1 Temmuz 2026 Çarşamba

Mayıs 2025 facebook notlarım

 31 Mayıs

Evdeki, sokağımdaki, parktaki kedilerin karnını doyurmanın huzuru içinde bir an...

Kurufasülyenin lezzetini belirleyen en önemli ölçüt; ne kadar pişmesi gerektiğinin yanı sıra, salça ve su yoğunluğunun ne seviyede olması gerektiğidir de...

Sarmalar hazır, salçalı ve yoğurtlu sunum Halil... Afiyet olsun... Bugün de gene bir hazır sarma sunumu; yoğurt ve salça ile...

30

Ben durmadım, hazır; sunumunu ben yaptım.

Bize her gün bayram Marcus Lucas Amadeus Politti ile, böyle bir aşkla!

Bayram; herkesin eşit, özgür, demokratik, adilce yaşadığı bir dünyada mümkündür.

Tarafsız değiliz, taraflıyız ve tarafımız belli! Atatürk, laiklik, Cumhuriyet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları..!

29

Herkese, her şeye saygı duymak lafına çok kıl oluyorum. Benim saygım değerlidir; öyle her şeye, herkese saygı duyamam.

27

Önceki günden kalan kurufasülyeyi yemeye devam. Bugünkü salatamızdan sembolik manada sunum için öne çıkan malzemeler soğan, limon ve zeytin... Yanında tavada kızartılmış ekmek de vardı... Çok lezzetli miydi; fasülye 3. gününde iyice özünü aldığı için çok lezzetlenmiş... 

Fotoğraflarda sadece bir kedi gördüğünüzü mü sanıyorsunuz; koca bir dünya var, sevgi var, emek var, aşk var...

26

Mesai bitimi... Photo by: Halil Kandok

Ben her gün değişik veya dışarıda yemek yeme lüksüne sahip değilim. Yaşadığım coğrafyada dürüst olduğundan olsa gerek, o koşulları hiç oluşturamadım. Bir tencere kurufasülye yapıyorum, her gün bir tabak olmak üzere bir hafta yiyiyorum. Bugün de dünden kalan kurufasülye ve yanında salata. Sunum malzemeleri semboliktir; normalde salataya dönüşüyor... 

İnsan her gün biraz kitap okumalı geliştirmek için zihnini, bugün Kafka var bizde

Sosyal bir etkinliğe katılmalı varsa eğer, mesela emekliyse insanca yaşama mücadelesi için el ele

Yaralı bir parmağa dokunmalı, terledilen kedilere sahip çıkmak-sahiplendirmek gibi bence

Spor yapmalı kalmak için zinde

Sanatla beslenmeli, mesela fotoğraf çekmeli

Mütevaziliğini kaybetmemek için kalmalı doğa ile iç içe

Yaşamak nedir peki sizce?

Raketimi aldım elime, çıktım yola Pınar-ı İncili'ye

Sözlerimiz nezaketli olmalı şairce

İncilipınar'da görüşmek üzere... 

26 DOLAR'I ÇOK GÖRDÜLER BİZE!

Geldiğimiz nokta... Avrupalı keyif içinde hayat sürerken, biz daha özgürce kendimizi bile ifade edemiyoruz. Çünkü sisteme karşı gelirsen, suç işlemiş sayılıyorsun. Eşitlik, özgürlük, demokrasi, adalet olmayınca da; elbette hayatımızı refah düzeyini bırakın, açlık sınırının üstünde bile yaşayamıyoruz. Yaşamak nedir bir insan olarak; sadece karbonhidratla beslenmek midir? Şu anda nasıl yaşıyoruz peki? Başkasını bilemem. Daha 3-5 yıl önce bile meyve sebze alırken bile sıkıntı yaşamıyorduk. Şimdi mevsiminde meyve sebze bile alamıyoruz. O derece yani. Çünkü, bir emekli olarak emekli maaşları üzerinden konuşmak gerekirse, bir emekli maaşı ortalama 14-15 bin lira. Ev kiraları ne kadar, aylık faturalar ne kadar, vesaire... Varın siz hesaplayın. Ben eskiden rahatça sinemaya veya konserlere gidebiliyor, istediğim kitap ve dergileri alabiliyor, binlerce albümlük arşivim var, yani istediğimi alabiliyordum. Şimdilerde ayakkabılarımı yenileyemiyorum, kıyafetlerim de yıllar önce aldıklarım. Canımın istediği meyve ve sebzeyi yiyemiyorum. Kimse bana bu durumun iyi olduğunu söylemesin. Söyleyenin ya tuzu kurudur, ya da aklından zoru vardır. 4 bin lira verecekleri Bayram ikramiyesini 3 bin lira yapmışlar. Bin diyince de insanların aklına büyük para gelmesin. Yani 100 Dolar bile değil. Evet çok eskiden de refah düzeyimiz yüksek değildi ama bütün dünya ülkeleri gelişirken, biz geri kaldık. Bize insan gözüyle bakmıyorlar mı acaba? Böyle bir hayatı hakedecek ne yaptık? Yoksa insanca yaşamak için, neyi eksik yaptık. Şu kadar çalışıp emekli olacaksınız dediler ve biz de çalıştık. Hatta 8 yıl da engel koydular emekliliğime. Emekli olduk ama kıtlık günlerinde kalmış gibi bir hayat yaşıyoruz, en azından kendi adıma. Tepki gösterice de suçlu oluyorsun. 

25

Bugün gene kurufasülye var. Yanında tavada kızartılmış bazlama ve salata...

24

Bazen insanın modu hiçbir şey yokken iyi oluyor. Bazen de hiçbir şey yokken kötü... Gezegenlerin veya evrendeki tüm yapı taşlarının birbirine olan etkisinden mi kaynaklanıyor acaba?

İnsanın kendine zarar veren bir insana bile iyi gelmesi, bütünün bir parçası olarak vücudunun bir parçasını iyileştirmesi gibidir. 

H. K.

Yandaş medyayı takip etmeyeli yıllar yıllar oldu... Ne televizyon izliyorum, ne gazete alıyorum...

Ben zaten alış verişi temel gıdalar dışında keseli yıllar yıllar oldu... Televizyon izlemeyeli 9 yıl oldu. Kıyafet almayalı 17 yıl oldu.

23

Fotoğrafa iyi bakın. Tesadüfen karşılaştım ve çektim. İşte gerçek Türkiye bu.

21

Ölürsem, Atatürk yolunda öleyim; bir can dediğin ne ki; eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye feda olsun!

İran'a şeriat bir gecede gelmedi. Yaşamın her birimini yavaş yavaş ele geçirildi, baskılar yavaş yavaş arttırıldı, özgürlükler yavaşa yavaş kısıtlandı ve insanlar bu durumu içselleştirdi, normalleştirdi, hatta iyi bir şey zannedip desteklemeye başladılar. Yani örneğin suyun sıcaklığı yavaş arttırıldığında siz yansanız bile artık bunu hissetmezsiniz, işte öyle bir şey. Bir sabah uyandıklarında kadınların başlarının kapatılması, şeriatin geldiğinin sadece bir sembolüydü, imzasıydı; yani o sabah kadınların başları kapatılarak gelmedi şeriat veya sadece kadınların başlarının kapatılması değildi; ülkede hak hukuk diye bir şey kalmamıştı. Zorda kaldığın zaman başvurabileceğin ve sana yardımcı olabilecek hiçbir mercii kalmamıştı, bir köleye dönüşmüştü insanlar. İnsanlar uyandığında ise, iş işten geçmişti...

BİR SABAH UYANDIĞIMDA EMEKLİ MAAŞIMA DA EL KONUR MU MU ACABA?

Emekli maaşlarımıza yavaş yavaş el kondu ve açlık sınırının altında şu an. Yani bir ev kirasını bile karşılayamayacak durumda. Eskiden insanlar emeklilik hayalleri kurardı daha rahat yaşamak için, yaşarlardı da. Çünkü emekli maaşı daha düne kadar asgari ücretin falan 1.5 katıydı. Emeklilik bir zenginlikti. Eskiden aç kalmasın diye yaşlılara, dullara verilen maaşa dönüştü emeklilik maaşı. Bir sabah uyandığımda, maaş gününde bankamatikte, hesabımda hiç para göremeyebilirim diye korkuyorum şimdilerde. George Orwel "1984" romanını sanki bizim için yazmış.

20

Bugünkü menümüzde köyden gelen iri taneli kurufasülye ve yanında yeğenim Gülşah'ın yaptığı bazlama var...

19

Dişi kediler sadece bir erkek kediye aşık olur. Mesela Nora sadece Messi'ye, Prenses sadece Yumoşa'a, Monika sadece Papaza aşık oldu kedilerimden. Bu aşk, kedilerin kelimelerden anladığını da öğretti bana. Mesela Monika dışarıda yaşayan kedilerimden. Papaz da. Papaz eve geldi mi, Monika da peşinden gelir. Son birkaç haftadır Papaz gelince Monika'yı eve sokmak için çağırıyorum. Papaz'a da Papaz diye seslenince, Papazîn miyav sesini duyan Monika da koşarak eve giriyor. Bugün Papaz evde olmadığı halde Monika'yı eve çağırdım gelmedi. Papaz evde diyince, Papaz kelimesini duyunca koşarak içeriye girdi. Aradı onu ama bulamayınca çıktı gitti. 

Aman bize de dokunmasınlar diye haksızlıklara karşı susarsanız, sıra size daha hızlı gelecektir.

Hukuk sistemi çöktüğü zaman ne demokrasi kalır ne ekonomi; piyasa dalgalanmaya başlamış bile!

Atatürk'ü sevmeyenler, laiklik ve demokrasi düşmanları sayfamdam ayrılsın!

Atatürk'ün dışında hiçbir yol, yol değildir!

Korkmuyorum!

Ben astrolojiye inananlardanım. Hiçbir varOLUŞ gezegenlerin-uzayın-bütünsel varoluşun etkisi dışında kalamaz. Ekrem İmamoğlu'nun ışığı da söndürülemeyecek kadar güçlü. Çünkü iyiniyetli bir insan ve bencil değil! Gidişatı değitirecek olan kişi o. O yüzden bu kadar uğraşıyorlar ama uğraşları ters tepecek... 

Peki ne oluyor böyle olunca; Ona olan hayranlık, sevgi, inanç daha da artıyor, bütün dünyanın ilgisini çekiyor, desteğini alıyor... Dolayısıyla başına gelen her şey onu daha güçlü kılıyor... Çünkü arkasında iyiye güzele doğru umutla beklenen bir gelecek var... 

Hiç aklımdan böyle bir düşünce geçmezdi bu zamana kadar, acaba herhangi bir gerekçeyle eşcinsel olduğum için tutuklanabilir miyim diye? Artık geçiyor..!

Bir sabah uyandığınızda diplomalarınız geçersiz sayılabilir.

Bir sabah uyandığınızda Onur Yürüyüşüne, 1 Mayıs'a veya her hangi bir etkinliğe katıldığınız için göz altına alınabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insanı haklarını savunduğunuz için suçlanabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda sessiz kaldığınız için bile tutuklanabilirsiniz niye bizi desteklemiyorsunuz diye.

Bir sabah uyandığınızda korkmadığınız için bile tutuklanabilirsiniz!!!

Bir sabah uyandığınızda umarım şeriatle uyanamazsınız.

Bir sabah uyandığınızda, sözleriniz halkın kin ve nefret duygusunu tahrik ediyor diye de tutuklanabilirsiniz.

Bir sabah uyandığınızda, sisteme ters geldiğiniz için esprileriniz bile suç unsuru teşkil edebilir.

Bir sabah uyandığınızda, bir sabah uyandığınızda, bir sabah uyandığınızda...

Bu kadarı da olmaz dediğiniz her şey olabilir...

Mesela emekli maaşıma falan el konulabilir mi?

Kimliğimden dolayı hapse atılır mıyım?

Malıma mülküme el konur mu? 

16

Halil'ce patates kızartması, üzeri salça soslu...

13

İnsanın kendinden vazgeçmemesi için kendine yabancı kalmaması gerekir. Bunun için kendini hergün takip etmeli...

Bi daha mı geleceği dünyaya; patates kızartması... Yanında yumurta ve kızarmış biber... Yoğurdumuz da var elbet. Afiyet olsun... Haa, salatamız da... Üstüne de çay...

11

Bugünkü menümüz patates ve salata...

Schopenhauer'un Kirpi teorisine göre, nasıl kirpiler donmamak ve de dikenlerinden zarar görmemek için birbirlerine karşı nasıl mesafe ayarlıyorsa, yalnız yaşayamayan insanların da birbirinden zarar görmemek için mesafesi iyi ayarlaması gerekir. Hayatım boyunca insanlarla aramda hep bir mesafe ayarlaması olmuştur ama ben kendi kendime çoğalabilen biri olduğum için bu ayarlı mesafelerim bile yalnızlığımı gidermek için değil, bedensel yakınlaşmalarım dahil tüm sosyalleşmelerim, temel ihtiyaçlarımı gidermek için olmuştur. İnsan türü doğası gereği bencil olduğu için hiçbir zaman samimiyetlerine inanmış, güvenmemişimdir. Onlar nasıl bana çıkarcı şekilde yaklaştılarsa, ben de bilmezlikten gelerek sosyalleşmişimdir. "Onları robot gibi gördüm" desem çok mu ayıp etmiş olurum. Ama hakediyorlar. Çünkü hiç kimse bana istisnalar hariç beklentisiz yaklaşmadı ki. Ben de kendimi kandırmadım onların "mış" gibi davranmalarına; bilmezlikten gelsem de. O yüzden kimse kusura bakmasın ama arkadaşlık, dostluk, aşk gibi kavramlar bile bana göre yapay. Bu arada dediğim gibi istisnalar hariç; o yüzden sevdiğim ve güvendiğim kişiler üzerlerine alınmasın. Onlar da kendilerini biliyorlardır sanırım, zor zamanlarımda falan yanımda durdukları için... 

10

Duyarlılığım yapım gereği, vicdanımın hassasiyeti hamurumla alakalı ama bir eşcinsel olarak tüm ötekilerin de ötekisi olduğum için, bana yapılan ayrımcılık ve ötekileştirmelerden dolayı yaşadığım olaylar vicdan ve duyarlılık eşiğimi elbette daha da yükseltti. Benim yüreğimi sadece belli bir kesime veya hayvanlara yapılan mezalimler değil; bir ağacın kesilmesi, hatta bir çiçeğin kopartılması da aynı derecede kanatır. Keşke insanlar kendi başlarına gelmeden önce tüm ayrımcılıklara karşı aynı duyarlılığı gösterebilseler. Biz eşcinseller bu duyarlılığı, bu hayatta hiç göremedik. Milyonda bir istisnalar dışında hiç kimse yanımızda durmadı, ailelerimiz bile. Yaşadığımız süre boyunca homofobi kurbanıyız; her an, her yerde; ister direkt, ister dolaylı; ister şiddet şeklinde, ister sözel, hatta cinayet... O yüzden herkesin başına gelen tüm acıları anlayabiliyorum; sizler beni, bizleri anlayamasanız da.

İnsanlığınız, vicdanınız; sadece kendi ırkınıza, kendi milliyetinize, kendi cinsiyetinize, kendi anlayışınıza, kendi çıkarınıza, kendi vesairenize göre devreye giriyorsa; bu insanlık değildir! Aleviler de insandır, eşcinseller de, ateistler de, dinsizler de, Hristiyanlar da, Ermeniler de, Rumlar da, tüm azınlıklar ve farklılıklar da, vesaireler de insandır, hayvanların da yaşama hakkı vardır insanlar kadar!

10

Bugünkü pizza tarzında yemeğimiz tavada yumurtalı makarna. Yağda kavurduğumuz salçayı haşladığımız ve süzüp soğuk sudan geçirdiğimiz makarnanın üzerine döküp karıştırıyor, sonra hafif yağlı tavaya alıyoruz.Çırptığımız İki yumurtayı da makarnanın üzerine döküp yumurtalar pişinceye kadar ateşte tutuyoruz. Makarna ile servis edip yanında da salata veya ayran... 

9

Bu hayat tecrübemden sonra tekrar dünyaya gelip gelmeme seçeneğim olsaydı, kesinlikle gelmezdim. Zaten yaşıyor muyuz, simülasyon muyuz o da belli değil!

Ben kendim yemeyip içmeyip sokaktaki kediler için mama alıyorum ama insanlar hayvan sevmedikleri veya bilinçsiz oldukları için kedilere verdiğim mamalara zarar verip hem kedilerin aç kalmalarına sebep oluyorlar, hem de benim emeklerime yazık ediyorlar. Bugün bu yüzden öfkemden çimlere bastım, herkesi görmezlikten geldim, günlerden Pazar olduğunu bile unuttum; kısaca koptum dünyadan...

Bulguraşı ve salata... Bulgurun iç malzemesi salça ve soğan. Tabiki de yağ...

8

Patates pizza...Tam kızarmak üzereyken patateslerin üzerine peynir dizip çırptığımız yumurtayı döküyoruz. Ve yumurtası da pişinceye kadar kısık ateşte tutuyoruz.

6

Parkın Urkiye hanımı... Zor mama begenir... Aç kalmazsa kuru mama yemez... "Halil beni çekip, prizmadan geçirip sosyal medyada paylaşır mısın, belki ben de 15 dakikalığına ünlü olurum dedi.... 

4

Kurufasülyenin suyunun kıvamı çok önemlidir; ne susuz ne de çok sulu. Salçayı kısmayın lütfen. Salata malzemelerini sembolik olarak süsleme unsuru olarak kullandık. Yani normalde salata olarak yapılıyorlar. Afiyet olsun. Bu arada kömür.ateşinde soba üstünde pişirilmiştir... 

3

Akşam yemeğimiz #patates

KULAKTAN DOLMA HİÇBİR ŞEYE İNANMAM!

Ben bilime inanıyorum, bilimsel gerçeklere... Tarihe inanıyorum mesela, arkeolojiye, antropolijiye, biyolojiye, fiziğe, kimyaya, matematiğe... Dolayısıyla dogmatizme, manevi inanışa göre tasavvur edilen şeylere inanmıyorum. Çünkü hiçbir kanıtı yok. Ben reel olmayan şeylere inanarak kendimi kandıramam. İdam da etseler, gene değişemem. Sosyoloji okudum, Felsefe okudum ve bunlar beni daha çok tatmin etti. Herkes neye inanıyorsa inansın, nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşasın. Ama akıl ve mantık varken beni yok sayan, benim varoluşumu reddeden hiçbir şeye inanamam ve de saygı duyamam. Manevi olarak da inancım; sevgi, vicdan ve dürüstlük... 

Çevremde etkilendiğim kişiler falan yoktu çocukluğumda, köyde yaşıyordum çünkü; Sevdiğim sanatçılar Barış Manço, Edip Akbayram, Selda, Nükhet Duru gibi sanatçılardı. Ya seslerini seviyordum ya da şarkılarını... Onlardan Edip Akbayram da gitti bugün. Sanat adına bir devir kapanıyor artık. Şimdi yapılan müziklere bakıyorum da; 70-80'ler gibi olmayacak artık... 

2

Güle güle #edipakbayram Çok şey kattın müziğimize, bize. Çok sevdik seni. Şarkılarınla kah hüzünlendik, kah keyiflendik ama en çok umudumuz oldun şarkılarınla. Sevgi, eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları, dürüstlük, halk, vicdan gibi gibi kavramlardı müziğindeki ana teman. Sadece sanatçı değildin bizim için, nasıl insan olunması gerektiğine dair onurlu ve gururlu bir duruştun. Sonsuza kadar yaşayacaksın şarkılarınla, saygıyla hatırlanacaksın insanlığınla...

Anlatamam. Ancak yaşamak gerekir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder