Doya Doya Moda programı bir stil yarışması değil, TV 8'in raiting eğlencelerinden biridir ve yarışmacılar stillerine göre değil, raitinglerine göre programda kalıyorlar. Jüriler elenecek kişiye kasıtlı olarak düşük puan verip, yapımcıların direktiflerine uyuyorlar. Bahar Candan ise bir yarışmacı değil, raiting arttırmak için programa özel olarak davet edilen bir kişidir ve bulunduğu süre içersinde tamammen senaryoya uymuştur. Yoksa bir yarışmacı 5 yerine 3 üzerinde değerlendirileceğini bile bile defalarca aksesuarsız ve ayakkabısız çıkar mı yarışmaya? Veya diskalifiye olunabilecek davranışlarda bulunup da diskalifiye edilmez mi? İzlediğimiz her bölüm 10 gün öncesinden çekilmektedir. Bahar, Ayşegül'ün ve kendisinin elendiğini Instagram sayfasından 10'ar gün öncesinden duyurmuştur zaten. O yüzden yarışmacılar üzerinden polemiğe girmeyin.
Bu ülkeyi niye seviyorum biliyor musunuz; eşcinsellere, gökkuşağının renklerine düşman olan yobazlara karşı cesur yürekli gençlerin ve onları savunabilecek siyasilerin olmasından dolayı seviyorum. Yani sistem istediği şekilde at oynatamıyor. Çünkü bu ülkede güvencemiz olan laik, Atatürkçü, demokratik insanlar da var. Bakınız, açık ve net söylüyorum. Eşcinsellik ne sapıklıktır, ne de kutsala bir saygısızlıktır. Yani ülkenin önemli mercilerinin böyle şeylere zaman harcamasını, bu ülkenin vatandaşları olan eşcinselleri nefrete hedef gösterilmesini aklım havsalam almıyor.
Sistem eşcinselleri hedef alarak gene gündem mi saptırıyor, bir şeyleri örtbas etmeye mi çalışıyor acaba diye düşünüyorum. Son yıllarda, durduk yere eşcinseller nefrete hedef gösteriliyor. Deprem olur eşcinseller suçlanır, Koronovirüs salgını eşcinsellere bağlanır, geçmişte volkanlar patlamış sorumlusu gene eşcinseller... Yağmur yağar, şimşek çıkar, rüzgar eser, gökkuşağı çıkar, sel baskını, çığ, vesaire hepsinin sorumlusu eşcinseller... Ne bu ya, siz bizi geri zekalı mı sanıyorsunuz?
Eşcinselliğimiz onurumuz, gururumuz!
Sistemin sapık ilan ettiği eşcinseller sizin çocuklarınız, onları leylekler getirmedi siz doğurdunuz. Ben bir eşcinselim, benim de ailem var. Tanıdığım bütün eşcinsellerin anne ve babaları, aileleri var. Yani hapsi insan soyunun bir parçası. Hiçbiri, "Aaa canım fena sıkıldı, hadi ben eşcinsel olayım!" demedi ki. Diyebilir de, bu da kimseyi alakadar etmez. Tanımadığım milyonlarca eşcinsel var homofobiden - eşcinsel karşıtlığı ve düşmanlığından dolayı görünür olamayan, heteroseksüel yaşama boyun eğmiş, evlenmiş çoluk çocuğa, torun torbaya karışmış ama 70 yaşında bile hala gizli gizli eşcinsel ilişkisini devam ettiren. Dedenizin, babanızın eşcinsel olduğunu, hala ilişkilerini devam ettirdiğini düşünebilir misiniz; bunlar gerçek ama. Doğada, bu hayatta, toplumsal yaşamda açık veya gizli, kabul etseniz de kabul etmeseniz de eşcinsellik diye bir gerçek var sayın seyirciler.
Hani homofobiden dolayı bir çok eşcinselin , eşcinselliğimiz ortaya çıkacak diye ödleri patlar ya... Ben ise her eşcinsellikten, eşcinselliğimden bahsedince nasıl hoşuma gidiyor, nasıl keyif alıyor, nasıl gurur duyuyorum anlatamam. Altı üstü bir eşcinsellik, çok abartıyorsun diyebilirsiniz ama bunun suçlusu heteroseksist sistem. Çünkü eşcinselliğim benim; domates, yopurt, peynir yemeyi, tenis oynamayı, müzik dinlemeyi vesaireyi sevdiğim gibi yaşarken keyif aldığım şeylerden birisi. Ama uyku, yeme-içme gibi temel şeylerden birisi. Eğer siz bizim başımıza eşcinselliğimiizi tapmasaydınız, biz kendimize eşcinsel bile demez, yaşar geçerdik, yaşar giderdik. Eee, siz sırf cinsel yönelimimiz yüzünden üzerimize gelirseniz, her eşcinsel öyle sizin güç yeterliliğinize boyun eğmez. Sapık deseniz kaç yazar, günah deseniz kaç yazar ayol. Gülüp geçiyorum elbet bu aptalca aşağılama ve dışlamalara ama sonuna kadar da arkasındayım kimliğimin. İdam edileceğimi bilsem bile, son nefesime kadar eşcinselim diyeceğim. Ne zaman kabul eder, eşcinsellere haklarını teslim edersiniz, o zaman zaten herkes insan olmuş demektir!
Eşcinseller tekrar gündemde. Aslında homofobi demokrasi açısından, ülke ve siyaset olarak nerede olduğumuzun bir göstergesi oluyor. Demokratik bir toplumda olsaydık ne devletin üst mercileri eşcinselleri nefrete hedef gösterirdi, ne de bu nefrete tepki böyle ülke gündemini meşgul ederdi. O yüzden ben, sistemin homofobisini sergilemesinden rahatsız olmuyorum. Çünkü dediğim gibi hem sistemin eşcinselliğe bakış açısının seviyesini öğrenmiş oluyoruz, hem de eşcinsel hakları mücadelesi ivme kazanıyor, hem de kimlerin eşcinsel haklarını destekleyebileceğini, kimlerin demokratik olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Eşcinsellik gibi gündemlerin getirdiği hareket sadece ilgili konuya değil, ülkenin demokrasisine de katkı sağlamış oluyor. Hele ki heteroseksizmin en karşı çıktığı eşcinsel hakları, ülkeye geröçek demokrasiyi kazandıracak bir numaralı unsurdur.
Bazıları diyor ki, şu anda AKP öncesinden çok daha özgürüz. Ben aslında muhafazakar iktiadırın yasaklarına kızmaktan çok, gerçekleri ve geleceğini görmeyen insanlara üzülüyorum. 51.5 yaşında bir insanım, nerden nereye geldik. Eurovison yasaklandı, ekranlarda dansöz yasaklandı, LGBTİ etkinlikleir yasaklandı, Milli bayramlar yasaklandı, meclis sanki formalite gibi, çünkü tek elden yönetiliyoruz... Tek serbestiye, üniversite ve kamuda kadına türban oldu, o da kadın özgrülüğüne vurulmuş en büyük darbedir. Bütün bu olanların suçlusu da muhafazakar partiye inanıp prim veren sol ve aydın sayılan kedimdir. Onların bu hatası olmasaydı şu anda belki de ne muhafazakar bir parti tarafından yönetiliyor olurduk, ne de tek elden. Hele referandumda inanıp da evet diyen solcu ve aydın kedimi asla ve asla affetmeyeceğim. Gerçi ülkemizdeki solculuk ve aydınlık da nasıl bir solculuk ve aydınlıktır ayrı bir mesele. Baksanıza, şu anki CHP'den veya eski CHP'lilerden bile eşcinsel haklarının insan hakları olduğunu unutup, kutsal diye bilim dışı inanç biçimlerini destekleyenler var. Yani al birini vur ötekine durumu. İnanın CHP'den de çok soğudum. Eğer CHP'ye oy veriyorsam, sırf muhafazakarlar tüm sandalyeleleri almasınlar diye. Yani çok da inanmıyourm CHP'ye, hatta hiç... Onlar iktidar olsa ne değişecek ki; değirmenin suyu gene aynı olacak; eşcişnsel evliliğe falan izin mi verecekler? Neymiş, eşcinsel hakları olmalıymış ama erkenmiş; insanca yaşamanın gelecek zamanı mı olur?
Batı'da Rönesans yaşanmış, bilim ve sanat en düzeyden yaşanmış, bütün filozoflar oradan çıkmış, demokrasi orada, bizler açlık sınırının altında yaşarken onların kişi başına geliri bizim en az 10 katımız, vesaire... Biz daha kutsalı insan haklarına tercih ediyoruz. 21. yüzyıldayız ve ben de Batı'nın insanca yaşamını yaşayamadan öleceğim...
Bilgi kutsala saygısızlık değildir arkadaşlar. İnsan hakları kutsala saygısızlık değildir. İnsan hakları veya bilim, insanların manevi inançlarına bir şey demiyor ki... Herkes istediği şeye inanır ama bazı insanların hayata bakış açılarını, yaşam biçimlerini, insanca yaşamalarını, kendilerini gerçekleştirmelerini; maneviyat denilen inanç biçimleri ne yazık ki karşılamıyor. Sen öyle yaşa ama bunu da herkse dayatma. Sen eşcinselliğe günah dersen, eşcinseller senin kutsalına uymaz, uymak zorunda da değil... Senin öte dünyan olabilir ama benim sadece bu dünyam var!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder