Eczacıbaşı ve Fenerbahçe'nin oynadığı Türkiye Voleybol Şampiyonası'nın Yarı Final 3. maçının Altın Setine değinmek istiyorum. 2017 yılındaki Yarı Final karşılaşmalarının bir tekrarını izler gibi olduk. Tek fark, o dönem Eczacıbaşı'nın Yarı Final ilk karşılaşmasından itibaren avantajlı olmasıydı, dengeler daha çok Eczacıbaşı'ndan yanaydı. Eczacıbaşı 13-7 ve 14-10 önde olmasına rağmen altın seti bir türlü alamamıştı. Bu sene de altın sette gene Eczacıbaşı öndeydi. Son anda öne geçti Fb. Maçın gidişatından bile sanki Eczacı kazanacak gibi bir durum söz konusuydu. Eczacı'nın şöyle bir ruhaniyeti var. Bunu daha önce de defalarca sergilediler. Son sete, son ana kalırlarsa, Boskovic de dahil, takım olarak hata yapıyorlar. Altın seti kaybetmelerinde de gene onların hataları belirleyici oldu. Fenerbahçe'nin daha kontrollü oynamasını, onlar atak ile leyhlerine çeviremediler. Atakları hataya dönüştü.
Fenerbahçe'nin takım yapısına değinmek istiyorum biraz da. Yıllardır süre gelen bir durum bu. Eskiden oyuncular şimdiki gibi sadece kendi mevkilerinin görevini yapmıyorlarmış. Yani bir oyuncu smaç, defans, pas, manşet her şeyi yapıyorlarmış. Fenerbahçe'de işte bu hala devam ediyor gibi. Mesela 4 numarada oynayamayan bir pasör çaprazı olmuyor Fenerbahçe'nin. Her pasör çaprazı, Polen dışında 4 numarada da görev almıştır. Mesela şu anda pasör çaprazı olan Vargas aynı şekilde hem defans yapıyor, hem manşet alıyor, hem de 4 numaradan oynayabiliyoır. Mesela şu anda takımı izleyen bir kişi, pasörün kim olduğunu karıştırablir; Eda mı, Naz mı? Veya smaçör Cansu şu anda liberoluk yapıyor. Aynı şekilde Kelsy Robinson da Milli maçlarında yeri geliyor smaçör, yeri geliyor libero oluyor. Ve son Eczacı maçında Eda kendi görevleri dışında gerçekten takımın her mevkisinde görev aldı. Defans, pas... Bu herkesin dikkatini çektiği için, maç sonunda spiker bunu da dile getirdi. Eda'nın cevabı ise, her noktadan takıma katkı sağlayınca, performansının daha iyi olduğunu söyledi. Son maçın son sayısı, adeta Eda'nın oyun tarznın bir özetiydi. Blok yaptı, dönen topa defans yaptı ve ardınından Naz'ın pasıyla kayarak smaç ve sayı geldi. Voleybolda başarının anahtarı bu bence de. Herkes elinden gelenin en iyisini yapmalı, her topa koşmalı. Ve takım sporlarında sadece bir oyuncuya güvenilirse, sistem tekleyebiliyor. Tutarsa da bazen tutuyor. Mesela Eczacı'yı yatıran sadece Boskovic'e güvenilmesi. Mesela bir önceki maçın tie-break'ında bütün paslar Boskovic'e atılmış ve iki sayı farkla kaznmışlardı ama son maçta tutmadı. Boskovic de hata yapabilir çünkü; özellikle iş final olunca.
Finale gelirsek... 3 maçı kazanan şampiyon olacak. Vakıf şu anda dünyanın en güçlü takımı. Kazanmak için mucize geekiyor ama Fenerbahçe de mucizeleri gerçekleştirebilen bir takım ve şu anda eğer isterlerse şampiyon olabilecek bir takım kadrosuna sahip. Haak, Vargas'tan daha güçlü değil ki. 4 numaralarda da, Vakıf, Fenerden daha güçlü değil ki. Pasör olarak daha iyi bile. Orta oyuncu olarak dünyanın en iyisi Eda, Fener'de ama işte Vakıf'ın üstünlüğü burada. Çünkü Vakıf'ın diğer ortaları, Fener'in diğer ortalarından daha güvenilir. Milena, Zehra, Kübra... Eğer fener servise yüklenip ortadan oynatmazsa, başabaş gidecek bir maç olabilir. Fener 3 yıldır şampiyonluğa hasret. ve üstelik şampiyonluk bu yıl hilç olmadığı kadar zorlu. Ama finale çıkmamızın en sevindirici tarafı, Avrupa Şampiyonlar Ligi biletini kapmış olmak. Tamam Türkiye Şampiyonluğu önemli ama, Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde yarışmak daha önemli...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder