Kapitalizme gönüllü olmakla, ideolojilere sevdalanmak bir araya gelince, ortaya ekonomik sorunların yarattığı yoksulluk devreye giriyor. Eğer siz ihtiyaçlarınızı minumum tutup, görgüsüzce kapitalist sisteme tutkulu olamsaydınız (mesela araba sevdası, laf olsun diye alınan tüketim malları, ev eşyası yenilemek, çeyiz düzmeye kadar vesaire), bir de cahilce sizlere vaatte bulunanları tanrı gibi görüp her dediğini alkışlamasaydınız, körü körüne onlara inanmasaydınız, her yaptığını "o yapıyorsa doğru yapıyordur" diye pohpohlamasaydınız-yüceltmseydiniz, şu anda açlıktan, ekonomik imkansızlıktan bahsediyor olmaz, Dolar alıp başını gitmez, hatta 15 gündür bir türlü karara bağlanamayan vatandaşa verilecek olan 3 kuruşluk asgari ücreti , kendisi vatandaşın 10-15 katı maaşını 1 gecede belirleyenler belirlemez, yaşam standartlarına göre bir asgari ücret ayarlanırdı. Neyi nasıl yapacağımızı, nasıl davranacağımızı bilmek aslında çok zor değil. Biraz akıllı olsak yeter. Okuyun, araştırın, öğrenin ve doğru kararlar verin, doğru seçimler yapın, mantıklı olun, egolarınızı bir tarafa bırakın, yarınınızı düşünerek hareket edin, kendiniz olun-doğal olun-size dayatılan gibi olmak zorunda değilsiniz. Ben mesela hayatım boyunca ne ehliyet alacağım, ne de arabam olacak. Her yere biskiletle gidiyorum. Benzin zammı beni ne kadar etileyebilir. Herkes bisiklet kullansa, benzini ne kadar pahalandırabilirler? Tamam ihtiyacınız varsa arabanız olsun ama siz sıçmaya giderken bile arabaya biniyor, toplumsal varoluşunuzu arabayla, lüks bir şeylerinizi görgüsüzce göstererek gerçekleştiriyorsunuz. Ben sarayda yaşasam ne olur, eşyasız 4 metrekare evde yaşasam ne olur? Varoluşunuzu faydacılıkla gerçekleştirseniz, ne kimse sizin üzerinizden prim yapabilir, ne de siz aç kalırsınız. Yatırımınızı maddiyata değil, ekolojik sisteme yapın ki, çocuklarınıza da bir gelecek bırakın. Ayrıca mutluluk kapitalis ve ideolojik siyasi sistemde değil, doğada. Eğer orduların olmadığı, kapitalist sistemin olmadığı, siyasetin olmadığı bir dünyada yaşasaydık, daha içimizden geldiği gibi yaşamaz mıydık, savaşlar olmazdı, kimse kimseye düşman olmazdı, kimse bizi sömüremezdi falan filan işte...
DOLARI'IN YÜKSELMESİ BENİ ZERRE KADAR İLGİLENDİRMİYOR. HERKES KENDİ BAŞININ ÇARESİNE BAKSIN. AYDINLANMA ÇAĞINI YAŞAMAMIŞ BİR TOPLUMU HİÇBİR ŞEY AYDINLATAMAZ!
Sadece zorunlu gıdaları alıyorum. Kapitalizme köle olmayacağım, çıkarcı siyasi sistemin oyunlarına gelmeyeceğim. Herkes böyle yapsa Dolar düşer, her şey ucuzlar. Sistem de kimseyi kandıramayacağı için dürüst olur... Bir insanın 6 saatlik bir üretimiyle, kişi tüm ihtiyaçlarını karşılayabilir. İktidarların senaryo yazıp oynaması, insanların cahilliğiyle alakalı. Bu bakımdan hayatım boyunca ne birilerinin oyuncağı oldum, ne de sisteme prim verdim. Sadece 6 bin iş günü köle oldum sistemin çalışma sistemine. Onun dışında da yaşanılanları sadece tiyatro gibi uzaktan seyrediyorum. Zaten okuyan bir insan neyin ne olduğunu bilir; ne ulus kavramına inanır, ne millet kavramına, ne de ırk kavramına, ne de din veya aile gibi toplumsal dayatmalara boyun eğer, ne de iktidarların veya sistemlerin uzaktan kumandayla kendisini yönetmesine izin verir. Ben de öyle yapıyorum. En azından kafamın içinde sınırsızca özgürüm ve de neredeyse bunu da rağmenlere rağmen tam anlamıyla hayata geçirebiliyorum. Dolar bin lira olsa da etkilenmem, hiçbir yaşam biçimine de muhtaç olmam. Gerekirse solucan olup yer altına girerim, kendimi gene soyutlayabilirim! Çünkü böyle daha huzurluyum. En başta kendime yetebiliyorum. Çünkü minimum yaşıyorum. Belki dar bir alanda yaşamam bazılarına hapishane gibi gelebilir ama Dünya da bir hapishane sayılmaz mı; ben en azında kafamın içinde özgür ve de sisteme köle olmadığım için daha özgür sayılırım. Ben mesela hayat boyunca kıyafet veya ev eşyası almadan yaşayabilirim. Elimdekiler beni hayattan geçirir. Çünkü ben şekilci biri değilim ki; şunu giyeyim, bunu kiyeyim diye derdim yok ki. Gerekirse çuvalı deler, boynumdan geçirir, o şekilde giyinirim. Gıda da öyle; 4 temel besini, karbonhidrat, şeker, protein ve yağı en ucuz nereden temin edebiliyorsam, metabolizmamı oradan faydalandırıyorum. Dışarıda yemek yemek, arabayla hava atmak falan, kapitalizmin köleliğinden başka bir şey değil. Arabayla hava atarak varolacağına, git 10 liraya bir kitap al oku da beynin çalışsın! O yüzden 3-5 senedir ne haber okuyorum, ne de televizyon seyrediyorum. Sadece sanat ve sporla ilgileniyorum, bir de hayvanlarla. Kitap okumak, müzik dinlemek, film seyretmek artık internet sayesinde çok mükün olduğu için, sömürgen sistemden daha uzak ve mutlu yaşayabiliyorum. Tabi buna rağmen olumsuzluklar yaşamıyor değilim. Çünkü antidemokrasilerde ve geri kalmış toplumlarda bu kaçınımaz bir şey. Evet geri ve de gerici bir toplumuz. Hala daha bilime değil de hurafelere inanıyoruz. Hala ortaçağ kafası olan cennet, cehennem veya günah kavramlarıyla cebelleşiyoruz. Birileei de bunlar üzerinden ne güzel kumada ediyor değil mi; göremiyorsunuz değil mi? Bütün insanlar benim gibi düşünse, ne böyle insnalar itidar olablir, olsa bile konuştukları sinik vızıltısı geleceği için, koltuklarında 1 saniye bile durmazlar. Çünkü kimseyi kandıramayacaklar. Eğer gücü ele geçiren insanları sömürebiliyorsa, bu cahi bir zeminin olmasıyla alakalıdır. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin eğitim seviyesine falan laf söylemiyorum; akıl ve mantık çerçevesinde düşünememekten bahsediyorum.
***
Cahil toplumda hala Selda, Deniz ile aşk yaşadı mı diye sorabiliyorlar. Ulan Selda eşcinsel. Bunu hala öğrenemediniz mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder