31 Ekim 2024
Akşam akşam ne yapsam dedim; ortaya bu çıktı. Seyrederken doydum!
Eğer birileri sizin canınızı yaktıysa, aynısını siz ona yapmayın, nezaketinizi bozmayın, asla intikam planları yapmayın, nefret bile duymayın onlara karşı, kirletmeyin ruhunuzu. Evren kötülük yapan herkesin kaydı tutuluyor. Sizi üzen ortamı terkedin. Hayat onlara tokadını atar merak etmeyin...
30
Akşam yemeğini hafif geçirmek adına hem doyurucu, hem de lezzetli içi fasülyeli ev yapımı tarhanadan #tarhanaçorbası
Zengin misiniz, fakir mi; ben fasfakir ama gönlüm zengin. Yüreğinizde hayvan sevgisi varsa, hayvanlara karşı vicdanlı iseniz; sizden zengini yoktur. Bir kedinin başını okşayacak kadar içinizde sevgi yoksa, harcayamayacağınız kadar paranız olsa neye yarar ayol!
29
Önceki günkü gibi dün de bulgur yemiştim... Bende böyle, kabul derseniz...
Bugünlerde melemenden gidiyoruz evdeki domatesler çürümesin diye ve de canım çektiği için... Bir de ben bir yemeği 10 gün yerim, 1 yıl sonra tekrar canım çekerse öyle yaparım. Şimdilerde benim icin melemen zamanı olsa gerek... Aslında melemenin orjinali meNemen ama halk dilinde söylemeyi tercih ediyorum....
27
Bugünkü akşam öğününde; köftelik bulgurdan kuru fasülye suyuna bulgur aşı, üzerine de meze niyetine kuru fasülye, zeytin ve salatalık turşusu...
26
Akşam yemeğimiz melemen ve cacık...
Bir Cumartesi kahvaltısı... İnsanın evinde kahvaltı yapması kadar doyurucu ve de lezzetli, artı keyifli bir alternatif yok...
25
AIDS İLE İLGİLİ SÖYLEYECEKLERİM VAR
AIDS'li sayısı dünyada azalırken, bizde ise tam tersi artıyor. Türkiye'de AIDS'li sayısı 2023 yılı resmi rakamlarına göre 40 bin gözükse de gerçek rakamların bunun 3-5 katı olduğu söyleniyor.
Olaya şu şekilde bakmak aslında rakamlardan daha önemli.
Ülkemizde cinsellik hala tabu. Dolayısıyla cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili olarak doktora gidip derdine çare aramak da bir o kadar utanılası. Dolayısıyla taşıyıcılar tedavi olmadıkları için, buna bir de sağlık konusundaki bilgisizliğe dayalı bilinçsizliği de eklersek başkalarına bulaştırma riski de çok fazla. Bilinçsizlik o kadar fazla ki, doktora gitmeye utanmak, bunun yanında daha düşük kalır. Çünkü insanlar bu rahatsızlığın zamanla geçeceğini zannedebiliyorlar. Ne zaman ki ölüm döşeğine yatıyorlar, o zaman akılları başlarına geliyor ama iş işten geçmiş oluyor. Bu süreçte de hastalığı bir çok kişiye bulaştırmış da oluyorlar. Dolayısıyla bilinçsizlik suç boyutunda.
Çözüm sadece bireyleri AIDS konusunda bilinçlendirmekle mümkün değil. En başta toplumun ahlak anlayışının değişmesi gerekiyor. Cinselliğin, özellikle eşcinselliğin doğal değil de utanılacak bir edim olduğu empoze edildiği sürece, insanlar gizli ve de sağlıksız bir şekilde ilişki yaşamaya devam edeceklerdir.
Bilinçlenmeye de toplumdan önce bu işin uzmanlarının başlaması gerekiyor. Eşcinsellikten bihaber mi desek, homofobik mi desek; bu tür vakalarla ilgili hastanelere başvurulduğunda, eşcinsel partnerliğe hala yabancı ve de mesafeli doktorlarla karşılaşabiliyoruz. AIDS'in dokunarak bulaşmadığını bildikleri halde, AIDS'li hastalara ayrımcılık yapılan durumlarla da karşılaşabiliyoruz. Dolayısıyla ihmaller ve baştan savma gibi durumların, hastalara karşı ayrımcı ve de dışlayıcı sert davranışların olduğunu insanın söylemeye dili varmıyor.
AIDS'te erken tanı çok önemli. Hastalık tedavi edilemeyecek ileri boyuta gelmeden öğrenilirse, günde bir hapla ömür boyu sağlıklı bir şekilde yaşanabiliyor çünkü. Hayatı boyunca hiç AIDS tahlili yaptırmayan insanlar var. Partnerlerinize ne kadar güvenirseniz güvenin ama AIDS'e asla güvenmeyin. O yüzden yılda birkaç defa belli aralıklarla bu testi yaptırın. Bir de sadece ilişkiyle bulaşan bir hastalık değil, kan yoluyla da bulaşabiliyor.
24
Bana kimse vicdandan bahsetmesin. Bana kimse insanlıktan bahsetmesin. Bilmiyorsunuz ki! İnsanlığınız da, vicdanınız da lafta. Evde baktıkları kedileri parka bırakıp gitmişler. Yazıklar olsun insanlığınıza. Yazıklar olsun kalıbınıza. Bakınız, hayvana değer vermeyen, insana da değer vermez. Hayvana değer vermeyene güvenilmez. Dünyada olup biten hiçbir mesele, sana güvenen canlıları sokağa atmaktan daha önemli bir mesele olamaz. Bu hayvanlar sokağı bilselerdi, sokağa atıldıktan sonra kutudan çıkarlardı. Korkudan dışarı bile çıkmamışlar. İnsanlığın ruhuna fatiha! Evet getirdim; evdeki 20 kedi ile kavga edecek olmaları pahasına.
22
G-özel bir buluşma!
19
Siz hangi melemeni beğendiniz? Her güne bir melemen...
16
Dışarıda lezet arama lüksüne hiçbir zaman sahip olamadım. Açlık sınırının altında maaşın olduğu bir ülkede bu mümkün mü? Ayrıca ben restoranda yemek yesem, sokaktaki kediler ne olacak? Deli olan sizsiniz. Çünkü bu ülkede dürüst olarak köşeyi dönmek mümkün değil. Hele sistemin dışında kalarak hiç değil. Açlık sınırının üstünde yaşayanların emeğiyle kazandığına asla inanıyorum. Bunun akılla falan alakası yok. IQ testine var mısınız? Hak yemeyi, kurnazlığı; zeka ile karıştırmayalım. Bugünkü zengin mutfağımızın günlük tek yemeği, köftelik bulgurdan soğanlı pilav. Yanında kızarmış biber ve zeytin. Yemek paylaşımı bahane, sisteme laf sokmak şahane. Yerseniz!
15
İNSANCA YAŞAMAK BUNUN NERESİNDE?
çocuklar tec@vüze uğrayıp öldürülüyor,
kadınların sokak ortasında boğazı kesiliyor,
eşcinseller nefrete hedef gösteriliyor,
hayvanlar toplu şekilde katlediliyor,
ormanlar yangınlarla kül edilip yerine beton yığınları dikiliyor,
insanlar açlık sınırının altında süründürülüyor-emekli maaşı sadece 350 Dolar-düşünün ev kiraları emekli maaşından yüksek,
Dolar 35 lira olmuş-TL'nin alım gücü tarihte görülmemiş şekilde düşmüş
eğitim, insani gelişmişlik ve demokratik değerler sıralamasında sonlarda yer alıyoruz,
ülke tarikat ve cemaatlerden geçilmiyor,
basın özgürlüğü yok-ülkenin bütün ana medyası iktidar tarafından ele geçirilmiş,
adalet sistemine güven kalmamış,
siz şimdi bunun adına demokrasi mi diyorsunuz?
eşitlik, özgürlük, demokrasi bunun neresinde?
kendimizi dünya bizi kıskanıyor diye daha fazla kandırmayalım artık!
12
Hayat tek bir kelime değil, en kocaman bir felsefe! Anlatacaklarımı dile getirebilseydim, insanlar insanlıklarından utanır mıydı bilmiyorum... Sanmam!
40 yılda bir yapar içerim Türk kahvesini...
11
Keşke ölseydim de hayvan katliamlarına şahit olmasaydım!
İstanbul sözleşmesini iptal ettiler, artık kadınlar sokakta boğazları kesilerek öldürülüyor. 8 yaşındaki bir çocuk katlediliyor ama 150 kişilik köyde katil bir türlü açıklanamıyor. Sıra şimdi hayvanları katletmeye geldi. Hayvanlar toplu şekilde katlediliyor. Geldiğimiz nokta işte bu.
10
GÖZLERİNİZİ AÇIN VE GERÇEKLERİ GÖRÜN ARTIK!
Hani biz Müslüman bir ülke olarak dünyada 1 numarayız ve bütün dünya bizi kıskanıyorMUŞ ya, oysa biz dünyada sosyo ekonomik ve kültür sanat olarak sıralamada sonlarda yer alan bir ülkeyiz ve bunu ne zaman kabul edeceğiz acaba? Adam iktidar yanlısı olarak veya bir şekilde kendi cebini dolduruyor ama bir ev kirasını bile ödeyemeyen emekli maaşını, açlık sınırının altında olan asgari ücreti görmezden gelerek, "CAHİL CAHİL" Türkiye'nin refah bir ülke olduğunu savunuyor. Siz gerçekten iyi misiniz, neyin kafası bu? Bu ülkede bırakın insanların başka bir ülkeye seyahat etmesini, hayatı boyunca köyünden bile dışarıya çıkamayan insanlar mevcut. Yapılan taş yığınlarıyla övünmek yerine, ihracatınız ne ithalatınız ne, Türk Lirasının dolar ve Euro karşısında değeri ne, eğitimde kaçıncı sıradayız, insan hakları ve demokraside kaçıncı sıradayız vesaire onlara bakınız. Kendinizi kandırabilirsiniz ama gerçekleri değiştiremezsiniz. Bir kere geldiğimiz şu dünyaya, bazılarının bencillikleri ve çıkarcılıkları yüzünden insanın hayatını yaşayamadan gitmesi ne acı. Bu sene bir külah dondurma bile yiyemedim! Yaa şunu hepiniz biliyorsunuz; hayatınızı istediğiniz şekilde yaşayamıyorsunuz işte, kabul edin artık bunu ve ülkeyi yönetemeyenlere de yıllardır oy veriyorsunuz işte. Ülkede adalet bile kalmadı. Bir Narin cinayeti bile aydınlatılamadı, araştırma önergesi de AKP ve MHP tarafından reddedildi. Geldiğimiz nokta bu. Kadın hakları sözleşmesi "İstanbul Sözleşmesi" eşcinsellere de hakları verilecek diye iptal edildi ve kadınların sokak ortasında boğazı kesiliyor artık. Keşke demokratik bir ülkede yaşasaydınız da ülkeye bir kuşbakışı yapabilseydiniz diyeceğim ama bazılarını Merih'e göndersen bile gene bildiğinden şaşmaz. Artık din eksenli, tarikat eksenli yaşamanın; insanın eşit ve özgürce yaşama haklarını karşılamadığını görünüz.
Makarnanın müzikle aşkı!
8
Biberli ve soğanlı mercimek, yanında limon...
7
Ne pişirsem ne pişirsem... Evde ne varsa onu en lezzetli hale getirebilmek, dünyanın en lezzetli yemeğini yapmanızı sağlayabilir. Ben mesela yaptığım şu yemeği, itina ve sevgiden dolayı hiçbir yemeğe değişmem... Patatesleri soyup dilim dilim dogradıktan sonra haşlıyoruz ve kavurduğumuz soğan ve salçanın üzerine susuz bir şekilde harmanlıyoruz. Yanında biber, domates veya cacık iyi gidecektir...
Kadın cinayetlerine karşı idam gelsin deniyor. Peki kadın haklarını koruyan İst. Sözleşmesini iptal eden, kadın haklarına inanmayan sistem değil mi? Kadın haklarına inanmayan sistemin idam yasası sizce erkeklere işler mi, yoksa sistemin çıkarına ters düşen eşcinseller gibi mağdur kesimlere uygulamak için bir fırsata mı dönüştürülür? Çünkü sistem ne zaman başı sıkıştı mı, direkt LGBTİ'leri nefrete hedef göstererek, toplumun gazını boşaltmıyor mu? İstanbul Sözleşmesinin iptaline halkı ikna etmesinin gerekçesi de, "LGBTİ'lere özgürlük gelecek" korkusunun yaratılması değil miydi? Ve o idam gün gelir, kadınların kendi boynuna dolanır; başı açık, bilmem neresi açık, zina gibi vesaire sebeplerle. Kadına şiddet ve cinayetlerin son bulmasının tek yolu, milleti kadın erkek eşitliğine inandırmaktır. Tabi buna önce sistemin kendisinin ikna olması gerekiyor. İdam gelsin demek, cahillikten başka bir şey değildir.
2009'da 200 Liraya 131 Dolar alınabilirken, 2024'te 5 Dolar alınabiliyor. 200 Lira artık en fazla 20 Lira değerinde.
Emekli maaşı 365 Dolar. 12bin500 dersek, TL'nin alım gücünün neredeyse sıfır olduğunu bilmeyenler yanlış algılayabilir. Yıllarca köle gibi her gün sabahın köründe kalk, akşam 7'de eve dön, en az 10 saat çalış, sonra sağlıklı besleneme bile. Ben yıllardır kılık kıyafet, ayakkabı bile alamıyorum; başkalarının çöpe bıraktığı kıyafetlerle idare ediyorum. İnsanlar ev kiralarını ödeyemiyor, kuru yavan karnımızı doyurduğumuza, faturalarımızı ödediğimize şükrediyoruz. Sonra da sen kalk yaşasın kral de, dünya bizi kıskanıyor de. Ben kimseyi suçlamıyorum; bütün suç cahillikte! O cahillik, enine sonunda herkese dokunacaktır. Çünkü geri bir ülkede olmak, batan gemide olmak demektir ve o batan gemiden sen de sağ çıkamayacaksın.
4
Kendimi en çok Fransa kültürüne yakın hissetti....
3
Pilav pişirdim yavan, üstüne koydum domates biber soğan!
2
Canım biber dolması istedi ama ben öyle saatlerce uğraşamam sabırsız bir kedi olarak. Bulgur ve pirinç karışımından bir pilav, yanında da biber kızartması. Al sana dolma!
























Hiç yorum yok:
Yorum Gönder