24 Nisan 2019 Çarşamba

Ötekileştirici dil kullanarak vatansever olunmaz!


Yanlış anlaşılmasın; şimdi düşüncelerimden dolayı vatan haini falan ilan edilebilirim çünkü. Çünkü nefret yerine sevgiden ve barıştan bahsedeceğim ve bu kavramlardan yana olacağım. Oysa vatan aşkı kuru kuru milliyetçilik demek değildir bana göre. Vatan, bütün insanlarıyla güzel ve zengindir ve hiçbir insanın, hiçbir insandan ayrıcalığı olamaz. Çünkü kültürel farklılıklar ne bu üstünlüğü verir, ne de aşağıda olmayı gerektirir.

Egemen bir güç olmak da bu üstünlüğü vermemeli. Zaten birileri üzerinde egemenlik kurmak, ayrımcılığın en büyüğü ve temel noktasıdır. Sen, bütün farklı milliyetlere eşit yatırımı yap; aynı yansımayı görmezsen, ondan sonra gel yanıma! Şu millliyet şöyle iyidir, şu milliyet böyle kötüdür diye saçma bir şey olamaz.

Adamlar dini inanışlara göre bile Müslümanlık ve Hristiyanlık diye bir şey yaratmış, bunun üzerinden birbirlerine düşman hale getirilmişler. Din bir maneviyattır ve içinde yaşadığın kültüre göre şekillenir. Dinin evrenselliği diye bir şey olamaz. Aynı din, aynı coğrafyanın küçücük şehirlerinde bile farklı farklı zühur edebilmektedir. Arabistan da Müslüman, Bosna hersek de, İran da ama hangisi gerçek Müslüman; herkes en doğru Müslüman benim diyor. Çünkü din dogmatik ve herkes çıkarına göre doğru dini ilan ediyor.

Kötü amaçlı kullanılan milliyetçilik de vatanını, binbir çeşit insanıyla sevmek dışında da böyle körü körüne bir şey. Herkesi ve her şeyi seven barışçıl bir milliyetçi olursan, çok rahat vatan haini ilan edilebilirsin. Genelde milliyetçilik(kötü anlamda kullanılan); kendi milletini ve dinini sever, savunur ve bunun üzerinden diğerlerini ötekileştirir, onlara düşman olur ve onlara olan bu düşmanlık üzerinden varolma şeklindedir.

Peki bu çok mu huzur verici bir şeydir bu; sürekli birilerine kin ve nefret kusuyorsun; insan bu düşmanlıktan boğulur be! Bakınız, insan insandır ve insanın iyi veya kötü olmasının ne dinle, ne dille, ne cinsiyetle, ne ırkla, ne de miliyetle alakası vardır. Bunu anlamak için barış yolunu seçmek ve hayatı bu anlamda deneyimlemek gerek.

Küreselleşme sonucu daha iyi imkanlar için yaşamlar kozmopolitleştikçe, artık insanlar diğer kültürlere akmaya ve karışmaya başladılar. Bu göç artık sadece gelişmiş ülkeler veya büyük şehirlerle sınırlı değil. Yaşadığım Denizli'de bile o kadar farklı milliyetten insan var ki... İranlılar, Iraklılar, Afganlılar, Suriyeliler, Özbek, Azeri, Afrikalılar, zenciler, vesaire.

Ben LGBTİ meseleleri ve spor sebebiyle İranlılarla irtibat halinde olabildim. Belki de onlar kültürel anlamda bize daha yakın oldukları için. Türkten hiçbir farkları yok. Varolan farkları ise, yaşadıkları coğrafyada oluşan kültürel zenginlikleri...

Şimdi biz İranlılarla niye düşman olalım; siyasilerin çıkarları için birbirlerine savaş ilan etmeleri yüzünden mi? Bu savaş sadece ülkeler arası bir mesele değil... Kendi ülkende bile cahilce tutumlar yüzünden bazı kesimleri ötekileştirip, onlara savaş ilan edebiliyorsun.

Bakınız akıl ve mantık çerçevesinde halledilemeyecek hiçbir şey olamaz. Demek ki biz insanlar daha hala aklımızı doğru bir şekilde kullanabilecek insani bir seviyeye gelememişiz; içgüdülerimizle hareket ediyoruz olsa gerek.

Neyi paylaşamıyoruz sahi? Şu ölümlü dünyada dünyanın hepsi bizim olsa neye yarar? Bakıyoruz, herkes bireysel anlamda, bencilce, hep bana derdinde. Trilyonlarca hesabın olsa, onu kullanabilecek misin? Oysa paylaşsan, herkes huzur içinde olsa; hayat daha yaşanılası ve güzel olmaz mı?

Demek ki hala kötülükle, acıyla beslenen bir seviyedeyiz genel olarak. Aynı dönemde farklı seviyeler de mevcut tabi bize ayna olabilecek ama inatla reddettiğimiz. Bazıları, insanlar arasını boşverin, türleri bile düşünecek seviyede faydacılık peşinde, bazıları sadece tek kendini düşünen konumda..!

Aslında şuraya bağlamak istiyorum konuyu fazla uzatmadan. Hani birilerini düşman ilan edip, kendimizden olmayanları da o düşmana dahil edip vatan haini falan ilan ediyor, bu söylem üzerinden de siyasi olarak rant sağlıyoruz ya... Geçelim artık bunları. Çünkü böyle bir şey yok, olmamalı; sadece böyle bir çıkarcılık ve bunlara inana(cak)n insnalar ve bu inanışın kullanılması durumu söz konusu.

Bakınız, bu ülkede 50 farkı kesim/millet yaşıyorsa, bunların hepsi insan ve hepsinin içinde iyisi de vardır, kötüsü de vardır. İyiliği bir kesime, kötüllüğü bir kesime yüklemek artniyetlilik olur, kötücüllük olur, insanlık dışı olur, vicdansızlık olur(Hakkı-hukuğu zaten sayan yok da..!). Hele bilmem ne grupları falan var saçma sapan gürleyen, küreyen, din ve milliyetçilik üzerinden, hatta cinsiyetçilik üzerinde vızıldayan; kitap okuyun, insan olun ya!

Ya partilere ne demeli; bakınız ülkemizde hala ötekileştirici dil kullanılıyor. Barış ve sevgiden bahsetmek yerine birilerine şu deniyor, bu deniyor... İnsana sevgi yatırırsan, sevgi olarak geri döner; nefret yatırırsan, kin veya nefret olarak geri döner. Sen sevdin, kucakladın da; onlar sana düşman mı oldular?

Bi' kendimize bakalım, birilerinin uyarılarına kulak verelim. Barıştan ve sevgiden kimse kaybetmez; bir deneyin, ne olacak? Haa, istemiyoruz diyorsanız, orası ayrı mesele! Benim maddi çıkarlarım barış ve sevgiden daha önemli diyorsanız, orası ayrı mesele!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder