Akşam spordan dönüyorum. Cadde üzerinde nişan, düğün veya kına gecesi var. Omuzlarında kırmızı tül puşisi olan damatın karşısında "abla"mız dar tayt pantolonu ve geniş, boğazlı, omuzları kocaman desenli kazağıyla döktürüyor da döktürüyor. Kalçalar yarım metre sağ-sol yaparken mübarek 2 metrelik kaldırımda değil de, İnönü Stadyumu'ndaymış gibi coşuyor da coşuyor. Hızını alamayıp ona el çırparak tempo tutan kızları çekiştirerek kendisine eşlik ettirmeye çalışıyor.
Ayıpladığımı falan sanmayın. Olması gereken de bu. İnsan içinden nasıl gerekiyorsa öyle davranmalı. Ama bu "abla"mız davranış olarak bu kadar ulu-ortadayken, acaba eşcinselliğini dile getirmiş midir, hatta kendi içinde kabul etmiş midir? Belki herkes biliyordur, kendisi de cinsel yönelimiyle barışmıştır ama bizimki gibi heteroseksist bir toplumda cinsel yöneliminin açılımını yapmış bir eşcinsel bu kadar rahat olamayacağı gibi, kendisi rahat olmak istese bile çevresi onu kabul etmez, dışlar, öyle aile ortamı bir nişan-düğünde davetiye bile göndermez. Hadi damatın arkadaşı olsun diyelim. Hangi damat demeyelim de, kaç damat eşcinsel bir arkadaşıyla karşılık döktürür. Tabi eşcinselin kim olduğuna ve orada hangi sıfatla bulunduğuna dair çeşitli ihtimaller söz konusu olabilir ama bildiğim ve gözlemlediğim kadarıyla genelde öyle olduğu üzere, bu arkadaşımız da açılımın yapmamış bir eşcinsel olmanın rahatlığıyla böyle dans edebiliyordur dansözler gibi. Çevresindekiler de biliyordur eşcinsel olduğunu ama kendisi dile getirmedikten sonra ahlaksızlık olarak bilinen bir durumu kim yüzüne vurabilir ki? Hele bir de tanıdıkları birisiyse, muhtemelen de öyledir, niye mahçup etsinler ki durduk yerde? Belki kendi aralarında konuşulmuştur dalgaya vurdurularak bu konu-eşcinsellik ama o kişinin rahatlığından kaynaklanan bir davranış şekli gibi çeşitli bahanelerle geçiştirilmiştir. Çünkü eşcinsellik konuşulup da kişi tarafından onaylanırsa, eşcinsellerin rahat davranmalarını boş verin, insan içine çıkamazlar veya bulundukları çevreyi terk etmek zorunda kalırlar. Belki de bu arkadaşımız da başka bir memleketten falan gelmiş, çevresinin olmamasının verdiği rahatlıkla böyle feminen davranıyordur. Feminen derken de oynarken demek istiyorum. Yoksa oturmuşluğunu-kalkmışlığını gördüğüm falan yok. Kısaca demek istediğim, erkek egemen toplumlarda kimin ne olduğu biliniyor aslında ama bilmezlikten, görmezlikten geliniyor açıkça dile getirilmediği sürece. Bu hem eşcinsellere bir rahatlık sağlıyor, hem de toplum pek fazla rahatsız olmuyor sistem-düzen bozulmadığı için. İkiyüzlü bir sistemde ikiyüzlü olmak en makbule geçen oluyor anlayacağınız. Bu arkadaşımız yarın-öbür gün her şeye rağmen zaten kendisi de evlenerek düzeni devam ettireceği için hiçbir sorun çıkmayacaktır. Eşcinsellik de sadece dedikodu olarak kalacaktır.
Eşcinselce-feminen olarak davranmak idealize edilmiş erkek davranışlarına ne kadar ters düşerse düşsün utanılacak bir durum olmuyor da, eşcinselliğini açıkça dile getirip dürüst olmak utanılacak bir durum oluyor. Çünkü eşcinselliğin utanılacak bir durum olduğu çocuk yaştan itibaren içselleştiriliyor, ölünceye kadar da devam ediyor. Bu yüzden gizli-saklı kendini gerçekleştirmeler de pişmanlık sebebi olabiliyor.
Genç bir eşcinsel, eşcinselliğinden utandığını ve bu yüzden eşcinsellerin toplu olarak bulunduğu ortamlarda fazla yer almak istemediğini söyledi. Eşcinselliğin değil, eşcinsellik gerçeğini kabul etmemenin utanılacak bir durum olduğunu söylediğimdeyse, "Belli bir yaşa geldiğin için sen bunları aşmışsın" dedi. Oysa eşcinsellerin eşcinsellikleriyle barışmalarının yaşla ne alakası var. Daha yaş ilerledikçe bazıları yaşadıkları gizli eşcinselliği seks adına bir gençlik süreci olarak görüp üstünü kapatmaya çalışıyor, çalışmasa bile bu durum geçmişte kalıyor, adı konulmamış, sahiplenilmemiş bir yapı olarak gözardı ediliyor.
Açıl(a)mayan eşcinsellere göre herkesin koşulları farklı olduğu düşünülerek, bazı eşcinsellerin özgüvenli olup açık eşcinsel olmaları ve de herkese açık eşcinsel olmayı tavsiye etmeleri ahkam kesmek olarak görülebilir ama ben de açılamayan eşcinsellerin açılamama gerekçelerini ne yazık ki sadece bahane olarak görüyorum. Neymiş efendim, ekonomik bağımsızlığını kazanamamışmış, ailesini üzmek istemiyormuşmuş, ailesine torun verme mecburiyeti varmış, ailesinin yüzünü kara çıkaramazmış, toplum denilen bir şey varmış, manevi değerler varmış, varmış da varmış. Peki açık eşcinseller ne oluyor açılamayan eşcinsellerin gözünde. Heteroseksist bir toplumdan farklı düşünmüyor onlar da eşcinsellik hakkında tabi. Onlara göre de açık eşcinseller ahlaksız ve de düzeni bozanlar oluyor. Ahlaksız ve de düzeni bozan olarak düşünmeseler eşcinselliği, onlar da açık eşcinsel olurlardı bahane yaratmak yerine. Pardon onlara göre haklı birer gerekçe değil mi o bahaneler!
Bir de bazı eşcinseller heteroseksist toplumun evlilik baskısını yaşlanınca yalnız kalmamak için sahipleniyorlar. Kalabalık içinde hayat boyu yalnız kalmak ne kadar zordur oysa. Yalnız bırakılmak, kalabalık içinde yalnız olmaktan çok daha iyidir (bence). Etrafında hareket halinde olan bir yaşam var ama sen sanki uzaktan kumandayla yönlendiriliyormuş gibisin. Yaşam yaşanan bir şey değil de kulaklarında büyük bir uğultu, gözlerinde canlanan bir kabus ama bir türlü uyanamıyorsun, uyanmak istemiyorsun. Uyanırsan daha büyük homfobik kabusla karşılaşmaktan korkuyorsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder