20 yıllık muhafazakar dönem elbette ülkemize çok şey kaybettirdi ilerleme adına, özgürlük ve demokrasi adına, insan hakları adına ve bunun maliyeti belki 200 yıllık! Ama bir coğrafyanın kendini gerçekleştirmesi kültürüyle paraleldir. Yani bize ne kimse dayattı muhafız yapıyı, ne de sadece iktidardakilerin bir marifeti; içinde yaşadığımız kültürün, komşumuz Ayşe Fatma, Hasan Hüseyin'in bir yansıması.
Atatürk ile birlikte demokrasiye heveslendik ama laik kesim bir noktaya kadar götürebildi bunu. Muhafzakarlar çok güzel oynadı ve özgürlüğün kalelerini tek tek ele geçirdi. İnsanlarımızın demokrasinin güzelliğini anlayabilmek için, karanlığa bir girip çıkmaları gerekiyordu sanırım. Bu karanlıktan çıkabilirler mi, yoksa artık içselleştirdiler de memnun mu kalırlar bilemeyeceğim.
Bu süreçle aslında içinde yaşadığımız kültürü test etme fırsatı bulduk; ne nedir öğrendik; muhafzakarları da, laik kesimi de tanıdık. Muhafazakarlar nereye kadar gidebiliyorlar, laikler; ne kadar sabredebiliyorlar baskılara karşı ve gerçekte ne kadar demokratikler, ne kadar samimiler özgürlük konusunda veya onlar da muhafazakarlığın başka bir versiyonları mı, güvenebilir miyiz onlara da gerçekten..?
Aslında içinde yaşadığımız kültür bir yelpaze; keskin çizgilerle birbirinden ayrılmıyor; eğitim yetersizliğinden dolayı sadece fanatizme kurban gidiyor muhafazakarlık ve laiklik başlığı altında. Yani bir laikin özgürlük anlayışı da, bir muhafazkarınkinden çok uçlarda değil.
Kendi açımdan eşcinsellik adına bir değerlendirme yapacak olursam bu süreç ile ilgili olarak... Muhafazakarlığın homofobisi şaşırtmadı; en üst noktalardan homofobiye dair ses verdiler ama daha fazla ileriye gideceklerini zannetmiyorum. Çünkü iletişim çağında ve küresel bir dünyada hiç kimse çok ileri boyutta fütursuzca davranamaz. Yoksa o ülke senin diye kimse sessiz kalmaz ileri boyuttaki fevriliğe; adamın fişini çekiverirler.
Bu süreçte laik kesimin eşcinselliğe bakış aşçısı da beklediğim kadarıylaydı. Yani laikler özgürlükçü, eşitlikçi, demokrati ve bu yüzden buyrun erkek erkeğe evlenin demeyeceklerdi. Onlar iktidar olsalar bile gene eşcinsel haklarına kavuşma imkanımız o kadar kolay olmayacaktır. Onların konuya bakış açıları da ortada ve şu anda biraz eşcinsellerin tarafındaysalar, bu biraz da muhafazakar kesime karşı iktidara gelmek adına taraftar toplamak için. Belki iktidara gelince, yani koltuklarını sağlamlaştırınca koltuklarını uzun vade garantilemek için eşcinseller gibi diğer öteki kesimlere hiç prim vermeyecekler kendi muhafazakar kesimlerini kaybetmemek adına. Muhafazakar kesim dediğimiz kesim, kim iktidarsa onun tarafında yer alan kesim değil mi ülkemizde. Muhafazakarlar iktidar olmadığı zaman, gerçek muhafazakar kesim % 10'larda seyretmiyor muydu; dedim ya muhafazakarlık ülkemizde yelpazik bir şey; net çizgilerle ayrılmıyor; rüzgar ne taraftan esiyorsa arkalarına alıyorlar ve bugün muhafazakarlar, yarın laikler!
Muhafazakarların eşcinselliğe oynamalarını ne kadar homofobi olsa da, aslında homofobi olarak algılamak yerine, eşcinsellerin hiçbir zaman yapamayacağı eşcinselliği gündeme taşıma olayını, muhafazakarların bunu otomatik olarak gerçekleştirmesi olarak görebiliriz. Muhafazakarlar ne kadar sapıklık dese de eşcinsellik var ki, karşıt çerçeveden üzerinden prim sağlanabilmek için kullanılıyor. Eğer ülkemizdeki eşcinseller bilinçli olsalardı, şu anda fırtına gibi esen eşcinsellik rüzgarını özgürlük ve hakların elde edilmesi adına öyle güzel kullanabilirlerdi ki... Ama ne eşcinsellerimizin toplumu ikna edebilecek argümanları var, ne de kendilerini açıkça gösterebilecekleri cesaretleri. Eşcinsellerimiz zannediyor ki, eşcinsellik LGBTİ, açılmak da İstanbul'da Onur Yürüyüşü... Ailenize açılın, sokağınıza açılın, içinde yaşadığınız çevreye açılın ve eşcinselliğinizi artık saklamadan yaşayın; çevrenizi ikna ederseniz, homofobik iktidarın sizi şikayet edeceği ve baskı kuracağı mercileri yok etmiş olursunuz. Eğer aileniz, arkadaşlarınız, çevreniz eşcinselliğinizi kabul ederse, muhafazakar iktidar kime veryansın edecek aile değerlerimiz elden gidiyor diye, kimi kandıracak eşcinsellik sapıklık diye; çünkü sizin eşcinsel olarak sapık olup olmadığınızı iktidardakiler bilmiyor, en yakınınızdaki kişiler biliyor. Demem o ki, eşcinsellik bu kadar gündem oluşturmuşken, eşcinsel olarak yaşayın ve çevrenizi eşcinselliğinize ikna edin, muhafazakar iktidarın sapık demesine inat; çünkü şu anda kendinizi ispat etmenizi gerektirecek ve sağlayacak homofobik karşıt bir söylem var!
Şu anda muhafazakar iktidarın homofobiye oynamasının sebebi, iktidarda kalmak adına halkın afyonu din kozunu kullanmalarıyla alakalı. Çünkü din heteroseksizmin varoluşu adına en kutsalıdır ve bu da, dinde homofobiyle muhafaza edilmektedir EN ÇOK. Ve aile elden gidiyor, değerlerimizi kaybediyoruz diye eşcinselliği bir tehdit gibi sunmaya başladılar son kozları olarak. Oysa eşcinsellik gene aynı eşcinsellik; 1000 yıl önce ne ise, şimdi de o! Yani eşcinsellerin çoğalması, eşcinselliğin artması falan safsatadan başka bir şey değil. Doğanın genetiğinin değişmesi mümkün mü? İnsanlar hayatı, her dönem çıkarlarına uygun şekilde cover'lıyorlar işte. İnsanlar ya özgürdür ya da değildir; yoksa Danimarka'da eşcinsellik çok, İran'da yok diye bir şey olabilir mi akıl ve mantık çerçevesinde?
Bu sürecin güzel bir tarafı, evrimimizi geçici bir şekilde devrimsel değil de, deneyimleyerek gerçekleştirmemiz oldu. 20 yıllık süreçte, özellikle gençlerimiz, muhafazakarlık da bir yere kadar, durun artık dedi. Ve muhafazakarlık demode sürecine girdi; onlar da ayakta kalmak için değişimi kabul etmek zorundalar. Afganistan bile artık eski Afganistan olmadığına göre, Türkiye hiçbir zaman Afganistan olamaz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder