31 Ekim 2020 Cumartesi

31 Ekim 2020 facebook notlarım

 Dini açıklamaların hukuksal olarak hiçbir hükmü yok; günah sevap işleri manevi ve kişisel, gerçek dışı şeylerdir. Bu tarz açıklamalar yapanlar aslında sadece çenelerini yoruyorlar. Olaya biraz mantıksal açıdan bakılsa, hayvanları sevmenin ve onları beslemenin değil, sevgisizliğin günah olduğunu 

Eskiden kasetçiler vardı CD ve kasetlerin satıldığı. Benim de sürekli uğradığım Servet ve Gökdemir kasetçilik vardı. Sağolsunlar bütün ürünleri elden geçirmeme izin verirlerdi. Bir gün Gökdemir kasetçilikte, Kamuran Akkor'un bütün albümlerinin DEKA Müzik tarafından CD formatında basıldığını görüdm. Pazarlık yaptım ve o CD albümleri, 10 küsur tane, tanesi 4 liradan almıştım. Kamuran Akkor'un CD üzerinde bulunan bütün albümlerine sahibim...

Onedio sitesi, sesiyle insanın yüreğini paramparça eden sesleri sıralamış ve bu sesler; Gülden Karaböcek, Kamuran Akkor, Kibariye, Güllü, Ayşe Mine, Bergen, Esengül, Biricik, Mine Koşan, Tüdanya şeklinde...

Biricik yıllar sonra, 30 yıl sonra tekrar stüdyoya girmiş, çok da güzel söylemiş. Youtube'daki yorumlardan biri, teyzeciğim ne güzel söylemişsin, ağzına sağlık maşallah, şeklinde. Terbiyesiz, yani Biricik diye birinden bihaber, işte bi teyze şarkı söylemiş gözüyle bakıyor...

Yanlış anlaşılmasın da Küba'dan Ceseria Evora falan 40 yaşından sonra evrensel bir sanatçı oluyor ama bizdeki nice güzel ses bu topraklarda sıkışıp kalıyor. Çünkü şarkılarımızın düzenlemeleri deneysel değil, geleneksel yapıda sayıyor... Yoksa Biricik, Ceseria Evora'ya 10 basar!

Ne kadar güzel bir program olmuş. Çünkü müzik piyasasının çirkefliğini Biricik sayesinde öğrenmiş olduk. Daha da önemlisi Biricik'i tanımış olduk. Öyle çok hayran oldum ki Biricik'e... Ne kadar akıllı, ne kadar donanımlı bir kadınmış... Çok saygı duydum çoook. Bu programa kadar Biricik, sadece sesi güzel bir sanatçıydı ama şimdi bir müzisyenin yok yere harcanmış olmasının üzüntüsünü yaşıyorum. Keşke arabeske hiç bulaşmasaymış, pop söyleseymiş diyorum... Çünkü Arabesk müzik piyasası uzun vadede bu güzel sesi harcamış...

https://www.youtube.com/watch?v=_lDzs4A0Ry4&feature=share&fbclid=IwAR0rCFaCUjpndift6P36xuXnkfJaEhFXdfiBr07bxbgtD7zX2ENLFBy2dQE

Bakınız pop, Anadolu rock ne güzel yakışmış Biricik'in sesine...

Biricik'ten sonra rotam, Mısır kökenli muhteşem ses Mine Koşan...  Böyle muhteşem ötesi bir ses olabilir mi; resmen kırık şişeyle insanın kalbini oyuyor!

Burak hakkı yükseklik korkusunu yenmeye çalışacakmış. Ne gereği var ki; yüksekten korkmaktan daha doğal ne olabilir ki? Anlayamıyorum paraşüte veya balona binmekten keyif alanları, yüksekten jumping yapanları; neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz ki; adrenalinmiş; hay sizin adrenalinize... Bana boş şeyler geliyor bu atlamalar, sıçrmalar, dalmalar, vesaireler...

Herkesin bir yapısı var. Ben başkalarının yaşadığı acıları bile kaldıramıyorum. İzmir depremini takip edemiyorum. Az önce internetten gazete haberleirne baktım ve kendimi kaybettim. Çok üzgünüm. Umarım bir daha yaşanmaz bu tür olaylar. Artık güvenli yaşama geçelim. Tek katlı evlerin olduğu yaşam alanları kurılsun. Bırakalım şu apartman yaşantısını. Toprak mı yok bu ülkede?

Denizli de en tehlikeli deprem bölgelerinden biri. Yavaş yavaş köyüme yerleşmeye başlayacağım. İmkansızlıktan yavaş yavaş. Arazime kulübe yapabilmek için, ilk emeklilik maaşımdan itibaren para biriktirmeye başlayacağım ve köyüme döneceğim...

Denizli bölgesi yüzyıllar boyunca şiddetli depremlere sahne olduğu için, sürekli yer değiştirerek yenilenmek zorunda kalmıştır. Laodikya ve Hierapolis şehirleri bunun kanıtlarıdır. 11 şiddetindeki depremlerden bahsediliyor. Bu depremlerin bir sebebinin de tektonik fay hattı dışında, Lykos nehrinin yer altında oluşturduğu boşluklar olduğu da söyleniyor...

Daha çok James Bond filmiyle özdeşleşmiş ve Gülün Adı vesaire filmlerle tanınan İskoç sinema oyuncusu Sean Connery 90 yaşında vefat etmiş...

İskoçlar Türklere benzemiyor mu? dedim ve sonra araştırınca İskoçlarla ilişkilendirilen ve kendileirne Scolati diyen İskitlerin(Saka Türkleri) Türk olduğuna dair yazılar buldum... Yemek kültürlerinin, onların destanları ile Dede Korkut hikayelerinin, gayda ile tulumun, Karadeniz oyunları ve müziği ile onların oyunlarının ve müziklerinin, düğün merasimlerinin benzerliği bunu kanıtlar nitelikte... Eskiden İskitlerde de erkekler tıpkı İskoçlar gibi ekose etekler giyiyormuş!

Benim anlyamadığım şeylerden biri de, insanlar başka şehirlere, başka ülkelere yerleşmeye gidiyorlar. Ne için? Şimdi ben Amerika'ya gitsem ne yapacağım? Daha çok para, daha çok eğlence için mi? Hayat bu mu demek gerçekten? Yoksa daha çok mu özgür olacağım? Bence özgürlüğü başka topraklarda arayacağınıza, kendi kafanızdaki korkaklığı tartın; çözüm orada! Mesela ben eşcinselim diye, bana hiç kimse bir şey yapamaz; sen yeter ki kendine saygı duy ve sahip çık. Seni kabul etmeyenlerle mücade et; çünkü insanlık adına varoluş bunu gerektirir!

Bir kişi bana, "insanlar eşcinsel olduğun için seninle dalga geçiyor, derdine yan" demişti. Onlar kendi cahilliğinin derdine yansınlar! Keşke o dalga geçenler bokum olabilselerdi!!!

Spor, ödemeler ve ihtiyaçlarım dışında yıllardır ev kuşuyum. O kadar huzurluyum ki? Zaman yetmiyor; araştır, oku, öğren; o kadar keyifli şeyler ki...

Saygıdan çok hak istiyoruz!Biz eşcinsellerin, heteroseksüel veya homofobiklerin, eşcinselliğin doğuştan gelmesine rağmen, doğuştan gelmeyip sonradan olsa da farketmez, çok cahilce bulduğum "herkesin cinsel tercihine saygı duyuyorum" cümlesindeki tercihe olan saygısına asla ve asla ihtiyacı yok, olamaz da. Araştırıp, okuyup öğrenerek akıllarını başlarına toplasınlar ve gerçeklerle yüzleşsinler yeter. Biz eşcinseller cahilce saygı falan istemiyoruz; haklarımızı ve insanca davranılmasını istiyoruz; bunlar saygıyı kapsıyor zaten!

NE KADAR TATLILAR YA; NE KADAR ÇOK YAKIŞMIŞLAR GERÇEK BİR AİLEYE! BAKINCA, SİZ DE HUZUR GÖRMÜYOR MUSUNUZ?

Bu fotoğrafta anormal olan bir şey yok; eğer algıda problem varsa, kafaların kendini bir sorgulaması gerekiyor.

Ben şu alttaki fotoğraftaki güven ve huzuru heteroseksüel ilişkilerde göremiyorum... Yaa size bir şey söyleyeyim mi; ben ilişkilerimde hiçbir zaman neden geç kaldın, neden ona baktın, neden şu günümüzü hatırlamadın, neden bana hediye almadın, neden beni daha iyi yaşatmıyorsun gibi sorunlar yaşamıyorum. Herkesin bir hayatı var ve huzur için biraraya geliyoruz. Heteroseksüeller gibi dırdır, kavga yapmıyoruz; anlatabiliyor muyum; anlayabilir misiniz?

İnsanoğlu nelere alışmıyor; facebook'un yeni formatına bile alışmışız..!

İnsanlar mı tanrıyı yarattı, tanrı mı insanları; bencen ikincisi; dinler tarihine bakarsak, insanların geçmişte doğal afetlerin nedenini bilmedikleri için bu durumu tanrıya vermişler, sonra çok tanrlı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru bir evrilme olmuş ve Aydınlanma çağını yaşamış olan Batı'daki günümüz insanları bilimselleştikçe tanrı inancından uzaklaşmaya başlamışlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder