12 Nisan 2022 Salı

Eşcinsellerin sosyalleşememesi ve dolayısıyla hedefine ulaşamayan eşcinsel hareket!

22. yüzyılda Türkiye'de eşcinsellik!

Türkiye'de eşcinsel hareketin başarıya ulaşamamasının sebebi, homofobik bir toplum olmakla alakalı değil, eşcinsellerin de toplumla aynı kafadan olmasıyla alakalıdır. Yani toplum ne kadar homofobikse, eşcinseller de o kadar homofobik olduğu için, eşcinselliklerinin arkasında düzgün veya hiçbir şekilde duramamaktadırlar. Yani eşcinsellerin eşcnselliklerinin arkasında durmamalarının sebebi, toplumun homofobik olmasından değil, kendilerine-eşcinselliklerine inanmamalarındandır. Heteroseksüel olabilme şansları olsa, asla kaçırmazlar. İkili ilişkilerde de o yüzden ikili cinsiyet biçimine uygun cinsiyetçi bir formülü benimsemektedirler. Transeksüellik ve eşcinseller arasındaki cinsiyet rolleri gibi kendini ifade etme biçimleri, eşcinsellerin homofobisiyle alakalıdır. Çünkü toplumda eşcinsel olarak varolamadıkları için, bu formülü benimsemektedirler. Dolayısıyla eşcinsellik doğasına uygun varolamamakta, varolma çabasını gösterenlerin mücadelesi de yetersiz kalmaktadır. Çünkü varolma çabası gösteren doğal eşcisnellerin mücadelesi diğer eşcinseller tarafından destek görmemektedir. Hatta o eşcinseller tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Çünkü engelci eşcinseller, doğal değil kendi formüllerine göre-toplumsal cinsiyetçi düzene uygun bir cinsel kimlik varoluşu istemektedir. Çünkü bu şekilde bir varoluşu içselleştirmişlerdir, bu kadarlık varolmaya özgüvenleri vardır, çünkü bu kadarlık bilinçleri vardır. Çünkü onlar-eşcinseller de eşcinselliği doğasına uygun bilmemektedirler veya kabul edememektedirler. En önemlisi doğal bir varoluş için çaba sarfetmemektedirler. O yüzden de eşcinsellik bir türlü toplumsallaşmadığı için normalleşememektedir. Çünkü toplumsallaşması için eşcinselliğin sosyalleşmesi gerekmektedir. 

Ben bulunduğum ortamlarda bakıyorum da benden başka açık tek bir tane bile eşcinsel yok, varolanlar da heteroseksüel rolüne bürünmüşler. Eşcinsel hakları mücadelesinde bireysel mücadele vermemin sebebi, tercihim değil mecburiyettendir. Çünkü Türkiye'de eşcinseller birlikte hareket edebilme kabiliyetine sahip değildirler ve kabiliyetlenme çabası da yok. Oysa eşcinseller kendileriyle tam anlamıyla barışamadıktan sonra kimliklerinin mücadelesini veremez. Çünkü eşcinsel kişi bu toplumda, kendi bile tam anlamıyla kendini kabul etmemektedir. Yanlış bulmaktadır kendini, yanlış doğduğuna inanmaktadır. Dediklerimin de bu toplumda eşcinseller tarafındn anlaşılacağını sanmıyorum. Çünkü Türkiye'de eşcinsellerin, eşcinsellik konusundaki düşünceleri şablonlaşmış. O kalıpların dışındaki eşcinselliğe önyargılı bakılmaktadır. Bu yüzden ben de eşcinselliğin kabul edilmesi için mücadelemi açık ve doğal-toplumsal cinsiyet rollerinden arınmış bir şekilde ve açık bir eşcinsel olarak, homofobiye rağmen heteroseksüel ortamlarda sosyalleşerek yapmaktayım. Böyle bir mücadelenin daha samimi olduğu için daha inandırıcı olması gibi bir artısı da var tabiki de. Çünkü karikatürleştirilmiş ve absürtleştirilmiş bir eşcnsel protipi sergilemeden doğal bir şekildeki eşcinsel varoluş, insanların önyargılarını da yıkmakta ve seni aralarına almaları ve eşcinselliği kabul etmeleri daha kolay olmaktadır. Sakın yanlış anlaşılmasın; ben eşcinsellerin transseksüel veya kadın erkek rolleriyle ifade ederek varolmalarına karşı falan değilim. Burada sorgulanması gereken, nasıl bir eşcinsel varoluştur? Eşcinsellerin ikili cinisyete göre varoluşları bir içten geliş midir, topluma kendini kabul ettirimeye çalışırken ayağına kurşun sıkmak mıdır tarttışılması gerekir. Herkes kapasitesi ölçüsünde donanıma sahip ve özgüvenlidir ama heteroseksizmden bağımsız bir varoluş için de çaba sarfetmek gerektiğine inanıyorum. 

Geçenlerde bir eşcinsel partiye gittim; eşcinselliğin tablosu transeksüellik, travestizm ve feminen şekilde. Bu tabloda yer almayanlar da ya heteroseksüel rolüne bürünüyorlar, ya da biseksüelim diye geçiniyorlar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder