26 Eylül 2021 Pazar

24-25 Eylül 2021 facebook notlarım

 24

Birgün herkes bir mevsim virüsünün Corona başlığı altında bir projeye dönüştürüldüğünü, Covid 

aşısıyla da insanların denek olarak kullanıldığını anlayacak! Artık yeni doğmuş bebeklere de Corona aşısı yapılıyormuş. Corona aşısından ölenlerin sayısının bilinen rakamı 15 bin olduğu söyleniyor, bilinmeyen ne kadar belli değil. Genellikle aşı yaptıranlar kalp krizinden uykuda ölüyormuş. Aşının denemelerinin gelişmemiş ülkelerde yapıldığına dair resmi raporlar var. Amerikan ilaç firmalarının Sağlık Bakanlığı bürokratlarına, akademisyenlere ve Türkiye Eczacılar Birliği görevlilileirne aşı için 40 milyon Euro rüşvet verdiği konuşuluyor, vesaire vesaire... Dahasını Twitter'dan okuyabilirsiniz.

Beni hayattan men etseler de, aşının bana zararı olmasa da; sırf birilerinin projesine alet olmamak için aşı olmayacağım!

Eğer aşı olursam, duruşuma ve onuruma hakaret etmiş olurum!

İlaç sektörü öyle kirli bir dünyadır ki, aklınız hayaliniz almaz. Ben sağlık sektöründen emekli olduğum için biliyorum. İlaç firmalarında çalışanlar, hastalara kendi firmalarının ilaçlarını yazdırmak ve de doktorlara rüşvet vermek için sürekli doktorların kapısının önünde beklerler ve girdiler mi de çıkmak bilmezler. Öyle büyüktür ki o rüşvetler; doktorların kendi ağızlarından duyardım bunu...

Ölürsem de virüsten öleyim, aşıdan değil. Aşı korumuyorsa, aşı yaptırmayanlar toplum sağlığına niye zarar versin ki? Biraz mantık!

AŞININ BİR DENEY OLDUĞUNA İNANMAK İÇİN RESMİ YETKİLİLERİN AÇIK AÇIK EVET BİR DENEYDİ DEMESİ Mİ GEREKİYOR?

Prof. Dr. Zafer Kurugöl'den skandal açıklama: "Zaman zaman, küçük bebeklere, yanlışlıkla Hebatit B ve kızamık yerine Covid aşısı yapıldı. Hiçbir yan etki ve olumsuz sonuçla karşılaşılmadı. Bebeklerde yüksek dozda bile bir sıkıntı olmadı. Araştırmanın sonuçlarını açıklayacağız."

Aşı yaptıranlar yıllar sonra diyecek ki;kandırıldık!Aramızdaki fark bu zaten işte!Bir de aşı yaptırmayanlara cahil kesim diyorlar!

Aşı yaptırmamayı bir onur meselesi haline getirdim!

AŞININ BİR DENEY OLDUĞUNA İNANMAK İÇİN RESMİ YETKİLİLERİN AÇIK AÇIK EVET BİR DENEYDİ DEMESİ Mİ GEREKİYOR?

Arkadaş telefonla aradı, FB'nin yenmesine çok üzülmüş. Gisesunlu musun dedim. Yok, Beşiktaşlı'yım dedi. FB KOMPLEKSİ işte!

25

Ülkü ocakları, çocukların çizdiği gökkuşağı renklerininin üzerini eşcinselleri temsil ediyor diye çizmiş. Dünyanın yarısı gizlilerle beraber eşcinsel zaten ve hemcinsel olarak her gece sevişirlerken, renklerin üzerini çizerek nefret kusmak eşcinselleri ne lanetler, ne kötüler, ne de bir şey yapar. Bu davranış sadece bu cahilce davranışı segileyenlerin onları etiketleyen akıl dışı cahilce bir davranışıdır. Eşcinseller lanetlenince eşcinseller lanetli olmuyor ki çünkü. Eşcinsellik hastalık diyince eşcinseller hasta da olmuyor; eşcinsellik hastalık diyenlerin, ruh sağlıkları ortaya çıkmış oluyor.

İnsan türü de çiçek böcek gibi doğanın bir canlı türüdür. Ama "bazı" insanlar insan türüne kendi çıkarına göre ırksal, milliyetsel, renksel, dinsel, dilsel, cinsel vesaire anlamlar yükleyerek kategorize ediyor. Siz hiç kedilerin birbirini renginden veya şeklinde dolayı sınıflara ayırdığını, bunun üzerinden ötekileştirdiğini, nefret kurstuğunu gördünüz mü? Bazen düşünüyorum da insan türü hayvanlar kadar yaşamasını bilmiyor mu acaba? Diyebiirsiniz ki, hayvanlar insanlar kadar akıllı değil; AYRIMCILIK AKIL VE ZEKAYA MI DAİR?

Kanal D'ye, "aşı olmayanlarla tıpkı virüslerle mücadele eder gibi mücadele edeceğiz deditrmişler". O biraz döt ister!

Aşı olmayacağım... Aşı olmayanlardan rahatsız olanlar, başka gezegene gitsinler. Çünkü ben denek değilim!

Aşı ne koruyor, ne de bulaşmayı engelliyor. Eeee, derdiniz ne? Demek ki sisteme dahil edildiklerinin farkında değiller!

En çok şuna şaşırıyorum; sistem karşıtları bile sistemin dayatmalarını savunur hale gelmişler ya; demek ki onlar da sistemcilermiş.

Benim yoldaşım hangi sebeple olursa olsun ayrımcılığa uğrayanlar değil; akıl ve mantık çerçevesinde bilime inananlar olabilir ancak! Ben; din, mezhep, milliyet, vsaire kültürel sebeplerle ayrımcılığa uğrayanların yanında durmam; çünkü onlar da ayrımcı, onlar da mesela homofobik, mesela hayvanlara veya doğaya karşı duyarsız olabiliyorlar. Çünkü olaylara akıl ve mantık çerçevesinde, bilimsel gerçekler çerçevesinde bakmıyorlar. Yola çıkamam bunlarla. Mesela "türban"a veya mezheplere destek çıkarak kendi ayağıma kurşun mu sıkayım; çünkü mesela onlar bir yanardağ patlamasını Lut Kavmi mitiyle ecinsellere nefrete dönüştürmüşlerdir. O yüzden herkesin bakış açısına falan saygı duymam. Ben akıla ve doğaya, bilimsel gerçekler saygı duyarım. Gerisi benim için sadece "tınnnnn"dır!

Ben 100 çeşit cinsel kimlik iafdesine da saygı duymam. Toplumsal baskı sebebiyle kendilerini kabul etirebilecekleri şekilde tanımlıyorlar. Bu bir korkaklıktır. Defalarca belirttiğim gibi cinsiyet kimliği de benim için toplumsaldır. Ben sadece biyolojik cinsiyete ve cinseel yönelime inanırım. Gerisi her topluma göre değişen toplumsal bir varoluş biçimidir. Mesela adam az çok seks yapıyor başka tanımlanıyr, çok seks yapıyor başka şekilde tanımlanıyor. Her iki cinsle seks yapıyor başka tanımlanıyor, sadece duygusal takılıyor başka tanımlanıyor, vesiare. Oysa bir bedensel erkeklik ve kadınlık vardır, bir de karşı cinsel ve hemcinsel yönelim vardır; GERİSİ TEFERRUATTIR! Ben hiç kedilerin böyle binbir şekide kendilerini tanımladıklarına şahit olmadım. Demek ki dediğim gibi bunlar toplumsal varolma amaçlı kendini tanımlama ve ifade etme şekilleri.

Bizim ergenlik dönemimiz 80'ler.

İkonların çoğu da o dömendendir zaten...

Türkiye'de 85-90 arası tam anlamıyla YABANCI MÜZİK dönemidir. HEY DERGİSİ bile tamamen yabancı müzik formatlı olmuş, sadece yabancı müziği konu edinen BLUE JEAN DERGİSİ bu rüzgarın etkisiyle çıkmıştır. Çok heyecanlı yıllardı benim için o yıllar. Ve 90'lar da ALTERNATİF ROCK VEYA POP ROCK denilen kaliteli yabancı pop müzik dönemidir. Ve 2000'leri de çok sevdim yabancı müzikte. Ne zaman RAP dünyaya hakim oldu, yabancı pop müziğin 24 saat online takipçisi olmaktan çıktım.

Türkiye'deki Blue Jean Dergisi'nin adının yabancı bir dergiden çalıntı olduğunu bilmiyordum.

Türkiye'de yayınlanan Number 1 dergisinin adı da çalıntıymış!

80'lerin en kitlesel 5 pop grubu, özellikle Türkiye'de... Modern Talking, Pet Shop Boys, A-ha, Duran Duran ve Wham!

Modern Talking - You're my heart...1 milyar tıklanmaya doğru... Modern Talking Basith mi dediniz; HADİ ORDAN!

80'lerin şarkıcıları ve grupları, şarkıları devrimsel nitelikte ve müzik kavramını tam karşılayan güçlü melodik yapıya sahip, düzenlemeleri teknolojik, soundları yüksektir.

Pop Müziğin klasikleşmiş dönemi 80'lerdir. Hadi bir daha "Dominı Dancing" gibi şarkı yapılsın da görelim!

Pop müzik'te cinsel devrim de kendini 80'lerde gerçekleştirmiştir. Sembol ismi de Boy George'tur! O dönemin şarkıcı ve gruplarına bakarsanız, sanırsınız ki hepsi gay!

Boy George en çok sevdiğim hünsa seslerdendir.

80'lerin müzik enerjisini başka hiçbir dönemde çok güçlü bulamazsınız...

Miley'liyi çok sevmemin sebebi de 80'ler ruhu taşıması...

Miley Cyrus'ın canlı performanslarını çok seviyorum. Layığıyla şarkı söylüyor...

Miley Cyrus, Christina Aguilera ve Madonna'yı çok sevmemin ortak sebeplerinden birisi de vajinam veya memem görünecek diye korkmayacak kadar cesur olmaları, cinsel yönelimlerinde eşcinsellik de olması ve de cinsellikten ne kadar keyif aldıklarını dile getirerek ahlakçı topluma meydan okumaları...

Miley'nin gırtlağını seviyorum en çok!

Arkadaşım tüm Korona sürecinde hiç Korona'ya yakalanmıyor ama aşı olduktan sonra Korona'ya yakalanıyor. Doktorların tesellisi, aşı olmasaydın, daha ağır geçirir veya ölürdün! Şimdi ben Korona'ya yakalanmadım ya bildiğim kadarıyla; Çünkü hiçbir belirtisini yaşamadım. Aşı olduktan sonra Korona'ya yakalanırsam eğer, bunun nasıl bir açıklaması olacak? ŞÖYLE BİR AÇIKLAMASI OLACAK; Aşı korumuyor, bulaştırmayı da önlemiyor ama aşı sayesinde ölmüyorsun!!! E aşı olmayanlar da ölmüyor Korona'ya yakalansa da!!! Sahi aşı ne işe yarıyor? İnsan sağlığı açısından hiçbir faydası yok. Ortada bir proje var ve ilaç sektörünün çıkarı söz konusu. Bir de  hikayeye inanmış kitleler!!!

Gerçek kraliçem ise Cyndi Lauper'dır... Bu da onu sevenlere poster hediyem olsun... Unutmadan; çatlak sanatçılar, zeki sanatçılardır!!!

Yabancı Pop Müzikteki kareasımın güncellenmiş durumu!

Madonna, Cyndi Lauper, Christina Aguilera, Miley Cyrus... Bunlara bir de Dolly Parton'u ekleyebilirsiniz!

Duyarsızlığın, sorumsuzluğun, bir şeyleri eksik veya yanlış yapmamnın, yapılan bazı şeylerin aslında anlamsız ve zaman kaybı olduğunu bilmemenin, elini taşın altına koymaktan kaçınmanın sebebi bilgisizliğe dayalı bilinçsizliktir. Evet, kedilerin mama ihtiyacı için insanlardan yardım beklemem çok anlamsız. İnsanlar yemek artıklarını veriyor kedilere. Oysa kediler o kadar hassas canlılardır ki yemek konusunda; Çünkü koku ve tat alma duyuları çok gelişgindir. Belediye sokak kedileri için mama üretiyor ve dağıtıyormuş, denemek için bir poşet aldım ama yemediler. Çünkü ekşımtırak bir kokusu var. Çünkü hastanelerdeki veya değişik yerlerdeki yemek artıklarından yapıyorlarmış mamayı. Ve bir de sokak kedilerine verdiğim mamaları bazı hayvan düşmanları çöpe attıkları gibi, bazılarının da kedilere karşı sanki gerçekten duyarlılık gösteriyorlarmış gibi benim verdiğim mamaların üstüne su dökmeleri veya yemek artıkları koymaları benim verdiğim mamaları da yemelerini engellediği için kedilerin aç kalmalarına sebep oluyorlar. Yaptığınız bir işe yaramıyorsa, hiçbir şey yapmayın, uzak durun kedilerden ki, kediler için bir şey yapan bazı kişileirn işine bari engel olmayın...

Size bir şey anlatacağım. 54 yaşında bir arkadaşım var. Korona'ya yakalandı ve tedavi görüp iyileştir. Daha aşı gelmemişti o dönem. Çİn aşısını tercih etmesiin sebebi, tavsiye üzerineydi. Aşıdan sonra tekrar Korona belirtileri yaşadı ama karantina altına alınmamak için sağlık yetkililerine haber vermedi. Sonra uluslararası seyahatlerde Çin aşısı geçmeyeceği için bu sefer Alman aşısı oldu. Aşının akabinde gene Korona belirtileri yaşamaya başladı. Gene sağlık yetkililerine haber vermedi karantina altına alınmamak için. Aşılardan sonra kendini çok iyi korumasına rağmen Korona belirtileri yaşamasını bir türlü anlamlandıramadık. Aşı Korona yapıyor herhalde dedik. Ve her aşıdan sonra 3-5 gün çok kötü hissetti kendini. Aşıdan önce Korona'ya yakalanmayıp, aşıdan sonra Korona'ya yakalanan başka tanıdıklarım da ver... Biliyorum aşının bana bir zararı olmayacak ama genetiksel olarak Korona'ya dayanıksızsam, aşı olsam da gene değişen bir şey olmayacak ki. Ayrıca niye bu kadar ısrar ediyorsunuz ki; siz ısrar ettikçe ben tırsıyorum ve de inadım depreşiyor. Eğer insanları kendi hallerine-tercihlerine bıraksaydınız, ben şimdiye kadar çoktan aşı olmuştum bile...

Birisi bana zorla aşı yapmaya kalksa, alırım o aşıyı gözlerine sokarım! Ben tanrıya değil, demokrasiye inanıyorum!

Ben sağlık karşıtı değilim, aksine sağlığa çok önem veren birisiyim. Sadece şüpheli uygulamalara ve de dayatmalara karşıyım!

29 Eylül

Ülkeyi; Homofobik, hayvanları sadece et olarak gören, eşitlik ve özgürlükten, bilimden uzak şeriat zihniyetli insanların yönetmesi

Ben cahil değilim ki... Bundan 30 sene önce yıllarca grip aşısı yaptırmış ve faydasını görememiş birisiyim. Uzmanların açıklaması şu idi... Virüsler her yıl kendini yeniler ve aşılar da o dönemin virüslerine göre yapıldığı için, sonraki dönem virüslerine karşı korumaz. Ayrıca mevsimsel virütik rahatsızlıklara yakalanmamak diye bir şey var mı; YOK! Eee, bu Korona aşısı ne oluyor; demiyorlar mı zaten korumuyor diye. Eeee? Bırakın o zaman hafif veya agğır atlatıp atlatmayacağıma ben karar vereyim. 2 yıl önceki virüse göre hazırlanmış bir aşının bu seneki virüslerden korumayacağını bilmeyecek kadar bilgisiz değilim!

Sistem artık yeni bir küresel proje üretsin; Korona masalı baydı!

AŞI İLE İLGİLİ GİZLENEN GERÇEKLER

Aşıdan Avrupa'da 17 500, Amerika'da 11 500 kişi ölmüş.

Aşı Türkiye'de ruhsatlandırılmamaış ve acil kullanım onayı almamış, kulanımına izin alınmamış. Aşı yapılırken imza alınmasının sebebi ölümlerde sorumluluk almamak.

Aşı virüslerin güçlenerek mutasyona uğramasına, bu da virüsün öldürme gücünü ve ölüm oranlarının yükselmesine sebep oluyormuş..

Aşı ile virüslerin insanı öldürme oranı yüzde 50 lere çıktığında, aşısızlar aşılılara göre çok daha savunmasız ve tehlike altında. Bu durumda virüsün öldürme oranı aşının yan etki ve zarar verme oranından daha yüksek hale gelmemesi mümkün.

Aşısız dönemlerdeki ölüm oranlarının verilmeme sebebi, aşısız dönemdeki ölüm oranlarının aşılı dönemdekinden fazla olmaması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder