Öncelikle travestiler, kadınsı erkekler gelir... Bunlar da seksten başka bir şey düşünmez, ve fuhuş yaparak para kazanırlar..! diye düşünülür.
İnsanlara anlatamazsın eşcinselliğin bir cinsel yönelim olduğunu ve tranSvestilerin-kendilerini toplumsal cinsiyete göre ifade edenlerin bedenleriyle barışamamış bilinçsiz eşcinsel olduklarını.
Çünkü eşcinselliğe dair gördükleri kişiler de inandıkları şekilde ifade ve icra etmektedirler kendilerini ve eşcinselliğe dair önyargıları pekiştirmektedirler.
Ben de bir eşcinselim...
İçimde bir kadın var ve hemcinslerimden hoşlanıyorum ama...
Ama bunlar benim heteroseksüellerden eksik veya farklı yaşamam için gerekçe değil.
Çünkü eşcinsellik dediğmiz cinsel yönelim, benim duygusal ve bedensel anlamda gerçekleştirdiğim temel ihtiyaçlardan biri sadece; bunun-eşcinselliğim üzerinden varolmaya çalışmak, benim ne kadar bilinçsiz olduğumu gösterir ve eşcinselliğe dair önyargıları haklı çıkartır.
Daha anlaşılır olmak için, konuyu daha basit anlatacağım...
Sabah uyanıyorum her canlı gibi, karnım acıkınca yemek yiyiyorum, emekliliğimi hak edinceye kadar her sabah işime gittim, sosyal ihtiyaçlarım ne ise onları gerçekleştirdim sanatsal veya sportif olarak, hastalanınca doktora gittim, faturaları ödemek için bankalara-kurumlara gittim, ihtiyaçlarım için pazarlara-mağazalara gittim, ailem ve çevremle sağlıklı bir şekilde ilişkilerimi gerçekleştirdim, yeri geldi kavga ettim, yeri geldi pozitif paylaşımlarda bulundum, okula gittim, askere gittim, vesaire... Sonra akşam olunca da uyudum falan, filan... Bunları yaparken hiç aklıma gelmedi benim cinsel yönelimim ne diye; ben eşcinsel miyim, heteroseksüel miyim diye aklıma gelmedi hiç bunları gerçekleştirirken. Zaten insan metabolizmasının eşcinselcesi veya heteroseksüelcesi mi var? Ancak sevişirken aklına geliyor insanın cinsel yönelimi ve o doğrultuda sevişiyor. Onun dışında yaptığı her faaliyeti, yapısı nasıl gerektiriyorsa, o şekilde gerçekleştiriyor eylemlerini. İçimde kadın var benim, yürürken kalçamı oynatayım diye bir şey mi olur? Ben kadınım diye inatla atakta işemekten kendini imtina eden eşcinseller var!
Bütün homofobi ve eşcinselliğe dair önyargılara rağmen içimden geldiği gibi davranarak hiç çekinmeden insan içine karışmaya çalıştım. Çünkü sosyalleşmek sağlıklı bir birey için bunu gerektirir kaçınılmaz bir şekilde.
Eşcinsel olduğum için yapmak istediklerimin önüne bir engel çıkmadı bireysel cahillikler dışında AÇIK BİR EŞCİNEL OLMAMA RAĞMEN.
Zaten o kadarlık Homofobiyle mücadele edemeyeek bir yapım olsaydı, yaşamasam daha iyi olurdu.
Ben eşcinsellere hep bunu diyorum... Eşcinseliz diye kendinizi toplumdan soyutlayacağınıza, topluma karışın, toplumun bir parçası olun. Kendinizi kafanızın içindeki homofobiye kurban ederek marjnalize olup, varolan önyargıları pekiştirmeyin.
Eşcinsellik anormal diye bir şey yok, dolayısıyla eşcinsele iş ve eğitim yok diye bir şey yok, eşcinsel sokağa çıkamıyor diye bir şey yok. Varsa da ne ala; eşcinselliğinizi kabul ettirmek için bir fırsat işte. Direnin, mücade edin ama kavga ederek değil, hayatın içinde varolarak!
Mesela sırf eşcinselim diye hiç kimse bana yanlış yapamaz; buna izin vermem. O nasıl bana engeller çıkartıyorsa, ben de onun anlayacağı dilden konuşurum ve haklı olduğum için kaybeden ve o ortamdan giden o olur.
Çünkü ben eşcinselliğimin ayrımcılığa sebep bir şey olmadığının bilincindeyim. Çünkü geleneksel kültürlerin uhreviyatından daha bilimsel bir gerçek benim eşcinselliğim. Kabul edemiyorlarsa, cahilliklerindendir.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim... Mesela örneğin kediler içgüdüsel olarak cinselliklerini gerçekleştirmeyince duramazlar; hayatlarının odağıdır bu. Bazı toplumlarda da böyledir. Erkekler tecavüz falan eder gerçekleştiremeyince. Kısaca bilgi toplumu olamamış kültürlerde, insanlar çok bilimsel ve sosyal olmak yerine biraz daha içgüdüsel yaşayabilirler. Tamam ihtiyaçlarını karşılamak için çalışırlar falan ama(aslında bu biraz da seksin tabu olması ve ahlakçı bir toplum olunmasıyla da alakalı) gene de kafaları yeme-içme ve eğlenceyle beraber sekse takılır. İkili ilişkilerin bile hala bir uzmanlık konusuymuş gibi irdelenmesinin altında, aslında kişilerin kendilerini bu anlamda sağlıklı bir ölçüde gerçekleştirememesindendir. Gerçekleştirememelerinin de arkasında ahlakçılıkla birlikte aslında sosyo ekonomik etkenler vardır. Şimdi ben hiçbir toplumsal veya manevi baskıyı üzerimde hissetmeden cesurca ve özgürce ihtiyacım kadar sekslerimi gerçekleştirince, EŞ-CİNSELLİĞİM de önceliğim olmaktan çıkıyor, ikili ilişkilerimi de heteroseksist çerçevede değil, daha bireyci bir şekilde gerçekleştiriyorum. Böyle olunca da önceliklerim çeşitleniyor. Mesela hiçbir aşk, sevgili ve seks; benim müziğimden, sanatsal veya sportif faaliyetlerimden daha öncelikli olamaz. Çünkü gün içersinde bu anlamda zaten ihtiyaçlarımı gidermişim, bu konuda açlığım yok! Dolayısıyla sırtımda da böyle bir yük olmuyor, gündelik hayatıma da bulaştırma ihtiyacı hissetmiyorum eşcinselliğim... Bütün bunları sağlıklı bir şekilde düzene koyabilmemin sebebi; kendimi bilmem-bilinçli olmam, kendimi anlamam, kendime inanmam ve saygı duymam, haklılığım ve haklarım konusunda ödün vermemem, yeterli veriye-donanıma sahip olduğum için de kendimi savunmam gerektiği zamanlarda toplumsal yapıyı karşıma alabilmemdir.
Son not olarak şunu da ilave etneden geçemeyeceğim... Sırf eşcinselliğime ayrımcılık yapanlara hadlerini bildirmekten, özellikle çok keyif alıyorum!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder