Bir arkadaşımız demiş ki, homofobinin sebebi transseksüellik mi? Homofobiyi sırf transseksüelliğe indirgemek doğru olmaz. Homofobinin sebebi, erkekliğe tehdit olarak algılanan erkek eşcinselliğidir. Çünkü "iktidar olan erkekliğin" imajını bozmakta, onu namusunu lekelediği düşünülmektedir. Çünkü erkeğin namus noktası bellidir. O da kadınlıkla özdeştirilmektedir.
Eşcinsellik denilince toplumda nasıl bir şey akla gelir? Feminen-kadınsı erkeklik, kadın kılığına girmiş erkeklik, biyolojik(genellikle cinsel manada) olarak işlevsiz erkeklik vesaire. Peki toplumun algısını bir kenara bırakırsak, kişinin hissiyatı anlamında eşcinsellik nedir? Heteroseksüel olmama hali, kendini heteroseksüel olarak tanımlamaMa, hemcinsel ilgi ve yönelim, örneğin erkek erkeğe, kadın kadına gibi. Erkek eşcinselliği üzerinden hissiyat anlamında anlatmaya devam edersek, kişi kendini ister doğuştan, ister heteroseksist bir dünyada koşullanmanın etkisiyle olsun anlık olarak kadın gibi de hissedebilir, kadın gibi de ifade edebilir, o rolü benimseyebilir de, nötr de olabilir, yani kendini herhangi bir cinsiyette görmeyebilir de, hatta yeri gelir erkek gibi de hissedebilir, erkek gibi de ifade edebilir, erkek rolünü benimseyebilir de... Erkek eşcinselliğinde görünürde biyolojik cinsiyet-erkeklik elbette önem arzeder, çünkü hemcinsel bir ilişkidir zaten ama eşcinselliğin kişinin hissettiği ve kendini ifade ettiği cinsiyetle eşcinselliğin çok da alakası yoktur Çünkü ben kendimi erkek bedeninde yaşayan bir kadın olarak tanımlasam da veya herhangi bir cinsiyette ifade etmesem de, işin özünde bedensel hemcinsel ilişki yatar. Ama toplumda varolan algı, konuyla alakalı olarak detaylı bir bilgiye sahip olunmadığı için, görünene göre oluşur ve basit bir şekilde tanımlanır. Aslında eşcinselliği tanımlamak basit bir şeydir ve detaya ihtiyaç yoktur. Çünkü eşcinsellik tek kelimeyle hemcinsel bir ilişkidir. LGBTİ+, eşcinsel bireylerin kültürel bir koşullanması, toplumsal varoluş için, içinde bulundukları kültüre göre kendilerini ifade etme biçimleridir. Gelişmiş, medeni ve özgür toplumlarda eşcinseller; homofobi nispeten az olduğu ve kendileriyle barışık oldukları için homofobiye rağmen kendilerini, bahaneler yaratmadan eşcinsel olarak ifade edebilmektedirler. Yani bu şu demektir; eşcinsel doğdum kime ne, sana ne! Ama gelişmemiş toplumlarda eşcinselliğe kılıflar uydurulmakta, bahaneler yaratılmaktadır; yanlış bedende doğdum, çok kadınlı ailede büyüdüm, rol modelim yoktu, çocukken tacize uğradım, kız gibi yetiştirildim, vesaire. Bunların hepsi bahanedir. Kısaca içinde yaşanılan kültürden bağımsız bir eşcinsel olabilmek, doğasına uygun bir eşcinsellik tanımlayabilmek o kadar kolay değildir. Eşcinselliği detaylandırmadan tanımlayabilmek ve "müdahalesiz" doğasına uygun eşcinsel olarak varolabilmek için güçlü bir psikolojiye ve de dolayısıyla bir özgüvene sahip olmak gerekebilir. Müdahalesiz derken, kendini tanımlama ve ifade biçimi olarak demek istiyorum. Mesela yanlış bedende doğdum diyip trans geçiş ameliyatı olmak gibi. Dolayısıyla toplumda da kültürel varoluşlara göre de bir eşcinsellik algısı oluşuyor. Eşcinselliği Doğu kültüründe trans-vestilik olarak, Batı kültüründe bedene ve görüntüye müdahalesiz-doğduğu biyolojisine sadık bir eşcinsellik olarak görüyoruz. Dolayısıyla Doğu kültürlerinde transseksüellik erkekliği tehdit etmediği için, homofobinin sebebi olarak göremeyiz. Çünkü görünürde kadın gibi erkeklik olmayınca, yani eşcinsellik kadın sınıfına dahil olunca, kendisini tedirgin eden bir erkek modeli-eşcinsellik ortadan kalkmış gibi olmaktadır. Aynı Doğu toplumlarında-geleneksel kültürlerde konuyla ilgili olarak bilgili olan insanlar ise, doğasına uygun eşcinsellikten rahatsız olmazlar; çünkü bilinçli oldukları için, doğasına uygun olunmama durumunun bireye fiziksel veya psikolojik olarak zarar verdiğini bilirler. Daha anlaşılır şekilde açıklayayım; bilinçsiz insanlar, erkek görünümünde bir eşcinselin, "bu nasıl bir erkeklik, erkeksen erkek gibi bir işlevin olsun, değilsen kadın rolüne bürün" düşüncesine rağmen, örneğin bilinçli bir aile, transseksüel olmak isteyen bir çocuğunu kayıp olarak düşündüğü için, onun eşcinsel olmasından hiç rahatsız olmazlar. Bir parantez açmak gerekirse, hani transseksüeller diyor ya, "Biz toplum için değil, kendimiz için bedensel değişime gidiyoruz"; bu düşüncenin homofobik bir toplumda doğru olduğunu hemen kabul etmek, içinde yaşanılan sosyolojik ve psikolojik durumu gözardı etmek olacağı için, doğru olmayabilir. Aynı birey, farklı farklı kültürlerde kendini farklı tanımlayabilir ve ifade edebilir. Çünkü birey varoluşu ve kendini gerçekleştirmek için, kendini içinde bulunduğu kültüre göre inşa eder. Mesela toplumda, kendini eşcinsel olarak görmeyen erkek rolünde eşcinseller var, kendini eşcinsel olarak görmeyen ve kadın olarak tanımlayan transvestiler var. Bu bir eşcinselliğin toplumsal/kültürel varoluşudur. Bütün bunlara istinaden, homofobinin sebebini ne transseksüelliği, ne de direkt olarak erkek eşcinselliğine bağlayabiliriz. Homofobinin arkasında cahillik vardır. Eğer insanlar öğrenselerdi-bilselerdi "doğa"da eşcinselliğin canlı tarihinden beri varolduğunu, nesili veya erkekliği tehdit etmesinin söz konusu olmadığını; ne homofobi olurdu, ne de eşcinsellerin kendilerini "yanlış bedende doğdum" gibi doğalarına aykırı bir şekilde şekilde tanımlamaları söz konusu olurdu. Her zaman diyorum; transseksüellik de bir homofobidir. Kalkıp bir transseksüel, erkek eşcinselleri "sen nasıl bir erkeksin" diye aşağılıyorsa, veya bir transseksüel eşcinselliği günah olarak görüyorsa, hatta toplum erkekliği tehdit etmiyor diye transseksüellliği İran'daki gibi onaylıyorsa, burada bir homofobi vardır. Transseksüellik homofobiye sebep olmaz, homofobiyi besler, pekiştirir. Örneğin bizim toplum eşcinselliği aileye tehdit olarak görürken, transseksüelliği en üst siyasi seviyeden misafir olarak ağırlayabiliyor; Bülent Ersoy'u ağırladıkları gibi.
Ben yıllardır, bireyler kendilerini içinde bulundukları kültüre göre tanımlasa ve ifade etseler de, böyle bir hakları da vardır ve kimse de karışamaz, kendimizin doğduğumuz bedende kalınmasını savunurum. Çünkü sağlıklı bir beden ve ruh sağlığı için, bireyin doğasına-özüne sadık kalmasından daha doğal ne olabilir ki? Toplumsal varoluşlar, yapay varoluş ve mutluluklardır çünkü. İçinde yaşadığımız süreçte anlaşılamadım ama ileride herkes benim gibi düşünecek, insanlar topluma veya kültüre göre değil, doğalarına uygun varolacaklar. Son dönemlerde "Biz doğduğumuz bedende mutluyuz, senin yazıların sayesinde bedenimizle barıştık" diyen mesajlar alıyorum. Bu geleceğin habercisi bence.
Veya "Neden bu transseksüellik dayatması var?" diyen sorularla da karşılaşıyorum. Yukarıda da bahsettiğim gibi, çarklar içinde yaşanılan toplumsal sürece göre işliyor. Doğaya uygun olarak varolmak ve homofobiye direnmek kolay bir şey değil. Doğa-na uygun varolduğun zaman, çoğunluk-hatta kendi camian-mesela LGBTİ, seni marjinal-sıra dışı ilan ediyor ve ötekileştiriyor. Gerçekleri görebilmek veya varolanları algılayabilmek için için, içinde yaşadığın sosyoekonomik paketi gözardı etmemek gerekiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder