Hani Perşembe'yi bir işi yapmak için falan uygun görürler ya hayırlı bir gün diye... Benim için en hayırsız Perşembe idi dün. Evde olmadığım bir anda Çitoş kızımın yavrularından birinin boğazına, çekyatın üzerindeki Buldan bezi olan örtünün sarkan ipliği takılmış ve ölmüş. Çitoş'un yavrularını saydım hemen eve gelince. 4'ünü gördüm ama en sevdiğim olan kül bozu yavru yoktu. Çek yatın ucunda gördüm. Uyuyor sandım. Oysa dediğim olay gerçekleşmiş. Hayatımın şokunu yaşadım diyebilirim. Çünkü 40 sene düşünsem, bir örtünün ucunda çatallanmış bir ipin, bir canın yok olması hiç aklıma gelmezdi. Tamam kediler örtüleri oynamayı çok seviyorlar, altından girip üstünden falan çıkyorlar ama yani istesen de gerçekleşmeyecek bir olay.
Kendimi suçlu hissetmem, vicdanımın milyon rahatsız olması veya bunun cezasını ister manevi ister maddi çekmek falan değil sorun olan. Ben o anda o yavrumun halini düşünüyorum, o anki çektiği acıyı düşünüyorum, annesinin ona yardım etmek istemiş olmasını ve kurtaramamasını düşünüyorum, çok kısa da olsa yaşayacağı ömrünü ve yaşayamamasını düşünüyorum....
Dün isyanlardaydım. Kendimi kötü hissetmemi anlatmayacağım bile, bok gibiydim resmen. Kendimi o kadar kötü bir insan, berbat ve değersiz hissettim ki... Kendime çok kızdım, kendimden nefret ettim. Çünkü benim kedilerim var ve onlar varken benim onları birilerine faydalı olmak adına da olsa, çok yalnız bırakmamalıydım. Görüşmelerimi eve davet etmeliydi. Genelde öyle yapıyorum ama hadi bu akşam dışarıda olsun dedik. Yediğim yemeğe pişman oldum, geçirdiğim akşama pişman oldum, faydacılığıma pişman oldum, nezaketime pişman oldum...
Hayvanlar yenmek için kesilirken, kediler sokaklarda seleksiyona uğrarken, benim canım sayılan kedilerin ölümü başkaları için bir anlam ifade etmeyebilir ama herkesin yapısı ve hayata bakış açısı farklı. Gece uyuyamadım. Sanki ayaklarımın ucundan canım çıkıyormuş oldu, ayaklarımın canı kesildi, kabustu resmen ve o kabus hala devam ediyor ve ara ara vücudumun her yerine bıçaklar saplanıyor. Evet ben çok kötü bir insan olmalıydım, gerçekten öyleyimdir de belki. Olaylara tepkisiz kalmak duyarsızlık olduğunu savunan biri olarak, bazen haksızlıklara karşı savunularımın bile insanları üzmesine pişman olmak bir çelişki olabilir ama ben her ne şekilde olursa olsun birilerinin üzülmesinin cezasını çektiğime de inanıyorum sevdiklerimi kaybederek. Kendimi korumanın bir kutsallık olduğuna inanmama rağmen, bazen nezaket gereği hiç kimseye hayır diyememenin çelişkisi de canımı yakınca, tekrar arada kalıyorum neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda. Ceza mı çekiyorum, yoksa hayatı mı öğreniyorum sevdiklerimi kaybederek orasını da bilemiyorum ama bunun bedelini başka canlar ödememeli benim yüzümden.
Artık ben sevmeye korkuyorum; kimi seversem, neyi seversem başına bir şeyin gelmesi benim uğursuzluğum mu, yetersizliğim mi, yoksa hayat böyle bir şey ve ben bana denk düşenleri doğal mı karşılayamıyorum... Belki de hayatın akışını doğayı kayıpsız şekilde karşılama isteğim ve mücademe yanlış; bu da öğrenmem gereken bir ders mi?
Bazen bazı şeyleri çok severek, diğerlerine ayrımcılık mı yapıyorum ve onları kaybetmek bunun bir cezası mı? Sevdiğim adam bıçaklandı, sevdiğim kedilerim öldü ve hepsi birbiri üstüne 1-2 hafta içersinde. Sevdiklerimi güçlü kılamamam aciziliğimin göstergesi mi? Her şeyden kendimi sorumlu tutmaya başladım ister uğursuz biri olduğumu düşünerek, ister birilerini ve bir şeyleri çok severek, kendimi o kadar sorumlu biri olmama rağmen bu konuda bir şeyleri eksik ve yanlış yaptığımı düşünerek.
Artık beni negatif duruma sokanlar hakkında bile nötr olmalıyım diye düşünüyorum. Bu hayata öğrenmeye geldiysek, hiçbir koşulda negatif olmaMayı da öğrenmeliyiz her şeye rağmen. Negatif enerjilerimin acısını çekiyorum belki de yaşadığım negatif durumlar ne kadar dış etkenler yüzünden olsa da. Sonuçta bunu aşabilirim. 50 yaşından sonra bazı kararlar almak zorundayım zor olsa da. Evet, yanlış bulduğum kişileirn yanlışlıklarını bile dile getirmemeliyim. Çözüm yoksa, eleştrimek yerine çekilmeliyim.
İnsanın belki de her acıyı yaşaması gerekiyor öyle veya böyle; insan olabilmesi için. Çevremdeki acılara şahit oluyorum ama bunu ne kadar hissedebilir ki insan kendisi çekmedikten sonra. Kedileri çok sevmem ve onları kaybetme acısı da insan olabilmek adına benim payıma düşendir belki de.
KENDİME CEZA VERMELİYİM... YEMEK YEMEMELİYİM, SOSYALLEŞMEMELİYİM, MUTLU OLMAMALIYIM, EĞLENMEMELİYİM. HERKESE YARDIM ETMELİYİM, BANA YAŞATILANLARA KARŞI SUSMALIYIM VE ÇİLE ÇEKMELİYİM KISACA....ANCAK O ZAMAN BELKİ KENDİMİ İYİ HİSSEDEBİLİRİM.
Artık internette kedi fotoğrafı bile paylaşmak gelmiyor içimnden. Çünkü o kedim aklıma gheliyor hemen....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder