18 Ocak 2012 Çarşamba

Dünyada En Zor Şey Eşcinsel Doğmaktır

Çünkü dünyaya heteroseksüeller hakimdir. Egemen güçler de barışın, insanca yaşamanın, yaşatmanın derdinde değil, kendi iktidarlarının, kendi ideolojilerinin derdindedirler.

Evet bu dünyada en zor olan şey eşcinsel doğmaktır, olunmadığı halde eşcinsel olunduğu iddia edildiği için. Eşcinseller sırf cinsel yönelimlerinden dolayı aşklarından, sevdalarından, kedi olmalarından vazgeçirilmişlerdir. Ne için, heteroseksizm için, egemen erkek değerleri için. Bundan daha kötü ve daha zor başka bir şey olabilir mi? İnsanın kendi olmaktan vazgeçmesinin ölmekten bir farkı var mıdır? Olmadığı gibi yaşarken ölü olmak, ölmekten daha zordur. Resmen başka bir kimliğe hapis hayatı yaşıyorsun? Kendini biliyorsun ama unutmak zorundasın. İnsan kendini nasıl unutabilir ki? İnsanlar sevdiklerini bile unutamıyorken, kendisini unutmaya çalışması nasıl bir şeydir anlayabilir mi eşcinsel olmayanlar acaba? Ve bunu anlayamayanların sözüne nasıl inanılabilir? Sorsan insandırlar, duyarlıdırlar, vicdanlıdırlar. Sen karşındakini insan yerine koymayıp onun haklarına, insan olarak yaşama hakkına saygı duymayı boşver ölmesini isterken, ben senin insanlığına nasıl inanırım ki?

O yüzden ben sadece eşcinselliğime inanırım, eşcinsellerin de sadece eşcinselliklerine inanmaları taraftarıyım. Bizi-eşcinselleri heteroseksizmden kurtarıp haklarımıza kavuşturacak olan da kendimizizdir. Haklarımız aslında heteroseksüellerin elinde falan değil. Haklarımız kendi elimizde ama onları uygulayacak, hayat geçirecek cesaretimiz yok. Aslında o da var. Sadece biraz gayret etmemiz gerekiyor. Kendimizi tanımamız gerekiyor, kendimize-eşcinselliğimize inanmamız gerekiyor, heteroseksüellerin eşcinsellerden daha ayrıcalıklı olmadığına da inanmamız gerekiyor.

Tek yapmamız gereken şey öncelikli olarak eşcinsel olarak hayatımızı yaşamaktan korkmamak. Hayatımızı yaşayalım ve sana ne, size ne diyelim. Ne yapabilecekler? Hiçbir şey. "Eşcinsellik ahlaksızlık, hastalık, sapıklık" mı diyecekler? Nereden biliyorlar? Bilimsel kanıtları, delilleri mi var? Neymiş onların değerlerine uymuyormuş? Benim değerlerim de sizinkine uymuyor, ne olacak şimdi? Beni doğduğum topraklardan mı kovacaksınız? Bence önce siz beyninizde kendinize, gerçek kimliğinize kapıları açın, kendinizi tanıyın ki, gerçeklerden korkmayın, omdan sonra da heteroseksizm için ahlakçılık yapın.

En yakınınıza eşcinsel olduğunuzu söyleyin ve bundan korkmayın. Bizim en büyük sorunumuz bu zaten. Yani kendimize itiraf edemediğimiz eşcinselliğimizi çeşitli bahanelerle çevremizden de saklamamız. Siz eşcinselliğinizi açıklayın, size eşcinsel gibi davranmalarına izin verin. Önceleri aşağılanacağız, dışlanacağız, öyle olmasa bile biz öyle hissedeceğiz önce. Nereye kadar ayrımcılık yapacaklar. Yapsalar bile ne geçecek ki ellerine? Hiçbir şey geçmeyince vazgeçecekler.

Eşcinselliğe bakış açısını eşcinsellerin kendileri belirliyorlar. Bir insan karşısındakinin kendisine nasıl davranması gerektiğini kendisi karar verir. Sen eşcinselliğinle gurur duy ve aşağılamalara gülüp geç bakalım. Bu sefer o dalga geçenler kaale alınmadıkları için kendi-kendilerine utanmaya başlayacaklar. Biz eşcinselliğimizden utanarak onlara, heteroseksistlere bizi aşağılamaları için cesaret veriyoruz.

Düşünüyorum da biz eşcinseller olarak eşcinselliği hiç konuşmuyoruz. Tamam aşkımızı, sevgimizi, eşcinsel kültürümüzü sadece cinselliğe indirgemeye mecbur bırakılmış ve de mahkum edilmişiz buna ama bundan kurtulmak ve eşcinsellik hakkındaki önyargıları da yıkmak tamamen eşcinsellerin elinde. Biz eşcinelliğimizi yaşayalım utanmadan, eşcinsel kültürümüz de oluşacaktır, otomatik olarak kabul edilecektir. Yoksa sizde mi inanmayanlardansınız eşcinselliğe? Hatta eşcinselliğin ne olduğunu bilmiyor musunuz hala? Ne yazık ki öyle. O yüzden önce kendi içimizdeki homofobiyi yenmemiz gerekiyor. Hala eşcinselliği kendimize yakıştıramayıp toplumsal cinsiyet rolleriyle idare ediyoruz cinsel yönelim ve kimliğimizi. Sadece aynalarda özgürlük bulan hüzünlü bir yüz, sığınacak liman arayan melankolik bir ruha hapis olmasın eşcinselliğimiz. Çıkaralım içimizdeki kendimizi. Varsın işaret edip göstersinler bizi "top" diye. İnanın bu arkamızdan "ibne" diye konuşılmasından daha itibarlı ve de huzurlu. Herkesin senin ne olduğunu bilmesi kadar güven verici bir şey olamaz. Çünkü saldıracakalrsa ne olduğunu bildikleri için açık-açık saldırırlar. En azından saldıracaklarını bilirsin de, ona göre önlemini alırsın. Ama gizli bir eşcinsel olarak neyle karşılaşacağını, hangi tuzaklara düşürüleceğini bilemezsin.

İşin kolayına kaçıp mümkün olduğunca yaşamayalım, herkes kadar, eşit olarak ve kendimiz olarak yaşayalım. Bu bizim en doğal hakkımız çünkü.

Bizi bizden başka kimse kurtaramaz. Hele ki heteroseksist dünyada eşcinseller dışında kendiliğinden bir şeylerin olmasını beklemek düpedüz saflıktır. Verilene razı olmak, verilenle idare etmekse acizlik.

Dünyada en zor şey eşcinsel doğmaktır ama kolaylaştırmak da eşcinsellerin elindedir. Çünkü eşcinsellik Güzel Bi' Lez-zeTTir. Eşcinsellik insanlığa, canlılığa, doğaya ait bir gerçektir, varoluş şeklidir. Asıl "sorun, hastalık, sapıklık" eşcinselliği, gerçekleri kabul edememek, inkar etmektir. Ben ne hastayım, ne de sapığım. Çünkü eşcinselim, eşcinselliğimle, cinsel yönelim dahil tüm kimliğimle barışığım. Hayata eşcinsel gözlerle bakabilmenin huzurunu yaşayanlardanım. "Ben eşcinselim" diyebilmenin mutluluğu bambaşka inanın.

Eşcinsellik Her Şey Kadar Güzeldir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder