İnsanların hata yapması kötü değildir; kötü olan hatasını bile bile, hatasına devam etmesidir! Doymadınız mı yanmaya?
MÜŞTERİSİ OLMAYAN HAVA-ALANLARIMZ VAR AMA "TANRIM"POTAKAL-IMIZ NİYE 10 LİRA?
Hükümet yol-su-elektirk-havalanı yapmakla övünüyor, halktan büyük bir alkış tufanı... Arkadaşlar, iktidara gelenin bunlar zaten eğer ihtiyaçsa yapması gerekenler. Kimin parasıyla yapılıyor; SİZİN! Siz normalde de paranızla iş yaptırmıyor musunuz zaten; bunda övünülecek ve de sevinilecek bir şey yok ki! Ülkede demeokrasi var mı, öğrenciler seçtikleri rektörlerle niye yönetilemiyor, düşünce özgürlüğü-insan hakları ne alemde, asgari ücret ne kadar, dolar hangi seviyede, portakal niye 10 lira..? Müşterisi olmayan yerlere havaalanı ihalesi verip, zararını gene vatandaşa ödetmek marifet mi? Unutmayın ki, insanlar hakettiği yaşamı yaşar, kurunun yanında yaş da yanarmış ama en çok yanan gene de bile bile kendini ateşe atanlardır. "Biz" bir şekilde yaşıyoruz merak etmeyin!!!
Portakalın tanesi 2.5 lira! Günaydıııııın! Yok yok, iyi geceler-iyi uykular!!!
Öyle bir dünya istiyorum ki, hiç kimseyi hiç kimse yönetmesin; herkes kendi başının çaresine baksın; bence bu daha iyi olur!
KRAL HALİL!
Kimseye nispet yaptığım zannedilmesin, nispet yapacak bir durumum da yok zaten ama zeki olmasam da aklım var. Ayağını yorganına göre uzatmak, koşullara göre yaşamasını bilmek demektir de. Şükür, o kadar da aklımız var. Şu ekonomik koşullarda tek başına yaşamak, en ekonomik seçimdir. Başkalarının sorumluluğunu alacak bir yaşamı seçmek hem çok ağır ekonomik bir yük olurdu, hem de onların ihtiyaçlarını karşılayamayacağım için vicdani bir rahatsızlık. 50 yıl önceki koşullarda yaşıyorum hala; sobalı bir mekanda-ev bile sayılmaz-kedilerle yaşadığım barınak, ve de hala az ile yetinerek. Ama ülke standarlarını düşününce, kendi krallığımı çoktan ilan etmişim!
HAY AĞZINI YİYEYİM FATİH!
Fatih Altaylı: ''Ya Mustafa Cengiz, Fenerbahçe başkanına vasat diyorsun ağır laflar ediyorsun. Peki sana sormazlar mı? Senin yönettiğin Galatasaray basketbol şubesi küme düşüyor, voleybol şubesi öyle. Futbol hariç tüm branşlarda vasatsınız, çürümüşsünüz ama hala daha kendinize Spor Kulübü diyorsunuz. Burda vasat olan sizsiniz.''
Diğer spor kulüplerine bir şey söylemek istiyorum. Fenerbahçe gerçek bir spor kulübüdür. En başta spor demek atletizm demektir ve ülkemizi uluslararası arenada Fenerbahçeli atletler temsil etmektedir. Futbol dışında voleybol, basketbol gibi branşlarda da taraftarını başarılarıyla mutlu edebilecek, uluslararası şampiyonalarda temsil edebilecek takımları var. En önemlisi futbol dışındaki branşlara ivme kazandıran yatırımları oluyor. Eğer Fenerbahçe voleybola yatırım yapmasaydı, sadece kadın voleybol takımı olan marka kulüpler Eczacıbaşı ve Vakıfbank bile yarışa girmeyip, final 4'dan daha yükseğe çıkamayacaklardı. Fenerbahçe'nin bir özelliği de kadın eşitliğine verdiği önemdir, stadyumları erkeksiz kadın taraftarlarıyla bile doldurabilen bir kulüptür Fenerbahçe. Voleybol maçlarını izliyor musunuz bilmiyorum ama voleybol salonlarına Fenerbahçe taraftarından başka gelen taraftar yok. O yüzden Fenerbahçe gerçek bir spor kukübü, diğerleri sadece sözde spor kulübü, sadece futbol takımıdır! Fenerbahçe'yi eleştirirken falan, olaya spor gözüyle bakmanızı tavsiye ediyorum.
Şu Bahar kızın 18 yaşındayken bile zekası altında ezilip yapmadıklarını bırakmamışlardı. Ama Bahar artık 22 yaşında bir marka ve elleri ona mahkum. Geçmişte nasıl programdan attılarsa, şimdi raitinglerni arttırmak için tıpış tıpış Bahar'ın ayaklarına gittiler, şimdi de Bahar kendi programıymış gibi jüriye istediği şekilde davranıyor. Katlanacasınız artık; Bahar'ın mevsimi. Kemal Doğulu'dan sonra gidici olan Seray Sever mi? Ivana geldikten sonra, yanında kimin olduğu önemli değil. Gülşah Saraçoğlu'nun falan koltuğu sallantıda artık. Çünkü Ivana, Nur yerlitaş'a bile kafa tutmuş bir kadın!
Bahar'ı sevmeyenler, zekası altında ezilenlerdir. Ben Bahar Candan'a bayılıyorum!
KORONA, BİLİNÇSİZ İNSANLARIN ÖLÜMÜNE BAHANEDİR!
Markete gittim, sinirlendim geldim. Ben aslında Korona konusunda öyle sokakta insanların falan birbirini ukalaca uyarmasını sevmediğim için, çok da abartılmasına karşıyım. Ama insanlara bakıyorum, bırakın 1.5 metre mesafeyi, hiç mesafe yok, dipdibeler; Korona'yı bir tarafa bırakın, daha düne kadar ahlakçılıktan dolayı erkek sinekten bile sakınırdınız, ne oldu; Koronaya nispet mi yapıyorsunuz? Korona'ya yakalanmasak bile, nezle gribe yakalanmayalım değil mi? Kasiyere usulca söyledim, Korona'yı çok da kaale alanlardan değilim ama bu kadar dipdipe olmak da insanı korkutuyor dedim. Birden homurdanmalar falan. Sanki onların iyiliğine değil de, kötülüğüne bir şey demişim gibi... Ve üstelik onlara bir şey demedim, kasiyere hatırlattım nazik ve usulca. Ne diyebilirim ki, ne haliniz varsa görün demekten başka. İnsanlar cahil olunca bırakın virüs bulaşmasını, öleceklerini bilseler gene bildiklerinden şaşmayacaklar gibi. İnanıyorum ki, daha insanların çoğunun virüsün ne olduğunu falan bildiğini sanmıyorum. Çünkü 21. yüzyılda bile insanların büyük çoğunluğu, doğal olaylarının "Gök"ten yönetildiğine inanıyor ve bu durumlardan mağdur olmamak için sadece ve sadece insanların kendilerini korumaları gerektiğinin öneminde ve bilincinde değiller. Deprem olur, sel olur, yangın olur, salgın olur; hep yukarıya bakılır, hep onun işi denir, hep onun emriyle olduğu söylenir, vesaire... Çünkü böyle bir koşullanma var. Ağzımızı her açtığımızsa, Tanrı bilir, Tanrı'nın izniyle vesaire... Hayır, hayatınıza siz insanlar karar veriyorsunuz. Eğer virüsten korunmazsanız, bunun suçunu Tanrı'ya yıkamazsınız. Çürük bina yaparsanız, depremi Tanrı'nın işi diyemezsiniz. Doğa olayları hayatın gerçekleridir ve kaçınılmaz şeylerdir. Yapılması gereken tek şey, bu konuda bilimsel bilgilere dayalı olarak bilinçlenmektir. İnandığınız gibi, melekler sizi Korona'nızı falan yıkayıp korumaz. Öyle demişti ya kadının biri, toplu olarak ibadetler yasaklandığı zaman, "Melekler bizi camide yıkar" diye! Geçmiş olsun, El-Fatiha!
Vürüs nedir?
Virüs, sadece canlı hücreleri enfekte edebilen ve böylece replike olabilen mikroskobik enfeksiyon etkenleri. Virüsler; hayvanlardan ve bitkilerden, bakterilerin ve arkelerin de içinde bulunduğu mikroorganizmalara kadar her türlü canlı şekillerine bulaşabilirler.
Wikipedia
"Ahlaksız"ın parasını yiyenler, ahlaksızın da ahlaksızı olmuyor mu?
50 yıl sonra sokağa çıkma yasaklı Kornavirüs'lü günler nasıl hatırlanacak acaba?
İnanamıyorum... Fenerbahçe kadın voleybol takımı, Eda sakat olduğu için oynamamasına rağmen, dünyanın 1 numaralı pasör çaprazı Boskovic'in de yer aldığı Eczacıbaş'nı 3-1 yenmesini bildi. Çünkü Fenerbahçe takım oyunu oynadı, üç smaçör üzerinden sayı üretti, orta oyuncular bloklarını yaptı, en önemlisi çok iyi servis attılar. Ama Eczacıbaşı sadece Boskovic üzerinden oynadı. Boskovic 28 sayı üretti ama onu takip eden ikinci oyuncuları bile sadece 6 sayı üretebildi. Bugün Dicle Nur Babat bloklarıyla devleşerek özlediğimiz oyununa dönmüş olsu. 4. sette takımlar beraber iken Boskovic'in set veya maç sonlarında her zaman yaptığı hataları temenni ettim ve öyle oldu. Önce Dicle'den blok yedi, sonra topu out'a vurdu. Boskovic'li Eczacı'nın Fener'i 3-0 yeneceği tahminleri böylece tutmadı. Hatta Fener ilk iki setteki cesur oyununu oynasaydı, maç 3-1 değil, 3-0 bile bitebilirdi. Sonraki setlerde servisleri biraz korkak atınca, Eczacı'nın oynamasına fırsat verilmiş oldu. Teşekkürler Sarı Melekler... Bu arada Busa'nın akıllıca oyununu çok beğeniyorum. Mihajlovic ve de Melis de yıldızdı bugün. Bahar da her zamanki oyununun üstüne çıktı. Ve Naz... Eğer o olmasa, takım böyle tıkır işlemez elbet. Tabi takımda alternatif güven duyduğu oyuncuların olması, elini rahatlatıyor kuşkusuz.
Hayat tecrübesi bana şunu öğretti. Cahillerle, yobazlarla haklı olsanız bile asla tartışmayın. Çünkü onlar akıl ve mantıktan anlamayacakları için, onlarla konuşmak alt seviye gerektirir. Yani onların seviyesine düşmeniz, örümcek ağı kaplı karanlık mağaralarına girmeniz gerekir. Bu da sizi otomatik olarak haksız konuma sürükler. Çünkü siz 2+2=4 kadar net doğru olsanız da, onların düşüncesi asla değişmeyecektir. Şu da kulağınıza küpe olsun. Eğer karşınızdaki kişinin aptal olduğunu anlamak istiyorsanız aptala yatın. Aptala yatttığınızı anamayıp aptal sanıyorsa, o kişi gerçek bir aptal olduğu için uzak durun derim.
Sosyal medyada düşüncelerinizi paylaşın ama cevap vermeyin derim. Çünkü karşı tarafı kaale almak, onların kendilerini haklı görmesine sebep olur.
HAYATTA O KADAR CAHİL VE APTAL İNSANLAR VAR Kİ, GERÇEKTEN AKILLARA ZİYAN!
O kadar cahil insanlar var ki hayatta... Gerçekten anlatmaya kelimeler yetmez. Şimdi ben Bahar Candan'ı insnaalrın kompleks ayarlarıyla falan oynadığı için bir televizyon veua sosyal medya karakteri olarak çok seviyorum ya, mesajlarla o kadar saldırıyorlar ki bana... Geriz zekalı demeleirnden tutun da, yaşlı amca demelerine kadar. En son da biri, Bahar'ı artı şekilde değerlendirdiğim cümlelerim için demiş ki, "yaşlı pedofili amca!". Şimdi eşcinselliğin ne demek olduğunu ve eşcinsellerin asla ve asla karşı cinse ilgilerinin olmadığını ve olamayacağını bilmeyen, açıp bu adam kimmiş diye bakmayı bile akıl edemeyen insanlara geriz zekalıdan başka ne denebilir ki? hatta o kadar lüzumsuz ki bu insnalar, niye yaşadıklarına şaşıyorum. Yani bitkiler bile hayata bir güzellik katıyor en azından...
Ego yarıştıran insanlar kapasitesiz, dolayısıyla boş insanlardır. Çünkü başka varoluş şekilleri yoktur! Uzak durun onlardan!
Günümüzde dijital bir çağda yaşamamaıza rağmen, hatta banka işlerimizi, okul işlerimizi, ödemelerimizi vesaire internet üzerinden oturduğumuz yerden yapmamıza rağmen, resmi kurumların, yani içinde devletin bulunduğu internet siteleri kendilerini çok geç güncelliyorlar. Bunun tembellikten ve de ciddiyetsizlikten başka bir açıklaması olamaz.
Fenerbahçeli kızlarımız galibiyet sonrası...
Şu anda sakat olduğu için oynayamayan takım kaptanı Eda Erdem için, baş antrenör Zoran Terzic diyor ki," Eda sadece iyi bir oyuncu değil, takım için çok şey demek. O olduğu zaman takım tamamlanıyor, dişliler daha iyi işliyor, takımın özgüveni daha yerinde oluyor. Yoksa diğer oyuncular da görevlerini en iyi şekilde yapıyor.".
FENERBAHÇE'Yİ FENERBAHÇE YAPAN, DÜNYANIN BÜTÜN RENKLERİNE AÇIK OLMASIDIR DA!
Ebrar da Fenerbahçe'ye gelse, Melissa ile nasıl bir güç oluşturur biliyor musunuz? O kadar istiyorum ki Fenerbahçe'ye gelmesini bir LGBTİ bireyi olduğu için de. Onun yeri ancak ve ancak Fenerbahçe olabilir. Vakıf'ta barınamadı çünkü. Şu anda THY'de. Bu iki oyuncunun en önemli özelliği, ikisinin de hem 2, hem de 4 numaradan oynayabilmeleri. Yani çok güçlü top öldürücü olmalarının yanı sıra, manşet alıp defans da yapabiiyorlar. Fenerbahçe takımını bilenler de bilir zaten; Her zaman, her mevkiden de oynayabilen oyuncuları tercih etmiştir. Ve ikisi de 21 yaşında daha. Yani 10'ar sene oynarlar Fener'de! Bakınız Eda 15 senedir oynuyor.
Bahar Candan diyor ki, "Ben size enerji verebilme, sizi eğlendirebilmek, size iyi vakit geçirtebilmek için uğraşıyorum."
İnsanlar topluma uygun şeyleri-kişileri takdir ederken, doğal şeyleri-kişileri marjinal olarak ötekileştiriyor! Oysa aslolan doğa!
Gelişmiş demokrasilerdeki eşcinsel haklarının iyileştirme çabalarının, ülkemizde eşcinselliği yaygınlaştırma çabası olarak görülmesi ve bu şekilde ifade edilmesi ne utanç verici, ne acı, ne cahilce ve yobazca... İnsan haklarının her şeyden üstün olduğunun kabul edildiği bir yüzyılda, ülkemizde dini inançlara göre değerlendirme yapılmasının akıl ve mantık çerçevesinde bilimsel hiçbir açıklaması olamaz.
Bahar'dan nefret edenler... TV 8'in Bahar için çok büyük projeleri varmış. Çok üzgünüm ama daha çok maruz kalacaksınız Bahar'a. Anlayacağınız her mevsim Bahar. Çatlayın da patlayın! Hani bu kanal Bahar'a niye katlanıyor diyorsunuz ya; kimsenin Bahar'a katlandığı falan yok; her şey siz Bahar'ı sevmeyen izleyicileri daha çok Bahar'a maruz bırakmak için. Yani çok şanslısınız!
"Güzellik sadece porselen gibi bir surata sahip olup, yaş ile bedenin tezat olması olmayabilir...
Aynu Haşhaş" dedim.
"Sen bahar candan la Ajda Pekkan hayranısın nasıl olurda Aynur haşhaşı begenır sın dolgun yapay dudaklar takma kirpikler kaşlar tırnaklar boyalar" şeklinde bir eleştiri aldım.
Cevabım... "Bahar Candan ile Ajda Pekkan ne alaka, Ajda Pekkan ve Bahar'ı sevip sevmemenin Aynur Haşhaşı sevip sevmemek ile alakası ne, benim doğallığı sevip sevmememle insanların karakterlerini veya varoluş şekillerini sevip sevmemek ne alaka? Her insan genelde olduğu gibi basmakalıp olmayabilir-her şeyi sevebilir. İnsanların kendilerini ifade şekilleri sana uymasa da, bu senin onları sevip saymana engel teşkil etmeyebilir. Ya tek düzesin, ya da Aynur Haşhaşı çok sevip diğer ikisini sevmediğin için, Aynur Haşhaş ile onları aynı kefeye koymak istemedin. Kısaca ben her şeyi ve herkesi kötü olmadığı sürece sever, onların varoluş şekillerine saygı duyarım; benim bakış açıma uyup uymaması ise hiç sorun teşkil etmez. Çünkü benim bakış açım benim bakış açımdır, başkalarının bakış açıarı başkalarının bakış açılarıdır. Herkesi tek bir kalıba sokmaya çalışırsan, o zaman sen de kabul edilmezsin ve saygı duyulmazsın. Ayrıca fiziksel varoluşlara kadar benim zıt kutuplardaki müzik tarzlarını da eşit şekilde sevmem daha çok tartışılması gereken bir konu olabilir. Operayı da severim folk müziği de, cazı da severim alaturkayı da. Popu da severim arabeski de. Rock müzik en sevdiğimdir ama etnik müzikler veya klasik müzikten de vazgeçemem gibi. Tek br şeye veya belli bir tarafa odaklı bir yapım olmadığı için, farklılıklar arasında gezinmeyi çok severim. Yeter ki iyilik, güzellik ve doğruluk tarafında ol! Ya Aynur Haşhaş da Ajda Pekkan'ı seviyorsa ne olacak veya Ajda Pekkan Aynur Haşhaş'ı? Mesela Selda Bağcan da Aleyna Tilki'yi seviyor, Alryna Tilki de Selda Bağcan'ı?" şeklinde oldu...
Ama ben hem laik ve bilime inana biri olarak dogmatik olsaydım, bu bir çelişki olacağı için haklı olabiirdin. Veya msela ben eşcinseim ya, Lut Kavmi olayına destek verseydim, bu hem çok çelişki hem de ahlaksızca olurdu. Anlatabiliyor muyum? Ama ben trans geçiş ameliyatlarını tasvip etmesem de onların varıluşlarına saygı duyar ve destek olurum!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder