayın lütfen. Önce kendimizle barışıp bayramlaşalım, ondan sonra başka kültürleri yaşatmaya çalışalım. Kendisine hayırı olmayanın başkasına hayırı olur mu? Sahi siz kimsiniz, eşcinsellik nedir? Siz heteroseksüel misiniz? Çoğunun bu günde yanında heteroseksüel sevgilisi olacağından da adım kadar eminim. Sizin oraları bilmem ama bizim buralarda kendi cinsiyle Sevgililer Günü'nü fazla kutlayan yok da. Daha bizim buralara "eşcinsel bahar" gelmedi çünkü.
Heteroseksist sistem bizi birbirimize benzetmeye, kendine benzetmeye çalışarak kendi çıkarına uygun aşk tanımı yapıyor ve bunu idealize etmekten de öte dayatıyor. Teşekkür ederim, istemem aşkını da, gününü de.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder