Bir fotoğrafta bile o kadar çok anlam barındırıyor ki yüz ifadesiyle.insanın derinlerine işleyen...
Goncagül Sunar ile ilgili bir şeyler yazmak istiyorum. Onu ilk gördüğüm dizi bir Ege kasabasında geçen Egeli bir ailenin hayatını anlatan "Yol Arkadaşım"dı sanırım. Belki daha önce de görmüşümdür de, o dizede daha çok dikkatimi çekmiş olablir. Yani Goncagül Sunar'a hayranlığım o dönemden, 2008'den beri. Neden çok seviyorum Goncagül Sunar'ı; çünkü çok doğal ve çok samimi oynuyor. Rol, su gibi akıyor üzerinde, şırırl şırıl, yeri geliyor gürül gürül. Yani kem küm etmiyor rol yaparken; çok pratik zeka, çok hazır cevap; hani bazıları oynarken gerçek gibi oynar ve o oyunun içersine girersiniz; yani siz izleyici, o rol yapıyor değildir; gerçek bir hayatta karşınızda konuşuyor gibidir ve diyaloglara birebir şahit oluyor gibi olursunuz; Goncagül Sunar'ı izlerlen işte ben öyle oluyorum. Onun sahneleri ne zaman gelecek diye heyecanla bekliyorum. Çünkü ona dair bir hareket, bit bakış, bir söz büyülüyor beni. Ben tiyatral olan her şeyi çok severim ama ben öyle muhteşem tiyatrolar izlemedim. Şehrimizdeki Devlet Tiyatrolarına falan gittim ama nasıl bir abartı, nasıl bir abartı... Ben tiyatrodan farklı bir şey mi bekliyorum, yoksa izlediğim tiyatrolar beklediğimi mi veremedi bilmiyorum. Tabiki de Nazan Kesal'ı da çok izlemek istiyorum tiyatroda, Goncagül Sunar'ı da. Ama sadece onlar olacak; tek kişilik. Yani kilitlenmeliyim onlara, girmeliyim oyunun içine, onların ifadelerine. Umarım "Nazan Kesal -Füruğ" Denizli'ye gelir de giderim (Hep düşünmüşümdür, Nazan Kesal oynarken karşısındaki oyuncu, bu kadın ne yapıyor ya, rolü unuttu gerçekten bana laf söylüyor, oluyor mudur?). Goncagül Sunar'a dönelim... İşte sonra her oynadığı diziyi takip etmeye başladım... En son Gülizar dizisinde izledim. Çok dizi izlemediğim için de, şu anda bir dzide oynuyorsa bilmiyorum. Gülizar dizisinde de gene muhteşemdi. Ben diyorum ki hatta, onsuz hiçbir dizi olmasın. Aslında ben sevdiğim oyuncuların dizilerini ve oyunlarını izlemek istiyorum. Nazan Kesal'ı da "Kayıp Şehir"de tanıdım ve ondan sonra hiç bırakmadım. Goncagül Sunar'ın şarkıcılığına da, mp3 sitelerinden şarkısının çıktığını görünce ve "İzin Verdim" videosunu izleyince şahit oldum. Klibin başından itibaren sanki proesyonel bir Hollywood yıldızını izliyormuş gibi oluyorsun. Özür dilerim ama içinde yaşadığımız kültürün sanatına fazla geliyor, dolayısıyla da çok anlaşılamıyor (Mine Çayıroğlu da bu ülkede anlaşılamayan sanatçılarımızdandır çok sevdiğim.). Ve sonra albümü çıkıyor Goncagül Sunar'ın "En uzak" başlığı altında. Ama sanırım sadece dijital paltformlarda var. Yotube'a da yüklenmiş. Ama orjinal CD olarak sahip olmak çok istedim.
Not: Konumuz Goncagül Sunar idi ama Nazan Kesal ve Mine Çayıroğlu da girdi sevdiğim kadınlar oldukları için... Aha, üçü bir oyunda oynasalar, ortalık yıkılırdı herhalde..)
Seçtiğim, sevdiğim kadınlar; içimdeki kadının hayattaki vücut bulmuş feminist halleri..!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder