12 Mayıs 2021 Çarşamba

12 Mayıs 2021 facebook notlarım

Batı'da falan paralı yaşlı eşcinseller genç erkeklerle eşcinsel evlilik yaparak kendilerini kandırıyorlar. Özellikle Doğu'dan gelen göçmen genç erkeklerin cinselliğini parayla satın almaktan başka bir şey değil bu. Resm(en)i fahiş*lik! Aşkı da ucuzlattılar.

Fuhuş yapan LGBT'ler, parasız seks yapan eşcinsellere işlerimiz sizin yüzünüzden kesat gidiyor diye kızıyorlar. Parasız seks yapan eşcinseller de fuhuş yapanlara LGBT'lere, sizin yüzünüzden hepimize fahişe gözüyle bakıyorlar diye kızıyor. Sizce kim haklı?

Selin Ciğerci 5 yıl seks işçiliği yaptığı dönemi kasdederek, "Keşke kocamı ve tüm mal varlığımı kaybetsem de, o 5 yılı yaşamamış olsam," diyor. "Çünkü o günler aklıma geldikçe dibe vuruyorum; çünkü kendimi değersiz hissediyorum." diyor. Bunu itiraf edebildiği için gerçekten tebrik ediyorum. Ben çok samimi buldum açıklamalarını... Elbette seks işçiliğini zorunluluk dışında düşünemeyiz ama zorunlu da olsa insana koyar ve bu, insanın hayatı boyunca sürekli canını acıtan bir travma olsa gerek. Özellikle hassas yapılar bunun altından kalkamaz. İnsan böyle bir şey yapmadan bile paralı seks teklifi alınca gerçekten kendini satılık mal gibi hissediyor ve kötü oluyorsun. Bazı seks işçileri lütfen alınmasın. Benimki kişisel bir bakış açısı. Yapıp da mutlu olan varsa, kendi bileceği iş elbette. Ama ahlakçı bir toplumda seks işçisi olup da kendini iyi hisseden var mıdır bilmiyorum. Tabi yapanların koşullarına düşmeden de ahkam kesmemeliyiz. Şu yazdıklarım bile seks işçiliği yapanları yaralayacaktır elbet. Ama kimse kusura bakmasın, ben bazı dernekler veya aktivisler gibi, "Seks işçiliği bir haktır" diyemeyeceğim. Hak diyorsanız, o zaman "zorunlu yapıyoruz" demeyeceksiniz. Zorla yapılmak zorunda kalınan bir şey hak diye savunulamaz. "Zorda kalınca, savunulur" diyebilirsiniz ama zorda kalınıyorsa, bu zorluğa karşı bir tepki gösterilir ve bu işe meslek gözüyle bakılmaz.

Yaa, ben de erkek berberlerinde bu durumla karşılaşıyorum ve bastırılmış şey olarak görüyorum ben bunu. Ben niye böyle bir şeye ihtiyaç hissetmiyorum? 30 senedir berbere bile gitmiyorum. Tüm kıl tüy işlerini kendim hallederim. Tıpkı elektirk, su, badana, dikik-sökük vesiare işlerini hallettiğim gibi... Şu yüze sürülen şeylerin göstermelik olduğunu anlayamayacak kadar akılsız mısınız? Nasıl bir cilt bakımı bu? Hacışakir sabunla bolca köpürtün yüzünüzü; ne siyah nokta kalır, ne de yağ gözenekleri...

Erkeklerin bakım uygulamaları, içlerindeki kadının, toplumun kabul edebileceği ölçüde bir tatminidir. Çünkü kadınlar, kendilerini beğendirmek için bakımlı olurlar. Doğa, mesela kılları, tüyleri falan, kadınların bakım sektörüne para kazandırması için yaratmamış ki. Toplumsal cinsiyet böyle bir şey oluşturmuş, insanları şekilci hale getirmiş. Dediklerimi kabul edemiyorsanız, yok sayın, takılmayın lütfen...

***

Banka, vesaire kurumlarda çalışanların vatandaşlara hastalıklı muamele yapmasını kınıyorum. Korona'nın allahı yok yalnız!

İsrail'de eşcinsel onur yürüyüşlerine izin verilmektedir...

Savaş çığlıkları atanlar, gerçekten kendileri silahı alıp Filistin için İsrail'e karşı savaşa gidebilirler mi?

Arkadaşlar, kendi ülkemiz için savaşalım tamam da, barış diye bir şey varken her ülkenin içişleri için ölmeye-savaşa gidilir mi?

Gözyaşları içinde tüylerim diken diken dinledim ve izledim defalarca. Ne kadar şanslı bir milletiz böyle güçlü bir ses ülkemizden çıktığı için. Dünyadaki gay veya trans şarkıcılarla kıyasladığım zaman, Bülent Ersoy gerçekten başka bir boyut, adeta tanrıça!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder