27 Ocak 2021 Çarşamba

26 Ocak 2021 facebook notlarım

 MUHAFAZAKAR TOPLUMLARIN GERİ KALMA SEBEBİ?

Hiç düşündünüz mü, bazı insanların suya sabuna dokunmadan çok rahat yaşayabilme potansiyelleri varken sistemi niye eleştirdiğini, sisteme niye muhalif olduğunu ve bu yüzden niye kelle koltukta yaşadığını..? Muhalif insanların denildiği gibi hepsi mi terörist; hepsi mi vatan haini, hepsi mi bölücü, hepsi mi kan dökücü..? Sakın bu muhalif olan insanlar; haksızlığa tahammül edemeyen, eşitsizliğe, adaletsizliğe, baskıya, çağdışılığa, yobazlığa, diktatörlüğe, vesaireye tepkisiz kalamayan duyarlı, bilinçli, aklı başında olan, hatta vatanını ve milletini iktidardakilerden ve yandaşlarından daha çok seven-üç kuruşa saf değiştirmeyen, topluma faydalı olmak isyeten ve olma potansiyeli daha yüksek insanlar olmasın? Çünkü iktidarlar, aklı başında olan ve yanlışların farkında olup tepki gösterenlerden rahatsız olur ve güdümündeki insanlara, sesini çıkaranları terörist diye hedef gösterir ve derdeste eder. Çünkü iktidarlar en isabetli atışlarını; toplumun vatan, millet ve din gibi hassas noktalarına yaparlar, toplumu bu noktalarından çok kolay arkalarına alarak özgürlükçülere karşı kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar. Dediklerimi anlayamayan veya anlamak istemeyenlere lafım yok zaten!!!

AJDA PEKKAN VE TARKAN KÜRESEL DEĞİL, YÖRESEL SANATÇIDIR ARKADAŞLAR, ABARTMAYIN!

Az önce bir videoya gözüm takıldı da, İşte Ajda Pekkan'ın Eurovision macerasını konuşuyorlar, diyorlar ki, 80'lerde Ajda Pekkan Avrupa'da elde ettiği başarılarla adından söz ettiriyordu... Ne kadar başarılı olmaya açız ki, gerçekleri saptırarak kendimizi kandırmaya çalışıyoruz. Sayın seyirciler, 80 milyonluk Türkiye'den uluslararası tek bir star bile çıkmamıştır. Balkanlardan bile çıkmıştır da, Türkiye'den çıkmamıştır. Başarı nedir biliyor musunuz; albümlerininizin, single'larınızın çok satıp listelerde yer almasıdır. Ben çocukluğumdan beri dünya listelerini takip ederim; ne Amerika Billboard listelkerinde, ne de Euro Chart listelerinde bir Türk sanatçısı göremedim. Eouro Chart'ın ilk 100'üne falan giren olduysa da hiç bilmiyorum, en azından ilk sıralarda hiç Türk sanatçısı görmedim. Bildiğim en büyük başarı, 70'lerde Beyaz Kelebekler grubunun Hollanda listelerinde 1 numara olduğu.

Pop müzikte uluslararası olmak için, sınırlarınızın olmaması gerekir; hele ahlakçılığı asla kabul etmez pop müzik!

Gün içersinde bir Madoona şarkısı dinlemeye, klibi izlemeye başlarsam, hemen onun yörüngesine giriyor ve kurtaramıyorum kendimi!

Gezegenin, hatta evrenin en büyük starı Madonna, diğeri Michael Jackson'dur. Diğerleri bu ikisinden fersah fersah geridir!

Madonna'nın kliplerini her izlediğimde, hala daha geleceğin işlerini yaptığını görüyorum; günümüzden hala çok ileride işler!

Madonna'yı dinlerken ve izlerken söz gelimi bir Picasso, bir Mozart, bir Almodovar, bir Andy Warhol, bir Yves Saint Laurent, bir Isadora Duncan.., kısaca bütün sanatların konsantresini görüyorum gibi!

2010'lu yıllarda bir canlı programa katılan Hülya Koçyiğit'ten şarkı söylenmesi istendiğinde yapamayacağını, çünkü bir sinema sanatçısı olduğunu söylemişti. Oysa 80'li yıllarda alaturka şarkıcı olabilmek için nasıl yırtındığını, hatta kazanabilmek için TRT sınavlarına girdiğini falan okumuştuk 7 Gün dergisinde. Sonra İzmir Fuarı'nda o bet sesiyle assolistlik yaptığını da unutmadık. Hülya Koçyiğit, rüzgar nereden eserse, arkasına almaya çalışan biri mi?

Bir ara Aleyna Tilki ile uluslararası starımız olacak diye umutlanmıştık. Ama 16 yaşında sahneye mi çıkılr diye bakanlar nezdinde devreye girildi, yasaklar çıkartıldı, gay bara-sapıkların sahnesine çıktı diye ahlakçılık yapıldı vesaire. Kız da sonunda kendini yandaş bir kanalın dizisinde oyuncu olarak buldu. Uluslararası star maceramız kısa sürdü, hayallerimiz suya düştü. İnşallah 2100'e!

Starlık, dikbaşlılık, asilik gerektirir, ahlakçılık ve sisteme kafa tutmayı, onları pek de tınlamamayı gerektirir, bu konuda cesur olmayı gerektirir, yaptıklarının arkasında durmak, hatta bunu inatla sürdürmek gerektirir, vesaire. Ve de en önemlisi kendinle dalga geçebilmeyi gerektirir. Bu açıdan baktığımızda, Bahar Candan, bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük sosyal medya starıdır. İnsanların onu embesil veya geri zekalı bulmasının sebebi, normlara ters düşmesidir. İşte starlık tam da budur!

Sefirin Kızı dizisine Neslihan Atagül'ün yerine dahil olan Tuba Büyüküstün toplamda 3 milyon, bölüm başına 200 bin liraya anlaşmış. Büyük ihtimal Engin Akyürek'ten fazla alıyordur. Bu rakam herkesin yere göğe sığdıramadığı, oysa benim için sadece bir manken olan Kıvanç Tatlıtuğ'dan, oyunculuk diye bir şeyi olmadığı için sözde oyunculuğundan nefret ettiğim Kenan İmirzalıoğlu'dan falan yüksek olduğu için, oyunculuk sektöründeki erkek egemenliğini bitirmiş gibi... Oyunculuğun da ne demek olduğunu söyleyeyim. Oyuncu, oynadığı rolde, gerçek kendini unutturur. Ama biz mankenden oyuncularda, her rolde kendini görüyoruz. Kıvanç Tatlıtuğ her yerde Kıvanç Ttalıtuğ. Oysa Binnur Kaya bir bakmışsınız güldürürken donumuza işetiyor, bir bakmışsınız resmen bir psikolog olmuş. Binnur Kaya denilince Binnur Kaya akla gelmiyor; Yabancı Damat'taki güldüğümüz kadın, Kırmızı Oda'daki uzman ruh doktoru vesaire. Başımıza mankenleri oyuncu olarak kabul ettiren siz seyircilersiniz...

BU ÜLKENİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN FİLM STARI BEREN SAAT'TİR!

Şimdi aklıma geldi de... Tüm zamanlarda benim en çok beğendiğim star oyuncu, (Nazan Kesal, Goncagül Sunar, Binnur Kaya, Güler Ökten... gibi karakter oyuncularını saymıyorum, çünkü en en en gerçek star onlardır aslında) BEREN SAAT. Çünkü her rolün altından kalkabilmekte; bir bakmışsınız köylü bir kadın, bir bakmışsınız çağ ötesi bir kadın rolünde. İnandırmaktan öte kristal gibi ruhlarımıza dokunuyor oyunculuğuyla. Ve duyarlılığı, insanlığı ve hayata çok ama çok geniş bakış açısını hiç kimseden korkmadan cesurca ifade edebilmesi falan... Herkesin harcı değil bunlar. Beren Saat cam gibi şeffaf bir kadın; güven verici... O yüzden kırmamak için dikkat etmemiz gereken bir kişilik de... Bir daha böyle bir oyuncu bu ülkeye gelir mi bilmiyorum.

İLYAS SALMAN: ÖBÜR DÜNYAYA, CENNET-CEHENNEME İNANMIYORUM

Ölüm korkum var, çünkü öbür dünyaya-ahirete inanmıyorum, açık söylüyorum. Mümkün olduğunca bir gün daha fazla yaşamak istiyorum, sonumuz toprak. Cennet-cehenneme inanmıyorum, keşke cennet-cehennem olsaydı. Olsaydı ben cehennemi tercih ederdim. Çünkü insanın, havanın ve denizin soğuğundan nefret ederim. Cehennemde bari zebanilerin kaynadığı kazanda ısınırdım.

Orhan Gencebay'ın karısı Sevim Emre, İlyas Salman'ın öbür dünyaya inamamasını halka hakaret olarak yorumlamış. Ahirete inananlarınki, bilime inananlara niye hakaret sayılmıyor peki? Üstelik bilim gerçek ama ahiretin hiçbir gerçekliği yok! Bir de ayrıca kimin cennetlik, kimin cehennemlik olacağını bilemeyiz. Topluma sorsak, toplum ne der acaba?

HEM CEP TELEFONU KULLANACAKSIN, HEM DE BİLİME İNANANLARI KENDİNE HAKARET OLARAK ALGILAYACAKSIN; VAY BE!

Eskiden, kabile hayatı döneminde, bilim diye bir şey olmdığı için insanlar doğa olaylarını falan Tanrı'ya veriyorlarmış, bunun için birbirlerini Tanrı'ya kurban falan ediyormuş. İnsnalık ilerledikçe çok Tanrılı dinlerden tek Tanrılı dinlere geçilmiş ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda özellikle ileri Batı toplumlarında günümüz itibariyle din etkisini yitirmeye başlamıştır. Zamanla insnalar dinin kültüeel bir durum olduğunu anlayaaklar ve kabul edecekler ama bunu Doğu toplumlarına anlatmak ve inandırmak an itibariyle kolay değil; Hala daha dinin insna haklarından daha üstün olduğu söylenebilir bu tür toplumlarda. Mesela eşcinsellik bir hak olarak görülmek yerine günah olarak ilan edilmekte ve şeriat toplumlardına eşicnsleler idam edilebilmektedir. Dünyanın oluşumu, canlının evrimi ve evren konusunda ispatlı bilimsel açıklamalar mevcutken, ahirete inananların bilimsel gerçeklere inanaları, kendileirne hakaret gibi algılamaları akıl ve mantık dışıdır. E öyleyse bilimin nimetlerinden faydalanmayın. Hem cep telefonu kullanacaksın, hem de bilime inananları kendine hakaret olarak algılayacaksın.

Dine, Tanrı'ya, öte dünyaya inanmıyorum. Çünkü akıl ve mantık çerçevesinde hiçbir kanıtı yok! Keşke kandırabilseydim kendimi!

Bazen ölümsüzlük olacağı için çok istiyorum öte dünyaya inanmayı ama aklım-mantığım kabul etmiyor bunu, ne yapabilirim ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder