1 Nisan 2019 Pazartesi

Bilal oYluşumu da kaybettim Zehra gibi! Çitoş ve Bobiş de yoklar şimdilik!


Zehra'dan 2 gün sonra Bilal oğlum da öldü. Sebebini bilmiyorum. Belki zehirli bir şey yediler, belki de mevsimsel virütik bir şeydi. İnsan farkına bile varamıyor dışarı ve ev ortak yaşadıkları için. Durağanlaşıyorlar ama dışarıya hiçbir hastalık belirtisi vermiyorlar. Son gün öncesine kadar yemeğini bile yiyiyordu Bilal. Ama dün akşamdan beri ne yedi, ne de içti. Ne kusma oldu Zehra gibi Bilal'de de, ne de dışkısında bir anormallik vardı. Sadece kuru bir öksürük vardı zaman zaman gerçekleşen.

Şuna da değinmek istiyorum. Her sene kedilerde bir salgın olabiliyor. Önceki yıl da kediler nezle oluyordu. Bu sene neredeyse tüm kedilerim öksürük oldu ve atlattılar ama Zehra ve Bilal atlatadamadı sanırsam.

Ben kedileri tamamen eve kapatmanın, onların yaşam haklarını ellerinden almak olduğuna inandığımdan, dışarı-ev ortak yaşamaları taraftarıyım ve bu düşüncemin değişmesi söz konusu bile olamaz. Çünkü kedilerin diğer kedilerle sosyalleşmesi ve cinselliklerini yaşamaları için bu şart. Bu konuda içim rahat. Kedilerim diğer kedilerle iletişimlerini gerçekleştiryorlar, cinselliklerini de yaşıyorlar.

Keşke dişi kedilerim hamile kalmasın diyorum ama mutlaka kalıyorlar. Zehra da kaldı ama düşük yaptı. İyiki de cinselliğini yaşamış ve hamile kalmış diyorum. Çünkü şehir hayatında kedi ömrü en fazla 1-2 yıl oluyor ve kendilerini gerçekleştirmeden ölüp gitmeleri çok büyük haksızlık olur.

İstemez miyim peki sürekli evden dışarıya çıkmayıp 15 sene benimle yaşamalarını; benim her kedi kaybımda neler yaşadığımı, neler hissettiğimi kimse bilemez. Ben onlarca evlat kaybetmenin acısını yaşamış bir insanım. Ama belli bir aya-büyüklüğe gelince kediler dışarıya çıkmak istiyorlar. Çıkarmazsan yırtınıyorlar, kapıları pencereleri aç diye tırmalıyorlar.

Sanki şehir hayatında bir sürece dönüşmüş şekilde sokak ve ev ortak yaşayan kedilerin ömürlerinin birkaç yıl ile sınırlı kalması. Bu sadece benim kediler için geçerli değil; mahallemizde gördüğüm sokak kedilerini bile en fazla 1-2 yıl görebiliyorum, sonra yok oluyorlar.

Şu an evdeki kedilerimin anneleri de sokak kedileriydi ve onlar bayağı uzun yaşamışlar, kaç sene yavur yapmışlardı. Lilly ve Melek de Gudubet ve İrma'nın soyunu devam ettiren kedilerim.

Her yavrumun ölümü beni çok ayrı ve çok derinden etkiliyor. Zehra nasıl özel bir kediyse, Bilal oğlum da benim için o kadar farklı, özel ve değerli bir kediydi. 15-16 saat can çekişti yavrum. Her acı geldiğinde, gözleriyle bana baktı yanına gitmem için ve onu öpüp koklarken bağırdı inledi. Kaç seans yaşadık bu acı çekme sürecini bilmiyorum. Yavrum bakışlarıyla, inlemeleriyle benden bir şeyler bekledi hep. Öpüp okşadıktan sonra rahatlıyordu. Son öpüp koklamamdan sonra, çok sessiz bir eşkilde ruhu uçup gitmiş. 5 dakika sonra yanına gittiğimde ruhunu teslim etmişti. Kuzu gibiydi Bilal'im. Dünden beri ağla, ağla, ağla...

Yemin ediyorum ömrümden ömür verirdim kedilerim için. Kabul edemiyorum doğanın bu sürecini. Çünkü doğal bir süreç değil şehir yaşamı. Kimsenin de günahını almak istemiyorum zehirlediler falan diye de, çünkü zehirlenmeye dair bir belirti yoktu Zehra ve Bilal'de. Bu seneki virüssel bir şey olabilir diye düşünüyorum. Ama öksürük dışında, Zehra ve Bilal'de birer günlük hafif karın şişme de oldu.

Diyebilirsiniz ki veterinere götürmedin mi; veterinerlik bir durum olmadı ve de son bir günde girdiler tamamen yatma sürecine. İştahlarını arttırmak için mamaları dışında tavuk ve ciğer takviyeleri de yaptım son iki haftadır. Olmadı, gene olmadı. Başaramadım, yaşatamadım. 15 kedi olmuşlardı bu seneki Lilly ve Meleğin yavrularıyla. Önce BiliBop ve Krem kayıplara karıştı, ardından Meleğin iki yavrusu Meleğin sütünün yetersizliğinden öldü, şimdi de 2 gün arayla Zehra ve Bilal gitti.

Diyorlardı ki 15 kediyi ne yapacaksın, sahiplendir. Ben yavrularımdam ayrılamam ve onlarıın eve kapatılmasına ve de kısırlaştırılmalarına izin veremem. Şu anda 10 kedi kaldılar. Çitoş ve Bobiş de sokak kedisi gibi dışarıda dolaşıp, eve az geliyorlar. Daha sabah getirdim Çitoş kızı karşı caddeden. Dün Özcan demişti, sanırım senin kedi, karşıdan karşıya geçerken az kalsın arabalara ezilecekti diye de, inanmıştım benim kedinin caddenin öte tarafında ne işi olabilir diye. Demek ki her yere gidiyorlar.

Daha önce de 11 kedim olmuştu en fazla. Ama sayıları hep azalıyor doğdukça da. Bir yıl onları besle büyüt, duygusal olarak bağlan, sonra çekip gitsinler... Çok lanet ediyorum kedilerimi kaybettikten sonra. Çünkü bunu haketmiyoruz!

Bu yazıyı dün yazmıştım. Dünden beri Çitoş kız yok, gece yarısı çıkan Bobiş oğlanın da döneceği konusunda hep tereddütlerde yaşadım her dışarıya çıkışından sonra ve sabaha doğru erkek sokak kedilerinden birisiyle boğuştu her zamanki gibi ve kurtarmaya gittiğimde birbiri ardına tekrar koşup boğuşmaya devam ettiler. O sokak kedisini başka bir erkek kediyle tekrar hırlaşırken gördüm ama Bobiş'ten daha haber yok.

Böylece geçen yılki Melek dışında 7 yavrudan hepsi gitmiş oluyor kayıp ve ölümlerle. Emek vererek bile ancak yaşatabildim, yaşatabiliyorum. Çok üzgünüm tabi onca sevgi paylaşımından sonra düştüğüm boşluktan dolayı. Kabul edmiyorum onların kaybolmasını, ölmesini ve beni terk etmelerini... Daha bir hafta 14 kedim var diyordum. Bir anda 8 kediye düştü.

Şu anda Çitoş döndü sonunda..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder