53 yaşındayım ve bir eşcinsel olarak eşcinselliği sadece cinsel manada değil, toplumsal manadaki tecrübelerime dayanarak kısaca anlatmak istiyorum. Eşcinselliğin doğal olarak tek bir tanımı vardır. Biyolojik olarak hemcinsel birlikteliktir. Bu beyinsel, içgüdüsel bir istek olup, fiziksel olarak neticelenmesi bunun akabindedir. Bunun uzmansal veya derneksel bir açıklamaya ihtiyaç yoktur. Bir insan hemcinsine ilgi duyuyor ve onunla duygusal veya bedensel olarak birlikte oluyor. 2+2=4 veya kadın erkek beraberliği gibi anlaşılması basit ve nettir. Daha doğrusu eşcinsellik tartışılacak bir konu bile değildir. Çünkü insanlar yapılarına uygun olarak, temel ihtiyaçlarından olan duygusallığı ve cinselliği kendi istekleri doğrultusunda gerçekleştiriyorlar ve bunun ne çevreye ne de bireylerin kendilerine bir zararı olmadığı gibi, bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerinden dolayı iç huzurunu sağlayarak, çevrelerine de aynı şekilde pozitif bir yansımada bulunmalarına vesile oluyor. Buraya kadar anlaşılmayan bir şey yok sanırım. Bundan sonrası zaten, transseksüellik veya biseksüellik gibi kavramlar, içinde yaşanılan kültürlere göre değişiklik gösteren birer ifade şeklidir.
Transseksüellikten başlayalım. Transseksüellik nasıl tanımlanır; yanlış bedende doğmuş kadınlık veya erkeklik. Transseksüelliği kafaların karışmaması için trans kadınlık, yani erkek bedeninde doğup da kendilerini kadın olduklarını iddia edenler üzerinden irdeleyelim. Trans erkekliği de buna uyarlayabilirsiniz. Transseksüeller-trans kadınlar diyor ki, "Biz aslında kadınız ama yanlış bedende-erkek bedeninde doğmuşuz ve bir kadın olarak erkek bedenini, özellikle penisli olmayı ve memesiz olmayı kabul edemeyiz. Erkek bedeninde olmayı heteroseksist topluma uymak için değil kendimiz için gerçekleştirmek istiyoruz." diyorlar. Acaba toplumda eşcinsellik normal karşılansaydı ve böyle bir ortamda büyüselerdi, gene de yanlış bedende doğduklarını iddia ederler miydi? Birazcık mantıklı düşünürsek ve cinsiyetçiliğin olumsuzluğunu göz önünde bulundurursak, cinsiyet kimliği veya toplumsal cinsiyetin birbiriyle içiçe geçtiğini ve bunun evrensel değil, kültürel bir mesele olduğunu anlayabiliriz. Cinsiyet kimliği dediğimiz şeyin genetiğinde, daha iyi anlaşılması için örneklendirerek açıklamak gerekirse, kadınların rengi pembe, erkekler etek giymez diye bir kod var mıdır? Veya kadın ev işi yapar, erkek eve para getirir diye... Veya kadının vajinası namus, erkeğin penisi bir gururdur diye bir şey... Bunlar cinsiyetçi yapının toplumsal cinsiyet yapısı ve davranışlarından başka bir şey değildir. Kadının küpe takması veya makyaj yaparak kendini etrafındakilere beğendirmeye çalışan bir nesneye dönüşmesi erkek egemen yapının sosyolojik evriminden başka bir şey olamaz. Mesela trans kadınların ayakta idrar yapmak istememeleri yanlış bedende doğmuş kadınlık üzerinden içgüdüsel bir davranış değil, toplumsal cinsiyete koşullanmanın etkisindendir. Uyurken kadın gibi uyumak, yemek yerken kadın gibi yemek diye bir şey olamaz. Herkes kas yapısına göre bir edimde bulunur, ondan ötesi baskı veya içselleşmedir.
Gelelim biseksüelliğe... Homofobik bir toplumda, açık ve net bir eşcinsel ifa mümkün olamadığı için, eşcinsellerin bir kamuflajıdır. Tamam, kimse biseksüel denilen kişilere kadınla beraber olmaları için zorlamada bulunmuyor ama işin psikolojik boyutunu düşünürsek, kişiler bunu kendilerine bile itiraf edemeyebiyorlar. Eğer ben biseksüel olsaydım veya biseksüelliğe inansaydım, eğer dürtülerimi karşı cinsle de tatmin etme şansım olsaydı, homofobik bir toplumda öğrenilince % 100 zarar göreceğim eşcinselliği de deneyimleyeceğime, % 50'lik kadınlara olan ilgimle çok daha mutlu olma şansımı kullanırdım. Ben, homofobik bir toplumda içselleştirilmiş homofobisi olan eşcinsellerin karşı cinsle beraberliğini, kendilerini masturbasyon mahiyetinde aldıkları hazla kandırdıklarına inanıyorum. Kaldı ki cinsiyetçi ve homofobik bir dünyada eşcinselliğinin farkında bile olmayarak heteroseksüel şeklinde yaşayan eşcinseller bile mevcut. Ve homofobinin altında yatan da bu. Eğer eşcinsellik kendilerine hiç zararı olmadığı halde homofobikse insanlar, bilinç altlarını bir yoklamak gerekiyor.
Ve kısaca, bütün cinsel kimlik ifadelerinin arkasında toplumsal etkiler mevcuttur. Yani cinsel kimliklerin ortalama 100 çeşit ifadesi mantık dışıdır. Küçük ayrıntılarla farklı kimlik tanımlamalarının sebebi, kişilerin cinsiyetçi baskı ve homofobiden dolayı kendileriyle barışamamalarıyla alakalıdır. Eğer bu çok kategorilik kültürel veya baskı sonucu olmasaydı, bu manada ortak evrensel doğrular olurdu. Gelişmiş toplumlarda eşcinselliğin normal karşılanması ve transseksüelliğin çok yaygın olmaması ama baskıcı ve homofobik kültürlerde eşcinselliğin kötülenmesi-hatta eşcinsellerin idam edilmesine rağmen, trans geçiş ameliyatlarının devlet eliyle gerçekleştirilmesi bunun en güzel kanıtı. Mesela eşcinselliğin gelişmiş kültürlerde toplumsal cinsiyet veya cinsel rollerinin önemi önemi yokken, gelişmemiş toplumlarda eşcinsellik kendini toplumsal cinsiyet üzerinden konumlandırıyor, yani eşcinseller kendi aralarında kadınlık veya erkeklik rollerini paylaşıyorlar. Paralelinde de transseksüellik doğuyor-icat ediliyor. Sonrasında da hiç kimse kendini ne doğru şekilde tanıyor, ne de tanımlayabiliyor. Uzmanlar bile ve LGBTİ dernekleri de eşcinsellere ve toplumun geneline bu şekilde bir veri sunuyorlar. Ayıp olmasın diye parantez de açıyorlar "herkesin cinsel kimlik ifadesi kendi tasarrufundadır" diye ama yanlış bu kadar referans varken, eşcinsellerin sağlıklı kararlar alabilmeleri ne derecede mümkündür acaba?
Trans geçiş ameliyatı olanların mutsuzlukları hep örtbas veya bertaraf ediliyor. Çünkü transseksüellik bedenin hadım edilmesidir, eşcinselliğin homofobiye kurban edilmesidir. Çünkü trans geçiş ameliyatıyla cinsel uzuvu yok edilen eşcinsel bir erkeğin cinsel zevki elinden alınmaktadır. Homofobi ile mücadele edemeyip, mutluluğunu toplumsal manada bedensel varoluşa tercih etmek gibi, istisna geçiş ameliyatı olmuş transseksüellik durumları olabilir ama bunlar da büyük ihtimal kendilerini kandırıyordur. Çünkü.
1. Homofobik bir dünyada, geçiş ameliyatı olanlar, hiçbir zaman kadın muamelesi göremeyecekler, cinsiyetçi dünya hiçbir zaman bir transı kendi arasına samimi olarak kabul etmeyecektir. 2. Trans geçiş ameliyatı olup pişman olan örneklere kulak vermek gerekiyor. a) Hiçbir zaman hiçbir cinsel manada mutlu olamıyorlar. b) Hayat boyunca hormon alıyorlar ve sağlıksız bir yaşam sürüyorlar. c) Bu işin masada kalma durumu a söz konusu. d) Psikolojik olarak da çöküyorlar.
Tabi bunlar ne dernekler veya uzmanlar tarafından dile getiriliyor-çünkü rant söz konusu, ne de pişman olanlar pişmanlık fayda etmeyeceği için diğer eşcinsellere uyarıda bulunuyorlar; Ben düştüysem bu tuzağa, başkası da düşsün diyor.
Bu yazıyı tekrardan niye yazma ihtiyacı hissettim? Zaman zaman bu konuda yazılar yazıyorum zaten ve LGBTİ dünyasından transfobik olduğuma tepki de alıyorum. Şu anda da hiçbir dernekle de özellikle bu konu yüzünde bağlantım yok. Çünkü dediğim gibi trans geçiş ameliyatı taraftarılar. Oysa trans geçişin olumsuz taraflarıyla ve lüzumsuzluğuyla ilgili bilgiler verseler, o kadar çok eşcinselin bedenleriyle barışmalarını ve sağlıklı bir hayat sürmelerine vesile olacaklar ki ama yapmıyorlar bunu, yapanlara da düşman oluyorlar. Geçen hafta bana bir dönüş oldu. Konuyla ilgili yazılarımı okumuş ve trans geçiş ameliyatı olmaktan vazgeçmiş. Diyor ki, "Ben biyolojik bir kadın olarak kadınlardan hoşlanıyorum ve kendimi trans erkek olarak tanımlıyorum ama ben bedenimi bu kadar severken, bedenimle bu kadar barışıkken, trans geçiş ameliyatı olmamla ilgili yazılar okuyunca kafam karışıyordu. Kesinlikle olmak istemiyordum ama ortada bedenimle barışmam gerektiğine dair kaynaklar yokken, nasıl trans geçiş ameliyatı olacağıma dair bana baskı yaratan kaynaklar mevcuttu. Trans geçiş ameliyatı olmadan da doğduğum bedende de istediğin cinsiyeti yaşayabileceğime dair sizin yazılarınızı okuyunca, birden kendimi buldum. Evet ben kadın bedenindeydim ve erkeklerle beraber olmak istemiyor, hatta kendimi erkek gibi hissediyordum ama bedenimden vazgeçmem gerektiğini bir tülü kabul edemiyordum...".
Sonra bugün bir video ile karşılaştım. Bir birey trans geçişiyle ilgili pişmanlığını, mutsuzluğunu, geleceğinin kalmadığını ağlayarak anlatıyordu. Dolayısıyla konuyla ilgili tekrardan bir yazı yazma ihtiyacı hissetim.
Evet durum bundan ibaret. Umarım eşcinsellik konusunda, eşcinseller yanlış yönlendirilmekten vazgeçilir. Çünkü her eşcinsel özgüvenli olamayıp, doğru kararlar alamayabiliyor. Ve yanlış yönlendirmelerin telafisi trans geçiş ameliyatından sonra asla söz konusu bile değil. Derneklere veya trans geçiş ameliyatı olanlara, eşcinsellerin bedenleriyle barışmaları gerektiğini söylediğin zaman, resmen çıldırıyorlar. Çünkü onlar eşcinsel değilmiş, transseksüellik de ayrı bir müesseseymiş. Cinsiyetçi dünyanın cinsiyetçi müessesesi!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder