Çok Pardon ama, sakın insanları kişisel olarak aşağılayıp küçük gördüğümü falan sanmayın ve konunun öznesiyle de hiçbir psikolojik olarak falan sorunum yok, o da kapitalist sistemin bir parçasıdır ve çıkarının derdindedir haliyle ama, gerçekten bu neyin starı, ona star muamelesi yapanların sanat ve müzik anlayışı, star anlayışı nedir, nasıl bir şeydir; YERLERDE SÜRÜNDÜĞÜ KESİN!
Ben Murat Övüç olayını şöyle düşünüyorum. Gerçek sanatın değer görmediği homofobik bir ülkede, insanlar görünür olmayan farklılıkları merak ediyor ve onlarla eğlenmeye ve dalga geçmeye gidiyorlar. Koca koca adamlar, koca koca kadınlar cep telefonlarıyla neyin görüntüsünü çekiyor sanıyorsunuz?
Ben hiçbir eşyamı eski veya modası geçmiş diye atmam veya yenilemem , ölünceye kadar kullanırım; bir plastik tabağı bile... Leopar desenli battaniye de 35 senedir ailecek kullandığımız ve şu anda bende olan bir eşyadır... Ömrümün sonuna kadar kullanacağımdan da eminim... Kedilerimle zaten bir bütünlük sağlıyor...
SAĞLIKLI ZAYIFLAMA DİYE BİR ŞEY YOK; KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM!
Belli bir yaştan sonra, eğer metabolizman bazılarına göre yavaş çalışıyorsa veya vücut tipinden dolayı bel bölgen kalınlaşabiliyor ve eritmek mümkün olmayabiliyor; yemene içmene dikkat etmen ve spor da fayda etmeyebiliyor. Salgın döneminde bilgisayar başında fazla kaldığımdan haliyle kilo aldım. Aman ne olacak diyemiyorum işte. İki haftadır sıkı bir diyete girdim. Diyet de sağlıksız bir diyet elbet. Zaten besin yüksek yiyecekler yemiyordum, şimdi yediklerimi biraz daha azalttım. Günde iki öğün yemek, ve her öğünde de çeyrek ekmek, yanında peynir, domates, biber, yoğurt ve yumurta. İnsan gerçekten zayıflamak istediğinde ve kararlı olduğunda yemeği azaltması başlarda çok zor oluyor ama bir hafta içinde metabolizma alışıyor ve daha fazlasını istemiyor zaten ama ne oluyor biliyor musunuz; CİDDİ BİR İRTİFA KAYBEDİYORSUNUZ VE KÜT DİYE DÜŞÜYORSUNUZ. Yani önce hasta olmayı bir göze alacaksınız. Öyle sağlıklı zayıflamak diye bir şey yok. Yıllardır dönem dönem diyet yapıyorum ve sağlıklı bir zayıflma olmuyor. Sağlıklı zayıflama nasıl olur biliyor musunuz; adam zaten metabolizması hızlı çalışan, dolayısıyla kilo almayan bir tiptir ama bir dönem gereğinden fazla yemiştir ve kilo almıştır, sonra yemeyi kesip eski düzenine döner ve bu onu hiç etkilemez. İşte böyle kişiler sağlıklı zayıflayabilir. Ben günde bir kedinin yediğinden fazla yemiyorum ki. Yani aşırı yemekten kilo almıyorum ki. Dolayısıyla daha ince olabilmek için sınırlarımı zorlamaktan başka seçeneğim kalmıyor... Bazıları diyor ki bölgsel çalış falan. Anam, bölgesel çalışarak anatomik yapımı değiştirebilme şansım mı var? 2 metre boyum, 120 cm bacak boyum olsaydı, zaten vücut kendi orantısını otomatik olarak sağlardı. Boğazdan keserek kalınlaşmayı engellemeye çalışıyoruz işte... Bazıları da diyor ki şekeri kes, ekmeği kes... Ben hangi şekeri ve ekmeği keseceğim; günde 3 bardak çay içiyordum, şekersiz de çay içemem acı geldiği için, günde bir ekmek yiyiyordum, şimdi yarıma düşürdüm. Ben kasaba gidip ne et tarttıran birisiyim, vejeteryan sayılırım zaten, ne de tatlıcıya gidip baklava almış birisiyim? Şunu kes, bunu kesi diyenler bence çok da doğru bilmiyorlar. Ben pastalar, börekler, tatlılar, reçeller, ballar, vesaireler yiyien bir insan değilim ki; günde 3 bardak çaya koyduğum 3 şeker mi zehir olacak bana? Meyve desen zaten yok; DOMATESten başka... Beyin zaten şu anda koşullandı ve yemek yemek istemiyor artık. Umarım 1 aya kadar sevdiğim kilo 67'ye düşerim. Haa diyebilirsiniz, sen zaten zayıfsın, aşırıya gidiyorsun; biliyorum, sadece anatomik orantısızlığımı biraz daha zayıflayarak kamufle etmeye çalışıyorum! Hani şekilci değildin diyebilirsiniz; bu şekilcilik değil; fazla bir göbek gerçekten rahatsız edici oluyor; hem sağlık açısından, hem giydiğin kıyafetler açısından falan...
Youtube reklam verenler boşuna veriyor. İnan hiç bakmıyorum ve hemen atlıyorum!
Ben reklamları nasıl severim biliyor musunuz; sanatsal olmalı!
Müzikte neden uluslararası olamıyoruz; elbette müziğimizdeki seslerin yapısı bunda önemli etken ama iyi düzenlenip harmanlandığı zaman aslında "etnik müzik" ekstra bir fark yaratacaktır elbet. Bence biz müziğimizi sentezlemiyoruz ve de evrenselleştirmiyoruz... Sanırım olaya ticari baktığımızdan; para kazandırmayan şeyi niye yapalım diye üşünüyoruz sanırım...
EKMEK ZARARLI DİYEN, KUSURA BAKMAYIN AMA CAHİLDİR!
(Fazla yersen, öyle zararlıdır.)
Kim ekmek zararlı diyorsa, ya diyet üzerinden ticaret yaptığı içindir, ya da kulaktan dolma bilgilerle yanlış şeylere inanıyordur. Bana karbonhidratın zararlı olduğunu söyleyecek hiçbir uzmanın uzmanlığına inanmam, onun o diplomasını cart diye yırtarım. Elinizdeki interneti biraz da bilgilenmek için kullanın. Canan Karatay gibi tüccarların dediklerine asla inanmayın.
Karbonhidrat metabolizmanın enerji kaynağıdır. Hadi karbonhidrat almayın da göreyim sizi. Ölürsünüz be! Bugün birileri, biz hiç ekmek yemiyoruz diyor. Hiç yemiyorlarmış ama. Böyleleriyle konuşanda suç var zaten. Onlara karbonhidratın öneminden bahsediyorum Karbonhidrat almazsanız, vücut kastan yer, hatta kalp kaslarınız zayıflar ve kalp krizi geçirirsiniz diyorum. "O kadar da hiç yemiyoruz" değil canım diyorlar bu sefer; simidimizi eksik etmeyiz, makarnamızı, pilavımızı, patatesimizi.... Söyleyecek çok laf var da... Ben makarna, pilav, patates tüketmiyorum gibi bir şey; benim günlük çeyrek ekmeğime nasıl çok diyebilirsiniz ki..? Biz ekmek yemiyoruz diyenlerin de yemediklerine asla inanmıyorum. Varsan baksan bir öğünde 1.5 ekmek yiyiyordurlar. Fırınlarda kuyruk oluşturanlar Suriyeliler mi acaba? Ekmek yemiyoruz diyenlerin evleri pasta börekten de geçilmiyordur; çayları ne ile içiyorlar? Türk kadınları gün yapıyorlar; ot mu yiyiyorlar günlerde?Tabi onlara göre sadece ekmek hamurdan sayılır, diğerleri değil!
EKMEĞİN FAYDALARI
1. Lifli olduğu için zararlı mikroorganizmalarla savaşırlar ve en sağlıklı lif ekmekten sağlanır. SIRF BUNUN İÇİN BİLE EKMEK YENİR. Siz yemeyin canım!
2. Bir hafta ekmek tüketmezseniz ne olurmuş biliyor musunuz; ekmek vücudun enerji kaynağı olduğu için, sinir, stres ve yorgunluk... Yani karbonhidratsızlıktan sinir sistemi deforme olurmuş! Okey?!
3. Vücuttaki şeker oranını ekmeğin dengelediğini bilmiyorsunuz değil mi? Hiçbir diyabet uzmanı ekmek yemeyin demez. Kesinlikle ekmek yemelisiniz der. Eğer ekmek yemezseniz, enerjiniz düşer ve açığı talılarla, abur cuburla karşılamaya çalışırsınız ve bu daha da kilo almanıza sebep olur.
4. Açıkçası ben ekmek yemediğim zaman asla karnım doymaz. Bu alışkanlık meselesi değil; ekmeğin karnı tok tutmasıyla alakalı. İnanmıyorsanız tüccar olmayan uzmanlara sorun!
NOT: BEYAZ EKMEK KATKI MADDELERİNDEN DOLAYI ZARALI DİYORSANIZ, EKMEĞİN BİNBİR TÜRLÜSÜ VAR ŞEKERİM. AL BUĞDAYINI, UN YAPTIR, KAR HAMURUNU; İSTER YUFKA AÇ, İSTER FIRINA VER. İSTERSEN FIRINLARDAN SİYAH EKMEK AL!
Ama ekmek zararlı derken, insanlarımız bundan bahsetmiyor. Öğrenmişler bir ekmek zararlı diye, tutturmuşlar gidiyorlar. Güle güle, güle güle!
Bugün bana yeme diyenlere, peki ne yiyeyim dedim. Sebze ye dediler. Karbonhidratı sebzelerden mi karşılayacağım dedim. Cevabı yukarıa vermişlerdi aslında. Biz simit vesaire tüketiyoruz... AFİYET OLSUN!
Bana ekmek zararlı diyen, kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel makalelerle gelsinler de inanayım!
Buyrun top siz de... Dengeli tüketildiği takdirde ekmeğin, karbonhidratın zararları neymiş, bana bir açıklar mısınız?
Hayatım boyunca ekmek yemeye devam edeceğim. Çünkü onunla karnım doyuyor ve mutlu oluyorum böylece!
Kedi huzuru... Kedi sevmeyen, gerçekten huzur nedir bilmez...
Şimdi bazılarıyla bir şekilde facebook'ta arkadaş oluyoruz ya... Ya eşcinselliğimi öğrendiklerinden veya paylaşımlarımdan rahatsız olup arkadaşlıktan çıkartıyorlar. Eleştirmiyorum... Sadece üzülüyorum insanlarımızın yanlış anlaşılırım diye özgüvensizliğine, belki de konuya vakıf olamadıkları için homofobisine... Kendi adıma üzülmüyorum gerçekten, çünkü bir çok akrabam ve tanıdıklarım bile kimleri kimleri eklemişler de beni hiçbir zaman eklemediler. Hatta bu durum üzülmek yerine kimin ne olduğunu öğrenmek adına sevindiriyor... Ama her şeye rağmen sosyal medya üzerinden de olsa benimle arkadaşlığını kesmeyenlere çok teşekkürlerimi sunuyorum. Evren işlerini rast getirsin... Çünkü nefret değil, sevgi kazandırır...
Mahallemize 1 hafta falan önce 3 aylık bebek bir kedi bırakılmıştı. İlk 3 gün çok ağladı. Mahallede herkes kedinin yakınlarına kedinin içebilmesi için kutunun yanlarını kesip süt kutuları koydu. Çok sevindim buna. Hatta Lilly kutunun birini yavrularına taşımaya çalıştı ama pencereye gelince ne yazık ki döküldü. Akıllı kızım benim; hayatı yavrularını düşünmekle geçiyor. Her neyse bu sabah yavru kediyi göremedim. Umarım biri sahiplenmiştir dedim. Bir de ne göreyim; benim dışarıda yaşayan kedilerime mama vermeye çıkınca o da bulunup geldi. Artık alışmıştı. Bizim kedilerle ahbap olmuş ve mutluluktan yerde yuvarlanıyordu. Bu arada Lilly'nin önceki sezon iki bina apartman aşağımızdaki binanın bodrumuna doğurduğu yavrular büyümüş, onlar da bize mama yemeye gelmeye başladılar. O kadar istiyorum ki kediler için güvenlikli bölgelerin oluşturulmasını ve ben oaralarda onlarla yaşayayım... Aslında şunu daha çok istiyorum... Ben kedileri koruyan insan bir kedi olayım... Ama benim öyle bir gücüm olmalı ki, insnalar onlara hiçbir şekilde zarar veremesinler. Zarar vermeye çalışanların işini oracıkta
Elbette bilgiye,tecrübeye,uzmanlığa saygımız olmalı ama bunlar üzerinden rütbeye her daim saygı beklemek hak edilen bir şey
Adam diyor ki,
"Benim konumum şu, sen kim oluyorsun da karşımda çemkiriyorsun, haddini bil!"
AMA YAPTIKLARIN YANLIŞ!
Muhafazakar kültürlerde, güç sendeyse, her halükarda sen haklısındır! Çünkü her şeyin en doğrusunu sen bilirsin!
Muhafazkar ülkelerde, vatandaşların gerçekleri sorma, öğrenme ve bilme hakkı yoktur!
Muhafazakar kültürlerde güçlü ve haksız olan adam öldürür haklı çıkar, haklı insan kendini savunurken ölse bile suçlu çıkar!
Bu ülkede travestiler nefret cinayetine kurban gidiyor, katiller ben onu kadın sanmıştım diyor haklı çıkıyor! Vay beee!
Bugün indirimli reyondan mürdüm eriği alırken, bir kadında yanımada beklemeye başladı. Onun da almak istediğini anladım tabi. Buyrun siz de alın dedim. Zaten çok değildi. 3-5 kiloydu kasada kalan. Hatta poşete koyduklarımdan biraz daha verdim eşit olsun diye. Ama gene de şu anda vicdanım rahat değil. Keşke kendime çok az alıp hepsini o alsaydı diyorum. Belki çocukları falan varmıştır. İnsan o anda işte bencilliğe kapılıyor ve vicdani karar veremiyor ama bende acısı sonrasında fena çıkıyor...
Muhafazakarlığın en güzel tanımı!
Muhafazakar iktidar uzun süre yönetimde kalınca, e bazı muhafazakkar vatandaşlarımızın da düşüncesi değişmiştir diye düşünüyorsun, iktidarı onların da eleştirmelerinden dolayı. Ama sen muhafazakar iktidarı eleştirince, aslında muhafazakar iktidarı destekleyenlerin, ne kadar mağdur olurlarsa olsunlar, asla değişmediklerini ve değişmeyeceklerini, muhafazakar iktidara toz kondurmayınca ve ateşli bir şekilde savununca, hatta seni düşman ilan edince çok net şekilde görüyorsun. Çünkü adı üstünde muhafazakar; DEĞİŞMİŞ GİBİ YAPAN AMA ASLA DEĞİŞMEYEN!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder