9 Nisan 2021 Cuma

Hakettiğim yaşamdan taviz vermemeye çalışıyorum!

İnsanlar bana yıllardır diyor ki, "Sen hakettiğin şekilde yaşamıyorsun, potansiyelini daha iyi koşullarda yaşamak için kullanmıyorsun...". Nedir daha iyi koşullarda yaşamak, nedir potansiyelimi kullanmak veya kullanamamak? Potansiyelimi coğrafyamızdan dolayı kullanamıyor olabilirim ama onun dışında nasıl yaşadığım, yapıma uygun şekilde kendi seçimim. Çünkü ben ben özgürlüğü seçtim; sistemin kölesi olmayı değil. Evet çok özür diyerek söylüyorum; sistemin bir parçası olmak, sisteme köle olmakla eş anlamdadır benim için. Her şey rutine bindirilmiş, belli kuralara bağlanmış. Bu nasıl beslenmemizden tutun da, nasıl giyineceğimize, nasıl bir evde oturacağımıza, hedeflerimizin maddileştirilmesine-maddeleştirilmesine kadar... Beni mutlu etmeyen ve etmeyecek olan bu şeylerin sizi mutlu etmesi bile; yaşam biçiminizin, doğanızın sistem tarafından ele geçirildiğinin göstergesidir. Bu sizin seçiminiz değildir; sistemin sizi koşullandırmasıdır. Hem sistemin kölesi oluyorsunuz, bir de üstelik hayatınızı feda ederek bedel ödüyorsunuz. Evet bana göre sizinki yaşamak değil. Çünkü doğa dışı... Çünkü doğada eşit ve özgür yaşama hakkı vardır. Ama siz sistemin size dayatmalarına boyun eğerek eşitsizliğe prim veriyorsunuz. Düşünün bazıları oturduğu yerde kral mertebesinde yaşıyor, çoğu ise 12 saat çalışarak açlık sınırının altında yaşamaya çalışıyor. Ve bunu içselleştirerek normalleştiriyorsunuz. Belki zannediyorsunuz ki, krallar çok çalışarak veya çok akıllı oldukları için kral oluyor. Hayır. Sadece vicdansız oldukları için kral oluyorlar. Acımıyorlar size, ölmelerinize bile zerre üzülmüyorlar. Çünkü sizler sistemin birer robotlarısınız. Çünkü oy vererek onaylıyorsunuz robotluğunuzu. Gerçekten hür iradenizle seçim yaptığınıza mı inanıyorsunuz? Ve sizin hayallerinizi de krallar gibi yaşamak süslüyor. Krallar sizi sömürerek kral oluyor ama sizler asgari ücreti yemeyip biriktirerek ev ve araba sahibi oluyorsunuz, sonrada koltuk ve halılarınızı yenileyerek falan hava atıyorsunuz. Görgüsüzlüğünüz bundan. Evet bunun adı görmemekten, sonradan görmekten dolayı oluşan bir görgüsüzlüktür. 30 bin lira çanta ile hava atanlarınki ise, alınteri olmadan para kazanmak demektir. Uyuyanların sırtından para kazanmak demektir. Sistem sınıflar yaratmıştır. Bu sınıflar da eşitliğinizi ve özgrülüğünüzü elinizden almıştır. Krallar sizi köle olarak görüyor, diğer sınıflar da ekonomik sıralamaya göre bir altındakini küçümsüyor, aşağılıyor... İşte bu sisteme dahil olmayanları da sefil, marjinal, terörist, vatan haini diye falan damgalayarak, nefrete hedef gösterek sindirmeye çalışıyor, yok etmeye çalışıyor. Eğer ben mahsende yaşıyorsam, sistemin kölesi olmak istemediğimdendir. Çünkü benim özgürlük anlayışım, herkesin eşit ve özgür, içinden geldiği gibi yaşadığı bir dünyadır. Çünkü ben kendimi, yapımı, özümü kandıramıyorum. Yalanlar içinde yaşamak benim ölümüm demektir. Evet sisteme dahil olmak, ölmek demektir. Sizler eşyalarınızı yarıştırp bununla mutlu olan ölülersiniz. Ben ise elimdekileri hayvanlarla paylaşarak falan doğama uygun bir şekilde yaşadığıma inanıyorum. Ben sabah kahvaltısını havyarla yapmıyorum; dünden kalan bulgur ve 2 gün önceki patates aşı ile yapıyorum. Çünkü benim beynimi başka türlüsü bozar. Benim dogmatik tapınmalarım falan yok. İbadetim, hayatımı içimden geldiği gibi yaşamak. Bütün koşullanmışlıklardan soyut bir şekilde aldığım oksijen ile her an kutsanıyor, yenileniyorum. Çünkü hiçbir dayatmanın esiri değilim. Hani o inandığınız ...vesaire değerler falan var ya; aslında sistemin bir oyunu. Ben bunlara uymayarak hiçbir şey kaybetmiyorum. Çünkü benim varoluş biçimim bu değil. Ben hayatın gerçeklerine inanıyorum sadece. Bilimsel de diyebiliriz buna. Attığım her adımın, gerçekçi bir anlamı olmalı benim için. Hele birilerinin söylemlerine inanarak yaşamayı, gerçekten çok aptalca buluyorum. Çünkü o söylemlerin hiçbir anlamı ve gerçekliği yok. İnsan manevi huzuru bile faydacılıkta bulmalı bence. İnsan her an içinde yaşadığı doğaya ne kattığını sorgulamalı. Bir bitkinin soyunu mu devam ettiriyorsunuz, yoksa çevreye zararlı atıklar mı üretiyorsunuz sorgulayın... onu da boş verin, sistemin dayatmaları dışında içinizden gelen bir şeyi yapıyor musunuz, yoksa sistemin dayatmalarını içinizden gelen bir şey olduğunu zannetme noktasında mısınız? İkincisi değil mi? Hayır, bu sistem bizlerin içinden geldiği şekilde yaşayacağı şekilde oluşturulmadı. Eğer öyle olsaydı, şu anki yasaklar, baskılar, ayıp, günah denilen şeyler olmazdı. Ben ne yapıyorum biliyor musunuz? Her gün günah işliyorum, her gün ayıp denilen şeyleri büyük keyifle yaşıyorum, baskılar, yasaklar umrumda bile değil; çünkü o yasaklar bana işlemiyor ki? Çünkü sistemin dışında kaldığım için bana işlemiyor. Çünkü benim inancım doğam ve vicdanım! İnsanlar hakettiği şekilde yaşarlarmış; ben de hakettiğim yaşamdan taviz vermemeye çalışıyorum! Eğer ben sisteme taviz verseydim; 5375 gün çalışmak yerine, 30 yıl çalışıp, çalıştıkça emekli maaşı düşen bir insan olacaktım. Eğer ben sisteme taviz verseydim, şu anda yapıma uygun eşcinsel olarak değil, heteroseksüel yaşama mahkum olup kusa kusa yaşayacaktım. Eğer ben sisteme taviz verseydim; şu anda hayvanları, yaşlıları, mültecileri, tüm ötekileştirilenleri düşünmek yerine, sistemin esiri olacak; elimdeki maddiyatla övünecek, varolmaya çalışacaktım. Eğer ben sisteme taviz verseydim, vicdansız olacaktım! Vesaire, vesaire... Benim sisteme dahil olmam beni mutlu etmez ama sistemdekiler doğalarına dönebilirlerse, daha mutlu olabilirler...

Not: Kimse üzerine alınmadan okusun. Amacım eleştridiğim karşı tarafı rencide etmek falan değil; kendi inancımı, karşı tarafı üzerinden irdelemek. Ve sözü geçen kavramların hiçbir kişi veya kurumla da alakası yoktur. Bazı konumlar veya kitleler sözün gelimi olarak kullanılmıştır.

Not 2: Sistemin en büyük zararı; insanları eğitimsiz bırakarak, kendine inandırmasıdır. Her eğitim eğitim değildir; ne ile eğitildiğindir eğitimin kalitesini belirleyen; bilimsel mi, dogmatk mi; oradan bakın olaya! Son yıllarda ülkemizdeki üniversitelere muhafazakar dekanların atanıp evrim teorisinin falan yok sayılmasının açıklaması nedir sizce?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder