20 Ekim 2020 Salı

19 Ekim 2020 facebook notlarım

Homofobik-eşcinsellik karşıtı olan insanların düşük zekalı olduğunu biliyor muydunuz? Bu sadece heteroseksüeller için geçerli değil, düşük zekalı eşcinseller bile, eşcinsel olmalarına rağmen eşcinsellik karşıtı oluyorlar, cinsel yönelimleriyle-eşcinsellikleriyle barışamıyorlar ve kendilerini eşcinsel olarak tanımlayamıyorlar, ifade edemiyorlar. Ama...

Mesela matematikçi bir arkadaşım var. Benimle tanışıncaya kadar eşcinsellik konusuna bu kadara muvaffak olmadığını ama hiçbir zaman farklılıklara karşı olmadığını, hatta destekçisi olduğunu söylüyor. Etrafımda tanıdığım sosyolog, felsefeciler, sanatçılar, hayata bilimsel gözlerle bakan hiç kimse, vesaire eşcinselliğe karşı değiller. Çünkü iletişimimiz cinsel yönelim üzerinden değil. Ne ben hayatımı sadece eşcinselliğim üzerinden yaşıyorum, ne de onlar kafayı cinsel yönelimle bozmuş kişiler. Herkesin bir hayat gailesi, meşgalesi var, kimin cinsel dürtülerini nasıl gerçekleştirdiği umurlarında bile değil. 

Ama hurafelere inanan insanlara bakıyorum... Eşcinsellik denilince kaşlar çatılıyor ve saçmalamaya başlıyorlar. Neymiş; eşcinsellik günahmış, Lut Kavmi'ymiş, hastalıkmış, sapıklıkmış, ahlaksızlıkmış, insan türünün neslini tüketecekmiş, özenilerek oluyormuş, tedavi edilebilirmiş, dine yönelinmeliymiş, vesiare... 

Homofobik-eşcinsellik karşıtı-cinsel yönelimiyle barışamamış eşcinsellere bakıyorum... Zavallılar, arada kalmışlar. Ne cinselliklerini yaşamaktan vazgeçebiliyorlar, ne de yaşadıktan sonra pişman olmaktan... Eşcinseliklerinden kurtulmak için tövbeye gelip dine falan yöneliyorlar, sonra tıbbi olarak tedavi olmaya falan başlıyorlar, cinselliklerini yaşayamayıp kudurunca bu sefer tekrar eşcinselliklerini yaşamaya başlıyorlar ve bu çıkmazdan bir türlü kurtulamıyorlar. Bazıları ikili toplumsal cinsiyeti benimseyip, ben kadınım veya erkeğim yalanına sığınıp idare ediyorlar işte. 

Cinsel yönelimiyle barışık eşcinsellere bakıyorum... Cinsel kimliklerinin arkasında utanmak yerine babalar gibi onurlu bir şekilde duruyorlar. Eşcinselliklerinin haklı mücadelesini veriyorlar, kendilerini hiç saklamıyorlar ve çok sosyaller, çok aktifler. Ve homofobiye rağmen hayata karışıp, hedeflerine ulaşmak için mücadele veriyorlar. Yani başarılı oluyorlar, mutlu oluyorlar, huzurlu oluyorlar. Çünkü eşcinsellikleri kafalarını meşgul etmiyor. Eşcinsellik onlar için, seksleri gelince gerçekleştirdikleri bir edim sadece. O kadar. Günah-münah, hastalık vesaire denmesi hiç umurlarında değil. Gülüp geçiyorlar bu safsatalara. Homofobik insanlar onlar için bir vızıltı sadece; çünkü ne kadar anlatırsan anlat, hiçbir şey anlamayacaklarını biliyorsun artık; nato kafa nato mermer, takoz! Kendilerinin beyinsiz, cahil olduklarını bile bilmiyorlar.

Bazıları diyor ki, cahil olmayan insanlar da homofobik olabiliyor. Hadi ordan. Dötüme anlatın bunları. Sizin o cahil olarak görmediğiniz insanlar tam bir zır cahil. İnsanın üniversite kazanması, bitrimesi falan cahil olmadığını göstermez ki. Otistikler falan da kafadan kaç haneli rakamları kusursuzca çarpıp bölebiliyor eğer zekilik dediğiniz bu ise. İşin içinde akıl ve mantık yoksa, orada bir cahillik söz konusudur. O yüzden kimse bana, cahil olmayan homofobikler de var demesin. Görünüşte cahil değiller gibi ama adamlar tam bir dogmatik!

Bir eşcinsel olarak önümde o kadar çok heteroseksüel-düzcinsel-eşcinsel olmayan erkek modeli vardı ki, bir türlü onlara özenemedim. Neden acaba? Çünkü eşcinselllik özenilerek olunan bir şey olsaydı, insanlar her gün cinsel yönelimini değiştirirdi! Hiç eşcinsel figür de yoktu gözümün önünde ki, özenerek eşcinsel olmuş olayım! Çünkü köyde doğudum, köyde büyüdüm. Ortaokul çağında dergilerden okuyarak keşfettim eşcinsel olduğumu. Daha doğrusu hemcinsimden hoşlandığımı kendimi bildim bileli biliyordum, bunda hiç tereddütüm yoktu, yanlış olup olmadığını falan hiç sorgulamadım, çünkü bana zararı olmayan bir şeyin doğruluğunu veya yanlışlığını sorgulamak aptallıktan başka bir şey olamazdı, tek sıkıntım kendimi gerçekleştiremememdi. İşte bu durumun-cinsel yönelimimin adının eşcinsellik, o dönemki tabirle homoseksüellik olduğunu ordan burdan okuyarak öğrendim. Ondan sonra bir arayışa giriştim. Ne kadar eşcinsellikle ilgili yazı varsa, onları bulmaya çalışıyordum ama bununla ilgili ne yazık ki gazetelerdeki homofobik haberler dışında bir yayın yoktu. Arslan Yüzgün'ün "Eşcinsellik (Dün, Bugün)" kitabıyla karşılaşıncaya kadar. Sonrasında zaten kendimi gerçekleştirmeye başladım, arkasından da 90'larda eşcinsellik daha görünür olmaya başladı zaten... Eşcinsellikle ilgili kafamda hiç sorun yaşamamamdaki en büyük şansım, okumaya, araştırmaya, öğrenmeye yatkın bir genetiksel yapımın olmasıydı. O dönem insanlar çocuk yaşımda benim köy yerinden şehire dergi, gazete siparişi vermeme anlam veremiyordu, fuzuli buluyorlardı.

Çocuğunuzu eşcinsellikten korumaya çalışırsanız sadece homofobik olur. Çünkü eşcinselse eşcinsel, hetero ise heterodur zaten!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder