Kusura bakmayın ama ülke yönetiminde yer alan kişilerin hayata bakış açılarının geniş olması, ne bileyim birkaç üniversite bitirmesi, dogmatizmden uzak olması, bilimsel bilgiye inanması, eşitlik-özgürlükte en uç noktada olması, maaşının vatandaştan yüksek olmaması-parayla pulla işinin olmaması-gücü kullanmaması için fabrika sahibi falan olmaması, birkaç yabancı dil biliyor olması, ayrımcı değil her insanı kapsayıcı bir zihniyetinin olması, topluma faydalı olma konusunda eğitime öncelik vermesi falan gerekir. Hele ayıpla günahla falan bir ahlakçı kesinlikle olmaması gerekir. Dini, yönetim biçimine ksinlikle karıştırmaması gerekir. Şİmdi ben bakıyorum da üst mercideki kişilere, yaa çok özür dilerim ama, istisnalar da hariç, ne düşünme kapasitesi var çoğunun, ne de iki kelimeyi biraraya getirebilecek bir mantığı... Bir de millete hizmet vermek yerine, karşıt gruplar sürekli birbirine sataşma halinde. Politikaları iş yapmak yerine birbirini karalamak. Hep siyasi ve ticari çıkar peşindeler. Böyle yönetim biçimi mi olur? Dönüp bakmayacağım bir bilgisayar oyunu gibiler...
Aslında ben iktidarı eleştirmiyorum. İktidar toplumun bir yansımasıdır. Toplum öyle olmasa, iktidardakiler orada ne kadar durabilir ki?
2 yıldır falan ne gazetelere bakıyorum, ne de gündemi takip ediyorum. Küçük altının falan fiyatını 450 sanıyordum, 850 olmuş. Emekli olduktan sonra ise, yani 47 gün sonraysa Zeki Müren'den bir şarkı dinleyeceğim sürekli; DÜNYA YANSA YORGANIM YOK İÇİNDE! Sporu da yürüyüşe dönüştüreceğim artık tenis ve badmintonu bırakarak. Çünkü dizlerim ağrıyor. Birebir kimseyle sosyalleşmeme de gerek kalmayacak. Hayat benim için internetten kuş bakışı olacak. Bu saatten sonra kimi seçerseniz seçin; ne yaparsanız kendinize! Yaa, huzurlu bir yaşam için 51 yıl sabretmişim, daha da kötüye gitmiş ülkemdeki süreç. Gerçekten herkes, ne hali varsa görsün. Çünkü değişmiyorlar ki. Hep aynılar. Bir ülkede kitap okuma sayfası artmadıça, o ülke aydınlanmaz. Kitap demiyorum bakın, sayfa diyorum, hatta birkaç satır! Günde bir cümle yazı okumayan milyonlarca insan vardır bu ülkede. Açın Wikipedia'yı, tarihte bu gün ne olmuş ona falan bakın, hangi önemli şahsiyetler ölmüş doğmuş, neler yapmış, fotosentez falan nedir bir hafızanızı tazeleyin ki, en azından yeşilin kıymetini bilelim. Vakit yok demeyin; akıllı telefon kullanmasını biliyorsanız, ilkokula gidip ABC'yi de öğrendiyseniz ve okumuyorsanız, vakitsizlik bahanedir. OKUYUN LÜTFEN, OKUYUN!
İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan yobazlar gerçekten zır cahil. Diyorlar ki, İstanbul sözleşmesi'ndeki cinsel yönelim hakkıyla, ameliyatla kızlar erkek, erkekler kız olacak. Benim aptal geri zekalılarım... Cinsel yönelim eşicinsellik kadar heteroseksüelliğin de genel adıdır, bu biiir. İkincisi, hemcinsel yönelim olan eşcinsellik, aynı biyolojik bedene sahip insanların birbirine olan duygusal ve cinsel eğilimidir. Eşcinseller ameliyatla cinsiyet değiştirecek diye bir gerçek/zorunluluk yok. Bazıları cinsiyet değiştirmek isteyebilir; bu onların bileceği iş ve en doğal haklarıdır. Ayrıca siz yobazlar penisli kadın veya vajinalı erkekği kabul ettiniz de mi insanlar cinsiyetlerini değiştirmesinler? Bilimsel bilgiden ve sosyolojiden uzak biçimde, hurafeler üzerinden sallıyorsunuz da sallıyorsunuz!
Lütfen bir şeyleri bilmeden, araştırıp bilgi edinmeden, o konuyla ilgili kulaktan dolma bilgilerle konuşmayın! Ki salak olmayın!
Homofobikler-eşcinsel karşıtları, önce girin bir internete, eşcinsellik neymiş bir bakın, anlayın, öğrenin, ondan sonra konuşun!
Cahilliklerin giderilmesi için...
BİYOLOJİK CİNSİYET: Doğuştan penisli erkek, vajinalı kadın olmak.
CİNSİYET KİMLİĞİ: Kişinin kendini erkek mi, kadın mı hissettmesi. Her penisli erkek kendini erkek, her vajinalı kadın kendini kadın hissedecek diye bir şey yok.
TOPLUMSAL CİNSİYET: Erkeğe ve kadına yüklenen, erkeklik ve kadınlık rolleri. Erkeklerin erkek gibi davranması ve giyinmesi gibi; kadınların kadın gibi giyinmesi ve davranması gibi. Oysa böyle bir gerçek de yok. Yemek yemenin, uyumanın, rengin, kılık kıyafetin cinsiyeti mi olur; tamamen öğretilen, dayatılan ve içselleştirilen bir şey.
CİNSEL YÖNELİM: Hangi cinsiyete ilgi duyduğunu; hemcinse mi, karşı cinse mi; hemcinsel ilişki eşcinsellik, karşı cinsel ilişki heteroseksüelliktir.
AMELİYATLA CİNSİYET DEĞİŞTİREREK ERKEKTEN KADIN, KADINDAN ERKEK OLMAK İSE; Transseksüelliktir.
Her iki cinsle de yatıp-kalkabilirsiniz: Bu da BİSEKSÜELLİK!
Eğer bu tanımlamaları öğrenirseniz, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyet nedir anlayabilirsiniz!
Adam akademisyen olmuş ama homofobik-eşcinsellik karşıtı ve de dogmatik; NE YAMAN ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ?
İstanbul Sözleşmesi'ni savunan kadınlara fahişe diyecek kadar alçak biri olmadığını söyleyen Dilipak, eşcinsellere fahişe demeyi normal karşılıyor ki, bu kelimeyi eşcinseller için kullandığını açıkça söylüyor. Yani ben bir eşcinsel olarak fahişeyim bu adama göre! Fahişelik nedir; para karşılığı seks yapmak mı, libido yüksekliği mi? Normali belirleyen ne? Heteroseksizmin, kendi çıkarına uygun şekilde sürekli değiştirdiği ahlakçılık mı? Peki seks işçiliği yapan kadınlar ne oluyor Dilipak'ın gözünde? Ahlakçı bir toplumda cinsel boşalım sağlayamayan erkekler, bu enerjilerini saldırganlıkla mı boşaltsınlar fahişelik kötüyse? Yanlış anlaşılmasın; mesela ben seks işçiliğine karşı olabilirim ama kimseye de neden fahişelik yapıyorsun diyemem. Alan razı, veren razı ise, 3. şahıslara mok yemek düşer! Tabi ahlakçıların sözde fahişelik karşıtlığı mı kadını metalaştırıyor, yoksa heteroseksizmin kadını konumlandırdığı nokta mı metalaştırıyor tartışılır! Tabi onların tek dayanağı İslami ölçütler? Herkes onların ölçütüne göre yaşasın istiyorlar. Bunun da ne ahlakla alakası var, ne de kadına pozitif ayrıcılıkla.
Bakınız, insanlar neyin ne olduğunu bilmeden başımıza alim kesiliyorlar, aslında zalim kesiliyorlar. Şimdi bu adama cinsel kimlikleri açıkla desen, hiçbir şey bilmiyordur. Çünkü eşcinselliği bile transseksüellik zannediyor. Yani eşcinsellik diyince, erkeklerin ameliyatla kadın, kadınların ise erkek olacağını zannediyor. Çünkü toplumdaki erkeklik algısı penise, kadınlık algısı vajinaya indirgenmiş durumda ve cinsiyet kimlikleri organlar üzerinden şekillendiriliyor. Cinsel yönelimin ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Yani bu kafalara göre erkek ve kadın biyolojisi var; iişte seks yapıyorlar, çocuk yapıyorlar... Cinsel kimlik algısı bundan ibaret. Bir de mevki sahibi olup topluma ders vermeye çalışıyorlar ya, en tehlikelisi bu!
Eşcinselliği günah kavramı üzerinden açıklamak, sağlıklı bir aklın ürünü değildir, olamaz. Çünkü insan haklarının üstünlğü tartışılamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder