29 Kasım 2021 Pazartesi

Polisler beni dövdü!

 Şu hayatta ne çektiysem vicdanım yüzünden çektim. Vicdanıma da lanet olsun!


Bu akşam yaşadığım bir olayı anlatacağım... Oysa günüm ne kadar güzel geçmişti... Oysa olayı paylaşmak yerine yaşamamayı çok isterdim. Çünkü bir otun, bir çöpün ne kadar zararı olabilir ki hayata? Çünkü ben öyle birisiyim. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, üzerime gelinmedikçe bir şey yapmayan, kendi dünyasında yaşayan bir insanım. Şu hayatta tek suçum vicdanım olabilir ancak. Zaten başıma ne geldiyse vicdanım yüzünden geldi, haksızlığa tahammülsüzlüğüm yüzünden geldi. İçim çok acıyor mu, evet ama öyle alıştım ki o acıya, kalbim, ruhum adeta taş gibi. Yaşadığım olaylar, haksızlıklar karşısında bir damla bile göz yaşım akmıyor. Çünkü hiç kimse için gözyaşı akıtmaya değmez şu hayatta. İnsan türüyle apayrı dünyaların canlısı olduğum için, ölümüm şu hayattan kurtuluşum olacak. İnsan ölmekten korkmaz mı, ben korkuyorum gerçekten. 52 senede ne gördüm de, bundan sonra ne göreceğim insanlık dışı davranışlardan başka?

Sabah tenisimi oynadım, akşam üzeri de sokak kedilerine mamalarını dağıttım. Evdeki kedilerimden biri dönmemişti daha. Onu aramak için bizim binanın yan tarfındaki ve yapışığımızdaki diğer binaların arka bahçelerinin uzantısı olan kahvehanenin arka bahçesine gittim. Genellikle oraya falan giderler. Girer girmez hemen peşimden biri geldi gel buraya diye. Önce bina sakinlerinden biri mi acaba diye düşündüm ama gel diyişi öyle insanı tedirgin ediciydi ki, kesin bu bana saldırır diye düşündüm. Yanında da biri olan bu iki kişi polismiş. Bahçenin giriş kapısında kimliğimi sordular. Üzerimde kimlik yoktu. Çünkü ev caddedeki bina bloğunun beşinsisiydi. Terlikle ve eşofmanla çıkmıştım. 15 senedir o kahvenin önünden geçer, o bahçeye girer kedilerimi çağırırım ama hiç böyle bir şey başıma gelmemişti. Kimlik numaramı sordular, adımı sordular, söyledim. Üzerimi aradılar. Sonra tekrar tekrar kimlik numaramı sordular. İnanmıyormuş gibi tekrar tekrar sorup sert tavırda bulunuyorlardı. Anlayamıyordum. Tamam sordunuz kimlik numaramı, ne yapacaksanız yapın işte. Ben sert davranmamalarını istedim. Bunlar bana daha da kaba davranmaya başladırlar. Sonra küfür etmeye, dövmeye başladılar. Karnıma, suratıma vurmaya başladılar. Yere düşürmek istemelerine direnemedim ve yere düşürdüler ve boynuma ayaklarıyla bastılar. O anda bile sanki söylemiyormuşum gibi hala kimlik numaramı soruyorlardı. Ben söylüyordum bağıra bağıa, onlar hala kimlik numaramı soruyorlardı. Sonra ben imdat kurtarın, 155'i arayın, polisler beni dövüyor diye bağırmaya başladım. Çünkü sürekli vuruyorlardı bana. Kahvehanedeki ve pencereden onlarca insan bizi seyrediyor ve hiçbir şey yapmıyorlardı. Polisler şov yapma diyorlardı bana. Sonra kelepçelediler ve karakola götürmek için ekip çağırdılar. Sebebi polise mukavemet. Ben mi? Kimliğimi sordunuz, söyledim. Kaba davranmamanızı istemek suç mu? Nasıl küfür edersiniz bana, nasıl döversiniz. Varsa bir suçum, götürün karokala. Hala anlayabilmiş değilim yaşadığım olayın sebebini. Neden? Ben kime ne yaptım. Kimlik numaramı sordunuz, söyledim. 

Hastaneye gittik darp raporu için. Polisler diyor ki, biz seni dövmedik. Devletin memuru nasıl böyle yalancı olabiliyor anlayamıyorum. Önce niye dövüyorsunuz beni, sonra niye yalan söylüyorsunuz dövmedik diye? Polis doktora diyor ki kolumdaki kanama için, ben onlara zorluk mu çıkarırken kelepçe takarken mi ne olmuş, öyle bir şeyler söyledi. Karnıma veya suratıma vurduklarının izi kalmamıştı...

Sonra karakola ifade vermeye götürdüler. Onlar da tutanak tutturmuşlar ve içeriği yalan ifadelerle dolu. Kafayı yiyeceğim evrenim. Benim uyuşturucu ile alakalı birisi olduğumdan şüphelendiklerini falan söylemişler. Bahçeye girince içeride 5 dakika kaldığımı falan. Oysa bahçe denilen yer ara cadde üzerinde bir binanın giriş boşluğu ve herkesin gördüğü bir yer ve girer girmez peşimden sonradan polis olduğunu öğrendiğim kişi gelmişti. Neymiş, kimliğimi ibraz etmek istememişim. Açıkça söylüyorum, DEVLETİN POLİSİNE ASLA GÜVENMİYORUM. YALAN SÖYLÜYOR VE KARALIYOR İNSANI. Kimlik numaramı deli danalar gibi bağırtarak, onlarca defa söylettiler. Bu neyin öfkesiydi söyler misiniz bana? Hayvanları-kedileri düşünen duyarlılığımdan, vicdanımdan başka ne suçum vardı benim? Ne istiyorlardı benden, neeeee?

Beni döven polisler verdikleri ifadelerinin altına imza atmamı istediler. İfadelerini kabul etmediğim için atmadım imza. Polisin ifadesini kabul etmiyorum cümlesini yazarak, onun altına imza attım. Beni döven poislerden biri, yazacağın cümleye bana küfür ettiler falan deme diyor. Sonra kendi ifademi de verdim. İfademi alan polis yanlış anlaşılma olmuştur diyor. Başka bir polis, polisle niye kavga ediyorsun diyor. Keşke yaşanılan olaylar bir film şeridi gibi adalete gösterilebilse. O zaman ne diyecekler acaba? Onlarca defa kimlik numaramı söylemem ne ifade ediyor acaba onlar için? Ben niye kimlik ibraz etmek istemeyeyim ki? Benim sicilimde en ufacık bile bir suç yok ki? Hayatım boyunca hep şiddete, haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kalan bir mağdurdan başka bir sicilim yok ki benim. Pardon ama daha önceleri de haksızlığa, saldırya uğradığım zaman bile polislerden hiç insanca muamele görmedim ki. Konuyu paylaştığım arkadaşım diyor ki, senin eşcinsel olduğunu anlayıp o yüzden öyle davranmışlardır. Evet haklı olabilir. Çünkü bunun başka bir açıklaması yok, olamaz da. Çünkü ben sadece dışardaki kedimi bulmak için geçtim oradan. Başka da hiçbir şey yapmadım; küfür ve şiddete maruz kalmaktan başka. Hem de polis tarafından. Böyle polis olmaz. Polis vatandaşı dövemez. İnsanın karnına, suratına yumruk vuramaz. Nerede adalet, nerede? Beni döven polislerden biri karakoldan giederken bana diyor ki, bir daha polislere karşı gelme! Gerçekten hiçbir şey anlamıyorum. Ben yoldan geçiyorum, kimlik numaramı istiyorsunuz, söylüyorum ve kaba  davranmamanızı istiyorum. Sonra dayak yiyiyorum. Bu mu karşı gelmek, bu neyin dayağı, açıklama istiyorum!

Başka kişileri anlamak için hayata dair her şey bir tecrübe ama BOZUK sistemin saçmalıklarını tecrübe etmekten gına geldi artık!

Bu benim ilk yaşadığım olay değil ki. Olayın mahkeme sürecine taşınacağından bile emin değilim; çünkü tutanaklar karakolda tutulup mahkemeye taşınmıyor bile bazen. Çünkü bazı şikayetlerim hep benim olayları takibim sonucu mahkemeye yansıdı. Taşınırsa bile ben haklı çıkmayacağım büyük ihtimal. Ya berat eder, ya da ceza gelir bana. Hatta ben filmi geri alıp, o saatlerde kedi aramaya çıkmasaydım diyorum, bunun pişmanlığını yaşıyorum. Türkiye gerçeğinin geldiği nokta bu işte.

Bir de terlikle 5 parasız ve de telefonsuz götürdüler ya beni karakola; işlemler bittikten sonra ne kimseyi arayabildim, ne de araca verecek para vardı üzerimde. Kınıklı karakolundam şipidik şipidik terlikle yürüyerek geldim eve.

Not: Aşağıdaki fotoğtafta kedime bakmak için girmek istediğim ama polisin girer girmez çıkardığı ve olayın geçtiği yeri görüyorsunuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder