30 Haziran
İNTERNET KOCALARI YOLDAN ÇIKARIYOR!
45-50 yaşlarına bir kadınla karşılaşıyorum parkta her gün. Kadın oturduğu banklarda elinde telefon sürekli karşı taraftakilere kocasıyla ilgili dert yanıyor ve ağlıyor. Adam internet üzerinden kadınlarla görüşüyormuş ve karısından ayrılmak istiyormuş. Kadın tabiki de ayrılmak istemiyor. Telefonda diyor ki, ben de elin adamlarıyla mı görüşeyim o zaman diyor. Belli ki kadın kocasını çok seviyor ve ayrılmak istemiyor. Kadın olduğu için de bırak gitsin, ne hali varsa görsün, bu kadar üzülme diyemiyorsun ki. Kadın hem şekil olarak, hem yaşam tarzı olarak geleneksel bir kadın. üzülüyorum böyle kadınlara gerçekten..
HANGİSİ TUTSAK, HANGİSİ ÖZGÜR?
40 yaş üzeri yerli kadın 4 çocuğunu almış ve parka gelmiş. Ağaç gölgesinde yere bir kilim sermişler, bir poşet de cips. Çocuklar 6-7 ile 10-11 yaşları arası. Kimisi oturmuş, kimisi yüzü koynu yatarak aynı poşetten cips yiyiyorlar. Anneleri de onları seyrediyor. Derken, yanlarından her sabah yürüyüşe çıkan, saçlarının yanları kazınmış, tepeden at kuruğu yapmış ve mısıl püskülü gibi mor - bordo arasında bir renge boyatmış, altında şort, üstünde büstiyer, 2 metreye yakın boyuyla amazon kadınları gibi Ukraynalı bir kadın geçiyor. Bizim yerli kadın, Ukraynalı kadının arkasından uzun uzun baktı... Ukraynalılar Rusya ile savaş yüzünden ülkemize kaçıyorlar biliyorsunuz. Ama savaş kaçaklarının bile cennet ülkemizdeki yaşamına bakınız, bir de bu topraklarda doğmuş cennet vatanımın insanının yaşamına... Bizim kadınımız tabi bunu düşünememiştir bile. Düşünse düşünse, "Anaa kadına bak. Nasıl giyinmiş, bu saç baş ne hal" falan diye düşünmüştür. Ukraynalı kadın ise, "Biz mi savaş mağduruyuz, bu ülkede yaşayan kadınlar mı?" diye düşünmüş olabilir. Çünkü 4 çocuğa ve 4 çocuğun bir poşet cipse mahkum kaldığı koca eline bakan bir yaşam mı mağduriyettir, yoksa bir kadının savaş kaçkını olsa da atlet gibi özgür ve huzurlu bir şekilde kaygısız tasasız yürüyüş yapması mı?
2024 MODEL ROMANTİZM
İkisi de nokta nokta ilinden. Yolları şu anda yaşadıkları şehirde kesişmiş. Asıl mesele hemşeri hemşeriyi gurbette ... meselesi. Sosyal medya üzerinden tanışmışlar. Ordan burdan konuştular, bir süre sonra muhabbet tıkandı. Kadın "kocamla istemeyerek evlendim" dedi. "Pazar Pazar da kimse için rahatımı bozmam, senin için geldim, sen güven verdin dedi bana". Yandakiler duymasın diye de dudakları kapalı konuştukları için, birbirlerini tam anlayamıyorlar ve anlamadım şeklinde sürekli hıı, hıı şeklindeler. Adam bir süre sonra oflamaya puflamaya başladı. Kadın "neyin var" dedi. Adam "canım sıkılıyor" dedi. Kadın "bu dünyada hiç kimse için canını sıkmaya değmez" dedi. "Derdin ne ise söyle" dedi, "içine atma" dedi... Dert de belliydi aslında derman da...
Şu anda öyle umarsız bir moddayım ki insanlara karşı; ne randevuya gelmemeleri, ne sözlerinde durmamaları zerre umrumda olmuyor. Hemen Nükhet Duru'dan "İyi Oldu Gelmediğin" şarkısını koyuyorum pikaba. Bir anlam ifade etmiyorlar artık benim için. O kadar yani! Gerçekten...
29
Yobazlara cevap vermeyin; çünkü cevap vermek onlar için çok büyük ödül, kaale alınmaksa haklılık gerekçesi!
Bazı insanlar-açık konuşayım yobazlar o kadar akıl dışılar ki; eşitlik, özgürlük, demokrasi, insan hakları, doğa, empati, duyarlılık vesaire kavramlarına her türlü hakareti yapıyorlar ama kanıtlanması söz konusu bile olmayan doğa ve bilim dışı dogmatiklikleri ile ilgili tek bir kelimeye bile tahammül edemiyorlar ve sonra kendilerine benzemeyen varoluşlara fütursuzca saldırarak adeta cahilliklerini ispat ediyorlar, bir de utanmadan bununla gurur duyuyorlar. Elbette ben eşcinselliği anlamayan, ne bileyim kel olmak-şişman olmak-şekilsel güzel olmamak-yaş gibi kavramlarla karşısındakini vurmaya çalışan dar görüşlü ve IQ'su düşük insanlara cevap bile vermem. Üzüldüğüm ne biliyor musunuz, bu çağda bile insanların hala çağın gerisinde kalmaları.
Bu hafta pazar çok pahalı. 1 kilo limon 80, 1 kilo hıyar 40 lira vesaire... Hiçbir şey almadım. Geçen haftalardan dolapta kalanları değerlendiriyorum. Bugün de bayramda köyden gelen kabağı pişirdim ana ve akşam öğünü olarak, yedikten sonra kalanı da dolaba kaldırdım yarın yemek için... Yarın 12-1 arası kahvaltıfa görüşmek üzere...
Bazı insanlar o kadar akıl dışılar ki; özgürlük, eşitlik, demokrasi, insan hakları, bilgi, doğa, anlayış vesaire kavramlara her türlü hakareti yapıyor ama kendi dogmatiklikleri ile ilgili tek bir kelimeye bile tahammül edemiyorlar....
28
#patatessalatası
27
Kimse, bir insanın fiziksel durumuyla ne eleştiri yapsın ne de dalga geçsin. Şekilci dünyada bu, travmatik bir etki yaratabilir. Askerde kafayı sıfıra vurdurunca, erlerden biri benim kafa taşıma kaportası bozuk araba gibi demişti. Öyle olmadığını yıllar sonra anladım. Ben de fiziğimle barışabilmek için elbette çok fazla olmasa da mücadele ettim. Bunu aşmak için sevmediğim taraflarımın üzerine üzerine gittim. Kaçmadım kel olmamdan, burnum için de profilden profilden fotoğraf çektim. İnsanın kendini sevmesi için de bir emek gerekiyor ne yazık ki...
25
Karşımdakinin genç olması, güçlü olması, başarılı olması, konum-kariyer vesaire hiç um'rumda değil. Bunun belli bir yaş veya sosyo ekonomik güce ulaşmamla falan da alakası yok. Bana göre dünyada herkes eşit haklara sahiptir ve herkes haddini bilecek. Nokta. Bilmiyorsa da, benim hayatımda yeri olamaz. Nokta!!!
Hayatım boyunca insanlara hep iyiniyetli olmuş, alttan almış, pozitif yaklaşmışımdır. Eğer tepkiselleşiyorsam; burada bir suistimal, bir art niyet, bir küçümseme olduğu için falandır. O yüzden insanların kendilerine gösterilen tepkilerin bir yansıma olduğunu görmezlikten gelmesi, daha da sinir bozucu bir şey. Kimsenin, kimseyi salak veya enayi yerine koyma hakkı yok. Evet bu, düpedüz cahilliktir. Çünkü cahil insanlar art niyetlidir, fırsatçıdır ve olayın ner'den ve kimin tarafından başlatıldığını görmezlikten gelip, hep haklı çıkmanın söz düellosuna girerler, olmadı fiziksel saldırıya geçerler. Ben hayatım boyunca hep bu tür davranışlarla karşılaştım. O yüzden kendimi korumak adına gardımı en baştan almamın başka bir açıklaması yok.
Taze biber aromalı ve salçalı, peynirli makarna.
#makarna #makarnasevenler
Sokakta bulduğum Limon, emmeye doyamadığı için beni annesi sanıyor ve boynumu emiyor...
Köyden gelen yufkayı kızartıyoruz, yağda hafif kavurup erittiğimiz çökeleğin üzerine yumurtayı kırıyoruz, ekmeğin üzerine aldıktan sonra biraz daha çökelek ilave edip dürüm yapıyoruz. Yanında da çay. İlk öğün. Ben kendimi bildim bileli sabahları yemem zaten. Kahvaltı da olsa ilk öğünüm öğleyindir...
Parktaki anne ve yavru kedi ile her gittiğimde merhabalaşıyoruz. Günlük ritüellerimden biri. Dünyanın negatif elektriğinden kurtulmanın en etkili yolu, doğaya dokunmaktan geçer. Mesela kediler mama yerken ve su içerken izlerseniz, zaten asıl mesele onların güvenini kazanabilmek, başka bir boyutta olduğunuzu hissedebilirsiniz...
23
Ben hayatım boyunca pizzacıya falan gitmedim, kurye ile pizza da getirtmedim evime. Dışarıda yemişliğim de sayılıdır. O da davet falan. Köylünün tarhanası, bulguru, bir de ekmeği vardır. Bahar Candan'ın dediği gibi, insanlar dışarıda karnını doyurmak veya lezzet için yemek yemiyor; statü satın alıyor. Benimse öyle parayla satın alınacak itibar, saygınlık ve statüye ihtiyacım yok...
Kabaklı ve kuru biberli bulgur
22
6.HİS, ÇEKİM YASASI VE RÜYA
Altıncı hissi veya çekim yasasını destekleyen hiçbir bilimsel kanıt olmadığı için bilim tarafından kabul edilmiyor. O zaman bazı hissettiklerimizin veya isteklerimizin olması, korktuklarımızın başımıza gelmesi vesaire ya tamamen tesadüf, ya bazı şeyleri aklımızdan geçirdiğimiz için o yola girmemizle alakalı olabilir ama bazılarının başına çok sık geliyorsa, gerçek tarafları da olabilir, şahsen ben dini inançları falan olmayan biri olmama rağmen çok sık karşılaştığım için inanıyorum, özellikle çekim yasasına. Ben dürüst, art niyetsiz, kalbi temiz insanların, kafalarında çok entrikalar dönmediği için, algılarının daha güçlü olduğuna inanıyorum. Evet bazı şeyleri çok isteyip peşinden koştuğumuz için hedefimize ulaşmış olabiliriz ama bazen de çok peşinde koşup da hiç olmayan bir şeyin sonunda olması, veya çok çaba sarf etmeden olması çekim yasası gerçeğinin göstergesi olabilir. Tabi çok isteyip de olmayan şeylere karşı algılarımız açık olduğu için, isteklerimizi gözden kaçırmamış olabilir, istediğimiz an olan şeyler de, zaten olma ihtimali yüksek olan şeyler de olabilir... Mesela aklımızdan birinin geçip de onunla akabinde karşılaşmamızın falan nasıl açıklaması olabilir; çok zaman geçtiği için, karşılaşma zamanımızın gelmesiyle de alakalı olabilir elbet. Gerçek dışı a olsa, tesadüfi de olsa; güzel bir şey gerçekleştiği zaman; çekim yasası veya 6. his dediğimiz bu mistik durumlar bizi iyi hissettirmiyor değil. Ama ben "rüya"ların tamamen bilinç altımızın uyku esnasında serbest kalmasıyla alakalı olduğuna inanıyorum...
Afganistan, Pakistan, Arabistan, İran'daki gibi radikal İslam yönetim biçimlerinden nefret ediyorum. Din gerekçe gösterilerek insan öldürmek, sadece vicdansızlık falan değildir; ilkelliktir.
Pakistan'da bir kişi, Kuran'a saygısızlık gerekçesiyle kalabalık tarafından yakılarak öldürüldü
21
Bugün kabak, dün bulgur
20
Her kavgadan sonra iyi ki de ... diyorum. Çünkü etrafımdaki kişileri test etmiş oluyorum!
Şiddete meyillilik bir acizliktir ki onlar ne kadar aciz olduklarının farkında bile olamayacak kadar zavallıdır!
Hiç alttan almıyorum, hiç toleranslı değilim artık insanlara karşı. Çünkü 55 yıl boyunca kredi verdim onlara ve değişen tek bir şey bile olmadı, tükettiler bendeki kredilerini. Dolayısıyla geçinmeye niyetim olmadığım için de direkt gardımı alıp savunmaya geçiyorum. Kavgacı hiç değilim aslında ama bu saatten sonra salak ve enayi yerine koyulmanın da bir manası yok. Çünkü minnetim yok ki kimseye; olsa da kimseden fayda gelmeyeceğini çok iyi deneyimledim. İstisnalar kaideyi bozmaz, sözüm meclisten dışarı...
Merhametli olun, ancak; bile isteye yapılan yanlışları, sırf canınız yansın diye dokundurulan lafları, imaları, ters bakışları, vesaireyi sineyi çekecek kadar da saf olmayın. Merhametinizi de, iyi niyetinizi de israf etmeyin.
Beni üzen insanlara evren hep haddini bildirdi. Kimisi sakat kaldı, kimisi hayata veda etti. Evrene hep demişimdir, ben bu kadarını istemedim. Evren de demiştir ki, sen karışma benim işime. O yüzden kimseye zararı olmayan, aksine dünyayı güzelleştirmeye çalışan insanları üzmeyin...
İnsanlar ya iyidir ta kötü, ya dürüsttür ya değil, ya samimi ya değil, ya duyarlı ya duyarsız vesaire, kısaca her anlamda ya şöyledir ya böyle. Ben artık alttan almıyorum; direkt tepkimi gösteriyorum. Çünkü tahammül edemiyorum artık. Çünkü öyle kişilerle gidecek yolum yoktur benim, yapacak hiçbir şeyim de olamaz yani. Çünkü doğru dürüst olmayıp karşısındaki kişiye saygısızlık yapan insana sessiz kalmak, buna izin verdigim icin, artık bir özsaygısızlıktır benim için. Çünkü hayır gelmeyecek insana neyin fedakarlığı, alttan almasını olsun ki... Miçarim böyle sosyalleşmenin içine. Alın pilinizi pırtınızı, defolun gidin hayatımdan. Bana ne veriyorsunuz ki, sizin saygısızlığınıza katlanarak moralimi bozayım... Alın o egonunuzu da münasip... Ben hiçbir şey kaybetmem; hiçbir şeyin kaybedilmeyecek bir tarafı yoktur çünkü. Dolayısıyla insan türü ile hayatı paylaşmak gibi derdim de kalmadı benim. Çünkü hep yalnızdım, hep yalnızlığı sevdim, yalnız da ölmek istiyorum... Gerçekten hayatımda tek bir kişi bile olmasa, hiç umrumda olmaz... Ona göre yani. Bir de bu tepkilerim sayesinde insanların gerçek yüzlerini görüyorum. Hepsi şiddetvari. O yüzden ne tepkisel davranışlarımdan, ne de bu insanları hayatımı temelli çıkartmaktan pişmanım. Aksine kendimi korumak adına bu insanları hayatımdan silmekle gurur duyuyorum... Zaten hayatımda değiller de, yollar bir şekilde çakışmış oluyor işte. Kim hakkımda yalan yanlış dedikodu yapıyorsa da, dilleri lâl olsun... Benim ahım da çok pistir unutulmasın; çünkü asla haksızlık, saygısızlık vesaire yapan tarafta olmadım...
19
Bugün de cennetin ışığını prizmamdan geçirip, hayatın renklerini, üzerimde mutluluk şeklinde yansıtmanın huzuru içerisindeyim... Bir toz zerreciğinden evrenine teşekkürlerle...
18
UZAK DURUN CAHİLDEN, ZAMANINIZA YAZIK ETMEYİN!
Dünyada en zor şey bilgisizliktir. Çünkü bilgisiz insanlar deneylerle kanıtlanmış bilimsel bilgiye değil, hurafik veya kulaktan dolma bilgiler doğrultusunda hareket ederler. Dolayısıyla hem kendi hayatlarını, hem de çevresindekilerin hayatlarını mahvederler. Neden mi böyledirler; hem kolaya kaçarlar, hem de cahillik üzerindne rant sağlayıp toplumsal varoluşlarını da bu şekilde gerçekleştirirler. Onları asla kanıtlanmış bilgilere falan inandırmazsın. Çünkü gerçekler onların kurdukları hayal ürünü dünyanın çökmesine sebep olur...
Smokin kedinin yavrularını köpeklerin parçaladığını öğrenince, bana öyle söylediler, belki insanlar yaptı nerden bilebiliriz ki, çok üzüldüm. Ama başka yavrulu bir kedi ile karşılaştım. Karınlarını doyurduktan sonra yanımda su şişesi vardı ama suyu nereye koyabilirdim? Evrenim sen zorda kalınca hep bana yardım edersin, hadi bir su kabı dedim. 5 metre ötedeki çöp kutusunda bir cam bardak... Ve fotoğrafta görüldüğü üzere sularını da içtiler...
16
15
Zaman zaman isyanlarım olmuyor değil. O da dünyadaki acımasızlıktan dolayı, en çok da hayvan haklarının hala olmamasına, insanların hayvanları bir mal gibi görmesine. Onun dışında o kadar #müteşekkir im ki evrene. Renkleri görebilmek falan o kadar büyük bir lütuf ki benim için. Kabak yaprakları arasındaki gülün güzelliğine şahit olabilmek o kadar degerli ki... Ve bunu kareleyerek dondurup sonsuzlaştırabilmek... Gözüm hiç ihtiyacım fazlasında olmadı. Giderken sadece vicdanımla gidecek olmanın huzurunu yaşıyorum... Bu arada #tarkan ın yeni albümüne de müteşekkirim...
14
Nasıl bir dönemdeyim biliyor musunuz? Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Zaten insanlardan elimi ayağımı çektim. Artık yaş pastanın bile insanlarla sosyalleşmekten daha iyi geldiği bir dönemdeyim. Kimsenin nazını cazını çekemiyorum. Kimse de benimkini çekmesin zaten. Zaten ben çocukluğumdan beri yalnızlığı seven, yalnız yaşayan biriydim. Çalışma hayatım bittikten-2008'den sonra biraz sosyalleştim işte, 15 sene kadar. Ona da doydum, hatta ağzımdan burnumdan geldi. Şimdi tekrar kabuğuma çekildim. Çok da iyi yaptım. Çünkü bazı kültürlerde, insan ilişkileri zaman kaybı ve psikolojik ağırlık olabiliyor... İnsanların beni anlamasını beklemiyorum bu konuda; herkes yaşadıkları şekilde bir hayata alışmış ve bunu normalleştirmiş olabilir ama ben değil. Nezaket çok önemlidir benim için. İnsanlar ağızlarından çıkan kelimelere ve davranışlarına dikkat etmek zorunda benim için. Ben insanlardan anlayış falan beklemiyorum yanlış anlaşılmasın; yeter ki anlayışsızlıklarını sergilemesinler bana. Dar görüşlülüğe, cahilliğe, bencilliğe tahammül edemiyorum...
Dolma niyetine kabaklı ve biberli bulgur aşı...
13
Eşcinselliğin, kadın haklarının, çıplaklığın yasak olduğu bir ülke özgür ve demokratik değildir. Nokta!
Şeriat bir günde gelmez; yavaş yavaş getirilir ve bir sabah uyandığınızda İran'daki gibi ilan edilir ve gün gelir sokakta başı açık kadınlara bile müdahale edilebilir. Ne var bu kızların kıyafetinde de mezuniyet törenine almıyorsunuz? Türbanlı gelseydi alırdınız ama değil mi? Mağduruz diye isyan eden türbancılar, şimdi insanları açık diye mağdur ediyorlar.
Şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez. Şiddetin gerekçesi olmaz. Şiddetin her türlüsü, fiziksel veya sözlüsü sakıncalıdır. Sadece şiddet uygulayan değil, şiddete sessiz kalan da benim gözümde aynıdır. O yüzden şiddetvari insanlarla ahbaplık yapanlarla da işim olamaz. Sadece bana değil, başkalarına şiddetle yaklaşan ve onlarla iletişime devam edenlerle de işim olamaz. Ben böyleyim sayın sayın seyirciler. İşinize gelirse de. Etrafıma bakıyorum, mesela sokakta kedilere mama dağıtırken falan, kedilere saldıran, onları kovalayan çocuklar ve buna sessiz kalan ve benzerini kendileri de yapan yetişkinler görüyorum. Dengem alt üst oluyor bunları görünce. Nasıl çocuk yetiştiriyorlar, nasıl insan bunlar... En çok tuhafıma giden de, kadınlara şiddetten bahsedenlerle, kadınların arkadaşlık etmesi. Bünyem kaldıramıyor, hazmedemiyor bunları...
Elbet bir gün sosyal medyaya, facebok ve diğerlerine de veda edebilirim. Çünkü adaletsizlik, haksızlık, ahlakçılık her yerde var. Facebook bana diyor ki, profilinde sıkıntı var; neymiş o sıkıntı; gökkuşağının renkleri mi?
12
Yemek yedikten 4 saat sonra beyniniz açlık sinyali veriyorsa, bu aslında açlığa devam ederek yağ yakımına başlamak veya yemek yiyerek yağ yakımını durdurmak arasında alacağınız karar anlamını da taşımaktadır. Ben açlık başlayınca artık dans etmeye başlıyorum. Bu sefer kararlıyım. Tabiki de ilk başlarda her şey istediğiniz gibi olmayabilir. Gene yeme alışkanlıklarınıza başvurduğunuz anlar olmuyor değil ama zaman içersinde iradenizle eski yeme alışkanlıklarınızdan da kurtulup yeni bir yeme alışkanlığı kazanabilirsiniz... Zayıflamanın ilk, belki de tek yolu boğazınızdan kesmek. Spor sağlık için, diyet formülleri de iradenizi güçlendirmek için itici güç olabilir ancak.
Evrenden tek bir dilek dileme hakkım olsaydı, hayvanlara zarar veren insanların cezalandırılması olurdu bu! Şarteli benim indirmem istenseydi de, gönül rahatlığıyla yapardım bunu!
11
Parktaki yavru kediler büyüyor. Bir taraftan da bu sabah belediye görevlileri parktaki sokak köpeklerini uyuşturucu oklarla vurup yakalamaya çalışıyorlardı. Akıbetleri ne olacak bilmiyorum...
2024 itibariyle sosyalleştiğim ortamları niye bıraktım? Çünkü insanların ikiyüzlülüğüne, egolarına, hazımsızlıklarına, iftiralarına, ara bozucuklarına, dedikodularına, entrikalarına, samimiyetsizliklerine artık tahammül edemediğim için. Şimdi A kişisi, kanki olduğu B kişisinin dedikodusunu yapıyor, B kişisi de A kişisinin. Ben nezaketimden laf getirip götürmüyorum. Benzer şekilde C kişisi de A ve B kişisinin dedikodusunu yapıyor, A ve B kişisi de C kişisinin de, D kişisinin de, kısaca herkes biraraya geldi mi birbirlerinin dedikodusunu yapıyor, sonra da hiçbir şey olmamış gibi kanki oluyorlar. Benim arkamdan da konuşuyorlar, sonra da aynı gruptan birileri, Halil A kişisi seninle ilgili şöyle şöyle diyor, B kişisi şöyle şöyle diyor... Eeee, demek ki hainliğim, hırsızlığım yok ki sindirim sistemimin uzantısını konuşuyorlar, haksızlıklara karşı tepkiselliğimi konuşuyorlar, başarılarımı konuşuyorlar, hazımsızlık yapıyorlar, bana karşı ego yapıyorlar, sonra da yalan yanlış ve aslı astarı olması söz konusu bile olmayan dedikodularla beni kendi foseptiklerine çekmeye çalışıyorlar. Susuyorsam nezaketimden, geri çekiliyorsam psikolojimin başkalarının ego ve hırslarından daha kıymetli olmasından dolayı. Aslında herkes kimin ne olduğunu biliyor ama böyle bir dünya olduğu için, kanıksamışlar artık bu durumu, normalleştirmişler. Ama bana uymuyor işte.
5.5
Günler günleri kovalıyor. Özellikle belli bir yaştan sonra o kadar hızlı geçiyor ki günler, sanki 24 saat değil Bir saat gibi. Daha dün gibiydi çocuktuk, 15-20'li yaşlarda sanki zaman hiç bitmeyecekmiş gibi gelirdi. Hayallerimiz, umutlarımız mıydı zamanı sonsuz kılan? Yaşadığımız ülkede kaderimizin değişmeyeceğini anlayınca, günler de birbirinin aynısı ve tekrarı olunca, beklentilerimiz de tükenince, dolayısıyla güzel duygularımızı da yitirince; zaman sadece tiktaklardan ibaret oluyor sanırım ve alışıyoruz buna, takvimden kopartılan yapraklar gibi, hatta günlerden ne olduğu bile önemini yitiriyor. Bir de içinde yaşadığınız ortam size uymuyorsa, hayattan soğuyorsun bile, yaşam bile değerini yitiriyor, yaşam nedir diye sorgulatıyor insana. Çocukkenki hayallerimin, büyüyünce bu ülkede hiçbir öneminin olmayacağını anlayınca, insanların da "görmeyeli hiçbir şey yapmadın mı?" demesi falan, gerçekten bir şey yapmaya değmezmiş. Çünkü bir şeyler yapmışsın ama işte insanların bunu görmemesi... İnsanların insanlardan beklediği ne ki; hayatı çok sevmeme rağmen, yaşamdan soğutan işte bu diğer İnsanlarla örtüşememezlik. Nasıl anlatayım ki; ben bu hayatta nezaket bekledim, vicdan bekledim, anlayış ve hoşgörü bekledim, insanların içlerinden geldiği gibi yaşama haklarına karışılmamasını bekledim. Ama bu saydıklarım yoktu bu dünyada. Yaşadım mı bu hayatta; evet, mümkün mertebede biyolojik olarak gerçekleştirdim kendimi ama değiştiremedim hiçbir şeyi. Hayvan sevgisi bile önemli değil bu hayatta; doğaya, çevreye saygı yok. İnsanlık hala daha bilinmezler odaklı yaşıyor büyük çoğunluk olarak. Bunlardan bana ne değil mi, ben kendi hayatımı yaşayayım. Keşke denildiği kolay olsaydı. Kafalarının içinde nokta kadar yer alabildiğim herkese çok teşekkür ederim. Bugün varız, belki yarın yokuz. Yolu sevgi ve saygıdan geçen herkese sonsuz minnettarlığımla...
9
#kabak ile olan aşkımın meyvesi göbek!
8
Ben gelmeden az önce ailesi başında olduğu hakde 4-5 yaşındaki çocuk kedi yavrusuna tekme atmış ve 2 metre aşağıya düşürmüş. Köpeği olan başka kadın söylene söylene kedi yavrusunu kurtarmaya çalışıyordu. Ben de zaten her gün o yavrulara ve annesine mama vermeye gidiyorum oraya. Eğer ben oradayken olsaydı bu olay, kıyameti kopartırdım. İçi boş havuza indim ve çıkardım kedi yavrusunu. Aileler çocuklarına hayvanlara nasıl davranılması gerektiğini öğretmiyorlar; çünkü insanların gözünde hayvanlar bir "mal". Birbirleirne hakaret ederken bile mal diyorlar çünkü. Daha
7
Patatesli sarı mercimek yemeği. Patateslerle mercimeğin aynı sürede pişmesi tesadüf olamaz; patatesle mercimeğin birlikte doyurucu bir lezzet olmasının kanıtı...
#patateslimercimek
6
Bütün kedileri içime sokasım ve onlara yaşam kaynağı olasım geliyor....
4
Siz olsanız bu güzelliğe aşık olmaz mısınız?
Bu bulgur aşı Maria Callas eşliğinde pişti. O kadar lezzetli oldu ki, Maria Callas yese müziğini kullanmamdan dolayı telif hakkı istemezdi. Ama müzik şirketi pişerken çalan Maria Callas yüzünden videoma engel koydurdu...
Yeni aşkım!
2
Yaklaşık 10 gün önce selfie yapmıştık ve 2 gün öncesinde falan iyi sayılırdı. Dün gelmedi. Bugün geldi ama bitkindi ve hiçbir şey yemedi. Bana vedalaşmaya gelmiş yavrum. Rıfkı sokak kendisiydi ve 1 yıldır bende yaşıyordu. Yaşlıydı. Artık veda zamanı. Yüreğimden bir parça götürüyor o da. Hiç bu kadar hızlı bir veda sürecine gireceği aklımın ucundan bile geçmemişti... Ölsem bu kadar acı çekmezdim. Her veda ölümden beter benim için...
#bulguraşı #cacık
1
Geleneksel toplumlarda aile kavramının arkasına çok sığınılır ve aile kutsal sayılır ama o kavramının içi boştur. Çünkü sağlıklı çocuk yetiştirilmez, hayvan sevgisi ve doğa bilinnci bile aşılanmaz. Böyle toplumlarda da yaşam zincirinin en önemli halkası hayvanlara bir mal gözüyle bakılır, onlara vicdansızca zarar verilir... Bu küçük yavruyu annesi insanlardan korumak için ağacın tepesinde saklıyor. Çünkü çocuklar bile çok acımasız...

































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder