27 Ocak 2012 Cuma

Donumun içindeki cinselliğimin şeklinin, beynimin içindeki aşkımın, sevgimin kime ne zararı var ki?

Hukuk Devleti olmanın şartlarından biri, belki de en başta gelen şartı tam olarak hatırlamıyorum Hukuk dersi görmeme rağmen ama aklım ve mantığımca adil bir yargı sistemidir, değilse bile olmalıdır. Ama biz eşcinseller sırf cinsel yönelimimizden dolayı adil yargılanamıyoruz, bize yapılan haksızlıklara karşı hep bize haksızlık yapanların tarafı tutuluyor. Sebebi de toplumsal olarak eşcinselliğe bakış açısı, eşcinselliği kabul etmeyiş, eşcinselliği bir tahrik unsuru olarak görmek. Sadece eşcinsellik konusunda değil, heteroseksizm birimleri ve değerleri söz konusu olduğunda kendisi dışındaki tüm diğerlerine karşı aynı muamele layık görülüyor. Tamam yargı yavaş işliyor olabilir ama düzgün işlemesi için önlem alınsın, kökten çözüm yolları bulunsun öyleyse. Demek ki heteroseksistçe inandığımız yanlış olan bazı değerler var değiştirilmesi gereken.

Bir evlat babası tarafından eşcinsel olduğu için öldürülüyor ve ülke sınırları dışına kaçıyor. Bulunamaz mı? Bulunabilir de, bulunamayabilir de? Bulundu diyelim. Ne diye yargılanacak? "Oğlunu öldürdü, bir insan öldürdü" diye. Gerçekten Ahmet Yıldız'ın babası sadece bir evlat, bir insan mı öldürdü? Bence sadece eşcinsel öldürdü. Ahmet eşcinsel olmasaydı öldürülmeyecekti çünkü. Eşcinsel olduğu için evlatlıktan çıkarılmıştı zaten. Yoksa insan evladını cinsel yöneliminden dolayı öldürür mü? Ahmet'in cinsel yönelimi karşı cinse olsaydı gene öldürülecek miydi? Hayır. Peki bu neden devlet ve yargısı tarafından görülmüyor? Neden eşcinselleri öldürenlere ağırlaştırılmış hapis cezası verilmiyor da katillere tahrik indirimi uygulanıyor? Neden Anayasa'da eşcinsellik, cinsel yönelim tanımlanmıyor? Devlet eşcinsellerin öldürülmesini mi istiyor? Yoksa biz ahlakçı bakış açısıyla, heteroseksist değerlerle mi yönetiliyoruz? Öyle olmasa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan davalarda hak ihlalinde birinci olur muyduk?

Ben eşcinselim ve hasta homofobik beyinlerin düşündüğü gibi ne hastayım, ne de ahlaksızım. Bu ülkede yaşıyorsam eşcinsel olarak tanımlanmak, eşit olarak güvenli bir şekilde yaşamak benim en doğal hakkım. Hiç kimse gibi olmak, hiç kimse gibi yaşamak zorunda değilim. Bu ülkede eşcinseller heteroseksüellerle eşit muamele görmüyorlar. Bu biline biline de haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan, vicdandan kimse bahsetmesin. Böyle yalanlara inanmak ve inandırmaya çalışmak çok zavallıca.

Daha kaç Ahmet öldürülecek acaba sırf kendi cinsini sevdiği için, aşk için, eş-cinsellik için? Yaşamak için eşcinselliğimizden vazgeçmemiz gerekmiyor ama bizler eşcinselliğimizden vazgeçirilmek için toplumsal yaşamdan soyutlanıyoruz, her türlü ayrımcılığa, baskıya maruz kalıyoruz, sindiriliyoruz, şiddete maruz kalıyoruz, cinayete kurban gidiyoruz, yok sayılıyoruz, yok edilmemiz için planlı stratejiler uygulanıyor tıpkı balyoz timlerin transseksüellere uyguladığı şiddet politikası gibi.

Oysa benim donumun içindeki cinselliğimin şeklinin, beynimin içindeki aşkımın, sevgimin kime ne zararı var ki? Hem meşrulaştırsam n'olcak ki? Heteroseksüellik kadar en doğal hakkım bu benim. Gülmek, mutlu olmak, sevmek, aşık olmak, insanca yaşamak eşcinsellerin de hakkı. Çünkü biz de insanız, biz de canlıyız, biz de dünyanın, bu evrenin, bu oluşumun bir parçasıyız. Biz eşcinseller zaten istemeyen anaların-babaların evladı olmaktan vazgeçeli çok oldu. Yeter ki Devlet eşcinsel olarak insanlık haklarımızı gasp etmesin, birilerini bizi yok etmesi için cesaretlendirmesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder