23 Kasım 2021 Salı

20-21-22 Kasım 2021 facebook notlarım

 Ajda Pekkan albümsü bir şey yaptı ama içi boş. Nükhet Duru gene tek bir şarkıyla yükseklerden uçıyor. Şarkının formu, düzenlemesi ve klip Nükhet Duru'nun usta yorumculuğuyla çok güzel örtüşmüş... Kuşak çakışmasının 2.sini, üçüncüsünü,..9.sunu ve 10.sunu da bekliyoruz heyecanla... "Kuşak Çakışması" da güzel bir albüm ismi. Bu ismi başkaları kapmadan albüm bir an evvel çıkartılsın bence..

Böyle bir evi rüyamda bile göremem. Çünkü böyle bir evde yaşamayı hayal etmedim ki. Çünkü böyle bir ev benim yaşam felsefeme ters.

Cübbeli Ahmet diye şarlatan bir yobaz, kalkıp gündemimizi belirliyor; çünkü halk prim veriyor, çünkü halk onda kendini buluyor!

Eşcinselliğe sapıklık, hastalık, günah diyenler; siz cahilsiniz ama cahil olduğunuzun farkında olamayacak kadar da beyinsiz!

Eşcinselliğe sapıklık, hastalık, günah diyenler; siz cahilsiniz ama cahil olduğunuzun farkında olamayacak kadar da beyinsiz!

Böyle bir yobaz şarlatandan(Cübbeli'den) eşcinselliğe bilimsel bir gözle bakmasını ve akılcı bir değerlendirme yapmasını bekleyemezsiniz herhalde. Ner'den bilsin ki bu adam eşcinselliğin bir cinsel yönelim olduğunu, cinsiyet kimliğini, toplumsal cinsiyeti, biyolojik cinsiyeti, heteroseksüelliği, eşcinselliği vesaireyi. Böyle tiplere bakınca, Cumhuriyet kurulmadan önceki gözü dönmüş laiklik düşnamlarını görüyorum ve çok ürküyorum. Ve ne yazık ki günümüzde, özellikle son 20 yolda o kadar görünür oldular ki, aynı zihniyetten yani bilimden uzak hurafelere gark olmuş o kadar çok insan var ki böyle! Böyle zihniyetlerin bir an evvel defolup gitmelerini istiyorum hayatımızdan...

Gökten taş yağacak diye diye cahil insanları sürü gibi yönetiyorlar. Ulan gökten taş yağar mı; bu kadar geri zekalı olmayın! 15 milyar yılda günah anlayışı yüzünden bir kere taş yağmış mı da küçücük bir zaman diliminde böyle bir şey olsun? Böyle insanlara bakınca, bunlara prim veren toplumu görüyorum!

Cübbeli denilen şarlatan, kalkmış bizi uluslararası arenada ilk defa bu kadar yüksek düzeyden temsil eden bir sporcumuza "insnaları lezbiyenliğe özendiriyor, böylelerinin milli takımda ne işi var" diye laf sokuyor. Hurafelerden başka sen ne yaptın demezler mi adama?

Çİftçilik yaparak para biriktirip üniversite okumak için Amerika'ya gidecek 18 yaşındaki bir çocuk diyor ki, Türkiye'de yaşanmaz!

Şu anda 20 yaşında olsaydım eğer, hiçbir koşulda ülkemi terketmezdim ne kadar şikayetçi olsam da. Ben coğrafyanın kader olduğuna inanıyorum. Amacımız güzelliklere koşmak değil, yaşadığımız yerleri güzelleştirmek olmalı.

Elin adamı önümüzdeki yıl nerede tatil yapsam diye düşünürken, biz ekmek bari pahalanmasın diye dua ediyoruz!

Homofobik insanların boynunu "kıtırt" kırasım geliyor ama değmez! Homofobi bir suçtur ama geri kalmış ülkelerde değil!

21

Sıla sadece bir sanatçı değil, öyle bir insan ki; içinde vefa, vicdan, fedakarlık, duyarlılık, asalet gibi vesaire kavramları öyle güçlü barındırıyor ki; bunları görmek için illa ki Sıla'nın yakınında olmanız gerekmiyor; bunu hissediyorsunuz.

Tuğba Özerk şarkılarının şöyle bir özelliği var. Dinledikçe seviyorsun. Kendisi de ne muhteşem güzelliktir.

Facebook'tan bir arkadaşımız mahallemizdeki sokak kedileri için 15 kilo mama bağışında bulundu. Kendisi rahatsız olabilir diye teşekkürümü ismen yapamıyorum. O da bir hayvansever, hayvanlarla paylaşım yapmanın çok değerli bir şey olduğunun bilincinde olan arkadaşlarımızdan. Kendisine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum...

Yaa kusura bakılmasın da, birisi araba sevdasından bahsediyor da, arabaya isim falan verdiğini, arabalarla duygusal bağ kurduğunu, satmak istediği zaman arabanın ayrılmamak için arıza yaptığından falan bahsediyor. Yeni arabalarla tanıştığında falan yeni bir insanla tanışmış gibi, arkadaş olduğunu falan söylüyor. Yani otomobil veya motorlu araçlar onun için bir ulaşım amacı falan değilmiş. En komiğime giden de, araba seslerinin bazılarına müzik gibi geldiğini falan söylemesi. Ve bisiklet böyle kişilerin hiç umrunda değil. Onlar gaza basacaklar, egolarını tatminedecekler. Olay bu kadar basit. Saatlerce araba fotoğraflarına bakan, arabalarla hayal kuran insanlar gördüm. Ne boş bir hayat. Benim hiç böyle basit zevklerim olmadı; hız tutkusu, içip içip sarhoş olmak ve kulüplerde barlarda dağıtmak gibi, lüks restoranlarda binlerce liraya yemek yemek gibi, kıyafetlerde marka tutkusu gibi, ne bileyim bazılarının yaptığı gibi sırf tatil yaptım demek için tatile çıkılması gibi, gittiği yerlerle övünmesi gibi, hatta bana en iğrenç gelen piknik yapmak falan, piknikte mangal yapmak falan. Sakın birilerini aşağıladığım falan zannedilmesin. Benim hayata bakış açıma çok ters bunlar. Muhafazakar yaşam da bana çok ters. Ben daha doğal, daha gerçekçi, daha sanatsal, daha felsefi, daha bilimsel, daha sportif yaşamayı sevenlerdenim. Adamların bir futbol sevdası da var ki, aynı maçı tekrar tekrar izleyip saatlerce krtiğini falan yapıyorlar. Oysa hiç sporla falan alakaları yok; spordan o kadar uzaklar ki, iki adım atmaya bile üşenecek tipler... Bir de araba sporları, motor sporları falan icat etmişler... Ve bunları televizyonda izliyorlar bir de saatlerce.... GEÇMİŞ OLSUN!

22

BAZEN ÇARESİZ KALIYORUM!

Karşı apartmandaki aile sarman kedilerini sokağa bırakmışlar. Bana diyorlar ki, "Burda bir kedi var, çok güzel, alır mısın?". "Kedi sizin mi diyorum", "hayır" diyorlar. Kedi uysal, çok da güzel tüm kediler gibi. Tamam alırım eve, hiç sorun değil ama birincisi evde 7 tane kedi var ve yabancı kedi istemiyorlar. Kedilerin doğası bu. İkincisi, yabancı kedi de evde o kadar kedi ile karşılaşınca korkuyor haliyle. Yani demek istediğim sorumsuzların sorumluluğunu çok da güzel üstlenirim ama kedilere söz geçirmek o kadar kolay mı? Evde doğam Melek kızım, dışarıdan getirdiğim Pırıl'ı 4 yıldır hala tam anlamıyla kabul etmedi. Evde tek kedi besleyenler, kedilerin birbiriyle iletişimini hiç bilmiyorlar. Düşünceleri şu; Alalım, sevelim, bıkınca sokağa bırakalım, nasıl olsa hayvanseverler ilgilenir. İnsanlığın bulunduğu nokta, doğadaki bir bitkiyi, bir hayvanı hala bütünün parçası olarak görememek. Olaya ne bilimsel olarak yaklaşabiliyorlar, ne de vicdani olarak...

Not: Denedim, sarman kediyi eve aldım. Evdeki kediler kabul etmedi. Dışarıdaki kediler için cama yaptığım yuvaya koydum, evdekiler camdan bile ona saldırıyorlar gitsin diye... Hayvanların doğası bu, "dışarıda kalmış, kabul edin" diyemiyorsun ki... Gelen de kış; ne yapacak ki şimdi bu kedi sokakta. Soğuğu da boşverin; dışarıda yaşamaya, arabalara falan alışmamış ki...

Gerçekten bazen, eve kedi alıp sonra bırakanları, hayvan sevmeyenlerden bile zararlı buluyorum. Hiç dokunmasalar, belki o hayvan doğal koşullara alışıp, eğer hayatta kalabilirse daha garanti bir şekilde, en azından korkmadan yaşayabilecek...

Kimseye de şu kediyi sahiplenin diyemiyorum ki. Çünkü bilmiyorum ki sahiplencek kişilerin huyunu. Ya onlar da gene sokağa bırakırlarsa? En azından mahallede mama verecek ben varım. Yaşam garantisi açısından bazen sokaklar, insanlardan daha güvenli.

Mesela Lilly'nin torunlarını sahibi bakamayacağım diye sahiplendirmek istedi. Ben de "Bir süre sonra büyürler ve dış koşullarda yaşamasını öğrenirler, bilmediğimiz kişilere vermeyelim" dedim. Çünkü evin içinde değildi yavrular, binanın önünde veya bodrum katında yaşıyorlardı. Dediğim gibi şimdi yavrular büyüdü ve benim yaşadığım nokta etrafında dolaşıyorlar ve aç kalmıyorlar en azından. Dışarıda yaşamasını da biliyorlar sonuçta.

Not 2: Dışarıya bırakılan masum sarman pencerede... O kadar da uysal ki... İçeridekiler istemiyor... Bu arada cinsiyeti erkek....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder