12 Ekim 2018 Cuma

Popçu ile topçunun kavgasına fikirsel bir bakış açısı!


Şahıslar değil, hatta olaylardan önce zihniyetler önemli olduğu için, ben isim telaffuz etmeyi bile lüzumsuz buluyorum. Kişilerin şöhretli olması da hiç mühim mesele değil. Ben olayın, insanların nezaketten, medeneiyetten, modernlikten ne kadar uzak olduğundan bahsedeceğim.
Tamam içinde yaşadığımız kültür yetiştiriyor bu insnaları ve bu insanların da varoluşlarının bu kültür çerçevesinde cereyan etmesinin şaşırtıcı olmaması gerekir ama, yaa, elimzde en modern cep telefonları var ise, paraya da para demiyorsak, dijital çağda insanın kendi kültürünün yanlışlarından sıyrılıp, hayata daha geniş pencerreden bakması gerekmez mi? Bir kere namus denilen kavramın çıplaklık ve cinsellik mülkiyeti üzerinden üzerinden şekillenip (bana göre ama) bu kadar basite indirgenmesi, olaylarn bu şekilde vusul bulmasını kaçınılmaz kılıyor. İnsanoğlu kapalı-muhafazakar toplumlarda hala özgür bir şekilde hareket edemediği-içgüdülerini normal bir şekilde gerçekleştiremediği için bir açlık içersinde ve ahlakçı yetiştiği için de bir görgüsüzlük söz konusu gelecekte bu konuda bolluk içersinde olsa bile. Ben gerçekten insanların paraya para demediği bir noktaya gelince, geçmişte maruz kaldığı ve dolayısıyla içselleştirdiği ahlakçılığın etkisinden dolayı, bu geçmişteki baskının acısını çıkartıyor belki de oraya buraya asılma hakkını kendine görerek. Tabii kültürümüzün serinde kabadayılık da mevcut olunca, imkanlar daha da bir güç sevdalısı yapabiliyor insanlarımızı. Bu tür toplumlarda a kşisi haklı, b kişisi haksız falan demek de çok yanlış olur. Her iki taraf da aynı zihniyete sahip olduğu için roller değişebilir sadece. DeğişeBİLİR diyorum bakınız; BİLİR!

Benim olaya sağlıklı bir şekilde bakışım nasıl mı peki? Bir kere ben namus kavramına inanmadığım için, benim yanımdaki partnerim namusum falan olamaz. Namus denilen şey benim için dürüstlükle, doğrulukla, adaletlle, vesaire erdemlerle eş anlamlıdır. Partnerime sahip çıkmak, cinsellik üzeirnden onu namus kavramıyla etiketlemek falan bana çok saçma geliyor. Ayrıca benim yan yana durduğum kişi, kendini savunabilecek bir kişdir; onu aciz konumuna sokamam. Amaaaa..!, ülkemizde acizlik de mağdur kesimler tarafından kendi çabalarıyla pekiştirilmiyor mu zaten; mesela kadınlarımız da kocaya bir adiyetçilik yok mudur erkeklerin sahibiyetçiliklerinin yanında; erkeklerin bu mülkiyetçiliğine, kadınların aidiyetçiliği cesaret ver miyor mu? Ben olsam, hangi kültürde olursa olsun, hayata bakış açım yüzünden hangi kategoriye sokulursam sokulayım,
BEN, BEĞENİLMEYİ İLİTFAT OLARAK KABUL EDERİM. PARTNERİMİN BEĞENİLMESİNDEN DE GURUR DUYARIM. KISKANÇLIK, MUHAFAZAKAR KÜLTÜRLERİN BİR PARÇASI OLMAK VE İNSANIN KENDİNİ DONANIMLAMAMASINDAN DOLAYI ÖZGÜVENSİZLİKLE ALAKALI BİR ŞEYDİR, KİŞİNİN BU KONUDA KENDİNE GÜVENEMEMESİYLE ALAKALI BİR ŞEYDİR. İNSANIN "KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ" DEMEZ Mİ KÜLTÜRÜMÜZ AYRIYETEN?
Olayda, olayın kahramanlarını birbirine düşmesine sebep olan figürler de, olayın kahramanlarını destekler nitelikte bir polemik içersinde olabiliyorlar; olaya geniş bir perspektiften bakamak yerine. Tabi bütün bu olanların sebebi, insanların heteroseksist bir dünyda, varoluşlarını toplumsal cinisyete uygun  erkeklik ve kadınlık çerçevesinde gerçekleştirmesiyle alakalı.

Medyanın olaya bakışı da o kadar sIğ ki; neymiş, olayın kahramanı evliymiş de, artık durulmalıymış da; ul*n, erkek kültürünün tamamı böyle; önce o bireyi yetiştiren kültüre dönüp bir bakmak gerekmez mi? Kalkmışlar bir de olayda yer alan silahın ruhsatlı olup olmadığını flaş yapmışlar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder