23 Ağustos 2019 Cuma

Eşcinsellerin sosyolojik evreleri!

Eşcinsellerin önce bir bocalama dönemi olabiliyor; erek mi kadın mı olduklarına dair. Çünkü hangi biyolojik cinsiyetin, hangi biyolojik cinisyetten hoşlanacağına dair rol modeller var önümüzde ama eşcinselliğin rol modelleri yok. Biz de eğer, kendi cinsimizden hoşlanıyorsak, erkek eşcinseller adına konuşuyorum, kendimizi kadın zannediyoruz. Gerçekten eşcinsellik tabu olduğu için, kendimizi doğru bir şekilde keşfetmemiz zor oluyor. Önümüzde popüler olan Zeki Müren ve Bülent Ersoy örneği olduğu için, cinsel kimlik olarak kendimizi bir onlar ve kendimiz olarak zannedebiliyorduk. Bir çok eşcinsel böyle diyor çünkü. Bu süreçte yanlış bir cinsel kimlik oturabilir kafamızda. Hani sadece toplumsal erkeklik ve kadınlık var ya önümüzde ve çocukluktan itibaren de bunu içselleştiriyoruz ya, eşcinselliği falan bilmeyip kendimizi erkek bedenimize rağmen kadın olarak tanımlıyoruz böylece... Eğer bilinçlenmezsek, bu his hep böyle devam ediyor. Kimisi kadın vücudunda varolmanın hayali ve mücadelesi derdine düşebiliyor. Kimisi kimliğiyle barışıyor ve bedenini değiştirme ihtiyacı hissetmiyor içindeki kadına rağmen. Bazılarının belki hiç aklına bile gelmiyor kadın gibi olmak, belki de çok homofobik olduğu için tutuyor o tarafını. Sonuçta hepimiz eşcinseliz aslında ama psikolojik hallerimiz kendimizi nasıl konumlandıracağımızı belirliyor. Bu psikolojik durumumuzu içinde yaşadığımız çevre de etkiliyor. Aslında varolan sabit bir kimliğimiz var genetiğimizin uzantısı olarak ama dediğim gibi içinde yaşadığımız çevre kendimizi nasıl ifade edeceğimiz konusunda belirleyici olabiliyor. Bazıları eşcinselliğiyle barışamayıp heteroseksüel olarak takılabiliyor, hatta hayat boyu bu takılmayla tamamlıyor ömrünü eğer tesadüfen karşısında eşcinsel bir ilişki çıkmaz ise. Bu bilinçsizlik uykusunda toplum, beyine-genetiğe-yapıya baskın çıkabiliyor. Çünkü her psikoloji kendisi olmak konusunda yeterli bir bilince ve özgüvene sahip olmayabiliyor. Tabiki de bu kendini sonsuza kadar tutma halleri çok nadirdir. Cinsel dürtüler bir şekilde yapısına uygun kendini gerçekleştirme halinden kaçamaz. Bazıları önce zevkine hemcinsimle ilişkiye giriyorum diyebliyor, sonrasında biseksüelim diyebiliyor, en sonunda eşcinselliğine inanabiliyor. Ama heteroseksist bir toplumda aktif eşcinselim diyerek de sabitleyebiliyor bazıları kendini. Bazıları kendini eşcinsel olarak tanımlamadan sürdürüyor eşcinsel ilişkilerini. Sınırlarını kaldırabilenler de oluyor, kaldıramayanlar da. En baştan kendisiyle barışamayan bir eşcinsel, sonrasında eşcinsel kimliğini benimseyebiliyor. Kimisi açılabiliyor, kimisi açılamıyor. Ama en zor yaşayanlar, hiçbir zaman eşcinselliğini tam olarak kabul edemeyip, heteroseksüel bir yaşamı da yaşamak zorunda kalanlar. Biseksüel başlığı altında bunu yüksünmeden yaşayanlar olduğu gibi, kendini çok kadın hissedip de, karşı cinse hiçbir şey veremeyen eşcinsellerin işi en çok zor olan. Belki onlar, toplumsal çevrelerinin baskısı olmasaydı, transseksüel olarak yaşayacaklardı. Çevresinin zincirini kırıp da büyük şehirlerde transseksüel olarak yaşayanlar... Zorlu bir süreç transseksüellik. Bugün bir hikaye okudum. Önce homofobiktim diyor. Sonra lezbiyen ilişki yaşamaya başladım, sonra birisi bana sen trans erkeksin dedi ve trans geçiş sürecine başladım diyor. Bazen şöyle düşünüyorum eşcinselliği bedeniyle barışamamışlık dışında... Herkesin eşcinsellik seviyesi farklı sanırım; yalnız bunda içinde yaşadığımız çevresel koşulların psikolojiye etkisi ne derece? Eğer eşcinselliğin çok normal karşılandığı bir dünyada yaşasaydık, çeşitli eşcinsellik ifadeleriyle karşılaşabilir miydik? Karşılaşabilirdik ama belki de bu derece olmayabilirdi. Yani gizli eşcinsellik olmayabilirdi, kendini sınırlandırmalar olmayabilirdi, belki herkes transseksüel olarak ifade etmeyebilirdi kendini, belki biseksüellik yalanına sığınılmayabilirdi-biseksüel olmadığı halde biseksüelim diye kendini kandıranlardan bahsediyorum, yani kısaca insanların kendilerini keşfetmeleri ve bulmaları daha kolay olabilir ve çeşitli evrelerden geçmeyerek, direkt kendileirni içlerinden geldiği şekilde ifade edebilirlerdi. Eşcinseller, kendilerini topluma kabul ettirmek için de, kendilerini olması gerektiği dışında ifade edebiliyorlar. Hani heteroseksist toplumda toplumsal cinisyet rolleir çok belirgin ve baskın ya, bazıları arada kalmak yerine topluma kendilerini kabul ettirmek için ya gizli şekilde sürdürüyorlar cinsle kimlik yaşamlarını, ya da toplumsal cinsiyete benzetmeye çalışarak. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder