24 Nisan 2021 Cumartesi

24 Nisan 2021 facebook notlarım

 Cahil insanlara bilimsel bilgiden ve canlı haklarından, eşitlikten, özgürlükten bahsedemezsiniz. Bireysel anlamda direkt kendilerine bir şey demeseniz bile, ortaya atılan lafları bile kişisel olarak algılayabilirler. Çünkü kapasiteleri dar olduğu için, kendilerine faydalı olacak şeylerden bile, alışılagelmiş düzenlerine ters düşeceği için rahatsız olurlar. Çünkü onlar kapasitesizliklerinden, dolayısıyla cahilliklerinden dolayı, en iyi bildikleri şeylerin, en iyi ve en doğru yaşam tarzının kendilerininkinin olduğuna kendilerini öyle inandırmışlardır ki, bunun aksi olan her şeye alınganlık ve tepki gösterirler. Kendileri dışındaki her şey çok şahane olsa da, bunu görmek istemezler. Kendilerine sınırlama koyarlar. Çünkü içselleştirmişlerdir kendilerine göre neyin doğru neyin yanlış olacağını ve bunun dışına çıkamazlar. Hayatlarını yapılarına uygun keyiflice yaşamak bile onlara kendilerini suçlu hissettirebilir. Yaşadıkları bütün olumsuzlukların akıl ve mantık çerçevesinde bir açıklaması olsa da, bunu kabul etmek yerine, kaderciliği tercih edebilirler, uyanmak istemzler yani. Uyarıcı her şeyi de tehdit olarak algılarlar. Ben böyle durumları kapasite yetersizliğine dayalı psikolojik vakalar olarak düşünüyorum...

Ben bilime inanıyorum, canlı haklarına inanıyorum, eşitliğe ve özgürlüğe inanıyorum; siz neye inanırsanız inanın ama ben de inandığım doğruları çatır çatır savunurum. Siz; hayvanlar, eşcinseller, kadınlar öldürülürken bu durumu anlayamaz, ve de kendinizi onların yerine koyamıyor olabilirsiniz ama bu ne sizin haklılığınızı gösterir, ne de mağdur insanların yaşama haklarını savunmalarının önünde bir engil teşkil eder. Vicdansızlığınıza ve cahiliye devrinize devam edersiniz, demokratik insanlar da eşitlik ve özgürlük mücadelesi vermeye devam eder. Her zaman akıl ve bilginin galip geleceğini unutmayın.

Ben bilime inanıyorum, canlı haklarına inanıyorum, eşitliğe ve özgürlüğe inanıyorum; siz neye inanırsanız inanın ama ben de inandığım doğruları çatır çatır savunurum. Siz, hayvanlar, eşcinseller, kadınlar öldürülürken bu durumu anlayamaz, ve de kendinizi onların yerine koyamıyor olabilirsiniz ama bu ne sizin haklılığınızı gösterir, ne de mağdur insanların yaşama haklarını savunmalarının önünde bir engil teşkil eder. Vicdansızlığınıza ve cahiliye devrinize devam edersiniz, demokratik insanlar da eşitlik ve özgürlük mücadelesi vermeye devam eder. Her zaman akıl ve bilginin galip geleceğini unutmayın.

Aşağıdaki sözü boynunuza madalya olarak takın, her konuştuğunuzda ona bakın ve seviyenizi görün!

Büyük byinler fikirleri tartışır, orta halliler insanları, küçük beyinler ise insanları.

Son dönemlerde sermayenin nerelere aktığına ve de bu işlerde kimlerin parmağı olduğuna dair tartışmalar yapılıyor. Oysa bunlar, varsa eğer sağlam işleyen bir hukuk ve adalet sisteminiz, onun görevidir. Hiç kimse de demiyor ki, yaşanılan bütün olumsuzlukların sebebinin eğitimsizlik, cahilliktir... Oysa eğitimli toplumlar bilinçli olur, bilinçli insanlar adaletli ve eşitlikçi olur, kendilerini düşünmek yerine içinde yaşadıkları toplumu düşünür, toplumdaki olumsuzlukların mutlaka kendilerini de etkileyeceğini, eşitlik ve özgürlük olmayınca bireysel huzurun olmayacağını bilir. Bütün gücü elinde bulundurmak isteyen hangi kişinin hayatı mutlu sonla bimiştir ve öldükten sonra da iyi bir şekilde anılmıştır ki? Hitler'in mi, Saddam'ın mı, Kaddafi'nin mi..? O yüzden kim haklı, kim doğru, şu olay böyle oldu, şunlar suçlu demeyi bırakın. Bütün olayların ve de başımızdaki kötü kişilerin sebebi, cahilliktir, eğitimisizliktir, bilgisizliktir, fikirsizliktir. Eğer felsefeye, sosyolojiye, fen bilimlerine, hatta sanata-kültüre vesiareye önem veren bir toplum olsaydık, ne açlık sınırının altında olduğumuzu tartışıyor olurduk, ne de yolsuzlukları. Gelişmiş toplumlar insan haklarından bahsediyor, çevreyi gündemlerine taşıyor, dünya gezegeninin ömrünü nasıl uzatabiliriz diye düşünüyor, bilim ve fikir adamları yaptıkları çalışmalardan dolayı Nobel ile ödüllendiriliyor, sanatçılar ödüllendiriliyor, ne bileyim işte güncel olarak Korona'nın aşısını falan buluyorlar ama biz daha maneviyatımızı, bilimsel gerçeklerden veya sağlığımızdan önce tutabiliyoruz. Sonra da gerçekçi konuşunca, manevi değerlere saldırı veya hakaret olarak algılıyoruz. Artık Ortaçağ'da yaşamıyoruz. Niye yeni çağa göre düşünmüyoruz ki? Niye daha gerçekçi olmuyorzu ki? Yüzlerce yıldır aynı şekilde yaşayarak hiçbir yere varılamayacağını görmüyor muyuz? Hala okuyup da ne olacak kafasındayız. Hala daha bilginin, akıl ve fikirin önemine nail olamamışız. Hala daha akıl sınırlarımızı zorlayan laflar duyunca, felsefe yapma diyerek bilgisizliğe karşı çıkmıyor muyuz? Bırakın bilgiden rahatsız olmayı, insanların kendilerince yaşamalarından bile rahatsız oluyoruz; örneğin cahil insanlar, herkesi kendileri gibi davranmaya zorluyor.

Bu ülkede eşcinsellere, kadınlara, hayvanlara saldırılıyor ve öldürülüyorlar. O yüzden kimin, neye saldırıp saldırmadığının iyi analizini yapın! İnsan haklarını, eşitliği, özgürlüğü savunmak saldırı değil; bir haktır!

Gecenin 3'ünde bizim sokaktan geçen davul sesi, bütün otomobillerin alarmlarını çaldırıyor..! Oysa ben sahura kalkarken çağın daha medeni olan uyandırma tekn(oloj)iklerinden faydalanıyorum. Cep telefonumun alarmını kuruyorum, kimseyi rahatsız etmeden uyanabiliyorum! Ben aynı şekilde karşı apartın zevzeklerinin sabahın beşine kadar alkol alıp, langur lungur konuşmalarından da uyuyamayıp rahatsız oluyorum. Senin rahatsızlık verişin haklı, diğerininki haksız diye bir şey yok. Rahatszılık vermek, rahatsızlık vermektir. Ben mahalle aralarındaki düğünlerin kaldırılmasını da istiyorum. Artık çağın gerektirdiği gibi, herkesin birbirini rahatsız etmeden saygı çerçevesinde yaşaması taraftarıyım. Belediyelerin özel günlerde fişek patlatmasından da çok rahatsız oluyorum...

Bende ekli olanların bazıları, paylaşımlarımdan rahatsız oluyor. Samimiyetime inandıklarım dışında kimseye cevap bile vermiyorum. Rahatsız eden olursa engelliyorum. Tavsiyem şu ki, birbirinden rahatsız olanlar, birbirine laf yetiştireceğine, birbirine ekli omaktan vazgeçsin. Ama bazıları vardır, hani negatif duygularla beslenen ve birilerine saldırmayınca duramayan, işte karşı taraf onlara engel bassın. Eğer her iki taraf meraktan birbirlerinin ne paylaştığını merak edip kendini tutamayorsa, birbirlerini engellerler, olur biter. Ama hukuki sınırları aşmadığı sürece herkes paylaşımın yapsın, birbirine karışmasın derim. Zaten şikayet mekanizması var ve eğer hukuğa aykırı bir var şey ise, sosyal  medya mekanizması gereken müdahaleyi yapıyor zaten...

Akıllı ve bilgili insanlar asla saldırmaz, sadece düşüncelerini ifade ederler ama cahiller direkt kendilerine denilen bir şey olmasa bile saldırırlar. Çünkü karşı taraf ne demiş diye idrak edecek kapasiteleri ve donanımları yoktur...

Siz hiç bilim adamının-bilgi insanının, akıl fikir sahibi insanların birilerine saldırdığına şahit oldunuz mu? Ama cahiller sürekli linç ediyor insanları; şu ayıp, bu günah, öteki ahlaksız, beriki hayasız; kendi akılsızlıklarını bir görebilseler!

- oRusBu mu?

- Hemen kadını hayat kadını yaptın, çok ayıp!

- "O Rus bu" mu diyorum, hani geçen yaz çıktığın?

- Evet oRusbu!

Geçen gün toplu ortamda kripto para hırsızlığıyla ilgili konuşulurken, olaya Allahü teala, peygamber hazretleri söylemleri girince sustum, geri çekildim. Çünkü olaylara sosyal ve bilimsel yaklaşan biri olarak hangi açıdan ortak bir paydada buluşabilirdik ki...

İnsanlar hukuk, bilim gibi gerçeklerle dogmatizmi birbirinden ayırmadıkları sürece gelişmiş toplum olunamaz... Örneğin meteorolojinin önlem alınması için hangi gün yağmur yağacağı haberini verdiği bir çağda, Allah bilir diye kadercilik yapmanın hiçbir manası yok! Patlamaya hazır volkanik dağın eteğine şehir kurarsan, bu Tanrı'nın helak etmesi değil, insanların aptallığıdır. Depremin önlemini alırsan 9 şiddetinde depremde bile Japonlar gibi sana da bir şey olmaz ama önlem almazsan 5 şiddetindeki depremle bile hayatını kaybedebilirsin!

"Kalbimi kıra kıra" şarkısını melodi dizilimi olarak çok avam bulduğum için hiç sevmiyorum!

Şükran Ay, Behiye Aksoy, Sevim Tuna ve Müzeyyen Senar dinlemeyi sevmediğim sesler...

Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy ve Ebru Gündeş de itildiğim sesler!

Cem Adrian benim için Zeki Müren, Bülent Ersoy ve Barış Manço'dan sonra kare ası tamamlayan dördüncü büyük "marjinal" sanatçıdır. Son albümünün CD baskısının olmayıp, sadece dijital platformlarda yayınlanması üzücü elbette.... Bu sanatçıların devamı ise Mabel Matiz'dir...

Ülkemdeki siyaseti, poitik gelişmeleri yıllardır takip etmiyorum gibi bir şey. Ancak sosyal medyada karşıma çıkarsa. Yoksa ne televizyonda haberler izliyorum(Televizyonuma kediler işediği için bozdu zaten), ne de gazetelere bakıyorum. Hayır, kendimi hiç eksik hissetmiyorum. Çünkü değişen bir şey yok ki... Hani bir toplumda eğitim seviyesi yükselir, insan hakları gelir ve bir değişiklik olur da, merak edersin. Aynı söylemler, aynı davranışlar, aynı yaşam biçimleri, aynı cinayetler..!

Sosyal medya ayinesidir kişinin. Kimisi içki alemini, kimisi sabah kahvaltısını, kimisi arabasını, kimisi sporunu, kimisi makyajını, kimisi kıyafetlerini, kimisi poposunu paylaşıyor! Herkesinki kendi çapında bir varoluş!

Daha dün gibi, zaman ne kadar hızlı geçiyor. Cem Adrian'ın ilk albümüyle karşılaştığımda CD'sine paramı kıyıp da almamıştım. Şimdi o kadar pişmanım ki o ilk albümüne sahip olmadığım için. Lanet okuyorum kendime. Ve Cem Adrian ilk albümünün çıktığı 2005'in üzerinden tam 15 yıl geçmiş ve 14 albüm çıkarmış. Bu kadar istikrarlı bir albüm grafisine şapka çıkartılır elbet.

Mecbur kalmadıkça ikinci el albüm almayı sevmem. Jelatinini ben açmalıyım!

Muhafazakarlar uyanıyor mu ne? Vakti zamanında bir yazılımcının bütün medyada yayınlanan açıklamalarına dair yaptığım paylaşımı, son günlerde 500 kişi paylaşmış...

Ben de klasik insanlara sembol dediğini zannedip, ne güzel bir tanımlama demiştim!

Batı'da orjinale saygıdan, bizimkiler gibi klipleri falan yeni boyuta uydurmak için, görüntüyü yanlardan çekiştirip, özneleri şişmanlatmazlar. Ve her klibin orjinal prırıl pırıl kayıtları mevcuttur. Bizde ise ancak müzik kanallarında yayınlanan ve müzik severlerin kaydettiği logolu klipler, klip sektörünce logolar kapatılarak-yanlardan küçülterek yayınlanır. Yani müzik şirketlerinin bile arşivleri yoktur. Ne orjinal bant kayıtları, ne de görseller. Hatta sanatçıların kendi ellerinde bile orjinal albümleri yoktur. O kadar bilinçsiziz işte... Çünkü her şeye tüccar kafasıyla bakıyoruz. O an para kazanıp, sonrasını düşünmüyoruz. Çünkü gelecekte biz olmayacağız diye düşünürüz ve sonraki yaşamlar umurumuzda değildir...

Cahillik gerçekten çok zor. Bende ekli omayanlar bile paylaşımlarımın altına sinkaflı küfürler yazıyor, özelden eşcinselliği fetöcülükle bağdaştırıyor, sonra hakaret ediyor, tehdit ediyorlar falan... Sonra bir de utanmadan doğru insan olmayı kendi tekellerine alıyorlar. Bu tür cahillere göre, kendilerine benzemeyen herkes terörist, herkes vatan haini, herkes Lut Kavmi. Tabi balık baştan kokar. Daha düne kadar Fetö alkışlanıyordu, şimdi ne oldu da ayrıştılar ve de dinle, cemaatçilikle alakası olmayan, hatta karşı olanlar bile fetöcülük üzerinden karalanmaya çalışılıyor? Laik, Atatrürkçü, dinsiz, ateist birinin fetö ile ne işi olabilir ki; bu, karalamaya çalışanların akılsızlığından başka bir şey olamaz. Acaba kendileri mi fetöcüydü, bir şeyleri örtbas mı etmeye çalışıyorlar; büyük bir ihtimal!!! Ayne öyle, aynen öyle...

Bütün seceremi ortaya çıkarsanız, DNA'larımı inceleseniz; eşcinselliğimden, Atatürkçülüğümden, laikliğimden, özgürlükçülüğümden, eşitliliğimden, demokratikliğimden, tek başınalığımdan başka hiçbir şey çıkaramazsınız. Dünyada benim kadar ayan beyan yaşayan başka birilerinin olduğuna bile inanmıyorum. İnsanlar merak etmesin diye, pencerelerimde perde bile yoktur benim.

facebook'ta şöyle bir uygulama olsa, gerici cahiller hemen engellense!!!

Kara derili Afrika kökenli insanlara verilen Siyahi ismi Farsça'dan, Zenci ismi Arapça'dan, Negro ismi Latince'den gelmektedir. Bu insanların kıtasına Afrika veya zaman zaman kullanılan Karayipler denmesi de Batılıların verdiği bir isimdir. Bizde tüm esmer tenlilere Arap denilme hatasına düşülmektedir. Araplar, Arap Yarımadası-coğrafyası kabilelerindenmiş. Afrika kökenliler bulundukları ülkelere, göç yoluyla gitmişlerdir. Mesela Amerika'daki zenciler, Avruplalıların köle ticaretiyle oraya gitmişlerdir. Hintlilerin çok esmer oluşu da, Afrika kökenlilerle melezleşmesi sonucudur. Afrikalıların fiziksel özellikleri tamamen iklimseldir. Vücut, yaşamak adına o koşullara uymak için o şekilde kendini evrimselleştirmiştir. Siyahilerin ortak bir dili yoktur, ortak dinleri de. Bulundukları kültürlere göre şekillenmişlerdir.

Cahillik gerçekten çok zor. Bende ekli omayanlar bile paylaşımlarımın altına sinkaflı küfürler yazıyor, özelden eşcinselliği fetöcülükle bağdaştırıyor, sonra hakaret ediyor, tehdit ediyorlar falan... Sonra bir de utanmadan doğru insan olmayı kendi tekellerine alıyorlar. Bu tür cahillere göre, kendilerine benzemeyen herkes terörist, herkes vatan haini, herkes Lut Kavmi. Tabi balık baştan kokar. Daha düne kadar Fetö alkışlanıyordu, şimdi ne oldu da ayrıştılar ve de dinle, cemaatçilikle alakası olmayan, hatta karşı olanlar bile fetöcülük üzerinden karalanmaya çalışılıyor? Laik, Atatrürkçü, dinsiz, ateist birinin fetö ile ne işi olabilir ki; bu, karalamaya çalışanların akılsızlığından başka bir şey olamaz. Acaba kendileri mi fetöcüydü, bir şeyleri örtbas mı etmeye çalışıyorlar; büyük bir ihtimal!!! Ayne öyle, aynen öyle...

Bütün seceremi ortaya çıkarsanız, DNA'larımı inceleseniz; eşcinselliğimden, Atatürkçülüğümden, laikliğimden, özgürlükçülüğümden, eşitliliğimden, demokratikliğimden, tek başınalığımdan başka hiçbir şey çıkaramazsınız. Dünyada benim kadar ayan beyan yaşayan başka birilerinin olduğuna bile inanmıyorum. İnsanlar merak etmesin diye, pencerelerimde perde bile yoktur benim.

facebook'ta şöyle bir uygulama olsa, gerici cahiller hemen engellense!!!

Onun yokluğunu hiç hissetmedim. Belki de yapım gereği aileci değildim. Belki de özgür yapımdan dolayı, her yalnızlığım bir şanstı benim için... Belki de onun ruhunu taşıdığım için onu kendi içimde yaşattım... 43 sene geçmiş üzerinden... Rahmetle... Bir şey paylaşamadım onunla, çünkü çocuktum öldüğünde bile. Ona dair hatırladığım tek şey, yaşlı oluşuydu... Bir de benim gibi agresif oluşu. Çabucak sinirlenirdi bir şeylere. O da kedileri seviyordu sanırım... Bilmem, nasıl bir iletişimimiz olurdu arada çok yaş farkı olmadan birlikte yaşasaydık? Ya iki inatçı keçi gibi dereye yuvarlanırdık, ya da çok güçlü bir iletişimimiz olurdu... Yaşasaydı, 100 yaşın üzerinde olacaktı...

Sezen Aksu'nun "Adı Bende Saklı" albümü, bende çok derin izler bırakan bir albümdür... Belki de en çok sevdiğim albümü... En başta sevdiğim çocuğun bana hediye ettiği bir albümdüri, sarılıp birbirimize dinlediğimiz. Benim için hüzündür, isyandır, umutsuzluktur, terkediliştir, bekleyiştir...

Seda sayan dudak ile burun arasındaki mesafeyi kısalltırmak için estetik yaptırınca şekil değiştirmiş! Çevresinde onu uyaracak hiç kimse kalmadı mı gerçekten?

Zamanında ne demiştim; Biden, gideni-Trump'ı aratabilir! Türkiye'den Bidon politikalarına tepki gelmeye başladı bile.

Biden'in kişiliği; ikiyüzlüdür, karamsar kişiliği yüzünde iç savaşa yaşar ve bunu dışarıya yansıtır, bencildir, kincidir, yakıcı-yıkıcıdır, çıkarcıdır, kriminolojiktir, etrafında kimse yoktur... Dünya kısa zamanda zararlı etkileirni görecektir.... Geçmiş olsun!

Gönül Yazar'a her tür yakışır...

Özlemişim Gönül yazar dinlemeyi... Kaymak gibi yorumluyor şarkıları...

TSM'de Emel sayın, Samime Sanay, bir de Gönül yazar... Başka star var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder