15 Şubat 2012 Çarşamba

Eşcinselin Adı Hiç Yok

Ahlaksız "Şey"ler!

Ben bir eşcinselim. Yani kendi cinsime ilgi duyuyorum. Duygusal anlamda kendi cinsimi seviyorum, kendi cinsime aşığım ve kendi cinsimle cinsel ilişkiye giriyorum. Zerre kadar da rahatsızlık duymuyorum, ahlakçılığı içine sindirmiş olanlar gibi de kesinlikle utanç duymuyorum.

İnsan kendini gerçekleştirince mutlu olduğu ve hiç kimseye zararı olmayan yapısal bir özelliğinden dolayı niye utansın ki? Aksine gerçekleştirince bana mutluluk verdiği için bu özelliğimden dolayı gurur duyuyorum. Çünkü kendim olup ihtiyaçlarımı gerçekleştirince mutlu ve huzurlu olduğum için çevreme daha faydalı olduğumu çok iyi biliyorum. Saldırganlığın, baskının, nefretin, hoşgörüsüzlüğün arkasında da bireysel eksiklerden kaynaklanan tatminsizlikler yatmaz mı?

Eşcinsel olarak ben herkesin kendisiyle barışma derecesine göre değişik seviyelerde konumlandırılıyorum. Kimine göre ahlaksız, sapık ve hasta, kimine göre ibne-top, kimine göre gey'im, eşcinselim. Bakış açısına göre kelimelere yüklenen anlamlar bile farklılıklar taşıyabiliyor.

Oysa ben kim ne derse desin aynı benim, cinsel yönelimim aynı eşcinsellik. Sadece kişisine göre farklı muamelelere maruz kalıyorum, tanımlamalar da tanımlayanlara göre farklı anlamlar taşıyor.

Heteroseksizmi  içselleştirenler ister heteroseksüel olsun isterse eşcinsel, erkekliğin en karşısında yer alan eşcinselliğe nefretle bakıyor. Nefretler de yobazlığın ve de bastırılmışlığın seviyesine göre farklı seviyelerde yansıyor.

Kişilerin farklılıklarla ve kendisiyle barışamamalarının arkasında ne kadar çevresel faktörler, yani içinde yaşanılan kültürler etkili olsa da ben şahsen genetiğe inananlardan biri olarak insanın yapısına bağlıyorum. Bazılarına çevresel faktörler olumsuz yönde etkide bulunamıyor ama çevresel faktörlerin gücüne yenik düşme kapasitesinde olanlar ne yazık ki boyun eğiyorlar çevreye. Burada ayrımcılığa maruz kalan biri olarak ayrımcılık yapmıyorum kesinlikle. Çevresel faktörler kötü amaçlara alet edilirse olabilecekler ne yazık ki çok olumsuz, çok kötü oluyor, cinayetle-ölümle sonuçlanan nefretler doğurabiliyor.

Heteroseksüel olup da eşcinsellikten nefret edenler, eşcinselliği reddedenler var, eşcinsel olup da eşcinselliği reddedenler var. Özgüveni olmayıp da korkularından dolayı homofobik olan eşcinseller var, özgüveni hiç olmayıp da heteroseksizmin argümanlarıyla güç yeterliliği yaparak şiddetli bir şekilde homofobik olan eşcinseller var. Tabi bilgiden yoksun olup da homofobik olan hem heteroseksüel, hem de eşcinseller var bir de.

Aslında eşcinselliğin adının koyulmamasının altında yatan en büyük sebep de bilgisizlikten kaynaklanan korku. Çünkü adı koyulursa eşcinsel olanlar heteroseksizmi içselleştirmelerinden dolayı kendilerini hiç gerçekleştiremeyeceklerinden, eşcinsel olmayanlar da var olan bir şeyle savaşmaya başlayacaklarından korkuyorlar. Çünkü bastırarak, sindirerek, yok sayarak en azından kaale alınacak, kendilerini uğraştıracak birilerinin oluşmasına engel olmuş oluyorlar. Farklılıklara karşı duyarsızlığın sebebi de açık-seçik kabul edilen bir özne istememelerinden.

Eşcinselliğin adının doğru bir şekilde koyulmaması aslında doğanın gerçeğini yok edemeyeceği için eşcinsellik de sorun olmaktan çıkamıyor bir türlü, çıkamaz da. Çünkü gerçekleştirilmesi gereken doğal bir hak, doğanın bir gerçeği eşcinsellik. Yok edilemeyeceğine göre yok saymak ve yok etmeye çalışmak gereksiz bir mücadele sayılmaz mı zaman ve moral kaybına sebep olan?

Var olan bir gerçek var ama adını telaffuz etmeye kimse yanaşmıyor. Böyle olunca da ne doğal bir hakmış gibi eşcinseller tarafından yaşanabiliyor, ne de eşcinsel olmayanlar tarafından kabul edilebiliyor. Eşcinsel olmayanların farklılıklara karşı duyarsız kalması anlaşılabilir de, eşcinsel olanların kendilerine olan duyarsızlığı sağlıklı bir ortamda akıl ve mantık çerçevesinde ne açıklanabilir, ne de anlaşılabilir. Sağlıklı bir insan gerçekten kendi gerçeğini nasıl bu kadar kolay bir şekilde reddedebilir ki?

Eşcinseller o kadar yanlış buluyorlar ki kendilerini heteroseksüel olabilme şansları olsa hiç düşünmeden erkek veya kadın olacaklar. Bu bile onların ne kadar heteroseksist olduğunu göstermez mi? Artık heteroseksüellerin heteroseksist davranışlarının heteroseksizmi beslediğini, zararlı bir hale getirdiğini dile getirmek bile istemiyorum. Çünkü heteroseksist dünya zaten biliyor eşcinsellerin bile kendileriyle barışık olmadığını, eşcinselliklerinden memnun kalmadıklarını, kurtulmak istemediklerini. Ben eşcinselliğinden çok memnun olan ve iyi ki de eşcinsel doğmuşum diyen bir eşcinselle karşılaşmadım desem yeridir.

Benimle yatanlara soruyorum "Siz nesiniz?" diye. Eşcinselliği pasifliğe indirgeyip hem pasif olup, hem de pasifize olanlar da bunu dile getiremiyor, erkek geçinip aktif olanlar da. Yani ortada yaşanan bir şey var ama kimse bunu ne toplumsal anlamda kabulleniyor, ne de bireysel anlamda. Hepsine göre adı koyulmayan, koyulmak istenmeyen, boşaldıktan sonra pişman olunan, hızla kendinden uzaklaşılan sadece fiziksel bir uygulama, bir zevk, cinsellik bu yaşanan.

Herkesin kafasında kadınlık ve erkeklik rolleri var birinden birinin seçilmesine şartlanılan. Kadın ve erkek kimliği var sadece. Kimsenin ne cinsiyetten, ne cinsel yönelimden, ne de toplumsal rollerle bedensel kimliğin farklı şeyler olduğundan haberi var. Yani onlar erkek veya kadın rolündeler ve içlerinden gelen bir şeyi gerçekleştiriyorlar sadece. O gerçekleştirdikleri şeyi de sadece zevk olarak görüyorlar biraz önce dediğim gibi ve bu da ahlaksızlık ilan edildiği için yaşadıkları halde kendileri tarafından bile kabul edilmiyor ki adını koysunlar, benimsesinler.

Eşcinselliğinin bilincinde olanlar yok mu? Vaarr. Ama onlar da ne suya-sabuna dokunmak istiyor, ne de dokundurmak istiyor. Çünkü onlar da inanmışlar, inandırılmışlar sadece heteroseksist düzenin doğruluğuna.

Cinsel yönelimini kendi cinsiyle gerçekleştiren birileri var ama kendilerini özgürce, özgür iradeleriyle tanımlayamıyorlar. Çünkü eşcinsellik heteroseksist toplumun gözünde ahlaksızlık, eşcinseller de ahlaksız "şey"ler. Şey yerine "gey" denilirse eşcinsellik denilen mekruh meşrulaşıp çoluk-çocuk sapıklığa özenebilir yoksa!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder