7 Mayıs 2022 Cumartesi

1-5 Mayıs 2022 facebook notlarım

 Denizli'de 1 Mayıs Yürüyüşü saat 12:30'da Çınar'dan başlayacaktır. Katılmak isteyenlere duyurulur.

LGBTİ AÇISINDAN 1 MAYIS 2022 DENİZLİ

Bu sene Denizli'deki 1 Mayıs etkinliğine tüm gruplar olarak bile az bir katılım oldu. Eşcinseller yoktu. Milyonluk Bütükşehir Denizli'de eşcinsel olarak 53 yaşında temsilen sadece ben vardım. Ben de içinde birkaç LGBTİ'nin de olduğu, Özgürlükçü Gençlik, Doğanın Çocukları, Mor Dayanışma, Kampüs Cadıları gibi üniversite klüplerinden oluşan ve Serüven Kültürü başlığı altında biraraya gelen gruplar topluluğuyla yürüdüm. Yürüyüş çok sakin geçti. Polislerin müdahale edebileceği hiçbir şey olmadı. Herkes sloganını attı, türküsünü söyledi, davulunu çaldı, halayını çekti ve sonra dağıldı. Üzücüydü eşcinsellerin artık eskisi gibi sokaklarda ve etkinliklerde olmamaları. Sonra bir eşcinsel koştu geldi yanıma. 17 yaşındaymış. Benimle gökkuşağı bayrağı altında selfie yapıp, sonra babasının yanına gitti koşarak. Denizli'de LGBTİ'lerin kendilerini varedebilecekleri bir zemin var aslında ama bu zemini değerlendirebilecek bilinç yok. Gören da sanacak ki, eşcinsel hakları kazanılmış, homofobi kalmamış... Öyle bir duyarsızlık var, hatta toplumdan da öyle bir tepkisizlik var. Sanki alışmış artık insanlar eşcinselliğe ve yadırgamıyorlar... Eşcinsellerde mücadele için sokağa dökülme arzularının olmaması belki de öyle olduğu için, yani kendilerini özgürce gerçekleştirebildikleri için, ihtiyaç duymadıklarındandır... Bu yürüyüşe katılmak, benim için böyle özel bir günü kaçırmamak ve de eşcinselliğe bakış açısı seviyesini tespit ve belge için önemliydi... Aralarına katılabildiğim için üniversite kulüpler topluluğuna ve de fotoğraf çekiminde yardımcı olan arkadaşa teşekkürler...

2

Şu hayatta eşcinsel haklarından daha üstün bir şey olamaz. Adamlar sırf cinsel yönelimleri yüzünden aşğılanıyorlar, dışlanıyorlar, şiddete maruz kalıyorlar, öldürülüyorlar, iş verilmediği için işsiz kalıyorlar; ök*zler de kalkmış, sapkın eşcinsellerin 1 Mayıs işçi etkinliğinde ne işleri var demiş. Ul*n terbiyesizler; devlet vergi alırken sen eşcinselsin, senin vergini almayalım diyor mu, ürünler eşcinsellere KDV'siz mi, eşcinseller bir eli yağda bir eli balda çalışmadan devletten maaş alan kişiler mi de 1 Mayıs'ta yer almasınlar? Asıl eşcinsellerin yer alması gerekiyor. Çünkü eşcinsel olduğu için çalışma hayatında da her alanda olduğu gibi en çok mağdur edilen kesim eşcinseller. Hanginiz eşcinsele iş verirsiniz? Bi' defolup gidin şu hayattan ya ge*i zekalı mikr*plar!

3

Bu kedi sokağa bırakılmış ev kedilerinden biri... Sokağa alıştı ama perişan oluyor haliyle. 2 gün bende kaldı. Bu sabah çıkmak istedi, çıkardım. Gece tekrar gördüm ve eve aldım. Paylaşımımın amacı yuva aramak falan değil. Kaldıkları sürece her kediye bakarım. İnsanlar hem sokağa kedi atmasın, hem de kedileri sahiplenme sorumluluğunu alsın. Evde süs olsun diye 2 kedi beslemekle hayvansever olunmaz çünkü. Şu anda sokağımızdakiler hariç evin içinde, evde doğmuş olan 3 kedim, 2'si engelli 5 sokaktan getirdiğim, toplamda 8 kedim var... Güvenli yaşama alanları olsaydı, elbette ben de herkesten çok isterdim onların dışarıda özgürce yaşamasını. Kaldı ki ben kedileri eve kapatan biri değilim; gezip dolaşıp, eve dönmeleri şeklinde bir yaşam yaşıyor bendeki kediler... Dışarıda garanti bir yaşamları olsa, onlarla niye ilgileneyim ki

3

1 Mayıs 2022

Denizli'de tek aktivist ve açık eşcinsel olarak olarak varolmaya devam ediyorum. Bunu övünmek için değil, üzülerek söylüyorum. Yakında 53 yaşında olacağım ama ne eşcinsel hakları aktivizminin sürekliliğini sağlayan birileri çıktı, ne de birlik beraberlik var. 2015-2016 yıllarında bir şeyler yapılmaya çalışıldı ama sonra insanlık mücadelesinde bile bazı küçük beyinler egolarını devreye sokmaktan geri durmadıkları gibi bir de cephe aldırdılar bana karşı. Peki nerdesiniz şimdi? Ben 1 Mayıs'a katılalım, Onur yürüyüşü düzenleyelim diyince Denizli buna hazır değil diye karşı çıkıp, sonra iki yıl gerçekleştirdiğimiz, beni düşman belledikten sonra ise hiçbir şey yapamayanlar şimdi nerdeler acaba? Nerelerde 1 Mayıs'a katılıyorsunuz, nerelerde Onur Yürüyüşü düzenliyorsunuz acaba? Bir dönem, Denizli'yi aşındıran dernekler neredeler acaba? Eşcinselliğe kişisel bakış açısını açıklayanı transfobik ilan etmekle olmuyor bu işler.

4

"Hayat artık çekilmez hale geldi. Beni affedin." diyerek 3 Mayıs 1987'de Montmartre'daki evinde aşırı dozda uyku ilacı alarak intihar eden İtalyan asıllı Fransız şarkıcı Dalida...

Ölmeden hatmedilmesi gerekenlerden...

5

CİNSİYET KİMLİĞİ KÜLTÜREL BİR DURUMDUR; MÜCADELE VERİLMESİ GEREKEN CİNSEL YÖNELİMDİR, EŞCİNSELLİKTİR!

Eşcinsellik denilince 22. yüzyıla rağmen, ilk önce travestilerin akla gelmesi ne hazin. Ülkemizdeki derneklere bakınca falan sadece transseksüel hakları içim mücadele edildiğini görüyoruz. Denizli'deki yabancılardan bliyorum, BM'nin yardım kapsamında falan sadece transseksüel sığınmacılar yer alıyor, 3. bir ülkeye geçiş hakkı transseksüellere daha çabuk verilirken eşcinsel mülteciler 8-10 yıl gibi yıllarca beklyebiliyorlar. Hal böyle olunca da eşcinsellik denilince herkesin aklına ilk önce travestiler ve seks işçiliği geliyor. Ahlakçı bir toplumda da bu homofobiyi yani nefreti ve önyargıyı körüklüyor. Yanlış anlaşılmasın, ben hiç kimsenin kendini nasıl ifade ettiğine falan bir şey söylemiyorum, hayatlarını da istedikleri şekilde idame ettirebilirler. Ama travesti haklarının eşcinsel haklarıyla bir alakasının olduğunu sanmıyorum. Birisi-transseksüellik heteroseksizme dahil olma ve kendini ikili cinisyete göre kabul ettirme mücadelesi, eşcinsellik ise cinsel yönelim üzerinden bir hak mücadelesi; kadınlıkla, erkeklikle yani cinsiyet kimliğiyle alakası yok. İkisi de quuer olabilir ama birbiriyle tezat. Transseksüellik, transseksüellerin de iddia ettiği üzere heteroseksülelliğe dair bir mücadele. Eşcinsellik ise heteroseksizmin karşı çıktığı ve asla kabul etmediği bir cinsel yönelim. Transseksüeller biz kadın veya erkeğiz diyor, biz eşcinseller ise cinsiyet kimliği nedir veya yoktur; cinsel yönelim özgürlüğü istiyoruz, yaşasın obnelik ve tupluk diyoruz.

*

Vajina, penis, cinsellik, eşcinsellik, kadının açık saçı vesairenin ayıp-günah olması cinsiyetçi erkek egemen yapının çıkarcı inancından başka bir şey değildir. 22. yüzyılda biraz akıl ve mantık çerçevesinde düşünelim artık. Böyle eften püften şeylerle meşgul olacağınıza, günde 12 saat çalışıp da karnınızı niye doyuramadığınızı düşünün. Bu durumun gökyüzü ile falan alakası yok, sadece başımızdakilerin insanları sömürmesiyle alakası var. Başımızdakilerin hiç çalışmadan nasıl sizin 10-20 kat maaş aldığını, nasıl köşeyi döndüklerini, nasıl yatllar - katlar satın aldıklarını, nasıl lüks içinde yaşadıklarını düşünün...

*

Gerçekçi olmak istiyorsanız eğer, istiyorsanız eğer ama; tarihi okuyun, dinler tarihini okuyun, dinlerin neden doğduğunu, nasıl evrimleştiğini, nasıl çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçildiğini, son yaşadığımız 100 yıl içersinde bile bilimsel gelişmelerle batı dünyasının nasıl inançsızlıştığını görün.... Arkeoloji okuyun; doğanın nasıl evrimleştiğini görmek için. Antropoloji okuyun ki, insanların fiizksel ve kültürel olarak nasıl değiştiğini görün. Biyloji okuyun ki, canlı varlıkların nasıl kendi kendine mükemmel işleyen bir mekanizma olduğunu öğrenin. Fizik ve kimya okuyun ki, dünyanın evrenin, gezegenlerin, evrendeki bütün yapı taşlarının nasıl varolduğunu, bu sitemin nasıl çalıştığına şahit olun. Ama din denilen inancın bilimsel hibir geçerliliği yok. Sadece kültürel bir ritüel. İnancın, insana manevi tatminden başka kattığı hiçbir şey yok. Artık günümüzde her şeyin bilimsel ve gerçekçi bir açıklaması var. Gök gürleyince tanrım diye korkmanıza falan gerek yok. Bu bir doğa olayı, bilimsel bir açıklaması var. Deprem olunca Tanrı'nın cezası olarak düşünmeyin; bunun bilimsel bir açıklaması var. Korona denilen virüs de aynı şekilde. Artık dini tartışmaktan korkmayın; bunun ne ahlaki ne de hukuki bir sakıncası var. Günah diye diye hayatımızı çalıyorlar bizim...

*

Gerçekten anlayamıyorum. Okumuşu da, sanatçısı da, Batılı'sı da, vesairesi de, bir bakmışsın, insanları mülteci diye, bilmem ne ırk veya cinsiyet diye, bilmem ne diye ötekileştirebiliyor, nefret kusabiliyor, acımasızlaşabiliyor. Oysa hayattaki her varoluş, bütünün bir parçası; insan sağ elini sol elinde ayırabilir mi, sağ elimi daha çok seviyorum diye sol elini kesebilir mi? Ben insanlardaki ayrımcılığa işte böyle bakıyorum. Oysa insan denen tür, evrende nokta gibi bir şey; akıl gibi bir yetiye sahipken, bu aklı nasıl böyle lüzumsuzca ve de kötü bir şekilde kullanabiliyor ki. Hayattaki, evrendeki her varoluş zincicin birer parçası. Hiçbir oluşum, tek başına varolamaz. hal böyleyken, nasıl kendisini var eden diğer unsurları istemeyebilr ki? Yani bütün insanlar aynı noktadan varolmuşken nasıl diğerlerini Suriyeli veya İranlı diye ötekileştirebilr ki? Veya eşcinsellik gibi doğada varolan gerçekleri nasıl yanlış addedebilir ki? Bunları düşünmek ilkoul seviyesinde şeyler. Düşünememek nasıl bir seviye çok merak ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder