İnsanların cahilliği, başlarının belası. Aydınlatmaya çalıştığın zaman da kabul etmiyorlar. Mesela adam kendini eşcinsel ilişki yaşamaktan alıkoyamıyormuş, sonra da neden kırmızı iç çamaşırı giyip kadın konumunda ilişki yaşadım diye pişman oluyormuş. Trans arkadaşım, bunun bir tanımının olup olmadığını öğrenmek için beni aradı. Ben de cinsel yönelimiyle, kimliğiyle tam anlamıyla barışamadığı için, cinsel olarak rahatladıktan sonra yaşadıklarından, yaptıklarından pişman olabilir. Bunun adı içselleştirilmiş homofobi. Kendini cinsel anlamda içindeki kimliğe göre gerçekleştirmekten alıkoyamıyor ama sonrasında da kendisiyle barışamadığı için, yani eşcinselliği normal olarak kabul edemediği için, duyulursa, öğrenilirse korkusuyla yaşadıklarından dolayı kendine kızıyor, suçluluk duyuyor, pişman oluyor, hatta kendinden nefret ediyor. Yani yaşarken normal geliyor, yaşadıktan sonra anormal. Bu da kendisi eşcinsel olmasına rağmen, eşcinselliği-ni kabul edememek, dolayısıyla kendine karşı bir eşcinsel karşıtlığı, kendine karşı bir homofobi, İÇSELLEŞTİRİLMİŞ HOMOFOBİ oluyor diyorum. Trans arkadaşımın içselleştirilmiş homofobisi olan eşcinsel arkadaşı ne diyor bu anlattıklarıma; beni şovcu ve ukala olarak nitelendiriyor. İçselleştirilmiş homofobi neden vardır? Çocukluğumuzdan beri heteroseksizmi, yani heteroseksüel kadın erkek ilişkisini ve toplumsal cinsiyet rollerini, dolayısıyla homofobiyi-eşcinsel karşıtlığını da benimsiyoruz-içselleştiriyoruz, eşcinsel olduğumuzu anlayınca da, eşcinselliğimizi kabul etmek, bununla barışmak kolay olmuyor elbette... Bu içselleştirilmiş homofobisi olan arkadaş bana, sen ne giyiyorsun seks esnasında diyor. Ben de eşcinselliğimle barışık olduğum için kendimi herhangi bir cinsiyet kimliğine-cinsel role ait hissetmiyor, dolayısıyla kıyafet ve davranış olarak olduğumdan farklı bir şey yapmıyorum, nötrüm bu konuda diyorum. Çıplak ve cinsiyetsiz şekilde, içimden gelen duygular doğrultusunda doğama uygun olarak sevişiyor, tatmin oluyorum diyorum...
Yıllar önce LGBTİ toplantılarında, arkadaşlar ben kendimi erkek veya kadın gibi hissetmiyorum, içimde erkek hiç yok da, belki kadın da yok ama içinde yaşadığımız heteroseksist dünyada cinsel varoluş için belki o rolü benimsediğim oluyor ama bunu da doğama uygun olarak, penisli bir kadın olarak gerçekleştiriyorum dediğim zaman beni transfobiyle suçluyorlardı. Yani benim, fizyolojik olarak insanın doğasına uygun erkek veya kadın olunması gerektiği düşüncem veya cinisyetsizliğe inancım, onların heteroseksizme uygun ikili cinsiyet varoluşlarına ters düştüğü için onları rahatsız ediyordu. O yüzden epeyce tartışma yaşadık. Zaten hiçbir zaman LGBTİ camiasına ait hissetmedim kendimi. Çünkü onlar heteroseksizm gibi çok şablondular. Onlar da beni kabul edemedi zaten. Ama şimdi kalkmışlar, no-binary, yani kendini herhangi bir cinsiyete ait olmama kimliğinden bahsediyorlar. Benim hislerimin doğru kabul edilmesi için, illa ki bu işin uzmanları tarafından onaylanıp isimlendirilmesi mi gerekiyordu? Ben o zamanlar kendmi herhangi bir cinsiyet kimliğine ait hissettmediğimi, o yüzden kendimi cinsiyetsiz bir eşcinsel, androgay olarak tanımladığımı onlara söylüyordum ama bu onların umrunda bile olmuyordu. Onların kafasında cinsiyet veya toplumsal cinsiyete uygun olarak heteroseksizme kendilerini nasıl kabul ettirecekleri düşüncesi vardı. Arkadaşlar, eğer toplum için trans geçiş ameliyatı olmuyorsanız, doğal bedeninizle erkekliğinizi veya kadınlığınızı daha teşekküllü, hatta kusursuz gerçekleştirebilirsiniz dediğim zaman cinleri tepelerine çıkıyordu. Bana etmedikleri hakaret ve küfür kalmadı. Şimdi kalkmışlar no-binary-cinsiyetsizlik kimliğini savunuyorlar, no-binary, yani cinsiyetsizlik günleri düzenliyorlar. Geçmiş olsun artık!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder