Önyargılar konuşuldukça yıkılır, dolayısıyla gerçekler de normal olduğu anlaşıldıkça kabul edilir. O yüzden her gün eşcinselliği ve cinselliği konuşmalıyız. Çünkü hayatın gerçekleri, siyaset ve ekonomiden daha önemlidir.
ki, diyorlar da, sen de ne kadar eşcinsellikten bahsediyorsun. Yaşa geç, sana bir şey diyen mi var?
Eşcinsellikten neden bu kadar bahsediyorum sizce? Cinselliğimi yaşayamadığımdan mı, yoksa birilerine cinsel zarf mı atıyorum?
Bakınız, Tanrı da itiraz etse, ben eşcinselliğimi dibine kadar yaşama özgürlüğüne ve özgüvenine sahip ve de yaşamış biriyim. Benim cinselliğimi yaşayamama gibi bir derdimin olması için, açık eşcinsel olup, nefrete karşı eşcinsel haklarını savunmamam gerekir. Eşcinsellik sizin düşündüğünüz gibi bir eşcinselin hayatında sadece cinsellikten ibaret kalmıyor; çünkü o eşcinsel, eşcinsel olduğu için, toplum tarafından ötekileştiriliyor, aşağılanıyor, dışlanıyor, sözlü veya fiziksel saldırıya maruz kalıyor, hatta eşcinseller sırf eşcinsel oldukları için öldürülüyor. Eğer benim derdim sırf cinsellik olsaydı, eşcinselliğin konuşulmadığı bir dünyada açık eşcinsellik açık adres olduğu için, rekor üstüne rekor kırardım, kırdığım da söylenebilir ayrı mesele... İşte eşcinselliğin konuşulmadığı bir dünyada, eşcinsellik ahlaksızlık ve tabu olmaya devam ettiği için, eşcinseller cisnelliklerini gizli yaşayabilme imkanına sahip olsa da, eşcinsellikleri öğrenildiği zaman, hemen lanetleniyorlar ve başlarına gelmedik kalmıyor. Eşcinselliği konuşmamın sebebinin, eşcinsellerin cinsellik dışında da eşit ve özgür, dışlanmadan ve ayrımcılığa maruz kalmadan insan gibi bir yaşam sürebilmeleri adına. Eşcinsellik konuşulup tabu olmaktan çıkarılmazsa ve normal bir şey olduğu anlaşılmazsa; eşcinsellik hakkındaki cahillikler ve önyargılar devam edeceği için, eşcinsellere karşı insan hakları ihlalleri de devam eder.
Diyebilirsiniz ki, eşcinsellik konuşulursa ve kimse tepki göstermezse, eşcinsellik normalleşir. Be deli geri edalım, anormal olduğunu nerden çıkarıyorsun ki? Anormal olan, senin gerçekleri göremeyen, robot gibi uzaktan kumandalı, araştırma yetisi olmayan, kim derse onu doğru kabul eden bir zihniyete sahip olman. Eşcinselliği normalleştirmiyoruz; eşcinsellik normal olduğu için, sadece normal olduğunu anlatmaya, anormal olanın nefret olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.
Homofobik-eşcinsel karşıtı sistemler neden eşcinselliğin konuşulmasını istemiyor; çünkü erkek egemen-heteroseksist-cinsiyetçi yapıyı sürdürmek istedikleri için; eşitlik, özgürlük, hak-hukuk istemiyorlar. Erkek egemen-heteroseksisrt yapı demek, zaten düpedüz eşitsizlik ve haksızlık demek. Mesela iktidar neden eşcinselliğe karşı, neden yandaş medya her gün eşcinsellere nefret kusuyor ve suç olduğu halde devlet buna sesini çıkarmıyor; çünkü varoluşunu ancak bu şekilde, haksız bir şekilde, erkek egemen yapının üstünlüğü sayesinde gerçekleştiriyor.
Özellikle muhalif olan sosyalist partiler, eğer demokrasiyi gerçekten istiyorlarsa, eşcinselliği hiç durmadan konuşmaları gerekiyor. Eşcinselliğin konuşulmadığı, normal kabul edilmediği bir demokrasi; asla demokrasi sayılmaz. Çünkü erkek egemen ve heteroseksist yapının % 99'unun en karşı olduğu şey bu! Eğer eşcinsellik kabul edilirse zaten her şey çok daha kolay kabul edilir; eşcinsellik kabul edilinceye kadar da, zaten kabul edilmiş olur. Çünkü gerçek demokrasi için, en önemli şey, en kabul edilmeyeni kabul etmektir.
***
Biz bu eşcinselliği konuşmak zorundayız
Neden mi? Çünkü Kuzey Kore'den İstanbul'a gelen 60 yaşındaki adam, eşcinselliğin ne olduğunu 60 yaşında ve İstanbul'da öğrenmiş.
Bir kadın 60 yaşındna sonra öğreniyor kocasının eşcinsel olduğunu ve kupkuru, aşksız, sevgisiz boşa geçen yıllarını geri getiremiyor artık. Keşke bilseydim eşcisnelliğin ne demek olduğunu ve hayatıma geç kalmadan, kendime uygun başka bir yol çizseydim diyor ve bu şekilde o kadar çok kadın var ki; ben eşcinsellikle ilgili konuştuğum için, sesim duyulduğu için, bana uşlaşmaları sayesinde haberdar oluyorum bunlardan. Bir gün "Eşcinsel Mağduru Kadınlar" kitabım çıktığı zaman, vay bee diyeceksiniz! Siz hiç kocasının eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra, kendini yakan bir kadının haberini duydunuz mu? Kocasının eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra boşanmayıp cinsel hayatından vazgeçen kaç kadının olduğundan haberiniz var mı? Daha onlarca örnek...
Denizli'de İran, Suriye, Afganistan, vesaireden eşcinsel oldukları için kaçan eşcinseller var ve eşcinselliğin ne demek olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Eşcinsel ilişki yaşıyorlar ama ben eşcinsel değilim, zevkine yapıyorum diyorlar. Çünkü eşcinsellik konuşulmuyor ve konuşulmadığı için de toplum bunu bilmiyor ve bilmediği bir şeye de yabancı kalıyor, yabancı kaldığı şeylere karşı da kulaktan dolma önyargıları oluyor. Eşcinselliğe niye sapıklık, hastalık veya günah diyorlar; gerçekleri bilmedikleri için. Dolayısıyla eşcinseller bile dışlanmamak için öğrenilirse korkusuyla eşcinsel olduklarını itiraf edemiyorlar, hatta kendileiryle yüzleşemiyorlar
Ahmet Yıldız isimli üniversite öğrencisini babası, oğlunu eşcinsel olduğu için öldüreli 12 sene oldu ve katil baba bulunamıyor; neden; çünkü ölen bir eşcinsel zaten!; yani sisteme göre bir eşcinselin ölmesinin önemi yok. Çünkü baba zaten namusunu temizlemiş ve sistem de zaten bu kafadan. Çünkü eşcinselliğin ne demek olduğunu, konuşulmadığı için sistem de bilmiyor.
Bir arkadaşımı ailesi yıllarca doktor doktor, hoca hoca dolaştırdı eşcinsellikten kurtarmak için. Çünkü eşcinselliğin doğal bir yapı olduğunu bilmiyorlar ve buna inanmıyorlar; evlenince geçer sanıyorlar. Çünkü eşcinsellik konuşulmadığı için, onlar da bilimsel gerçeklere değil, günah gibi hurafelere inanıyorlar.
Eşcinselliği tedavi eden doktorlar, okuyup üfleyerek eşcinselliği iyileştirmeye çalışan hocalar neden bunu yapıyor; ya bilmiyorlar eşcinselliği, yada toplumun eşcinselliği bilmemesinden dolayı ceplerini doldurmak için fırsatçılık yapıyorlar.
Örnekleri daha uzatabilriz. Bütün bunlar eşcinselliğin konuşulmadığı için bilinmemesi kaynaklı. Bilmem anlatabildim mi? Yani eşcinsellik konuşulmayıp, insanlar mağdur olmaya devam mı etsin? Homofobi devam mı etsin? Eşcinsel karşıtlığı ve düşmanlığı devam mı etsin?
Eşcinsellik benim için sırf yatıp kalkma meselesi değil; eşcinsellerin de insanca yaşama hakkı meselesi. Eşcinsellik de doğal karşılanmadığı sürece, insanca yaşayamayacaklardır. Çünkü insanlar cahil kaldıkları sürece eşcinselliğe karşı erkek egemen heteroseksist yapının kuralları ve inançlarına göre bir tutum sergilemeye devam edeceklerdir.
Ben neden mi eşcinselim diyorum. Çünkü homofobik bir toplumda eşcinselim diyebilmek kolay bir şey değildir. Eşcinselliğin utanılacak bir şey olmadığını göstermek için ben eşcinselim diyorum.
Konuşulmayan ve gerçeklerle yüzleşilmeyen her şey sorun olmaya devam eder. Nokta! O yüzden eşcinsellik bolca konuşulmalıdır!
***
Eşcinselliği istediğiniz kadar konuşmayın, istediğiniz kadar yasaklayın, hatta bütün eşcinselleri öldürün; ama doğada eşcinsellik olduğu için, erkek kadın ilişkisinden eşcinseller doğmaya devam edecek. Çünkü eşcinsellik doğanın bir meyvesi, hayatın da gerçeği. Sen kabul etsen kaç yazar, kabul etmesne kaç yazar. İki hemcinselin bedensel teması var mı; var. Bundna zevk alıyorlar mı; alıyorlar. Gerisi hikaye ve lafgüzarlık. Sizin karşıtlığınız eşcinselliğin zevkimi zerre etkilemiyor.
Bu sayfa, bir eşcinselin sayfası biliyorsunuz değil mi?
Kendinize sorun, nasıl bir cinsellik istiyorsunuz; buna cesaretiniz var mı?
Homofobi neden var? Eşcinsellik bilinmediği ve de dolayısıyla eşcinselliğe karşı önyargılardan dolayı. Konuşulmadığı sürece nasıl anlaşılacak eşcinsellik? Konuşulmadığı sürece, eşcinsellik; ayıp, günah, hasatlık, sapıklık olmaya devame decek. Konuşulmasını istemeyenler bunu istiyor elbette. Çünkü bir şey konuşulduğu zaman gerçekler ortaya çıkar ve onu doğru ise doğru, yanlış ise yanlış kabul edersiniz. Sistem de işte eşcinselliğin normal olduğunun anlaşılmaması için konuşmaya yanaşmıyor. Konuşmaya yanaşmadığı din üzerinden de günah kurmacasıyla eşcinselliği lanetliyor. Dinin sadece bir kültür, eşcinsleliğin ise doğanın bir gerçeği olduğu ortaya çıktığı zaman, heteroseksist sistem nasıl varolabilecek? Eşcinselliği konuşmamak, öyle veya böyle, az veya çok bir homofobidir.
Ben toplumsal değerlere değil doğal değerlere inanıyor ve ona göre bir bakış açım ve yaşam biçimim var. Doğama saygı duymayanın kültürüne asla saygı duymam.
FısFıs denilen ekran karakteri demiş ki, sokakta öpüşülmesine asla izin vermem. Herkesin kapasitesi ve bakış açısına göde kuralları var; peki ben senin kurallarını niye doğru kabul edeyim ki; Bi daha mı geleceğiz dünyaya FısFıs!
Size bir sorum var... Örneğin Avustralya'da sokakta eşcinseller öpüşebiliyor, eşcinsel evlilik var. Peki sizce Avustralya mı demokrat, Türkiye mi? Avustralya mı medeni, Türkiye mi? Avustralya mı gelişmiş, Türkiye mi? Ben değil, Türkiye değişmek zorunda. Ben değil, yobazlar gitmek zorunda.
Hayatımızı zorlaştıran asıl kişiler, sistemi yönetenlerden çok, sistemi yönetenleri destekleyen ve onlara cesaret veren en yakınımızdaki kişilerdir. Uzaktakilere atıp sıkılayıp, yakınımızdakilerin seçimine hür irade diyebiliyoruz. Dolayısıyla başımıza gelenlerin sorumlularından biri de etkisisz eleman olmamızın bile sebep olduğu kendimizizidir de. Bazıları diyor ki, ben tarafsızım; o zaman kurunun yanında yanmayı sen de haketmiş olursun. Tarafsızlığın başımıza gelen olumsuzlukları desteklemekten hiçbir farkı yoktur. Gerçekçi olmayıp fazla lüzumsız safdillik bile başımıza gelenleri hakettirir. Hiç güven vermeyen birisine, insan niye güvenir ki? Ben laikken, muhafazakar birine nasıl güvenebilirim ki? Din eşcinselliği lanetlerken, eşcinsellere de hakları verilmelidir diyen bir dindara inanabilir misiniz? Pardon ama ben safımdır ama o kadar da akılsız değilimdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder