1 Ağustos 2020
Tenis bir eşcinsel spordur, Bill Tilden da bir eşcinseldir. Nezaket gerektirir, zerafet gerektirir ama gene de arada bir tenis oynayan hanzolar çıkıyor. Diskalifiye edeceksin, hatta korta sokmayacaksın bunları! Nadal, Djokovic ve Federer'de hiç hanzoluk görüyor musunuz? Üçü de ne kadar zarif ve eğlenceliler... Başarılarının sırrı da bu zaten... Çünkü tenis sadece güce dayalı bir spor değil, komplike bir spordur ve kişilik ve karakter de vardır içinde...
Homofobikler nefretlerini kusarken sadece eşcinselleri değil, onların analarını, ailelerini de üzüyorlar. Çünkü eşcinseller de insan dölü, leylekler getirmedi onları. Zannediyorlar ki aileler eşcinsel çocuklarını sevmiyor ve başlarına gelen homofobiye üzülmüyorlar; bu sadece homofobiklerin nefret dolu önyargısından başka bir şey değil. Unutmayın ki, açık olmasa da gizli, her ailede bir eşcinsel vardır mutlaka. Karşısında eşcinselleri aşağıladığınız bir arkadaşınız, dostunuz bile eşcinsel olabilir. Şunu herkes kafasına iyice soksun; eşcinsellik doğanın ve sosyal yaşamın inkar edilemez bir gerçeği. Çevrenizde gördüğünüz bıyıklı, göbekli aile babaları gizli birer eşcinsel olabilir; kocanız, kardeşiniz, çocuğunuz... Benim ilişkilerimin % 99'u heteroseksüel yaşamı seçmiş eşcinseller; hepsi evli ve de çoluk çocuğa karışmış kişiler. Bilmiyorum kimin kocası, kimin çocuğu, kardeşi..?
2 Ağustos 2020
KADEM denilen ahlakçı muhafazakar dernek, sanki ülke yönetimiınca övülüyor. ÇOK YAZIK. Kadıının korunması ahlakçı derneklere mi kaldı? Samimiyse, eşcinselliğe de destek çıksın KADEM! İstanbul Sözlşemesi'ne sahip çıkılmasının arkasında da iktidarı korumak adına kimbilir hangi çıkar vardır bilinmez? Böyle yandaş muhafazakar dernekler, iktidardan bağımsız hareket edebilir mi?
Ben ülkemin demokrasiyle, laiklikle yönetilmesini istiyorum ve en küçük ahlakçılığa sahip ne varsa hepsi temizlensin!
Benim için demokrasi ve laiklik konusunda orta yol yoktur. Muhafazakarlığa zerre prim veremem. Medeni ve insanca yaşamak için tek yol demokrasi ve laikliktir. Çünkü muhafazakarlık, eşitlik ve özgürlük düşmanıdır.
SEVMİYORUM
Bilimin kapılarını kapattığı için dogmatizmi-dini sevmiyorum,
kadının erkek egemen yapı tarafından başörtüsü gibi unsurlarla zapturapt altına alınmasını sevmiyorum,
ayrımcılığa sebep olduğu için cinsiyeti ve cinsiyetçiliği sevmiyorum,
bireyin özgürlüğünü kısıtlayan aile gibi gelenksel kavramları sevmiyorum,
eşitiği bozan hiyerarşik hiçbir yönetim biçimini sevmiyorum,
cinselliğe ve çıplaklığa indirgenen ahlakçılıktan nefret ediyorum,
onları katlettikleri için insan türünün kendini diğer canlı türlerinden üstün görmesini sevmiyorum,
egosu yüksek hasta ruhlu bencil insanlara hizmet ettiği için savaşları sevmiyorum,
çevreyi katlettiği için trafiği ve turizmi sevmiyorum,
ötekileştirmeye sebep olduğu için milliyetçiliği sevmiyorum,
insnların birbirini anlamasını zorlaştırdığı için cahilliği sevmiyorum,
eşcinselliği ezdiği için heteroseksüelliği de sevmiyorum,
hayatı estetizmden yoksun bıraktığı için sanatı sevmeyenleri de sevmiyorum,
habire yiyip spor yapmayan, sporun herhangi bir dalıyla uğraşmayanları da sevmiyorum; çünkü spor bir iletişim ve dostluktur da...
İnterneti sadece sosyal medya, arkadaşlık siteleri ve de oyun için kullananları da sevmiyorum; girin Wikipedia'yı okuyun!
Yeniliklere kapılarını kapattığı için gelenekselliği de sevmiyorum.
Yasakçılığı sevmiyorum!
Kitap-dergi-gazete veya internette hiçbir şey okumayanları sevmiyorum, müzik dinlemeyenleri sevmiyorum.
Bisiklete binmeyip 2 adım için bile araca binenleri sevmiyorum.
Hayvanların kurban edilmesini sevmiyorum. Hayvanların insanlar için fabrikasyon hallinde üretilip kullanılmasını sevmiyorum.
Modayı da sevmiyorum insanı metalaştırdığı için...
Genel kavramsal anlamda ilk aklıma gelenler bunlar...
20 yıllık muhafazakar iktidarın en klişe ve halkın da buna inandığı söylemleri; kandırıldık, dış güçler. Sonra din, vatan ve ahlak elden gidiyor galeyanları, bir de işlerine ters olan her şeyi terörizmle eş tutmaları...
Genç sınıfıdalar ama örgüt kurmuşlar ve toplumu yozlaştırıyor diye Netflix'e karşı çıkıyorlar, eşcinselliğe karşı çıkıyorlar; böyle bir gençlikten nasıl demokrasi ve bilime dair bir gelecek bekleyebilirsin ki? Biz 80'lerde nasıl heyecanlı ve umut doluyduk biliyor musunuz? Özgürleşmek istiyorduk, hedeflerimiz vardı ve bizi besleyen yegane unsur Batı idi. Şimdiki gençlik Bat'yı provakatör olarak görüyor. Bir de bütün başarısızlıkların sebebi dış güçler olarak lanse ediliyor ya; bi' gülmek geliyor içimden ama dötümle! Espri bile değil ayol dış güçler söylencesi! Batı Türkleri Arap coğrafyasında bir kültür sanıyor; bizi bilmiyorlar bile.
BATI'YA BİR AÇILSALAR, GÖZLERİ DE AÇILACAK!
Şimdi biz hep dış güçlerin bize karşı oyunlarından bahsediyoruz ya; oysa Batı bizi Arap coğrafyasında gerici bir kültür olarak biliyor; umurlarında bile değiliz. Tabi halkımız, iktidar ne derse, ona inanıyor. Oysa Batı'ya bir açılsalar, gözleri de açılacak!
Muhafazakarlara göre kimler terörize kavramlı; mesela Onur Yürüyüşü yapan eşcinseller, mesela Gezi olaylarına katılanlar, hatta sol veya alternatif partilere oy verenler, hatta feminist kadınlar..! Özgrülükçü müsün, boyun eğmiyor musun, akıllı-bilgili-kültürlü ve sisteme karşı mı çıkıyorsun, bir şeyleri sorguluyor musun, dogamtik değil bilimsel misin, hatta başın açık mı, vesaire; senden ala terörize yoktur muhafazakarların gözünde...
Din bana göre, erkek egemen yapı ve içinde yaşanılan kültürün çıkarları doğrultusunda anlamlar yüklenmesidir. Yok öyle gökten vahiy gelme durumu falan; bana bilimsel bir kanıt gösterebilir misiniz?
Batı'yı genellikle "pedfili orda serbest" diye ahlakçılık üzerinden vurmaya çalışıyorlar. Oysa ciddi anlamda araştırılsa, demokrasilerde değil, anti demokratik ülkelerde pedofili denilen çocuk tecavüzlerinin daha fazla olduğu ortaya çıkacaktır. Cahil ve tutucu toplumlarda gerçeklerin örtbas edilmesi için bireylerde toplumsal bazlı bir yansıtma poltikası çalışır; yani kendi defolarını karşısındakine yüklerler...
Eşcinsellik ayıp değil, heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelimdir. Ayıp olan bunu bilmemek ve buna karşı çıkmaktır!
Daha demokratik bir toplum olabilmek için eşcinselliği anlatan kanalların, filmlerin ve dizilerin acilen arttırılması gerekiyor!
Öyle bir özgüven patlaması yaşıyorum ki son yıllarda, birileri bana homofobik davransa da ben de onlara girişsem!
Eğer dövüş tekniklerinden birini öğrenseydim, şiddete o kadar karşı olmama rağmen, homofobik davrananlara karşı kendimi tutamayabilir, onların anlayacağı dilden cevap verebilirdim!
Heteroseksülelikle övünülecek, eşcinsellik ayıplanacak; siz geri zekalı mısınız gerçekten? Ne üstünlüğünüz var ki heteroseksüeller olarak eşcinselllerden? Eğer homofobikseniz, önce elinizde kullandığınız akıllı telefonlara dokunmayın; çünkü bir eşcinselin ürünü!
Fahişe nedir ya; böyle bir şey mi var; insanlar az seks yapar çok seks yapar, parayla yapar bedava yapar; bu mu belirleyici unsur? Herkesin tatmin eşiği farklıdır; Aseksüeller çok mu namuslu oluyor şimdi? Sana ters olan, başklarına normal olamaz mı? Niye senin çıkarlarına göre olan doğru sayılsın? O zaman kimse seks yapmasın fahişeliği belirleyen seksin nasıl yapıldığıysa. Ben erkek erkeğe yaparım ahlaksız ve günah derler, bazıları bedelli yapar fahişe olur; nasıl bir kafadır bu? Hay sizin ahlakçılığınıza!
Bugün iki eşcinsel seks yaptım, 4 de olabilirdi. Eğer ahlakçıları dinlemiş olsaydım, bugün cinsel olarak tatmin olamayacaktım!
Ben eşcinsel olduğum için ahlaksız ve günahkarım değil mi yobazlara göre ama bu sadece yobazların kafası ve cahilliği!
Bazılarının kişiliği ve karakterlerinin nezaketleri altında ezilirsiniz. Hani çok yapıcı olmaktan bahsediyorum ya; ben öyle cazgır kalıyorum ki onların yanında... Bir de insanlara şirin gözükmeye çalışıyorum ya; herkes biliyor aslında ne olduğumu...
En sevdiğim taraflarım, dürüstlüğüm ve vicdanlı oluşum! Hiç kimse olduğumdan-göründüğümden başka bir şey bulamaz bende!
Sevmediğim taraflarım; sabırsızlığım, haksızlığa hiç gelemeyip aşırı tepkiselliğim, insanların beni paranoyak hale sokması!
KADEM denilen ahlakçı örgütün, İstanbul Sözleşmesi yanında durmasının samimi olmadığını, sıkıyorsa eşcinsellerin yanında da dursunlar demiştim ya; hemen çark etmişler ve "Neslin devamlılığının önemi açısından tehdit olarak gördüğümüz eşcinsel hareketler ile yan yana anılmayı kabul etmiyoruz" demişler. Canlı tarihinden beri varolan eşcinsellik, neslin devamlılığını tehdit etmemiş de, günümüzde ve İslam coğrafyasında mı tehdit edecek; akıl ve mantığa, bilimsel gerçeklere davet ediyorum!
Kimse kendini kandırmasın; Ayasofya bir kilisedir!
Kadına şiddete karşı olacaksınız ama eşcinsellere karşı uygulanan nefret poltikasına destek vereceksiniz; ne güzel din anlayışı!
AKP'liler eşcinsellerle yan yana anılmak istemiyorlarmış; ay biz eşcinseller sizinle yan yana olmayı çok istiyorduk sanki!
AKP kelimesini duyunca bile sıdkım sıyrılıyor!
En garanti doğum kontrol yöntemi eşcinsellik!
En garanti sosyo ekonomik gelecek, eşcinsellik!
Çevreyi, dünya gezegenini korumanın en garanti yolu, eşcinsellik!
Dünyaya zararlı olan eşcinsellik değil, heteroseksüelliktir!
3 Ağustos 2020
BURNUNUN DİBİNDEKİ IŞIĞI GÖREMEYENLER, KÖLE RUHLULARDIR; RUHLARINA FATİHA!
Karanlığa ve aydınlığa giden kadınlar... Karanlığa giden kadınlara karanlığa gittiklerini anlatamazsın; çünkü anlayacak kapasiteleri olsaydı halisünasyon değil, güneşi görürlerdi. Karanlığa gidenlerin bilimsel dayanakları asla yoktur ama aydınlığa gidenler zaten bilimseldir. Bilirler ki kıl tüy meselesi değildir neyin doğru veya neyin yanlış olduğunu belirleyen; onlar için toplumsal fayda, vicdan, eşitlik, özgürlük, adalet, empati gibi erdemler önemlidir.
DİN, ERKEKLERİN YARATTIĞI KADINLARIN KARANLIK YOLCULUĞUDUR!
Ten, beden, vücut, et parçası... Adına ne derseniz diyin...Bu canlı doğasının bir parçasıdır. Eskiden tekstil sektörü yokmuş ki, vücudu kapatmak gibi bir şey olsun. Eskiden de olsa olsa, vücudu iklim şartlarına veya çeşitli fiziksel zararlara karşı korumak amacıyla kapatmak varmıştır. İlkel kabilelerde bunu görüyoruz zaten. Üreme organlarının veya memeleirn, saçların gözükmesi hiç sorun teşkil etmiyor onlar için. Ve cinsellik o kadar sıradan bir şey ki onlar için; namusa ve ahlaka indirgenmiş şekilde değil. Kapitalist sistemle birlikte ahlakçılık ve cinsiyetçilik de ortaya çıkmış. Ve erkeğin egemen olduğu dünyada kadın metalaşmış. Kadının metalaşması sadece gösrel çıplaklık olarak kullanılması değildir; kadının özgürlüklerinin alınıp, erkeğe teslim edilmesidir, kadının köle haline getirilmesidir. Evet, şu anda kadınlar için hasıl olan dini veya toplumsal kurallar, kadınları zapturapt altına almak içindir. Eğitime ve bilime yönelerek bilinçlenen toplumlar, medeni toplumlar olabilmiş ve kadını köle olmaktan çıkartmıştır. Tabi oralarda da erkeğin fiziksel üstünlüğü, kadınlar için hazırlanan demokratik yasaları hala çiğneyebilmektedir ama en azından cahilce hareket etmemektedirler, cinsellik veya çıplaklık için ahlakçılık yapılarak kadınlar öldürülmemektedir. Tabi bu dönüşümü sağlayacak olan, daha çok kadının kendisidir. Yoksa heteroseksizm kendisine hizmet eden bir sistemden niye vazgeçsin ki? Heteroseksizm, feminizmden o yüzden rahatsız olmaktadır. Velhasıl demek istediğim, kadının çıkartıldığı karanlık dini yolculuk, ilahi bir gücün emri falan değil, erkek egemen yapının bir dayatmasıdır. Yoksa ben, Tanrı varsa bile o kadar adaletsiz olacağına ihtimal vermiyorum. Niye erkeklere ayrıcalık tanısın ki; bu dünyada veya öte dünyada. Heteroseksizm öyle lanet bir olgu ki, bu dünyada insanları kullandığı gibi, öte dünya için de kendine cenneti hazırlıyor; neymiş huriler onları bekliyormuş!
Kadınları da, eşcinselleri de özgürleştirecek olan kendileridir. Din böyle emrediyor, toplum ne der diye hareket ederseniz, sistemin kölesi olmaya mahkumsunuz. İnsanın zincirleri kafasının içindedir. Bir eşcinsel olarak aynı coğrafyada, aynı toplumda yaşıyoruz; ben niye özgürce yaşayabiliyorum, bazı eşcinseller neden özgrüce yaşayamıyor acaba? Benim bir ayrıcalığım yok ki. Sadece kendimden eminim ve kafamın içinde özgürüm. Başkaları ayıplasa kaç yazar, günah dese bana ne? Çünkü biliyorum ki ayıp da yok, günah da yok. En önemlisi ne biliyor musunuz; toplumun ahlakçılığının, sizin akılsızlığınızın üzerinde çok güzel kullanılması. O toplumun ahlakçılığı bana niye sökmüyor? Çünkü akıldan daha üstün hiçbir şey yoktur. Bütün kadınlar ve eşcinseller bilinçli olsa, sistem onları kullanamaz. Kullanmasına izin verdikleri için kullanıyorlar. Artık hayır demesini bi' öğrenin! Eğer eşcinseller ve kadınlar sisteme prim vermezlerse, sistem onlara hiçbir şey yapamaz.
Sinir olduğum şeylerden birisi de, mesela bana ters gelen ve tekrar eden davranışlarından dolayı yıldızımın barışmadığı ve hayatımdan çıkardığım bazı insnalara, bazı arkadaşların ama o iyi birisi demeleri. Ya sen gerçekleri göremiyorsun, dolayısıyla yanlışlarına tepkide bulunmıyorsun, ya da sen de onunla aynı kafadansın. Birisi bana yanlış yapmasa, ona tepki vermeyeceğimden o kadar eminim ki; YETER Kİ BANA YANLIŞ YAPILMASIN, DÜRÜST OLUNSUN, SAMİMİ OLUNSUN, ENAYİ YERİNE KOYULMAMAYIM, AYRIMCILIĞA MARUZ KALMAYAYIM: Ben sağır ve samıt APTAL birisi değilim ki; insan olarak tepkimi göstermek zorundayım.Nezaket, hak edene gösterilir, hak etmeyene haddi bildirirlir. Bir de benim insan kaybetmekten hiç korkmamak gibi bir huyum vardır ki, zaten gözden çıkardıklarım, gözden çıkartılması gereken kişilerdir. Birileri benim arkadaşım dostum olsun, sevileyim sayılayım gibi de bir kaygım olmadı ki hiçbir zaman.
Buğdayın anavatanı olan Türkiye 2020'de buğday ithalatında dünya birincisi oldu! Ekonomimiz süper, oylar AKP'ye!
Yanlış anlaşılmasın da, cinsel yöneliminin arkasında duramayan eşcinsellerin hepsinin psikolojik problemli olduğuna şahit oldum!
Eşcinselliğim; benim kıllı, kel, kahverengi gözlü, anatomik yapım kadar doğal gerçeğim; bundan niye utanayım ki; aşığım kendime!
Yarın eşcinseller idam edilecek dense,alnıma eşcinsel yazarak sokağa çıkarım!Eşcinselliğim, insanların homofobisinden daha gerçek!
Ulan bu kadar mı geri zekalısınız; eşcisnellik nasıl Batı'nın dayatması olabilir ki; bir insan en ücra köşede bile eşcisnel doğacaksa, eşcinsel doğar. Ben köyde doğdum ve çocukluğumdan beri eşcinselim. Batı'nın sınırı neresi; bizim köye gelip de bana eşcisnelliği mi dayatmışlar? Eşcinsellik dayatmayla falan olmaz. Bir eşcinseli çocukluğundan itibaren ne olduğunu çevresi bile anlayabilir eğer biraz bilinçliyse. Bu yobaz kafalar konuşuyor da konuyşuyor; Batı bizim aile yapımızı çökertmek için eşcinselliği dayatıyor diye. Ulan bu kadar da geri zekalı ve cahil olunur mu; hiç mi bilimsel bir şeyler okumuyorsunuz siz.
Eşcinsellik konusunda niye sürekli çemkiriyorum; çünkü Googel Allerts yoluyla sürekli homofobik haberler düşüyor mail'ime!
Ben geri kafalı kişileri gazeteci olarak bile görmüyorum. Çünkü gazeteciliği kirletiyor bu kafalar. Yobaz kadın gazetecilerden bir demiş ki; İstanbul Sözleşmesi, feminizm ve eşcinsellik dayatmasıdır. E ne güzel işte öyle olsa bile; kadınlar ve eşcinseller özgürleşecek; bundan vicdani ve insani ne olabilir ki? Tabi sizin dini inancınıza ters değil mi bunlar; dini inancınızın arkasındaki heteroseksizmin de gönüllü kölesisiniz sizler de!
Bu ülkede Cübbeli diye yobaz birinin saçmlıklarına bile inanan çok büyük bir kitle var! Cahillikte bundan daha öte ne olabilir ki?
"Tanrı kavramı" heteroseksizmin tabulaşmış halidir ki; yobazlar eşitliği, özgürlüğü Tanrı'ya karşı çıkış olarak ele alıyorlar!
Farkında mısınız; eşitliğe, özgürlüğe karşı çıkanların tamamı; laikliğe karşı çıkan, eğitimi bilimsellikten uzaklaştıran muhafazakar dindar kesim!
Artık din konuşularak, tartışılarak tabu olmaktan çıkartılıp, içinde heteroseksizmden başka bir şey olmadığı görülmeli. Özellikle istanbul Sözleşmesi ve eşcinsellik bunu ortaya çıkartan turnusol kağıdı oldu. Çünkü kadınların ve eşcinsellerin özgürlüğüne karşı çıkanlar, sadece bu muhafazakar kesim ve tek dayanakları da Tanrı, din gibi kutsallaştırılmış tabusal şeyler. Bu tabusal kutunun açılmasının istenmemesinin sebebi, içinde akıl ve mantık çerçevesinde hiçbir şey olmamasından korkulması.Çünkü muhafazakarların iktidarını koruyan sadece bu tabular. Çünkü bilimsel bir toplumda şu günah, bu ayıp diye isanları baskı altına alamayacakları giib, bunların esameleri bile okunmayacak. Mesela ben din ile ilgili hiçbir şeyi tınlayamam; çünkü benim aklım ve mantığım dışında bir şey!
Yobazlar din bahanesiyel, feminizm ve eşcinselliği tarihe bir kara leke olarak geçeceğini iddia ediyor. Tarihe geçecek olan eşitlik ve özgürlük gibi doğanın ve sosyal yaşamın gerçekleri değil, yobazlıktır. Ortaçağ'da kadınların cadı diye yakılması övülmüyor, tarihte bir kara leke olarak anılıyor. Bugün Türkiye'de feminizm ve eşcinselliğe karşı çıkanlar da Ortaçağ zihniyetinde oldukları için kara birer leke olarak anılacaklar. Çünkü kadın hakları ihlali ve homofobi demokrasi ve insan hakları dışıdır. Geçmişte eşcinsel diye hapse atılan Oscar Wilde ve öldürülen bilgisayarın mucidi Alan Turing şu anda kara bir leke değil, saygıyla anılıyor. Tabi dünya üzerinde aynı zaman diliminde toplumlar arası zamansal farklar var. Türkiye'de hala Ortaçağ dönemi yaşandığı için, dediklerimin anlaşılabileceğini sanmıyorum.
Kendini Müslüman ve heteroseksüel olarak tanımlayan sünnetsiz bir erkeğin hemcinsiyle ilişkiye girmesi, heteroseksizmin ve günah kavramının hangi noktasına denk düşmektedir? Tabi bu kişiyle eşcinsel ilişkiye giren kişi cinsel yönelimiyle-eşcinselliğiyle barışık bir eşcinsel ve ateist olduğu için, kendini gerçekleştirmek dışında hiçbir şeyin önemi yok! Siz ne düşünüyorsunuz? Günah mı, ahlaksızlık mı, ikiyüzlülük mü, bu kadar açık konuşmak dürüstlük mü yoksa toplumsal sınırları aşan bir şey mi? Ne düşünüyorsunuz?
***
HER AY 200 KADIN ÖLECEĞİNE, KADINLAR 200 ERKEK ÖLDÜRSE, KADIN CİNAYETLERİ DURUR!
Eğer bir kadın olsaydım; alkol alan, sigara için, uyuşturucu kullanan, dövmesi olan, serseri tipli erkeklerle ne sevgili olurdum, ne de evlenirdim! Karısını öldüren tiplere bakın; hepsi de kriminolojik-suça yatkın tipli kişiler! Olmaz olsun canıma kasdedecek aşk. Aşağıdaki paylaşımımda göreceksiniz; aşık oluyor, ailesinin karşı çıkmasına rağmen evleniyor, sonra boşanmak istiyor, sonra tekrar ikna oluyor, sonrası ruhuna fatiha. Tamam, tabiki de öldüren suçlu ve haksız ve yerden yere vuruyoruz bu tipleri her seferinde ama bile bile de ateşe gitmek o kadar kolay olmamalı. Ben kadın olsam, bir değil 10 tane de çocuğum olsa, ya uzaklaşıp izimi kaybettiririm, ya da öleceğime öldürürüm! Kadınlara birazcık akıllarını kullanmalarını rica ediyorum. Yoksa bu sistem değişmez.
Kusura bakmayın ama birisi beni öldürecek olsa, kurban olmak yerine öldürürüm! Safımdır ama yaşamaktan pisi pisine vazgeçecek kadar geri zekalı değil. Ben öldükten sonra, adalet ömür boyu hapsi boşverin, idam verse kaç yazar. Eğer kadın olsaydım, kocam beni öldürmeden, ben kocamı lime lime ederdim! O benden fiziksel olarak daha mı güçlü, akıldan üstün bir şey yoktur! Şu anda eşcinsel olarak başıma niye bir şey gelmiyor; çünkü korkmuyorum ve mücadele edebilirim. Yeter ki sürü şeklinde gelmesinler. Vicdanım olmasaydı, şimdiye kadar ben çoktan katil olmuştum zaten bu agresiflikle!
Ben öleceğime, benden başka herkes ölsün, gebersin serseriler, pislikler!
Bakınız, devlet kadınları ve nefret poltikasına alet ettiği, ahlaksız ve sapık ilan ettiği, ötekileştirdiği eşcinselleri korumuyorsa, bireysel olarak insanın kendini her şekilde savunması mübahtır. Sözlerim ne olarak algılanırsa algılansın, serserilere ve pisliklere akıtacak kanım yok!
Erkeklik bi' haddini bilsin artık!
Yaşasın cinsiyetsizlik! Muhafazakarlar eşcisnellik yaygınlaşıp cinsiyetsizlik sonucu soyumuz tükenecek diyor ya; inadına cinsiyetsizlik!
Feministler, eşcinseller; sesinizi yükseltin artık; susarak heteroseksist sistem asla değişmez!
Kadın olsaydım da ne evlenirdim, ne çocuk sahibi olurdum, ne de bir adama bağlı kalırdım; inadına oro*pu olurdum!
Kocam bana bir tokat mı vurdu; o gece gider 10 erkekle yatar, sonra da kolunu bacağını kırardım o kocanın!
Eğer kadınlar benim gibi düşünmek isteselerdi, erkekler şu anda süt dökmüş kediye dönerdi. Tecrübeyle sabit çünkü!
Kocasının öldüresiye dayağını yiyen kadınların, tekrar o kocaya dönmelerini bir türlü anlayamadım! Mazoşist mi acaba bunlar?
Ambalaja girmenin azı çoğu olmaz; zamanla hepsi paket yapılır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder