Transseksüel bir şarkıcı, "Sonuçta sağlıklı bir kadınım, ilişkim olsa bunu açık yürekle açıklarım." demiş. Kadın ya artık, sağlıklıdır artık. Sağlıklı olmak da cinsel ilişkiyi hak ettirir, meşrulaştırır.
Yalnız biyolojik olarak doğuştan kadın olanlar sağlıklı olmanın göstergesi cinselliklerini biraz çelişkili de olsa ya evlilik yoluyla ya da bekar olduklarını savunarak meşrulaştırıyorlar. Toplumsal bir kadınsan evlenmişsindir sağlıklı olduğun için, marjinal bir kadınsan da bekarsındır sağlığının ispatı, yani cinselliği hak etmek için.
Erkeklerin çapkınlıklarına haklılığın kılıfı da sağlıklı olmaktır. Çünkü sağlıklı bir erkeğin cinselliği de çok olağan bir şeydir. Hatta heteroseksist bir dünyada çapkın olunmazsa, o erkeğin erkekliğinden şüphe edilir. Ereksiyon mu olamıyordur acaba, yoksa eşcinsel midir? Ereksiyon olamıyorsa fiziksel yani tıbbi bir problemi vardır, eşcinselse zaten hepten, doğuştan hastadır.
İşte zurnanın kocaman bir "zort" dediği yer burasıdır. Herkes her şeyine haklılığı için bir kılıf uyduracak, bir bahane bulacak ama konu eşcinsellik olunca hastalık olacak, eşcinseller de hasta olacak. Yok ya! Hangi fakülteden mezun oldunuz? Hangi uzman doktorunuz böyle diyor acaba? Yoksa hala mitolojideki "Lut Kavmi" hikayesine inananlardan mısınız? Yoksa kulaktan dolma "kocakarı" reçetelerine mi bel bağlıyorsunuz? Yoksa her sakalı olanı "hoca" mı bellediniz?
Heteroseksist toplum birimleri ve bireyleri acaba en başta eşcinselliğin ne demek olduğunu biliyor mu? Biliyor tabi! Anal ilişki, erkeklerin anal yoldan cinsel ilişkiye girmesi! Aslında o kadar çok soru var ki sorulacak. Peki anal ilişkiye girenler kiminle ilişkiye giriyor? Sadece girdiren ve eşcinsel olarak tanımlananlar mı hasta oluyor? Ya girenler ne oluyor peki? Onlar erkektir şüphesiz! Eşcinseller hastaysa aman hastalık falan bulaşmasın girerken. Prezervatif kullanılırsa bulaşmaz sanırım. Eşcinsellikten prezervatif denilen "kılıf" korur! Erkektir, sonuçta her deliğe girer, arada bir böyle alkollüyken falan eşcinsellere de toslanır. Zaten eşcinselliği, eşcinsel ilişkiyi kendine yakıştıramayanlar genellikle alkol alarak ilişkiye girerler sarhoşluk bahanesi yaratmak için, biraz da eşcinselliklerine cesaret toplayabilmek için.
Erkeklik denen müsebbih cinsel organını kaldırabilmekse, eşcinseller de erkek sayılır öyleyse. Ha tabi erkek olabilmek için anüsün namusunu muhafaza edebilmek şart. Namus denilen şey bu kadar basit bir şey mi öyleyse dışkı bölgesinin çapına indirgenebilen? Bu da gösteriyor ki, namusa adfedilen değer de heteroseksizmin kendisini koruyabilmek için dayatılan heteroseksist kurallar.
Ayrıca erkek olabilmenin en güzel yolu iki yüzlü bir şekilde saman altından su yürütebilmektir. Ne kadar maço-kabadayı-sert-erkeksi görünürsen, o kadar erkeksindir. Bir de erkeklik değerlerini yüceltip ötekileri aşağılar-dışlarsan, sapına kadar homofobik olursan, senden ala erkek olmaz. Nasıl olsa geceleri karanlıktır, kimse görmez, bilmez, duymaz. Sabah olunca bütün hastalıklardan kurtulup sağlıklı bir erkek olursun!
Hastalık nedir peki tanımlayabilir misiniz? Kısaca herkesin anlayacağı dilden, fiziksel veya zihinsel bozukluktur. Peki eşcinselliğin bu tanıma uyan bir tarafı var mıdır? Siz hiç cinsel yönelimin hastalık olarak tanımlandığını duydunuz mu? Hani sağlıklı olmanın göstergesiydi cinsellik. Birine karşı cinsel arzu duyuyorsan, onunla cinsel münasebet gerçekleştirmek istiyorsan bu sağlıklı olma hali değil miydi? Bunu gerçekleştiremeyenlere hasta denilip, doktora falan tedaviye gidilmiyor mu? Eee, bu çifte standart ne peki? Herkes senin yediğin çorbadan içmek zorunda mı? Sevmediğiniz bir yemeği bile yemekte zorlanırken, bir insan yapısına uymayan, gerçekleştirirse midesinin bulanacağı bir cinsel ilişkiyi niye gerçekleştirsin? İnsan durduk yerde heteroseksüellere benzemek için psikolojik olarak neden sağlığını bozsun? Adam kendi cinsiyle ilişkiye girmek istiyorsa ve bununla kendini gerçekleştirip mutlu olacaksa, başkalarının sağlığıyla oynamak kimin haddine?
Aslında herkes biliyor hastalığın falan bahane olduğunu, heteroseksizmin kendisine benzemeyenleri yok etmek için nefret politikası uyguladığını. Oysa nefret bir hastalıktır, kendisiyle barışamamaktır, gerçeklerden kaçıştır. Tedavi edilmesi gereken bir durum varsa, kendisine benzemeyenleri hazmedememe, onlardan korkma, onlardan nefret etme durumu, kısaca eşcinsellikten nefret ettikleri için homofobidir. Çünkü sağlıklı bir insan durduk yerde cinsel yönelimi kendisininkine benzemiyor diye nefret etmez. Ya birileri tarafından kolayca yönlendirilebilecek kadar sofudur, ya da dışlanmamak, açıkta kalmamak için heteroseksist yapıya uymayan kendi gerçeklerinden kaçıyordur.
Mesela ben çocukluğumdan beri eşcinselliğimin farkındayım ve hiçbir zaman görünürde olan toplumsal cinsiyete benzemiyorum diye tereddüt yaşamamışımdır. Fiziksel olarak da hiç cinsel yönelimimden-eşcinselliğimden dolayı sağlık problemim olmamıştır. Belli bir yaşa gelince de cinsel eylemimi gerçekleştirip tamamlamış, gerçekleştirmişimdir kendimi. Ama cinsel yönelimimden dolayı her türlü ayrımcılığa, nefrete, şiddete maruz kalmışımdır. Acaba hasta olan ben miyimdir, benden nefret edenler, bana şiddet uygulayanlar mı? Hayatta daha hiç kimseye saldırmışlığım olmadığı gibi, beni yok sayanlara ve yok etmek için öldürmeye çalışanlara bile nefretim olmamıştır. Dahası kökten çözüm için saldırılardan korunma yöntemi olarak, eşcinsellikten korkup eşcinsellerden nefret edenlere eşcinselliğin normalliğini-doğallığını nasıl anlatabilirim de, heteroseksizmle eşcinselliği barıştırabilirim derdine düşmüşümdür.
Ülkemizde Devlet'in temsilcileri olarak Milletvekilleri (Milletin olsaydı, beni-eşcinselliği-mi de temsil eden bir milletvekili olurdu değil mi? Eşcinseller bu Devlet'e dahil değiller mi acaba? Dahil olmak için zaman mı var?) bile "eşcinsellik hastalık" diyor, "eşcinsellik hastalık" diyenlere karşı kılını kıpırdatmıyor. Daha yeni bir dava sonucu "eşcinsellik sapıklık" demek suç sayıldı. Bakalım "eşcinsellik hastalık" demek ne zaman suç sayılacak? Amaç eşcinsellerin kökünü kazımaksa (Oysa bu mümkün değil; Çünkü doğanın genetiğini, yapısını, gerçeğini değiştirmek asla ve asla mümkün değil. Canlı yaşamı olduğu sürece eşcinsellik hep varolmuştur, hep varolacaktır. Mitoloji bile eşcinselliği bitiremediyse, heteroseksizm asla bitiremez. Heteroseksüeller kolunu veya bacağını kesebilirler mi, kafalarını kopartabilirler mi? Eşcinsellik de yaşamın, canlının bir parçası. Bu kadar basit. Niye ki bu hastalıklı nefret ve kin?) parantezi uzun tutunca cümlenin sonunu unuttum işte. Galiba Devlet nefret yoluyla eşcinselleri hedef gösterip kırdırmak istiyor diyecektim.
Homofobi, ayrımcılık hukuk devleti olmakla hiç bağdaşmıyor. Hele bilime sırtını dönüp heteroseksist değerlerle ayrımcılık yapmak çok yakışıksız.
Amerika Psikiyatri Birliği geçmişte psikiyatr ve toplumun taraflı bilgilendirilmesinden dolayı eşcinselliği taaa 1973'te hastalık olmaktan çıkarmış. APA eşcinselliği cinselliğin normal çeşitlerinden biri olarak tanımlıyor. Soruyorum Devlet'e şimdi; Bundan haberiniz yokmu da vekillerinizin "eşcinsellik hastalıktır" demesine izin veriyorsunuz? Bu yanlış izahatlardan dolayı eşcinsellerin, insan olan eşcinsellerin kanlarının akıtıldığından haberiniz yok mu? Yoksa iktidarın insanlık anlayışı taraflı mı? Kesinlikle. Öyle değilse eşcinselliğimi, eşcinselliği, eşcinselleri tanımak zorundasınız.
Kim ne düşünürse düşünsün, hangi birim veya kurum eşcinselliği nasıl tanımlarsa tanımlasın kendimden mesulüm ve her kadın ve erkek gibi ben de çok sağlıklıyım. Hem de her yön ve yoldan çift sağlıklıyım. Ben de hak ediyorum cinselliğimi, cinsel yönelimimi, eşcinselliğimi özgürce ve hesapsızca yaşamayı ve meşrulaştırmayı.
Günümüzde net olarak kendilerini eşcinsel olarak tanımlayanların oranı en azından % 20 olduğu biliniyor araştırmalar sonucu. Demokratik ortamlar oluştukça, eşcinseller de özgüvenlerini kazanıp kendilerini özgürce ifade edebiliyorlar. Yani eşcinsellik bulaşıcı bir hastalık gibi çoğalmıyor, dahası eşcinseller homofobiden kurtuldukça iyileşmeye, kendilerini bulmaya, daha sağlıklı bireyler olmaya başlıyorlar. Muhafazakarlara-tutuculara-gericilere-bağnazlara göre eşcinsellik belki demokrasi, özgürlük hastalığı sayılabilir. Tam olarak demokratikleşmek istememelerinin altında da aslında bu korku hastalığı, heteroseksizmin kronikleşme korkusu yatıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder