Başına dönecek olursak şampiyonanın... Büyük umutlarla gitmiştik Azerbaycan'a turnuva için... Tecrübeli oyuncularımız, genç dinamik kızlarımız ve dünyanın belki de en iyi koçuyla... Rusya'ya 3-0 yenilince şok olmuştuk. Bulgaristan'a 3-2 yenilmemiz, "Acaba turnuvaya veda mı ediyoruz?" dedirtti bizi. Avrupa voleybolu eski gücünde değildi ve Sırbistan'ı saymaz isek, şampiyonluk için yakaladığımız güzel bir fırsattı bu yılki şampiyona. Arkamıza ev sahibi Azerbaycan'ın seyirci desteğini de alırsak bu iş tamam demiştik... Ukrayna'yı da eğer yenemezsek turnuvaya veda edecekti 1 puanla. Ukrayna'nın bile 2 puanı vardı. 3 puanı koparmalıydık bu maçtan yolumuza devam edebilmek için. Ve Sultanlar kendisi gibi oynayarak güçlü bir dönüş yapmış, Ukrayna maçını 3-1 kazanarak hem elenmekten kurtulmuş, hem de bizi umutlandırmıştı. 8'li finalde Polonya'yı da 3-1 yenerek şampiyonluk konusunda iyice umutlanmaya başlamıştık. Neden olmasındı; elenmekten kurtulan takımlar şampiyon olmuyorlar mıydı Rusya, Çin, Brezilya gibi... Çünkü takım oyunu oynuyorlardı ve dirençli oluyorlardı. Bizim kızlar da öyleydi. Hiçbirisi birbirinin yedeği değildi; hepsi de iyi bir oyuncuydu. Birbirinin yokluğunu aratmayacak seviyedelerdi. Hem ilk karşılaşmada 3-0 yenildiğimiz Rusya ile görülecek bir hesabımız vardı ve nihayet de öyle oldu. Rusya'yı, hem de 30 Avrupa şampiyonasında 19 defa şampiyon olmuş ve 3 defa dışında hep madalya kazanmış Rusya'yı 3-0 yenmiştik. Madalyadan da hep Türkiye etmiş onları. Neden Sırbistan'ı da 3-0 yenmeyeydik? Onlarla da görülecek bir hesabımız vardı 2015'te 3.lükten ettikleri şampiyonadan kalan. Onlar da günlerinde olmayabilirdi. Biz de extra bir performans sergileyebilirdik şampiyon olma umutlarımızın arzusuyla. Ama olmadı ne yazık ki. Hiç varlık gösteremedik, hezimete uğradık desem... Sadece 3. sette 20. sayılara ulaşabildik.
Neden böyle olduğunu ilk paragrafta kısaca belirtmiştim. Belki fiziksel kapasite, belki coğafi ve kültürel sebeplerin çalışma şekline etkileri, belki spor kültürümüzün istenilen seviyde olamması... Ne bileyim işte... Aynı antrenör bütün dünyayı şampiyon ediyor ama bizim kızlara gelince... Belki çok zoruz, belki yetersiziz... Ama bunlar vazgeçmemiz için gerekçe sayılamaz. Aşılamayacak engel yoktur. Genç nesilden umutluyum. 2003'teki kadro ve formu yakalayabiliriz Ebrar ile, Beyza ile, diğerleriyle... Hayat bir süreçtir ve dönem dönem düşülür, dönem dönem yükselinir, herkesin de bir zirve zamanı mutlaka vardır...
https://halilkandok.blogspot.com.tr/2017/10/filenin-sultanlar-3-oldu-eda-erdem-altn.html
Guideti ile çok benzeşiyoruz, belki İtalyanlar ile. Saman alavi gibi hemen parlıyor, hiddetleniyoruz ve kavgayı çok seviyoruz, hakkımız yenilince susturulamıyoruz, durdurulamıyoruz; bi' sakin olabilsek! Ah Giovanni... Seni çok seviyoruz biliyor musun?
Eda Erdem... Son takım kaptanımız. Kötü müydü; hayır, çok iyi idi. Bana göre Neslihan ile birlikte tek dünya starımız. Voleybol bir takım oyunu ve tek başına nereye kadar... Bu arada Esra'ya haksızlık etmemek gerek eski Milli oyuncularımızdan. Gözde'nin hırsına da çok hayranım. Yapacağım diyorsa, yapar!
Polonya galibiyetinden sonra...
Ukrayna'yı yenerek dönüş yapmış, yola devam etmiştik...
Senin de soğukkanlılığına hayranım Naz...






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder