25 Eylül 2020 Cuma

İNSANLARDA BİR SİGARALIK BİLE VİCDAN KALMAMIŞ


Bugün Azeri kardeşim aradı. Çınar'da caminin önünde perişan şekilde yatan bir trans kadın olduğunu, yıllar önce tanıştığımız Buba olabileceğini söyledi. Gittim. Evet Buba'ydı. Yedi yıl oldu sanırım tanışalı. "Beni tanıdın mı?" dedim, "Hayır."dedi. Çünkü gözleri kör olmuş ve ayrıca elleri ve ayakları egzama içinde, şeker hastalığı yüzünden dili, dilik dilikti ve sinekler üşüşmüştü üstüne bakımsızlıktan. Hayattan vazgeçmiş bir görüntü arzediyordu. Acilen hastaneye yatırılıp tedavi edilmesi gerekiyordu. Tedaviye başlanmış ama ev kiralayamadığı için sabit bir adresi olmadığından yatış yapılamıyor, rahatsızlıkları için tedavisine ise uzun zaman dilimleririnde gün veriyorlarmış. En aciliyetli durumu romatologluk olanmış. 2 hafta sonrasına gün verilmiş ama gözleri görmediği için hastaneye gitmesi de ayrıca bir problem. Mültecilerle ilgilenen ASAM veya POZİTİF YAŞAM veya KIRMIZI ŞEMSİYE gibi sivil toplum örgütlerine gidip gitmediğini sordum. Sonra kendimin gidip konuşmamın en uygun olacağını düşündüm. Önce Pozitif Yaşam derneğine giyttim. Evet, Buba'nın da söylediği gibi Birleşmiş Milletler'den 750 liralık bir yardım alıyormuş ama bu ihtiyaçlarını ve ev kirasını karşılamadığı için ev kiralayamıyor ve de hastaneye yatışı yapılamıyormuş. Bazı rahatsızlıkları için de transseksüel olmasından dolayı hastaneye kabul edilmiyormuş. Pozitif yaşam derneği tekrar girişimlerde bulunacağını söyledi. Sonra ASAM aradı beni. Buba'nın kendi beyanının olması gerektiğini söylediler. Telefonumla konuşturttum Buba'yı ASAM yetkilileriyle. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok dediler. Zaten Buba, "Ben onlara müracat ettim ama hiç ilgilenmediler" demişti. Vedalaşırken Buba benden bir ricada bulundu. "Gözlerim görmediği için kimde sigara olduğunu bilmiyorum, etrafta sigara içine birisi varsa bir tane sigara isteyebilir misin?" dedi. En yakınımdaki sigara içen birinden istedim, vermedi. Yok dedi ama cebinde içi sigara dolu paket vardı. Konuşmamızı duyan birisi "Al kardeş, ben vereyim." dedi. Buba sigarasını yakıp içerken en yakın marketten bir paket sigara alıp getirdim. Ayrılırken, seni senin kim olduğunu hatırladım dedi... Bu arada Birleşmiş Milletler'in hesabına yatırdığı parayı da, gözleri görmediği için birine bankamatikten çektirirken dolandırılmış. Şu anda sadece 200 lirası varmış. Duyduklarıma, ASAM yetkililerine anlatırken kulak misafiri oldum. Arkadaşı olan diğer Lübnanlı ile ise görüşmüyormuş... Mülteci olmanın ne kadar zor bir şey olduğuna her seferinde şahit oldukça, homofobi beni öldürse bile, mülteci olacağıma ölürüm daha iyi diyorum. Bu insanlar cinsel kimliklerinden dolayı ölmemek için yollara düşüyorlar ama ölmekten beter oluyorlar. 7 yıl önceki Buba'dan eser kalmamış, yaşayan bir ölüye dönüşmüş. Mültecilik sürecinde romatizmaya, şeker hastalığına ve egzamaya yakalanıp kör olmuş. Biliyorum anlattıklarım bir kulağınızdan girip, bir kulağınızdan çıkacak, masal gibi bile gelmeyecek. Son olarak da, formaliteden ibaret olan sivil toplum örgütlerine lanet olsun diyorum. 7 yıl önce ne iseler, hala aynılar. Aktivizm örgütleriyle iletişimimi o yüzden kestim ya... Onlar gerçek problemlere sırtlarını dönüp, aldıkları hibelerle laylaylom seminerler düzenlemeye devam etsinler. Sorunlara çare olunmayacak olduktan sonra, rapor tutsanız ne olacak ki? Aldığınız hibeleri, direkt ihtiyacı olanlara faydalandırsanız daha makbule geçmez mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder